Posts Tagged ‘uyku’



Şifalı Bitkiler ile Adetin (Regl) Ağrılı ve Güç Olması

Buluğ çağındaki bayanlarda adetin ağrılı ve güç olması rahim eğriliğinden kaynaklanabilir. Onun dışında hormon dengesizliği ve azlığındanda regller ağrılı ve sancılı olabilir. Normal olan adet bazı vitamin ve minerallerin eksikliğinden dolayı ağrılı ve güç bir hal alabilir. Rahimde yumurta kanalında iltihaplanma varsa buda adetin güç va ağrılı olmasına neden olalilir.  Bitkilerle tedavi adet önceki 3 gün başlar adet sonuna kadar devam eder. 3-4 ay üst üste tekrar yapılır. Tedavi iyi sonuç verdi ise bitki çayları içme işi sonlandırılır.

  • LAHANA YAPRAĞI : Regl ağrısını giderir. 2 iri lahana yaprağı masa üzerinde şişe ile ezilir.ve bez üzerinde soğuk olarak kasıklara akşamları vurulur.2-3 saat orada bekletilir.
  • MARUL YAPRAĞI: Regl ağrılarını keser iyi uyku verir. 2-3- marul yaprağı ince ince kıyılır.ve 1 litre suya konup 10 dakika kaynatılır 20 dakika demlenir. Günde 2-3 su bardağı içilir.
  • CİVAN PERÇEMİ = ARAPSAÇI: Regl söktürür ağrı ve sancıyı giderir. 1 litre sıcak suya 40 gr. çiçekli bitki konur 20 dakika sonra süzülerek içilir. Günde 2 su bardağı içilir.
  • MAYDANOZ : Kök tohum ve yaprakları kullanılır. Regl ağrı ve sancısını gideriri. 1 litre suya 100 gr. kök veya tohum konur. 15 dakika kaynatılır 20 dakika demlenir ve süzülür.  Yada yeşil yapraklarından 1 litre sıcak suya 50 gr. kıyılarak konur. 30 dakika sonra süzülür. Günde 3 kere içilir.
  • NERGİS:  1 su bardağı sıcak suya 4-5   adet çiçek ufalanır 10 dakika sonra süzülerek günde 2 su bardağı içilir.
  • ANASON :1 çay  bardağı sıcak suya 1 kahve kaşığı tohumu konur.Günde 2-3 çay bardağı içilir.
  • PAPATYA: 1 su bardağı sıcak suya  5 adet papatya ezilerek konur 10 dakika sonra süzülür günde 2 bardak içilir.
  • KADIN TUZLUĞU: 1 su bardağı sıcak suya 1 tatlı kaşığı yaprak veya meyvesi konur.20 dakika sonra süzülür günde 2-3- bardak içilir.
  • ŞAHTERE : 1 litre sıcak suya 50 gr. bitki konur.15 dakika sonra süzülerek içilir
  • ARDIÇ TOHUMU : 1 litre sıcak suya 20 gr. tohum ezilerek konur 10 dakika sonra süzülür, günde 2 su bardağı içilir. Böbreklerinde iltihhaplanma olanlar bu bitkiyi kullanmasın.
  • NANE :1 su bardağı sıcak suya 1-2 kahve kaşığı ufalanmış nane konur, 5 dakika sonra süzülür günde 2 bardak içilir.
  • SAFRAN :Bir çaybardağı sıcak suya 1/4 kahve kaşığı karıştırılır günde 2 bardak içilir.
  • MİSK ADAÇAYI :1 çay bardağı sıcak suya 1 tatlı kaşığı yaprak ve çiçek konur 10 dakika sonra süzülür, günde 2 bardak içilir.
  • SÖĞÜT YAPRAĞI: 1 su bardağı sıcak suya 1 tatlı ksşığı ufalanmış yaprak konur. 10 dakika sonra süzülür, günde 2 bardak içilir.
  • KARABAŞ OTU : 1 çay bardağı sıcak suya 1 tatlı kaşığı ufalanmış bitki konur, 10 dakika sonra süzülür. Günde 2 bardak içilir.
  • KİMYON :Günde 2 kahve kaşığı yemeklerde yenir.

BAHAR YORGUNLUĞU

Bahar aylarında insan metabolizmasında oluşan değişiklikler beraberinde yorgunluğu da getiriyor. Bahar yorgunluğu bir hastalık olarak tanımlanıyor ve önlem alınması gerekiyor. Önlem alınmazsa bahar yorgunluğu kronikleşebiliyor.

Kışın soğuk günleri yavaş yavaş yerini baharın neşesine ılıklığına bırakırken birçok kişide halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, uyku isteği gibi ortak şikayetler gözleniyor. Bu yakınmaların çoğu bahar yorgunluğuna bağlanıyor.

Bu yorgunluğa bağlı olarak kalp ve romatizma hastalarında yakınmaların arttığını belirtiyor. Bahar yorgunluğu önlem alınmazsa kronik yorgunluk sendromuna da dönüşebiliyor.

Havadaki elektrik artıyor

Bahar mevsiminde havadaki elektrik yükü artıyor. Bu yükün iyonlar aracılığıyla taşındığı vurgulanmaktadır. Pozitif ve negatif değerde iki tür iyondan pozitif olanlar arttıkça vücuda zindelik getirir. Negatif yüklü iyonların artması ise yorgunluk, halsizlik ve gerginliklere neden olur. Havadaki elektrik yükü şehirlerde daha fazladır. Taşıtların havayı kirletmesi, sanayi atıkları, trafik keşmekeşi elektrik yükünü artırır.

Elektrik yükünün yoğunluğu, bahar mevsiminde sinir gerginliğini ve stresi tırmandırıyor. Bu durum, damarlardaki büzülmeyi artırıyor. Damarlardaki büzülme midede olursa ülsere bile neden olabiliyor. Uzmanlar, bahar mevsiminde sebze ve meyvelerin yanısıra bol sulu gıdaları da soframızdan eksik etmememiz gerektiğini söylüyorlar; çünkü meteorolojik değişiklikler yüzünden vücuttaki su oranında bozukluklar görülebiliyor.

Bahar yorgunluğunun etkilerinden kurtulmak mümkün. Eğer yakınmalar süreklilik kazanmışsa ve kendinizi her zaman halsiz ve bitkin hissediyorsanız, kronik yorgunluk ile karşı karşıyasınız demektir.

