Posts Tagged ‘Kanser’
KANSER RİSK FAKTÖRLERİ
1. Sağlıksız yaşam alışkanlıkları
- Gündelik hayatta yaşam biçimlerimiz bazen en tehlikeli risk faktörü olur:
- Sigara içmek: Sigara içenler (ve etrafındaki dumanı soluyan pasif içiciler) 15 değişik kanser için risk altındadır. Akciğer, ağız, dil, yemek borusu, mesane, böbrek ve pankreas kanseri gibi.
- Alkol kullanımı: Alkol kullanmak ağız, boğaz, yemek borusu, meme, kolon ve karaciğer kanser riskini arttırır. Sonuçları net olarak bilinmese de alkol sindirildiğinde ve metabolize olduğunda tahrip edici kimyasallar bulundurabilir veya toksik materyaller üretebilir. Alkol östrojen (dişilik) hormonunu etkiler, meme, yumurtalık ve rahim kanseri arttırıcısı olarak bilinir. Alkol kansere karşı koruma sağlayan besinleri de azaltır.
- Riskli cinsel ilişki: Virüs ve bakteriler pek çok kanser türünün sebebi değildir ama birkaç tane seks bağlantılı enfeksiyon kanserde ana rol oynar. HPV (papillomavirus) enfeksiyonu rahim ağzı, anüs, vajina, vulva, penis, ağız ve boğaz kanserlerinin sebebini oluşturur. Hepatit B ve C enfeksiyonları karaciğer kanserine sebep olur. Lenf düğümü kanseri (lenfoma) için en büyük riski ise HIV (AIDS) virüsü oluşturur.
2. Çok az veya çok fazla güneş banyosu
Güneşten yansıyan ultraviyole ışınlarının çift etkisi vardır. Deri içindeki kimyasalları harekete geçirerek pek çok vücut fonksiyonu için faydalı olan D vitamini üretir. Zararı da vardır. Aşırı ultraviyole ışınına maruz kalınması melanoma-deri kanseri ve diğer tip deri kanserlerine sebep olabilir. Az güneş ışığı ise kolon, rektum kalın bağırsak ve pankreas kanserine sebep olduğu düşünülen D vitamini eksikliği yaratır.
3. Yüksek yağ az fiberli beslenme düzeni
Zayıf beslenmenin pek çok açıdan hasar oluşturma etkisi vardır. Koruyucu içerikleri olan besinlerden az tüketmeniz veya zarar verici besinlerle çok beslenmeniz sağlığınızı etkiler. Genel beslenmede yağlı (özellikle doymuş yağ) ve az fiberli yiyecekleri tercih edenlerde kolon, rahim ve prostat kanser riski artar.
4. Yüksek beden kitle indeksi
Yüksek beden kitle indeksi, her tür kanserde ölüm oranını artırır. Özellikle yemek borusu, mide, kolon, rektum, karaciğer, safra kesesi, pankreas, prostat, böbrek, çoklu miyelom ve lösemi kanserlerinde etkilidir. Bir kişinin beden kitle indeksi 40 veya fazla ise kanserden ölüm oranı önemli ölçüde artar. Bu oran normal kilolu kişilere göre erkeklerde yüzde 52, kadınlarda yüzde 62’dir. (Beden Kitle Endeksi Hesaplayıcı)
Kanser riskini obezitenin nasıl arttırdığı anlaşılamamıştır. Yağ hücreleri çok aktiftir. Obezitenin kanser riskini nasıl artırdığı çok açık değildir, ancak yağlı hücreler çok aktiftir ve birçok kanseri tetikleyen östrojen, insülin, insüline benzeyen büyüme hormanlarından bol miktada üretilmesine sebep olur.
5. Kanserde aile geçmişi
Aile geçmişi kanserde, değiştiremeyeceğimiz, ancak korunmak için tedbirlerimizi artırabileceğimiz risk faktörlerinden bir tanesidir. Aile bireylerinin benzer veya alışılmamış kanser tiplerinden etkilenmeleri halinde kanserin aile geçmişinden şüphelenilmektedir. Doktorlar kansere sebep olan bozuk genlerin ailede kanserli ebeveylerden geçtiğini bilirler.
