Posts Tagged ‘tansiyon’
TANSİYON DÜŞÜRÜCÜ ŞİFALI BİTKİLER
Armut, damarların içinde biriken tortuları eritip, idrarla dışarı atar. Bu özelliğiyle iyi bir yüksek tansiyon ilacıdır.
Böğürtlen, tansiyonu düzenler. 3 kahve kaşığı kurutulmuş böğürtlen yaprağı, 1/8 litre suda iyice kaynatılır. Bu çaydan günde iki fincan içmek yararlıdır. Greyfurt yüksek tansiyona iyi gelir.
Frenk üzümü, maydanoz, sarmısak ve limon tansiyona iyi gelir. Andız otu tansiyon düşürme tedavisinde etkilidir.
Frenk maydonuzu tansiyon düşürmeye etkilidir. İçinde insana baygınlı hissi veren bir madde vardır.
Kedi otu tansiyon düşürücüdür.
Kekik geçici olarak yükselen tansiyonu düşürür.
Limon iyi bir tansiyon düşürücüdür.
Sarımsak tansiyonu düşürür.
Tansiyon Neden Yükselir
Tansiyonu Yükselten Nedenler
Peki, kan basıncını yükselten, onu yükselmeye zorlayan ya da ona zemin hazırlayan bir aile öyküsü var mıdır? Bir de tabii kişinin bazı kronik hastalıklarını da sormalıyım hemen…
Kan basıncı niye yükseliyor veya hipertansiyonun altında yatan şey nedir, diye soruyorsunuz. Kan basıncının yükselmesinde iki ana faktör var: Bunlardan bir tanesi, “genetik faktörler”. Bir diğeri de “çevresel” dediğimiz faktörler. Genetik faktörlerde bazı genetik hastalıklarda olduğu gibi, “İşte şu kromozomun şu geninde, şu noktasında, şöyle bir bozukluk olduğu için bu hastalık vardır” denilen spesifik genler henüz yok. Birçok genin etkileyebileceği biliniyor, bunun için poligenik deniliyor ve henüz bu konu aydınlığa kavuşmuş değil. Ama şunu biliyoruz: Eğer birinci derece akrabanızda, yani annenizde, babanızda ve kardeşlerinizde hipertansiyon varsa, sizde de olma ihtimali çok yüksek. Ailevi faktör çok önemli burada. Bu yüzden özellikle biz hekimler, ailesinde hipertansiyon olan kişilerin özellikle dikkatli olmalarını tavsiye ediyoruz. Öncelikle onların kan basınçlarının kontrol altına alınmasını istiyoruz. (Tansiyon Yükseldiğinde)
Çevresel faktörlere gelirsek eğer; bu daha çok yaşam tarzımızla ilgili. Stresli hayat, beslenme tarzımız, kilolarımız ve bazı alışkanlıklarımız hipertansiyonun ortaya çıkmasında yardımcı oluyor.
Genetik için yapabileceğimiz pek bir şey yok herhalde…
Hayır, yani araştırma yapmıyoruz: “Hipertansiyonu var. Bu hastanın hangi geninin hangi noktasında, hangi kromozomun hangi noktasında bozukluk var” diye bir araştırma yapmıyoruz. Bu konuyu araştırmaya gerek yok. Zaten bugün için yüksek kan basıncında hastaların yüzde 90′ında primer veya esansiyel dediğimiz hipertansiyon var, yani bugün için sebebini tam olarak açıklayamadığımız mekanizmaların rol oynadığı hipertansiyon. Bir de geri kalan yüzde 10 var. Bu yüzde 10′luk bölümde sebep belli. Bu sebepler genellikle ya böbrek hastalığı ya da hormon hastalıkları veya doğuştan gelen, konjenital dediğimiz bazı hastalıklar. (Tansiyon Yükselten)
Ortada yüzde 90 gibi büyük bir oran var. Bunun nedenini bilememek tuhaf, öyle değil mi?
Haklısınız ama yapılacak şimdilik pek bir şey yok. Sadece etkileyen, ortaya çıkmasına ve artmasına neden olan kan basıncı faktörlerini biliyoruz.