A tipi insanlar aday

Eğer, yönetici kadrosunda çalışan sorumluluğu fazla olan biriyseniz, halsizlik, kırıklık, boğaz ve baş ağrılarıyla gelişen kronik yorgunluk sendromu sizin de kapınızı çalabilir. Kronik yorgunluk sendromu olan kişi, gözlerinin önünde beneklerin uçtuğunu, devamlı baş ağrısı ile birlikte sanki kerpetenle ensesinin sıkıldığı hissine kapıldığını söyler. Eklem ağrılarından yakınır. Bu kişilerin işteki konsantrasyonları bozulur. Eklem ağrıları, ruhsal sıkıntılar yakalarını bırakmaz.

Kronik yorgunluk sendromuna yakalanan kişilerin çoğunluğu yaptığı işten, çalışma ortamından ötürü devamlı duygularını, sıkıntılarını baskı altına alıyor. Bu şekilde yıllarca baskı altında kalan duygular, stres ve iş yoğunluğu sonucunda patlama noktasına geliyor.

Mutsuzluk yorgunluğu

Bahar yorgunluğu ve kronik yorgunluk dışında bir de “mutsuzluk yorgunluğu” denilen bir yorgunluk türü var. Kendini sürekli halsiz, isteksiz, yorgun hissedenler bu gruba giriyor. Söz konusu kişilerin yorgunluk hisleriyle mutsuzlukları arasında bağlantı olduğunu belirtiliyor. Mutsuzluk yorgunluğu, insanın psikolojisiyle çok yakından ilgilidir. Bu sorundan kurtulmak için öncelikle yaşamı sevmek, mutsuzlukların, hayal kırıklıklarının gelip geçici olduğuna inanmak gerekir. Söz konusu gruba giren kişilerde şikayetler bedensel bir rahatsızlıktan değil de, psikolojik sorunlardan kaynaklandığı için hastaların psikolojik tedavi görmesi gerekebilir.

Kronik yorgunluktan korunun

Kronik yorgunluğunuzun gerçek nedenini araştırın. Eğer sorun iş yoğunluğunuz ise çalışma temponuzu düşürün, monotonluk ise yaşamınızı renklendirecek uğraşlar bulun.

* Kronik yorgunluğa karşı en iyi ilaç tatile çıkmaktır. İmkanlarınızı zorlayarak birkaç günlüğüne de olsa kent dışına kaçın.

* Her gün sabahları aç karnına en az 5 dakika yürüyüş yapın. Ancak bu yürüyüşleri güneşli günlerde yapmaya özen gösterin.

* Her sabah 10-15 dakika aç karnına jimnastik yapın. Ama vücudunuzu aşırı yormaktan da kaçının. Jimnastik yapacağınız odayı ciğerlerinize bol oksijen girmesi için bir süre havalandırmayı unutmayın.

* Sofranızdan meyve ve sebzeyi eksik etmeyin. Sevmeseniz de mevsimin özelliğini taşıyan meyve ve sebzelerin bütün çeşitlerinden bol miktarda yiyin.

Önlemler

* Baharda vücudun daha çok vitamin ve minerale ihtiyacı oluyor. Özellikle de B ve C vitaminleri ile potasyuma. B ve C vitaminleri sebze ve meyvelerde, potasyum da domates, patates ve kayısıda bol miktarda bulunuyor.

* Günde 3 litre su için. Yemek yemeden ve yatmadan önce azar azar içerek vücudunuza ihtiyacı olan suyu sağlayın.

* Uyku ritmine dikkat edin. Rahat bir uyku için yatağa girmeden önce günlük bütün stres nedenlerinizi aklınızdan uzaklaştırın. Hoşunuza giden konuları düşünün veya hoşlandığınız bir film seyredin.

* Alkol kullanıyorsanız, mümkün olduğunca azaltın. Çünkü yorgunluktan kurtulmak için alkole sarılmak çözümü zor problemleri ortaya çıkarabilir.

Çocuğum ne kadar süre uyumalıdır?

Çocuğum ne kadar süre uyumalıdır?

Uyku ihtiyacı çocuktan çocuğa, yetişkinden yetişkine farklılıklar gösterir. Ancak bir çocuğun büyükleri ne kadar uyuyorsa o kadar uyuması gerektiği inancı çok yanlış­tır. Uyku çocukluk ve gençlik dönemleri için hayati öneme sahiptir. Uyku düzeni kurmak
Her yaştan çocuğun sağlıklı ve huzurlu bir uyku süreci yaşayabilmesi için uyku ön­cesi süreç büyük önem taşımaktadır. Birçok anne ve baba çocukları daha bebek yaşlarda iken düzenli bir uyku süreci oluşturmayı başarmaktadır. Erken yaşlarda oluşturulan uyku düzeni ileriki yaşları da olumlu yönde etkilemektedir. Anne ve babalar çocukları küçükken sağlıklı bir uyku düzeni kursa da, çocuklar büyüdükçe ve kendi kararlarını kendileri vermeye başladıkça aynı düzenin sürdürülmesi ol­dukça güçleşir. Uyku için bir düzen oluşturmanın önemi hafife alınmamalıdır an­cak bu konuda çocukların üzerinde baskı kurmak da doğru değildir. Belirlenen sü­rede uyumaları için kendilerine aşırı baskı yapılan çocuklar kendilerini güvende hissetmezler. Ancak düzenli uyumaları yönünde telkin almayan ve uyuma vakitle­ri her gece bir öncekinden daha farklı olan çocuklar da ne zaman yatacaklarını bi­lemediklerinden ve kendilerine bir sınırlama getirilmediğinden yeteri kadar uyu­yamazlar ya da uyku düzensizlikleri yaşarlar. Önemli olan aradaki dengeyi sağla­mak ve çocuklara baskı uygulamadan sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmaktır.

Uyku dahil hayatınızın her aşamasını planlamanız kendinizi bir düzene bağ­lanmış gibi hissetmenize neden olabilir. Hatta bu durum monotonluğu da berabe­rinde getirebilir. Ancak çocuğunuz için oluşturduğunuz uyku düzenine siz de uy­maya çalışırsanız, tüm aile bundan olumlu yönde etkilenir. Siz düzenli olarak uyursanız, çocuğunuz da uykusu hiç bölünmeden uyuyacaktır. Çocuğunuzla uyku konusunda yaptığınız savaşlardan kurtulunca, rahat ve huzurlu olarak uyuyabilir­siniz. Geceleri düzenli bir uyku süreci yaşayan çocuklar gün içinde daha sakin ve huzurlu olurlar. Bu hem okuldaki başarılarını hem de sosyal ilişkilerini olumlu yönde etkiler.
Çocuğunuz için uyku düzeni oluşturmanız asla esnek olamayacağınız ve bu düzenin dışına çıkamayacağınız anlamına gelmez. Düzen sadece siz anne ve ba­baların rahat etmesi için oluşturulmalıdır. Ancak gerektiğinde (örneğin bazı tatil günlerinde) uyku için belirlenen saatlerin dışına çıkılabilir.