Örneğin kalıtsal meme ve yumurtalık kanserine yol açan BRCA1 ve BRCA2 genlerini kadınlar ailelerinden alırlar. Ancak unutmamak gerekir ki; genetik temelli olan kanserlerin hepsi tek bir hasara dayanarak ortaya çıkmaz. Başka faktörlerin de onu desteklemesi gerekir.
6. Yaş
Herkesin korku ile beklediği lider risk faktörlerinden bir tanesi yaşlanmaktır. Her ne kadar kanser her yaşta oluşabilirse de genellikle teşhisler 65 yaş üzerindeki kişilerde daha fazladır. Bunun sebebi ise; 65 yaş üstünde, hücrelerin bozulmaya başlaması ve tabii korunma mekanizmasının zayıflaması nedeniyle kanserin ortaya çıkmasıdır.
Kanser riskini azaltmak için
Hastalık oluşturabilecek önemli risklerinizi öğrenin, hastalıklardan korunabilmek için gerekli ipuçlarını keşfedin.
Sigarayı bırakın, sigara dumanı ile temasta bulunmayın.
Daha çok fiziksel aktivite yapın.
Aşırı kiloluysanız kilo verin.
Doktorunuzun tavsiye ettiği kanser tarama testlerini yaptırın.
Ultraviyole ışınları altında uzun süreli kalmaktan sakının. Kum, su, kar ve buz tarafından yansıtılan direkt güneş ışığına maruz kalacaksanız güneş kremi kullanın (15 ve daha üstü koruma faktörlü).
Günlük kalorinizin yüzde 30’dan daha azını yağdan alın ve yiyeceklerinizi doymamış yağ ihtiva edenlerden seçin.
Yüksek fiber ihtiva eden saf hububatlı yiyecekleri yiyin.
Aile bireylerinizin kanser geçmişlerini yakından takip edin.
Ailesel kanser genlerinizin tanınması için genetik test yaptırma imkanınız varsa bunu gözardı etmeyin.
Meme, prostat ve kolon kanser riskiniz varsa doktorunuzdan alabileceğiniz önleyici ilaçları öğrenin.
Uzun süre kapalı ortamlarda bulunuyorsanız veya kan test ölçümünüz düşükse günlük D vitamini takviyesi alın.
Güvenli seks yapın (Her seferinde doğru şekilde prezervatif kullanın).
Kan enfeksiyonu kapmanıza sebep olabilecek malzemeleri başkaları ile paylaşmayın (kan iğnesi, diş fırçası gibi).
40 yaşı geçince ihmal edilmemesi gereken 3 semptom
Her sene binlerce kişi kolaylıkla önlenebilecek hastalıklardan hayatlarını kaybediyor. Hepimiz yoğun bir hayat yaşıyoruz ve felç, kolon kanseri, şeker hastalığı gibi gecikildiğinde kurtulmanın zor olduğu ciddi hastalıkların habercisi olan semptomları ihmal ediyoruz. Lütfen bu kişilerden olmayın! Bahsedeceğim 3 en tehlikeli hastalık için erken uyarı sisteminiz ile nasıl bağlantı kuracağınızı öğrenin ve çok önemli bir şey daha yapın, bunları çevrenizdeki diğer kadınlarla da paylaşın…
1. Kelimeleri bulma güçlüğü
Gözlerinizi kapatıp geçen haftayı düşünün. Felç için bir uyarı olabilecek bu kurnaz semptoma dikkat kesilin. Ortak problem, bir kelime grubunun diğer grup ile karıştırılmasıdır. ‘Mavi palto’ yerine ‘kırmızı ceket’ gibi. Veya eşya ve kişiler için esas kelimeleri hatırlamaktaki güçlükler gibi.
Beyin ile iletişimdeki bu yanılmalar daha ciddi olayların ön habercisi olan mini felç arazları olabilir. Yaşananlar (yaşayacağınız ve yaşadığınız) vücudunuzun bir tarafına ait hissizlik ve felç olabilir. Mesela kişinin orantısız gülüşü suratının bir tarafındaki kasların düzgün çalışmadığını açığa vurur.
