Posts Tagged ‘stres’



Adetten (Regl) Kesilme ve Bitkilerle Tedavisi

12-13 yaşındaki gençkızlarda rahim ve yumurtalıkların gelişmemesinden ya da rahim eğriliğinden adet yokluğu görülebilir . Genç ve orta yaşlardaki bayanlarda birden bire adet kesilmesi ruhsal sıkıntıdan (psikolojik rahatsızlıklar) kaynaklanabileceği gibi vücudun zayıf düşmedi, kansızlık, hormonların az salgılanmasın dan da kaynaklanabilir.

Şifalı bitkilerle tedavi sürecinde; bitkiler adete 3-4 gün kala içilmeye başlanmalıdır. Regl süresince de içilmeye devam edilmelidir. Toplam 7-8 gün boyunca günde 3 su bardağı içilmelidir. Tavsiye edeceğimiz bitkilerden sadece biri içilebileceği gibi bunlardan 3-4 taneside karıştırılarak içilebilir. Bu uygulamalar 3-4- ay üst üste yapılmalı daha sonra ara verilmelidir. Eğer problem giderilememişse 2 ay sonra aynı uygulama tekrarlanmalıdır. Bu arada dengeli beslenilmelidir. Şişman olan bayanlar kilo vermeye çalışmalı, unlu ve şekerli gıdalardan uzak durmalıdır. Kasıkların kuvvetlenmesini sağlayıcı jimnastik hareketler her sabah yapılmalıdır.

MAYDANOZ
1 Litre suya 100 gr. kökü veya tohumu konur 15 dakika kaynatılıp 30 dakika demlenir. Ya da Günde 3 subardağı ılık ılık içilir. 1 litre suya 50 gram maydanoz kıyılarak konur ve 5 dakika kaynatılıp 20 dakika demlenir. Yine bundan 3 su bardağı içilir.

CİVAN PERCEMİ = ARAPSAÇI
Soğuktan veya psikolojik rahatsızlıklardan (stres) dolayı kesilen , azalan adeti söktürür. 1 litre sıcak suya 30 gr. bitki konur, günde 3 su bardağı içilir.

PAPATYA
Sinir bozuklukları, stres kaynaklı kesilmelere , güç ve ağrılı adet geçiren bayanlara iyi gelir. 1 su bardağı sıcak suya 5 adet kuru papatya kıyılarak konur. 10 dakika sonra süzülür. Günde 3 su bardağı içilir.

NERGİS
Kansızlık ve sinir bozukluğundan kaynaklanan regl kesilmesine, hormon yetersizliğinden dolayı az ve güç gelen regle iyi gelir. Nergisin yaş hali (taze) kullanılırsa daha iyi olur. 1 su bardağı sıcak suya 4-5 adet yaş çiçek ufalanarak konur.10 dakika sonra süzülür, bu şekilde günde 3 su bardağı içilir.

SAFRAN
Bol miktarda kadınlık hormonu içerir. Ağrılı adete, adet kesilmesine kasıklarda meydana gelen ağrılara iyi gelir.Rahimi uyarır ve çalıştırır. 1 çay bardağı ılık suya 1/4 kahve kaşığı konur günde 3 bardak içilir.

KİMYON
Güç ve ağrılı adete iyi gelir. Günde 2-3 kahve kaşığı kimyon yemeklerde yenir.

ANASON
Güç ve ağrılı adete iyi gelir. Anne sütünüde arttırır. 1 çay bardağı sıcak suya 1 kahve kaşığı konur 10 dakika sonra süzülür, günde 3 bardak içilir.

REZEYAN
Kısa süren adetin süresini uzatır. Anne sütünü arttırır. anne ve bebeğin gazını söktürür. 1 çay bardağı sıcak suya 1 kahve kaşığı konurgünde 3 bardak içilir.

HAVUÇ TOHUMU
Kısa süren regli normal süreye sokar. süt arttırır. 1 çay bardağı sıcak suya 1 kahve kaşığı konurgünde 3 bardak içilir.

KARABAŞ OTU
Rahimin hareketini arttırır. Böylece kesilen adetin yeniden başlatır.Adet sırasındaki ağrıları giderir. 1 çay bardağı sıcak suya 1 tatlı kaşığı karabaşotu ufalanarak konur 10 dakika sonra süzülerek içilir. Günde 3 bardak içilir.

MİSK ÇAYI
Kısa süren regli normale sokar. Adet sancılarını giderir. 1 çay barddağı sıcak suya 1 tatlı kaşığı yaprak ve çiçeği konur.10 dakika sonra süzülür. Günde 3-4- defa tekraralanır.

BAHAR YORGUNLUĞU

Bahar aylarında insan metabolizmasında oluşan değişiklikler beraberinde yorgunluğu da getiriyor. Bahar yorgunluğu bir hastalık olarak tanımlanıyor ve önlem alınması gerekiyor. Önlem alınmazsa bahar yorgunluğu kronikleşebiliyor.