Bebekler
Minicik bir bebek için uyku düzeni oluşturmaya çalışmanızın hiçbir anlamı yok­tur. Bebeklerin uyku süreçleri zaman akışına bırakılmalıdır. Bebeklerin biyolojik saatleri uyku saatlerini de etkilemektedir. Bebeğinizin yatış ve kalkış süresine göre kendi uyku düzeninizi ayarlamaya çalışmanız sizin için daha doğru olacaktır. An­cak eğer bebeğinize sağlıklı bir uyku düzeni oturtmayı başarabilirseniz, buna de­vam edin. Uyku rutini kazanmış olan bir bebek kendisini daha rahatlamış ve hu­zurlu hissedecektir. Uyku düzenine alışmış bir bebeği ister yemeğe gittiğiniz bir ar­kadaşınızın evindeki arka odada uyutmaya çalışın, ister tatilde bir otel köşesinde uyutmaya çalışın hiç zorluk çekmezsiniz.

Bebeğinizi yatırmadan önce sevdiği şeyleri yapmaya çalışın. Mesela bebeğiniz oynamayı seviyorsa yatmadan önce onunla biraz oynayabilirsiniz. Bebeğinizin sır­tına masaj yaparak gazını çıkarabilirsiniz. Bebeğinizin ayaklarına bitki esansları sürerek, ayak topuklarına ya da parmak uçlarına masaj yapabilirsiniz. Çocuğunu­za her gün banyo yaptırmak zorunda değilsiniz ancak her gün uyumadan önce banyo yapan bir bebek daha huzurlu bir şekilde uyuyabilir. Bebeğinizi yıkadıktan sonra iyice kurulayın. Ona neler yaptığınızı tek tek anlatın, onunla iletişim kurma­ya çalışın. Hatta ona güzel bir hikâye anlatın. Yeni doğmuş bir bebek bile rengârenk fotoğraflardan oluşan bir kitaba bakmayı ya da şefkatli bir anne sesini dinlemeyi sever. İsterseniz bebeğinize uyumadan önce şarkılar söyleyebilirsiniz, onu son bir kez emzirmeden önce biraz kucağınızda sallayabilir, daha sonra da yatırabilirsiniz. Önerdiğimiz bu birbirinden farklı alternatiflerden hangisini yapmayı seçerseniz seçin, her akşam bebeğinizi yatırmadan önce aynı şeyleri yapmaya çalışın. Bebe­ğinize rutin bir düzen kurun. Yukarıda saydığımız alternatifler bebeğinizi rahatla­tır. Seçtiğiniz alternatifi bebeğiniz yatmadan hemen önce uygulamaya koyarsanız, uykuyu güzel bir süreç haline getirebilirsiniz.
Gününüzü öyle bir planlayın ki her şey bir düzen içinde gerçekleşsin. Bebeği­niz ile yaptığınız her şeyin belirli bir zamanı olsun. Örneğin sabahları bebeğinizi dışarı çıkarıp temiz hava aldırabilirsiniz. Ya da sabahları arkadaşlarınıza bebeğiniz ile birlikte ziyaretlere gidebilirsiniz. Bebeğinizi her gün aynı saatte ikindi uykusuna yatırabilirsiniz. Zamanınızın büyük bir bölümünü bebeğinizi emzirerek, altını değiş­tirerek, banyo yaparak geçirebilirsiniz. Zorunlu olarak yapmanız gereken bu işleri be­lirli bir düzene oturtursanız yani her bir işi belirli zamanlarda yapmaya alışırsanız, zamanlamanızı da güzelce ayarlamış olur ve diğer işlerinizi yapmaya da fırsat bu­lursunuz. Yapacağınız işleri bir düzene oturtmanız kendinizi daha özgür hissetme­nizi sağlayacaktır. Bebeğiniz her gün aynı saatlerde uyur ve aynı saatlerde yemek yerse, kendisini daha güvende hissedecektir.

Çocuklar
Hâlâ çocuğunuz için rutin bir plan oluşturamadıysanız, geç kalmış sayılmazsınız. Eve geç geliyorsanız, çocuğunuzun uyku saatini biraz ileriye alabilirsiniz. Çocuğu­nuzun yatış saati ile ilgili aklınızda bulundurmanız gereken en önemli şey çocuğu­nuza huzurlu bir ortam sağlamanız gerektiğidir. Çalışan anne ve babalarından ay­rı kalan bebekler için, ebeveynleri ile güzel oyunlar oynamaktan mahrum kalan çocuklar için akşam yemeğinden hemen sonra uykuya dalmak oldukça zordur. Gün içinde anne ve babasından ayrı kalan bir çocuk anne ve babasının şefkatine ihtiyaç duyar. Onlarla köşe kapmaca, saklambaç ve oyuncak oynamak ister. Böyle bir çocuk, doğal olarak, yatmaya gitmek istemeyecektir.

Eve geç geliyorsanız, çocuğunuzun yatmadan önce yapması gereken her şeyi bakıcısına anlatın. Çocuğunuza bakan kişinin çocuğunuzla ilgili her şeyi zamanın­da ve güzel bir düzen içerisinde yaptığından emin olmaya çalışın. Çocuğunuz için oluşturacağınız düzenin en güzel yanı siz olsanız da olmasanız da kendi kendine işleyebileceğidir.
Çocuğunuz uyumadan önce yapılması gereken tüm işler bir zaman sıralama­sı içinde gerçekleştirilirse, çocuğunuz siz yanında olmasanız bile rahat ve huzur içerisinde uykuya dalacaktır. Örneğin, çocuğunuza önce ılık bir banyo yaptırabi­lirisiniz, sonra onunla biraz konuşabilir ya da ona bir hikâye anlatabilirsiniz, tüm bunlardan sonra çocuğunuza ılık bir içecek içirebilirsiniz. Bu işleri sırayla yapma­ya çalışırsanız, her şey sizin için daha kolay olacaktır.