Bu gerçek bunca yıllık hekim ve bunca yıldan beri bu konuda çalışan biri olarak kendinizi kötü hissetmenize yol açmıyor mu? Yüzde 90′lık kesim için soruyorum…
Hayır! Bu tabii, o noktada büyük bir endişeye sebep olmuyor. Çünkü sonuçta ortaya çıkan kan basıncı yüksekliğini kontrol edebiliyorsunuz. Yani kontrol edemeseydik, eğer bu yüzde 90′lik nüfus için bir şey yapamasaydık belki çok daha fazla endişe edecektik ve mutlaka sebebini bulmaya yönelik çok büyük çalışmalar yapılacaktı. Yapılmıyor da değil. Aslında dünyada bu konuda çok büyük çalışmalar yapılıyor. Ama bunlar hücresel, yani moleküler seviyede çalışmalar ve bu çalışmaların sonucunda da zaten tedaviye yönelik çok büyük bir ilerleme kaydedilmiyor. Mekanizma belli, o mekanizmaya yönelik tedaviler yapılıyor. Bu yüzden çok da büyük bir kayıp olmuyor.
Ulaşamadığınız ya da hâlâ tansiyonu olduğunu bilmeyen insanlar için durum çok kötü, öyle değil mi? Çünkü bu çok tehlikeli bir hastalık…
Maalesef bu bütün dünyada büyük bir sorun. Yani insanların kan basınçlarını ölçtürüp yüksek olup olmadığını bilmelerini sağlamak. Kampanyaların amacı da bu zaten.
Türkiye için sormadım zaten…
Bütün dünyada maalesef böyle.
Bu konuda büyük bir bilinçsizlik mi var? Tansiyon Nasıl Yükseltilir
“Yarı yarıya kuralı” bütün dünya için geçerli. Ancak çok büyük çabalarla bu farkındalığı artırabiliyorsunuz. Dediğim gibi, ayrıca farkındalığı artırsanız bile, daha sonra bunun tedavi edilebilmesi, tedavi edilenlerde de gerçekten istenilen değerlere inilmesi çok zor. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile hastalığı kontrol altında tutma oranları yüzde 20′leri, 30′ları geçmiyor ne yazık ki.
Bu durum hastalar açısından bir direnç mi oluşturuyor? Bu bilinçsizlik yüzünden mi yakalayamıyoruz hastaları?
En önemli noktalardan biri, hastalığın komplikasyon-ları ortaya çıkana kadar sessiz kalması. Bu yüzden insanlar bu konuyu pek ciddiye almıyorlar sanıyorum, çünkü önceden herhangi bir belirtisi olmuyor.
Spor hücrelerin genç kalmasına etki ediyor
Uzmanlarca yapılan bir araştırma sonucunda dayanıklılık sporlarının yaşlanmayı yavaşlatabildiği sonucuna varıldı. Araştırma, düzenli olarak dayanıklılık sporunun hücre düzeyinde yaşlanmayı geciktirdiğini gösterdi.
“Circulation” dergisinde yayımlanan araştırma, düzenli olarak dayanıklılık sporunun hücre düzeyinde yaşlanmayı geciktirdiğini gösterdi.
Almanya’daki Saarland Üniversitesinden Ulrich Laufs ve ekibinin yaptığı araştırma, sporun birçok kanser türünün gelişmesinin durdurulmasında hayati rol oynayan telomeraz enzimiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu.
Tansiyon, kolesterol seviyesi, kandaki şeker ile kilo alımını düzenleyen ve bazı kanser türlerine yakalanma riskini azaltan sporun bu olumlu etkilerinin kaynağındaki moleküler mekanizmaya yoğunlaşan bilim adamları önce fareler üzerinde araştırma yaptı.
Bir grup fare 3 hafta boyunca bir tekerlek üzerinde koşturuldu. Bu farelerin aortundaki telomeraz faaliyetinde ve kan hücrelerinde artış, programlanmış hücre ölümünde azalma olduğu görüldü.
Daha sonra araştırmacılar, haftada 73 km koşan ortalama yaşı 20 olan profesyonel atletler ile ortalama yaşı 51 olan maratoncu ve triatloncuları inceledi.