Kışın soğuk günleri yavaş yavaş yerini baharın neşesine ılıklığına bırakırken birçok kişide halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, uyku isteği gibi ortak şikayetler gözleniyor. Bu yakınmaların çoğu bahar yorgunluğuna bağlanıyor.

Bu yorgunluğa bağlı olarak kalp ve romatizma hastalarında yakınmaların arttığını belirtiyor. Bahar yorgunluğu önlem alınmazsa kronik yorgunluk sendromuna da dönüşebiliyor.

Havadaki elektrik artıyor

Bahar mevsiminde havadaki elektrik yükü artıyor. Bu yükün iyonlar aracılığıyla taşındığı vurgulanmaktadır. Pozitif ve negatif değerde iki tür iyondan pozitif olanlar arttıkça vücuda zindelik getirir. Negatif yüklü iyonların artması ise yorgunluk, halsizlik ve gerginliklere neden olur. Havadaki elektrik yükü şehirlerde daha fazladır. Taşıtların havayı kirletmesi, sanayi atıkları, trafik keşmekeşi elektrik yükünü artırır.

Elektrik yükünün yoğunluğu, bahar mevsiminde sinir gerginliğini ve stresi tırmandırıyor. Bu durum, damarlardaki büzülmeyi artırıyor. Damarlardaki büzülme midede olursa ülsere bile neden olabiliyor. Uzmanlar, bahar mevsiminde sebze ve meyvelerin yanısıra bol sulu gıdaları da soframızdan eksik etmememiz gerektiğini söylüyorlar; çünkü meteorolojik değişiklikler yüzünden vücuttaki su oranında bozukluklar görülebiliyor.

Bahar yorgunluğunun etkilerinden kurtulmak mümkün. Eğer yakınmalar süreklilik kazanmışsa ve kendinizi her zaman halsiz ve bitkin hissediyorsanız, kronik yorgunluk ile karşı karşıyasınız demektir.

A tipi insanlar aday

Eğer, yönetici kadrosunda çalışan sorumluluğu fazla olan biriyseniz, halsizlik, kırıklık, boğaz ve baş ağrılarıyla gelişen kronik yorgunluk sendromu sizin de kapınızı çalabilir. Kronik yorgunluk sendromu olan kişi, gözlerinin önünde beneklerin uçtuğunu, devamlı baş ağrısı ile birlikte sanki kerpetenle ensesinin sıkıldığı hissine kapıldığını söyler. Eklem ağrılarından yakınır. Bu kişilerin işteki konsantrasyonları bozulur. Eklem ağrıları, ruhsal sıkıntılar yakalarını bırakmaz.

Kronik yorgunluk sendromuna yakalanan kişilerin çoğunluğu yaptığı işten, çalışma ortamından ötürü devamlı duygularını, sıkıntılarını baskı altına alıyor. Bu şekilde yıllarca baskı altında kalan duygular, stres ve iş yoğunluğu sonucunda patlama noktasına geliyor.

Mutsuzluk yorgunluğu

Bahar yorgunluğu ve kronik yorgunluk dışında bir de “mutsuzluk yorgunluğu” denilen bir yorgunluk türü var. Kendini sürekli halsiz, isteksiz, yorgun hissedenler bu gruba giriyor. Söz konusu kişilerin yorgunluk hisleriyle mutsuzlukları arasında bağlantı olduğunu belirtiliyor. Mutsuzluk yorgunluğu, insanın psikolojisiyle çok yakından ilgilidir. Bu sorundan kurtulmak için öncelikle yaşamı sevmek, mutsuzlukların, hayal kırıklıklarının gelip geçici olduğuna inanmak gerekir. Söz konusu gruba giren kişilerde şikayetler bedensel bir rahatsızlıktan değil de, psikolojik sorunlardan kaynaklandığı için hastaların psikolojik tedavi görmesi gerekebilir.

Kronik yorgunluktan korunun

Kronik yorgunluğunuzun gerçek nedenini araştırın. Eğer sorun iş yoğunluğunuz ise çalışma temponuzu düşürün, monotonluk ise yaşamınızı renklendirecek uğraşlar bulun.

* Kronik yorgunluğa karşı en iyi ilaç tatile çıkmaktır. İmkanlarınızı zorlayarak birkaç günlüğüne de olsa kent dışına kaçın.

* Her gün sabahları aç karnına en az 5 dakika yürüyüş yapın. Ancak bu yürüyüşleri güneşli günlerde yapmaya özen gösterin.

* Her sabah 10-15 dakika aç karnına jimnastik yapın. Ama vücudunuzu aşırı yormaktan da kaçının. Jimnastik yapacağınız odayı ciğerlerinize bol oksijen girmesi için bir süre havalandırmayı unutmayın.