Eşiniz çocuğunuzu uyuttuktan sonra eve geç gelmişse bile sessiz olmaya gay­ret edin. Eşinizle sessiz sessiz sohbet edin, düşük sesle müzik dinleyin ve çocuğu­nuzun rahatını bozmamaya çalışın. Aynı şekilde çocuğunuzun da eşinizle birlikte geçirdiğiniz zamana müdahale etmesini engelleyin. Çocuğunuz kendisine yeteri kadar zaman ayırdığınızı hissederse, eşinizle baş başa geçireceğiniz zamana da en­gel olmayacaktır, işten eve yorgun ya da stresli gelirseniz, içinde bulunduğunuz bu olumsuz durumu çocuğunuza hissettirmemeye çalışın. Yorgun ve stresli bir anı­nızda çocuğunuzla tartışmaya girmeyin ya da aranızdaki herhangi bir anlaşmazlı­ğı stresli bir zamanda halletmeye kalkışmayın. Çocuğunuz okuldan eve stresli gel­diyse, onunla iletişim kurmaya çalışabilirsiniz. Burada dikkat etmeniz gereken en önemli şey sakin olmaktır. Stresli zamanlarınızda ya da çocuğunuzun stresli oldu­ğu zamanlarda sakin olmaya gayret edin ve çocuğunuzun da sakin kalmasına çalı­şın. Siz çok gergin olursanız ve duygularınızda taşkınlık yaratırsanız, çocuğunuzun size vereceği tepkiler de gergin ve taşkın olacaktır. Gerginlik ve taşkınlık anında hiçbir çocuk rahat ve huzur içinde uyuyamaz.

Çocuğunuza hemen hemen her akşam banyo yaptırmaya çalışın. Çocuğunuz okuldan eve tertemiz gelse bile yaptıracağınız ılık bir banyo üzerindeki tüm ger­ginliği ve stresi alıp götürecektir. Çocuklar suyla oynamayı sever ve banyoda heye­canlanır. Banyodan çıkan çocuklar kurulandıktan sonra, özellikle de pijamalarını giydikten sonra rehavet içine girerek hemen uyumak isterler. Çocuğunuzun yastı­ğına damlatacağınız birkaç damla lavanta kokusu daha da gevşemesini sağlaya­caktır. Çocuğunuz okul çağına geldiğinde her gün banyo yapmak işe yarayacaktır. Bu şekilde çocuğunuza düzenli temizlik ve hijyen alışkanlığı kazandırabilirsiniz. Çocuğunuza nasıl yıkanması ve kurulanması gerektiğini küçük yaşlardan itibaren öğretebilirsiniz.

Çocuklar da büyür…
Çocuğunuzun yaşı ilerledikçe televizyon, bilgisayar ve atari karşısında geçirdiği za­man dilimi uzar. Çocuğunuz için kurduğunuz plan ve düzen, gün içinde rahat et­menizi sağlayacaktır. Hayatı düzene oturmuş bir çocuk, uykusunu daha kolay alır. Uyku düzenine sahip çocukların yatış ve kalkış saatleri de düzenlidir.
Yaşları ilerleyen çocuklar hayatlarını bir düzen içinde sürdürürlerse zamanla­mayı ve zamanını doğru kullanmayı da öğrenirler. Düzenli çocuklar ödevlerine, fi­ziksel aktivitelere, hobilerine ve eğlenceye gereken zamanı ayırmayı bilirler.
Çocuğunuz için kurduğunuz düzenin hem sizin hem de çocuğunuzun ihtiyaç­larına uygun olmasına özen gösterin. Her çocuk rahatlatıcı bir duş yapmaktan, ai­lesi ile sohbet etmekten, anne ya da babasından hikâyeler dinlemekten hoşlanır. Çocuğunuz büyüdükçe, kendisinden size hikâyeler anlatmasını ya da okumasını is­teyebilirsiniz. Çocuğunuzun huzurlu bir şekilde yatmasını sağlayabilmenin bir baş­ka yolu da kendisine kasetten ya da CD’den hikâyeler dinletmektir. Bu şekilde çocu­ğunuzun daha kolay uykuya daldığını göreceksiniz. Bu nedenle çocuğunuz için ha­la bir uyku düzeni oluşturmadıysanız, hemen işe başlayın. Öncelikle yemek saatini düzenlemeye çalışın. Kurduğunuz düzene tüm ailenizin uymasını sağlayın. Bu dü­zenin sadece çocuklar tarafından uyulması gereken bir düzen olmasından çok aile­ce önemsenmesi ve korkulmaması gereken bir düzen olmasına gayret edin.
Akşam yemeğinizi çok erken saatlerde yemiyorsanız, yemekten önce çocuğu­nuzun tüm ödevlerini bitirmesini sağlayın. Çocuklar yatmadan önce ödevleri dahil tüm işlerini bitirirlerse rahat edebilirler. Ödevini tamamlayamamış bir çocuğun ödev korkusu ile uykuya dalması oldukça zordur. Çocuğunuza ödevlerini tamamla­yıp yemeğini yedikten sonra en sevdiği şeyi yapması için izin verin. Ancak bu duru­ma bir zaman sınırlaması getirmeyi de ihmal etmeyin. Örneğin, çocuğunuz televiz­yon izlemeyi çok seviyorsa, yemekten sonra televizyon izlemesi için ona izin verin. Bu konuda çocuğunuza bir saatlik zaman tanıyabilirsiniz. Çocuğunuzun yaşı büyü­dükçe, ona kendi başına daha fazla zaman geçirmesi için izin verebilirsiniz. Çocu­ğunuz kendi başına kitap okuyabilir ya da CD ve kasetlerden hikâyeler dinleyebilir.