Uzun süre yapılan sporun, telomerazı etkinleştirdiği ve akyuvarlardaki kromozomların her iki ucunda bulunan telomerlerin kısalmasını azalttığı belirlendi.
Fransız “Le Figaro” gazetesinin internet sitesinde de yayımlanan araştırmada, onlarca yıl spor yapan atletlerde telomerlerin boyunun sabitliğinin genç sporculara göre daha belirgin olduğu ortaya çıktı.
Çörek Otu Hangi Hastalıklara İyi Gelir
alerji, astım, baş ağrısı, bronşiyal problemlersırt ağrısı, burun tıkanıklığı, cinsel gücü artıran bitkiler, cinsel gücü artırıcı bitkiler, çörek otu, çörek otu yağı, çörek otu yağının iyi geldiği hastalıklar, çörekotu, çörekotu yağı, damar sertliği, damar tıkanıklığı, grip, hazmı kolaylaştırıcı bitkiler, hipertansiyon, idrar söktürücü bitkiler, ifraz boşaltıcı, iktidarsızlık, ishal, kan şekerini düzenlemek, Kanser, kas ağrıları, kolesterol, kuru öksürük, mantarlar, mikroplar, romatizma, saç beyazlaması, saç dökülmesi, saman nezlesi, Şifalı Bitkiler, şifalı otlar, sinüzit, solunum borusunu genişletici, tansiyon, ülser, uyku bozukluğu, virüsler, yaraların çabuk iyileşmesi, yorgunluk, yüksek tansiyon, zindelik
Çörek Otu Hangi Hastalıklara İyi Gelir
Dünyanın birçok bölgesinde şifalı özellikleri sayesinde pek çok hastalığa ve fiziksel rahatsızlığa karşı kullanılan çörek otunun yağ halinde tüketilmesi tohum olarak tüketilmesinden daha etkili oluyor. Bu yazımızda Çörek otu yağının iyi geldiği rahatsızlıkları ve hastalıkları listeleyeceğiz…
- Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
- İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
- Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
- Kan şekerini düzenler.
- Yorgunluk halini giderip zindelik verir.
- Damar sertliği, damar tıkanıklığı hastalıklarını önler.
- Tansiyon ve kolesterolün normale dönmesini sağlar.
- Cinsel gücü artırıcı etkisi vardır.
- Hazmı kolaylaştırır.
- Vücuttaki zehirleri süzerek atar.
- İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
- Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
- Alerjiyi önler.
- Savunma sistemini dengeler.
- Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.
- Sac dökülmesi ve kepeğe karsı haricen sürülür
- Grip, nezle, baş ağrısına burundan damlatılarak (3 damla)kullanılır
- Kulakta üşütme ve iltihap durumlarında damlatılarak (3 damla )kullanılır.
- Göze 2 damla damlatılırsa, gözdeki mikropları öldürür.
- Sinüzitte sabah ve akşam buruna 1,2 damla damlatılır ve 1 hafta devam edilir
Çörek otu yağının kullanıldığı yerler ve kullanılma şekilleri
Astım ve bronşiyal problemler: Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alınır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.
Sırt ağrısı ve diğer romatizma çeşitleri: Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır. Günde üç defa da yağdan bir çay kaşığı içilir.
İshal: Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.
Kuru öksürük: Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.
Grip ve burun tıkanıklığı: Her bir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.
Saç beyazlaması: Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.
Saç dökülmesi: Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu yağı ile kafa derisinin içine masaj yapın.
Saman nezlesi: Bir tatlı kaşığı Çörek otu yağını bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.
Baş ağrısı: Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.
Cilt sorunları: Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.
Yüksek tansiyon: Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarımsakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1,5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.
Uyuşukluk ve yorgunluk: Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir tatlı kaşığı Çörek otu yağına her sabah 10 gün boyunca devam edilir.
Hafıza düzeltme: 100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.
Kas ağrıları: Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.
İktidarsızlık: 200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu, 100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.
Uyku bozukluğu: Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.
Ülserler: Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır. Daha sonra cerahatli yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.