* Sofranızdan meyve ve sebzeyi eksik etmeyin. Sevmeseniz de mevsimin özelliğini taşıyan meyve ve sebzelerin bütün çeşitlerinden bol miktarda yiyin.

Önlemler

* Baharda vücudun daha çok vitamin ve minerale ihtiyacı oluyor. Özellikle de B ve C vitaminleri ile potasyuma. B ve C vitaminleri sebze ve meyvelerde, potasyum da domates, patates ve kayısıda bol miktarda bulunuyor.

* Günde 3 litre su için. Yemek yemeden ve yatmadan önce azar azar içerek vücudunuza ihtiyacı olan suyu sağlayın.

* Uyku ritmine dikkat edin. Rahat bir uyku için yatağa girmeden önce günlük bütün stres nedenlerinizi aklınızdan uzaklaştırın. Hoşunuza giden konuları düşünün veya hoşlandığınız bir film seyredin.

* Alkol kullanıyorsanız, mümkün olduğunca azaltın. Çünkü yorgunluktan kurtulmak için alkole sarılmak çözümü zor problemleri ortaya çıkarabilir.

Zona Hastalığının Tedavisi ve Belirtileri

Uzmanlar, Herpes Zoster suçiçeği virüsünün yaptığı bir enfeksiyon olan Zona hastalığına, suçiçeği geçiren insanların yakalanma oranının % 20 olduğunu belirtiyor.
Herpes Zoster suçiçeği virüsü, sinir köklerinde aktif olmayan bir şekilde yaşamını sürdürür ve yeniden aktifleştiğinde Zona hastalığı gelişir. Suçiçeği geçiren kimselerin % 20’si Zona hastalığı geçirir.

Virüsü uyandırıp aktifleştiren neden bilinmemektedir. Vücudun enfeksiyonlarla baş etmesini sağlayan bağışıklık sistemindeki bir güçsüzlük virüsün çoğalmasına ve sinir boyunca deride yayılmasına neden olur. Çocuklar bile Zona hastalığı geliştirebilmesine rağmen, genellikle 50 yaşın üzerinde rastlanır. Hastalık, travma, stres gibi faktörler Zona hastalığı geçirilmesine neden olabilir.

Herhangi bir nedenle bağışıklık sistemi zayıflayan kişi Zona hastalığı geçirebilir. Bu kişilerde hastalık ciddi seyretmeye eğilimlidir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı lösemi, lenf oma gibi kanserler ve de AIDS’de Zona hastalığı sık görülür. Kanser kemoterapisi ve radyoterapi, organ naklinde kullanılan ilaçlar, uzun süreli kortizon kullanımı bağışıklık sistemini baskılayabilir.

Zona hastalığının belirtileri nelerdir ?

Zona hastalığının ilk bulgusu derinin belirli bir bölgesinde yanma batma tarzında ağrı ve duyarlılık artışıdır. Bu ağrı döküntünün gelişmesinden 2-3 gün önce döküntü alanında başlar. Bu arada baş ağrısı ve ateş olabilir. Bu alanda daha sonra kızarıklık ve şeffaf su kabarcıkları gruplar halinde oluşur. Bu kabarcıklar 2-3 hafta kadar sürer. Bu kabarcıklar koyu renkli kan ile dolar, sonra kabuklanır ve iyileşmeye başlar. Ağrı daha uzun süre sürebilir. Nadir olarak döküntü hiç görülmemeksizin de ağrı olabilir.

Ağrının şiddeti nasıldır?

Ağrı sıklıkla ağrı kesici ilaçlar kullanmayı gerektirecek kadar şiddetlidir

Zona hastalığı genellikle vücudun hangi bölgesinde görülür?

Zona hastalığı genellikle gövdede ve kalçalarda görülür. Fakat yüz, kol ve bacaklarda da görülebilir. Gözde kalıcı hasar bırakabildiği için göz de hastalık görüldüğünde dikkatli bir bakım gerekir. Burun ucunda su kabarcığı oluşmuşsa bu göz tutulumunun olduğunu gösterir. Bu durumda muhakkak Göz Hastalıkları uzmanı tarafından muayene yapılmalıdır.

Zona hastalığının komplikasyonları nelerdir?

Deri döküntüleri geriledikten sonra Zona hastalığına ait ağrı kalabilir. Özellikle yaşlı hastalarda ağrı aylar ve yıllar boyu kalır. Zona hastalığının erken evrelerinde tedaviye başlamak ağrı gelişimini engelleyebilir.

Su kabarcıklarında bakteri enfeksiyonu gelişebilir ve bu yaraların iyileşmesini engeller. Döküntüde ağrı ve kızarıklık artarsa muhakkak doktorunuza başvurun. Bu durumda antibiyotik tedavisi gerekebilir.

Diğer bir durum Zona hastalığının tüm vücuda ve diğer organlara yayılmasıdır. Nadir olarak görülen bu durumda bağışıklık sistemi baskılanmıştır.

saglik TopOfBlogs
TOPlist