Ergenlik çağı

Ergenlik çağındaki çocuklar için uyku büyük bir önem taşımaktadır. Bu nedenle ço­cuğunuz ergenlik çağında ise, yeteri kadar uyumasını sağlamak için elinizden gele­ni yapın. Ergenlik çağındaki çocuklar akşam vakitlerini diğer arkadaşları ile geçir­meyi, dışarıda gezmeyi çok severler. Dışarıda çok fazla vakit geçiren çocuklar ödev­lerini ihmal edebilirler ve ödev yapma işini gece geç saatlere bırakabilirler. Ödevi geç saatlere kalan bir çocuğun uyku saatlerinin düzenli olması da oldukça güçtür.
Çocuğunuz için düzenli bir uyku saati oluşturamadıysanız, kendisinden yar­dım isteyin. Çocuğunuzun yapmak istediği şeyleri haftanın belirli günlerinde yap­masını isteyin. Tüm yapmak istediği her şeyi akşam saatlerine sığdırmaya çalışan çocukların uyku saatleri de gecikir. Çocuğunuzun her akşam farklı bir şey yapma­sını sağlarsanız (örneğin bir akşamını ailesine, bir akşamım arkadaşlarına, bir ak­şamını hobilerine ayırması konusunda çocuğunuzdan yardım isterseniz), uyku sa­atini de düzene koymuş olursunuz. Çocuğunuz ödevini akşama bırakmışsa, akşam çok geç saatlere kalmadan ödevini tamamlamasını sağlayın. Çocuğunuzu yatma­dan önce ılık bir duş alması ve daha sonra kitap okuması konusunda teşvik edin. Çocuğunuza verdiğiniz bu tavsiyelerin kendisi için ne kadar yararlı olduğunu an­latın. Çocuğunuza uykusunu alamadığı durumlarda atletik ve akademik perfor­mansının düşeceğini anlatın. Düzenli uykunun hayatını olumlu yönde etkileyece­ğinden bahsedin. Çocuğunuza düzenli uyuduğunda hayata daha olumlu bakaca­ğını ve bu nedenle arkadaşları ve ailesiyle ilişkilerinin daha olumlu olacağını söy­leyin. Çocuğunuzun uyku saatleri makul ise, çok da fazla baskı kurmanıza gerek yoktur. Çocuğunuz uyuması gereken saatlerde bilgisayar ya da televizyon ekranı­na yapışıp kalıyorsa, bu alışkanlıklarının değişmesi yönünde birtakım adım atma­nız gerektiğini bilmeniz gerekmektedir.

Hiçbir çocuk uyku saatleri konusunda özgür kalmanın yararını görmemiştir. Biz büyüklerin bile düzenli uyuması gerektiği şu dünyada, ergenlik yaşındaki ço­cuklarımızın düzenli olarak uyumasının ne derece önemli olduğunu sanırım her­kes anlayabilir. Uyku saatlerinizi tüm aile fertleri için geçerli olacak şekilde ayarla-yabilirseniz, bundan hepiniz çok yararlı çıkarsınız.

Uykunun önemi nedir

Uykunun önemi nedir

Uyku tahmin ettiğimizden daha büyük bir öneme sahiptir. Güzel ve huzurlu bir uyku süreci geçirmek hepimizin hakkıdır.
Yetersiz uyku bağışıklık sistemimizin zayıflamasına neden olur. Birkaç saat az uyumamız bile bağışıklık sistemimizin yapı taşlarını oluşturan ve bakteri ve virüslere karşı savaşan savaşçı hücrelerimizin azalmasına neden olur. Yetersiz uyku, soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklarla bile savaşmamızı zorlaştırır. Ço­cuklarımız için de durum aynıdır. Bir çocuğun bağışıklık sistemi zaten yeterin­ce gelişmiş sayılmaz. Bağışıklık sistemi çok fazla gelişmemiş olan bir çocuğun gereğinden az uyuması bağışıklık sistemini daha da zayıflatır.
■ Kısa süreli uyku problemleri bile günlük yaşantımızı olumsuz yönde etkiler, strese neden olur. Uykusuzluk üretkenliğimizi azaltır. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, düzenli bir uyku sistemine sahip olan çocuklar daha kolay konsantre olurlar, kendilerine verilen görevleri yerine getirirler ve ufak tefek sorunların üstesinden gelirler. Gerektiği kadar uyuyamayan çocuklar ise zi­hinsel işlemleri gerçekleştirmekte, mantıksal çıkarımlar yapmakta ve mate­matik işlemlerini çözmekte bir hayli zorlanırlar. Uyku problemi yaşayan ço­cuklar arkadaş çevresinde de sosyal sorunlar yaşarlar.
■ Büyüme hormonları, çocuklar uyurken harekete geçer. Kronik uyku düzensiz­liği yaşayan çocukların (özellikle de astım ve uyku apnesi rahatsızlığı yaşayan­lar) gelişimlerinin yavaşladığı tespit edilmiştir. Uyku sorunu yaşayan çocukla­rın uykuya dalmakta güçlük çektiği, uyumaktan korktuğu, gece sık sık uyandı­ğı ve derin bir uykuya dalamadığı tespit edilmiştir. Çevreleri tarafından uyku konusunda baskı gören çocukların üzerindeki baskı hafifledikçe, büyümeleri ve gelişimleri de olumlu yönde etkilenir.
Uykunun önemi
■ İngiltere’de Loughborough Universitesi’nde Uyku Araştırma Laboratuarına başkanlık eden Jim Horne’ye göre çocuklardaki uyku bozuklukları en çok bey­ni etkiler. Uykunun hayati önem taşıdığı en önemli organımızın beynimiz ol­duğunu söyleyen Horne, bu bulgusunu uyku düzensizliği problemi yaşayan çocuklar üzerinde yaptığı araştırmalarla desteklemiştir. Uyumadığımız za­manlarda vücudumuzu gevşetip dinlendirebilsek de, beynin gerçek anlamda dinlenmesi ancak uyku esnasında gerçekleşmektedir. Gözlerimizi kapatıp hiç­bir şey düşünmemeye çalışsak bile beynimizin yüksek bir aktivite içerisinde olduğu söylenmektedir. Horne’ye göre, beyin metabolizması 3-8 yaşları ara­sındaki çocuklarda oldukça hızlı çalışır. Bu nedenle bu yaşlardaki çocukların beyinlerini dinlendirebilmesi için daha çok uykuya ihtiyacı vardır.
■ Çocuklar kadar yetişkinler de uykusuzluktan etkilenmektedir. Uzmanlara gö­re, yeteri kadar uyuyamadığımız günlerde, uyku konusunda bir sonraki güne borçlanırız. Uyuyamadığımız günü takip eden günlerde bu borcumuzu öde-yemezsek, uykumuzu gerektiği kadar alana dek borcumuz katlanarak artar. Bu borç arttıkça da kendimizi daha uykulu, yorgun ve halsiz hissederiz. Eğer uy­kuya olan borcumuz bir hafta boyunca çok yüksek oranlara ulaştıysa, hafta so­nunu uyuyarak geçirsek bile hafta içinde uyuyamadığımız saatlerin bize ver­diği hasarı çok zor telafi ederiz. Anne ve babalar, tüm ailenin yatış ve kalkış sa­atlerini güzel bir düzene oturtabilirse, ergenlik sürecindeki gençler de uyku konusunda sıkıntı çekmeyecektir. Ergenlik dönemindeki bazı gençlerin gece geç vakitlere kadar oturduğu ve uyku esnasında da sık sık uyandığı bilinmek­tedir. Bu gençlerin uykuya olan borcu uyku düzensizliği ne kadar uzun sürer­se o kadar güç ödenir. Hatta çok geç yatıp, gece yarısı ara ara kalkmayı alışkan­lık haline getiren gençlerin uyku borcunun asla ödenmeyeceği de belirlenmiş­tir. Peki, bunun sonucunda neler yaşanabilir? Amerika’da yapılan bir araştır­maya göre, uyku düzensizliği yaşayan gençlerin gün içinde uyukladığı, dikkat­lerini toplayamadığı, etkiye tepki verme sürelerinin uzadığı, düşünme ve yorumlama kabiliyetlerinin azaldığı, zihinsel faaliyetlerinin yavaşladığı, duy­gusal durumlarının bozulduğu ve kaza ve yaralanma riskine daha çok maruz kaldığı ortaya çıkmıştır.

Çocuğunuz için en uygun uyku ortamı nasıl yaratılır ?

Çocuğunuz için en uygun uyku ortamı nasıl yaratılır ?

Çocuk odasının huzurlu olması, rahat ve huzurlu uyuyabümesi için en önemli et­kendir. Sakin ve rahat bir oda, huzurlu bir uykunun vazgeçilmez bir koşuludur. Ye­tişkinler gibi, çocukların da dış etkenler tarafından rahatsız edilmediği sakin bir odada uyuması gerekmektedir. Çocuk odasında darmadağınık duran oyuncaklar, açık bir televizyon ve ortalığa saçılıp kalmış atariler uyku sürecini güçleştirecektir. Bu nedenle çocuk odasının tertemiz ve düzenli olması oldukça önemlidir.
Çocuk odasının haricinde oyun odanız yoksa, çocuğunuzun gün boyunca odasında oynadığı oyuncakları yatma vakti gelmeden önce göz önünden kaldırın. Bu şekilde oyuncakların uyku öncesinde çocuğunuzun dikkatini çekmesini engel­lemiş olursunuz. Birçok çocuk yataklarının içine oyuncaklarını taşımayı sever. Ço­cuğunuzun yatağına oyuncak getirmesine izin vermeyin. Bazı çocuklar uyurken en sevdiği battaniyeye ya da en sevdiği bebeğe sarılmak ister. En sevdiği battaniyeyi ya da bebeği uyku ile bağdaştıran bebeğin uyuması kolaylaşır. Çocuğunuzun dik­katini çekecek ve uykuya dalmasını zorlaştıracak oyuncaklar dışındaki battaniyeye ya da oyuncağa izin vermenizde çok da büyük bir sakınca yoktur.
Çocuk odasını adeta bir cennete çevirin. Parlak kırmızı-beyaz-ve mavi renklerin­den oluşan bir çocuk odası güzel görünse bile bu renkler çocuğunuzun dikkatini da­ğıtarak uyumasını güçleştirebilir. Bu nedenle çocuğunuzun dikkatini dağıtmayacak olan renkleri yani açık yeşil, açık mavi ve krem renklerini tercih edebilirsiniz.
Birçok çocuk, odasında teyp ya da CD-çalar bulundurmayı sever. Çocuğunuz uyurken odasında hafif müzik çalmanız faydalı olabilir. Müziğin çocuklar üzerin­de olumlu etkisi vardır; yapılan bazı çalışmalara göre, müzik çocukların sinir sis­temlerinin gelişmesini sağlar. Gürültülü ve çok hareketli bir müziğin ya da kaset­ten dinlenen korkunç bir hikâyenin çocuğunuzun uyku düzenini olumsuz etkile­yeceğini bilmeniz gerekmektedir. Bu nedenle çocuğunuzun uyurken dinlediği mü­zik ve hikâyelerin kendisi için uygun olmasına dikkat edin.
Çocukların uykuya dalmasını sağlayan bazı durağan sesler de vardır. Örneğin kuş sesleri, su sesi, dalga sesleri çocukların daha rahat uyumasını sağlayabilir.
Bazı çocuklar karanlıkta uyumaktan korkarlar çünkü karanlıkta kendilerini yalnız ve çaresiz hissederler. Bu gibi durumlarda gece lambası kullanmanız fayda­lı olacaktır. Ancak bazı araştırmalara göre, gece lambası çocuklarda “miyop” ra­hatsızlığına neden olmaktadır. Amerikalı bilim adamları, odalarında sürekli gece lambası yanan iki yaşın altındaki çocukların, gece lambası ile uyumayan yaşıtla­rından iki kat daha fazla miyop riski taşıdığını tespit etmiştir. Miyop bir göz kusu­rudur ve çocuğunuzun uzaktaki cisimleri rahatça görmesine engel olur. İleride körlüğe bile neden olabilir. Miyop göz bebeğinin büyümesi ile ortaya çıkmaktadır; bilim adamları gece lambasının uyuyan çocukların göz bebeklerini bile büyüttü­ğünü gözlemlemiştir.

Gece lambanızı ancak çocuğunuz uykuya daldıktan sonra kapatabilirsiniz, ama çocuğunuzun gece yarısı uyandığında karanlıkta tekrar uykuya dalması güçleşecek­tir. Bazı aileler, açma ve kapama düğmesi uyanma sıklığına göre devreye giren gece lambalarını kullanmaktadır. Bu şekilde, gece lambalarının sadece gerektiği sürece yanması sağlanmaktadır. Bir anne ve babanın çocuğu için yapabileceği en güzel şey­lerden biri de çocuğun gece lambası olmadan uyumaya çalışmasını sağlamaktır.
Çocuğunuzun odasını gereğinden sıcak ya da gereğinden soğuk tutmayın. Ço­cuğunuz uyurken üzerindeki battaniye ve yorganları sık sık yere atıyorsa, üzerine daha kalın pijamalar giydirebilirsiniz. Çocuğunuzu uyku tulumunun içinde uyuta­bilirsiniz. Odası çok sıcak olan bir çocuk geceleri daha sık uyanacaktır. Çocuklar sı­cak ortamlarda, soğuk ortamlarda olduğundan daha sık uyanırlar. Bebeğinizi sıcak tutmaya çalışmak tabii ki sizin en temel görevinizdir, ancak çocukların yaşı büyü­dükçe üzerlerine kaç tane örtü örtmesi gerektiğine kendileri karar verebilirler.

Çocuğunuzu cezalandırmak istediğinizde, yatak odasına hapsetmeyin. Bir ço­cuk yatak odasını ceza merkezi ya da yaptığı yaramazlıkların cezasını çektiği bir oda olarak görürse, o odada huzurlu bir şekilde uyuması güçleşecektir. Bu nedenle ço­cuğunuzun yatak odasını, içinde huzur ve ferahlık bulduğu bir ortam haline getirin.

Güzel alışkanlıklar
Doğumu takip eden ilk günlerde, uyku düzeniniz bebeğinizin ihtiyaçlarına göre şekil­lenir. Bu nedenle, en azından ilk zamanlarda bebeğinizin uyku düzenini zaman akı­şına bırakmanız yerinde olacaktır. Bebeğinize çok katı bir uyku düzeni uygularsanız, bunun hiçbir işe yaramadığını görürsünüz. Bu nedenle bebeğinizin uyku düzenini doğal akışına bırakmanızı öneriyoruz. Özellikle de bebeğiniz doğar doğmaz gecenin farklı saatlerinde defalarca uyanmak zorunda kalmak sizin için bıktırıcı ve can sıkıcı olabilir; ancak şunu da belirtmeliyiz ki birkaç hafta içinde bu yoğunluğa alışabilirsi­niz. Anneler doğum sonrasındaki yoğun tempoya bir anda alışıverirler.

Bebeğinizin sizinle tek iletişim yolu ağlamaktır. Bu nedenle bebeğiniz her ağ­ladığında olumsuz bir şeylerin olabileceğini düşünüp endişelenmeyin. Bebeğinizi sıcak tutuyorsanız, altı kuru ise ve karnını doyurduysanız, içiniz rahat olabilir. Be­beğinizi aç bırakmayın, üşütmeyin ve altını ıslak tutmayın. Bu çizgide devam etti­ğiniz sürece bebeğiniz zamanla kendisini daha güvende hissedecek ve size güven­meyi öğrenecektir. Bu nedenle zaman ilerledikçe daha az ağlayacaktır. Bebeğinizi sürekli ağlar halde bırakırsanız, kendisini güvende hissedemez. Ağlayan bir bebek annesinin ne kadar yorgun olduğunu anlayabilecek durumda değildir. Bebeğiniz ağlaya ağlaya susmayı da öğrenebilir, ama bu durum bebeğiniz için gerçekten çok acı bir tecrübe olur.
Birçok bebek gün içinde annesinin sütünü emdikten hemen sonra sık sık uy­kuya dalar. Bebeğiniz karnı tok uyuduğu sürece, endişelenecek bir durum yoktur. Yaşı birkaç ayı geçmiş olan bebeğiniz sütünüzü emerken uykuya dalıyorsa, onu uyanık tutmaya çalışın. Bebeğiniz uykuya dalmadan önce mutlaka gazını alın. Ya­şı birkaç ayı geçmiş olan bebeklerin uyurken anne sütünü emmesi pek de doğru değildir. Uyurken anne sütü emmeye alışmış olan bir bebek, gece uyurken de de­vamlı annesini emmek isteyebilir. Bu nedenle geceleri sürekli ağlar ve uyurken an­ne sütü emmek ister.

Uyku öncesi alışkanlıklar
Birçok çocuk kendi kendisine uykuya dalar ve geceleri uyansa bile yeniden uyuma­yı başarır. Bebeğiniz uykuya dalmadan önce karnını doyuruyor ve onu sallıyorsanız, uyku sürecinden önce sizden hep aynı şeyleri bekleyecektir. Bu nedenle çocuğunuz uykuya dalmadan önce rutin olarak hangi alışkanlıkları takip ediyorsanız, aynı alış­kanlıkları aynı düzen çerçevesinde uygulamaya devam edin. Yatmadan önce ona ılık bir şeyler içirebilirsiniz, şarkı ya da ninniler söyleyebilirsiniz ya da hikâye okuyabi­lirsiniz. Ne yaparsanız yapın, çocuğunuz uyanıkken yapmaya çalışın ve yaptıklarını­zı bir zaman sıralaması içinde yapmaya gayret edin. Çocuğunuz özellikle de çok kü­çük yaşta ise, uykuya dalmış olduğunda bile ara sıra odasına gidip varlığınızı hisset­tirin. Bu tavsiyemizi uygularsanız, çocuğunuzun kendisini daha güvende hissedece­ğini göreceksiniz. Bazı anne ve babalar çocukları uykuya daldıktan sonra belirli bir süreyi odada kalarak, onların oyuncaklarını ve kıyafetlerini toplayarak ya da düşük bir ses tonu ile hikâye okuyarak geçirirler. Bunun nedeni çocukların anne ve baba­larının varlıklarını hissettiklerinde daha huzurlu olmalarıdır.

Bazı çalışmalar çocuklar uyurken hiçbir şekilde gürültü yapılmaması gerekti­ğini savunmaktadır. Ancak bu çalışmaların savunduğu şeyin doğru olduğunu söy­leyemeyiz. Çocuğunuzu akşam vakti karanlık bir odaya götürüp yalnız başına uyu­masını isterseniz; kendisini yalnız, korumasız ve soyutlanmış hissedecektir. Ço­cuklar bu şekilde uyumaya da alışabilir ancak en ufak bir gürültü olduğunda uya­nırlar. Bu nedenle yapabileceğiniz en güzel şey hafif bir gürültü olduğunda bile çocuğunuzun uyumaya devam etmesini sağlamak olacaktır.

Emerek uyumak
Bazı bebekler, kendilerini daha güvende hissetmek için annelerini emerek uyumak ister. Bu, çok garip bir olay ya da sorun teşkil edecek bir durum değildir. Bazı be­bekler ağızlarına bir şeyler sokmadan uyuyamazlar. Kalem ısırarak ya da parmak emerek uykuya dalan o kadar çok bebek vardır ki… Bebekler bu şekilde kendileri­ni daha iyi hisseder. Bebeğiniz karnı tok iken bile bir şeyler emerek uyuma ihtiya­cı hissediyorsa, parmağını ya da diş halkalarını emmesi doğaldır. Ancak diş halka­sı kullanımı son zamanlarda onaylanmamaktadır çünkü diş halkalarının bebekle­rin diş yapısında bozukluklara yol açtığı tespit edilmiştir. Anne ve babalara düşen en büyük görev çocuklarının rahatlığını sağlamaktır. Bu nedenle, çocuğunuz sade­ce diş halkası ile uykuya dalabiliyorsa, ona istediği şeyi vermekten başka çıkar yo­lunuz yok gibi görünmektedir. Birçok diş halkası artık ortodontik sorunları hafifle­tecek nitelikte geliştirilmekte ve üretilmektedir. Çocuğunuzun kullandığı diş hal­kasını hijyenik bir ortamda tutuyorsanız, endişelenmenize gerek yoktur.

Hollanda’da yapılan bir çalışmaya göre, bebeklerin emdiği diş halkası, “ani be­bek ölümü” sendromuna yol açan etkenlerinden biri olan uyku sırasında nefes ala­mama durumunu büyük ölçüde engellemektedir. Bebekler uyku esnasında diş hal­kalarını sık sık yere düşürüp ağlamaya başlar. Bu da ebeveynlerin sık sık uyanması­na neden olur. Ancak bir çocuğun gece rahat uyuyabilmesi için diş halkasını emme­si, annesini ya da biberonunu emmesinden daha kolaydır. Altı ayını doldurmuş bir­çok bebek, yatağının içine düşürdüğü diş halkasını rahatlıkla bulabilir. Bu nedenle bebeğinizin yatağının içine birkaç tane diş halkası bırakmanız yerinde bir karar ola­caktır. Bazı bebekler başparmaklarını emerek uyumayı çok sever. Çocuğunuz baş­parmağını emiyorsa, bu alışanlığı bırakması için baskı yapmayın. Bu tür alışkanlık­lar çocuklar tarafından içgüdüsel olarak gerçekleştirilir ve çocukların kendilerini da­ha rahat hissetmesini sağlar. Bu tür alışkanlıkların geçmesini zamana bırakın.

Öğlen uykuları
Çocuğunuzun gün içinde belirli sürelerde uyuması zihninin ve vücudunun dinlen­mesine katkıda bulunur. Uykuya dalmaya alışmış olan çocuklar geceleri de uyku­ya dalmakta zorlanmazlar. Uyumayı seven çocuklar geceleri de anne ve babaları­na hiç sıkıntı vermezler. Bebeklerin ya da çocukların uyku ihtiyaçları büyüklerin uykuya olan ihtiyacından daha fazladır. Çocuğunuzun gerek gün içinde gerekse gece süresince düzenli uyuması sizi de rahat ettirir. Çocuğunuzun gece rahat ve kesintisiz uyumasını istiyorsanız, ikindi vakti saat üç veya dörtten sonra uyuması­na engel olmaya çalışın. Çocuğunuzun akşam uyku saati ile ikindi uykusuna yattı­ğı saat arasında en azından dört saatlik bir zaman dilimi olmalıdır. Öğlen uykula­rım çocuğunuzun rutin alışkanlıklarından biri haline getirin ve onun hangi vakit­lerde uyumaması gerektiğini zaman içinde öğrenmesini sağlayın.

Yatma saatleri
Bebekler akşam saat yedi ve sekiz buçuk arasında yatmış olmalıdır. Bir bebek be­lirtilen bu saatlerden daha geç bir vakitte uyuyorsa, kendisini yorgun hisseder. Ba­zı bebekler ise çok hiperaktif olduğundan, önerdiğimiz saatlerden daha geç bir sa­atte uykuya dalsa bile kendisini yorgun ve huzursuz hissetmeyebilir. Ancak bu on­ların yorgun olmadığı anlamına gelmez. Birçok anne ve baba çocukların akşam sa­at sekiz buçuktan önce uykuya dalmasının faydalı olduğunu belirtmektedir. Çocu­ğunuz önerdiğimiz saatlerde uykuya dalmakta güçlük çekiyorsa, uyku saatini ya­rım saat daha ileri alabilirsiniz. Bu kulağa çok basit bir öneriymiş gibi gelse de, işe yaradığını göreceksiniz.

Uyku belirtileri
Bir çocuğun uykusunun ne zaman geldiğini anlamak, bazen çok zor olabilir. Ço­cuklar uykusu gelince genellikle huysuzluk yapmaya başlar ve ağlarlar. Hatta uyku­su gelen bir çocuğun göz altlarında mor halkaların oluştuğunu bile görebilirsiniz.

Bu belirtileri tespit ettiğiniz an, çocuğunuzu hemen uyutmaya çalışın. Uykusu ge­len bir çocuğu uyanık tutarsanız, uyutmaya çalıştığınızda daha zor uykuya daldı­ğını görürsünüz. Yaşları büyüyen çocuklar uykusu geldiğinde daha çok ağlar, daha çok huysuzluk yapar ve her zaman olduğundan daha aktif ve enerjik davranır. Uy­kusu gelen bir çocuğun daha aktif ve enerjik davranması bir tezat gibi görünse de, çocukların uykulu iken daha çok enerji patlaması yaşadığı bilinen bir gerçektir. Çocuğunuz uykusu gelse bile yorgun görünmeyebilir. Bu nedenle söz ettiğimiz be­lirtileri tespit ettiğiniz an, çocuğunuzu yatırmaya çalışın. Çocuğunuz için düzenli bir uyku sistemi oluşturma konusunda gayret edin.

Çocuğunuzu uyandırırken
Çocuğunuzu sabah uyandırmanız gerekebilir. Çocukların gündüz vakti uyuması an­nelerin başka işlerinizi yapabilmeleri açısından önem taşır. Bunu çok iyi biliyoruz. Ancak çocuğunuza düzenli bir uyku sistemi kurabilmeniz açısından sabah erken kal­kıp akşam erken yatmasını sağlamanız da oldukça önemlidir. Bu nedenle sabahları geç kalkan bir çocuğun erken kaldırılması yararlı olabilir. Bu şekilde çocuğunuzun öğlen uykusu saatini de ayarlayabilirsiniz çünkü sabahları geç kalkan bir çocuk öğlen uykusuna yatmak istemeyecektir. Bir gün 24 saatten oluşsa bile, insan vücudunun sa­ati 25 saatlik bir zaman dilimine göre ayarlanmıştır. Bu nedenle insan vücudu her sa­bah bir önceki sabaha göre bir saat daha geç kalkmak ister. Bebekler ve çocuklar vü­cut saatlerinin sesini yetişkinlerden daha çok dinler. Çocuğunuzun vücut saatinin düzenli olarak işleyebilmesi için, onu her sabah aynı vakitte uyandırmanız yerinde olacaktır. Hasta olan ya da nekahat döneminde olan bir çocuk uykuya normalde ol­duğundan daha fazla ihtiyaç duyar. Böyle durumlarda da çocuğunuzun uykusunu sa­bah, öğlen ve akşam uykusu şeklinde çeşitli zaman dilimlerine bölmeniz, onun uzun bir zaman diliminde uyumasından daha yararlı olacaktır.

saglik TopOfBlogs
TOPlist