Ne yapmalısınız? Kelime karıştırma veya bulamama gibi çözümü zor semptomlarla karşılaşırsanız derhal doktorunuza başvurun. Doktorunuz MR yaparak oksijen azlığından varsa doku ölümünü kontrol edecek ve semptomların devam etmemesi veya daha kötüleşmemesinden emin olmak için sizi felç önleme rejimine sokacaktır. Vücudunuzun bir tarafında hissizlik veya felç gibi çok ciddi arazları fark ederseniz derhal size çok yakın tam teşekküllü bir hastaneyi arayın. İnme/felç durumunda ilk 3 saat içinde yapılacak müdahale hayatınızı kurtarabilir ve tam kurtulma şansınızı arttırır.
2. Batında şişkinlik
Çok az kadın bu rahatsız edici hisse yabancıdır. Sindirim güçlüğü/hazımsızlık periyodunun yaklaşmakta olduğunun sinyalleridir. Her gün oluşan bu sıkıntı verici durum kolon kanserinin önemli bir ikazı olabilir.
Ne yapmalısınız? Şişkinlikten dolayı beslenme değişikliği yaptıysanız veya adet görmüyorsanız ve şişlik devam ediyorsa jinekoloğunuza başvurun. Kolon kanserinin araştırılması için sizi gastroenterologist’e gönderecek ve yumurtalıklarınızın etkilenmeme ihtimalleri üzerinde duracaktır. Ailenizin de hastalık geçmişi varsa çok dikkatli olmalısınız. Dışkıda kan veya son birkaç günde ciddi kramp gibi diğer semptomlara karşı takipçi olmalısınız.
3. Cinsel isteksizlik
Seks kelimesinin kulağa hoş gelmemesinin daima ciddi sebepleri vardır. Süregelen cinsel isteksizlik şeker hastalığının önemli göstergesi olabilir. Yüksek kan şekeri arterlerin yapışkan büyümesine ve zaman zaman tıkanmasına sebep olur. Bu durumdaki kan akış kaybı da cinsel istek ve fonksiyonlarda olumsuz durum yaratır.
Ne yapmalısınız? Cinsel isteksizliğinizi meşguliyetiniz veya yorgunluğunuza bağlamayın, bu durumu dikkatlice takip edin ve süregelen bir dönem ise doktorunuza danışın.
1 dakikada sağlık
Bilmeniz gereken 3 numara
Beyninizin içinde yüzen pek çok numara vardır. Telefon numaraları, pin numaraları, şifreler gibi… Bunlardan 3 tanesi var ki; hayati önemdedir… İlki bel ölçüsü. Mezura alın, belinizi göbek deliği hizasından yere paralel şekilde ölçün. Çıkan rakam boy ölçünüzün yarısından daha fazla olmamalıdır. Genellikle bu rakam kadınlar için 80, erkekler içinse 90 cm civarındadır. İkincisi tansiyon rakamları. Kan basıncı, arterlerinize karşı olan basınçtır.
En üst değer 12, en alt değer 8’den az olmamalıdır. 11.5’e 7.5 ideal değerdir. Ve kan şekeri…
Eski tabir ile kan glukozu size şeker hastalığı riskinde olduğunuzu söyleyebilir. Değeri 100’ün altında görmek isteriz. Bunlar yaşamınız süresince bilmeniz gereken 3 önemli rakam. Onları anlamazsanız düzeltemezsiniz, o yüzden doğru takip edin.
RAHİM AĞZI KANSERİ AŞISI
Kızıma rahim ağzı kanseri için aşı yaptırayım mı?
13 yaşında bir kızım var. Son günlerde çok duymaya başladığımız rahim kanseri ve rahim ağzı aşısı için ne düşünüyorsunuz? Kızımın çocuk doktoru “Henüz erken” diyor. Benim kadın doğum doktorum “İsterseniz yaptırın” diyor. Ben kesin bir cevap bekliyorum. Kızıma bu aşıyı yaptırayım mı, sakıncası var mı?
CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY – Rahim ağzı kanseri gelişmekte olan ülkelerde en sık görülen hastalıklardan biri… HPV denen virüs rahim kanseri olan hastaların yüzde 98′inde bulunmuş yani bu kanserine neden olan en önemli etkenlerden biri. İki firma 8-9 senedir üzerinde çalışmalar yapılan ve son 3 yıldır dünyada kullanılan iki aşı geliştirdi. Bugüne kadar 50 milyondan fazla kişiye bu aşılar uygulandı. Son bilgilerimize göre, bu aşılara bağlı ciddi bir yan etki yok. Aşının koruyucu etkisi de çok yüksek. Bence 11-13 yaşlarından itibaren kız çocuklarının aşılanmasında yarar var. Yapılan çalışmalar 35 hatta 45 yaşına kadar da bu aşıların yapılabileceğini gösteriyor. Ne kadar erken yaşta yapılırsa etkinliği o kadar fazla oluyor. Bunun da bilinmesinde yarar var.
Adet döneminde ağrım çok oluyor
17 yaşındayım. Adet dönemlerim çok sancılı geçiyor. Midem bulanıyor, 10 gün önce ağrı başlıyor. Adet dönemi boyunca da devam ediyor. Ağrılar kalçamın üst kısmından başlıyor, boynuma kadar devam ediyor. Acaba vajinal bir enfeksiyonun belirtisi olabilir mi? Adet döneminin dışında da bel ağrılarım oluyor. Bunun sebebi nedir?
CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY – Adetlerin ağrılı olması (özellikle genç kızlarda) sık görülen bir durum. Bunun pek çok nedeni olabilir; geçirilen enfeksiyonlar ağrı yapabilir. Endometriozis denen hastalık da (Rahmin iç tabakasının yani endometriumun gereken yer dışında olması ve adet zamanı oralarda yani rahim adalesi, yumurtalık gibi) ufak kanamaların olması… Ya da rahmin normalden biraz ufak veya şekil bozukluklarının olması, ufak myomları bulunması da sık rastlanılan durumlardır. Sizin yapmanız gereken bir kadın doğum uzmanına muayene olup ağrının nedenini araştırmanızdır. Çoğu kere basit ilaçlarla şikayetleriniz geçirilebilir.
Bebeğim engelli mi olacak?
Gebeyim, yüksek risk çıktı. Aminosentez yaptırdım. Size 3 taramanın sonucunu yolluyorum. Beni bu konuda aydınlatır mısınız? Çocuğum zihinsel engelli olabilir mi?
CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY – Riskli gebelik veya bebeğe ait anomali riski sadece bu sonuçla değerlendirilemez. Sizin perinatolog bir kadın doğum hekimine muayene olmanız gerekir. Yaşınız, bugüne kadarki gebelikleriniz, aile öykünüz ve o doktorun yapacağı detaylı ultrason muayeneniz sonucunda risk belirlemesi yapılacak. Eğer bebek için yüksek risk saptanırsa (Bu yaptırdığınız test de göz önünde bulundurularak) Amniosentez (Bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan örnek alıp kromozom araştırması yapılması) kararı verilecektir.
Şeker hastalarına balık
böbrek rahatsızlığı, diyabet, Kanser, şeker hastaları, Şeker Hastalığı
Şeker hastaları için balık
Haftada en az iki kez balık yemek diyabet hastalarında sık görülen böbrek rahatsızlığı riskini azaltıyor. İngiliz bilim adamları, orta yaş ve üzerindeki 22 bin 300 hastanın kayıtlarını inceledi. Aynı zamanda geniş çaplı bir kanser araştırmasına da konu olan bu kanser hastalarında balık yemenin etkileri gözlendi.
USA Today gazetesinin haberine göre, bu hastaların yeme alışkanlıkları ile ilgili anketler yapıldı ve her birinden alınan idrar örneğinde böbrek rahatsızlığının belirtilerinden biri olan albümin proteinin olup olmadığına bakıldı.
Araştırma bulguları, bu hastalar arasında çoğunlukla 2.tip olmak üzere diyabet hastası olup haftada bir porsiyondan az balık yiyenlerin idrar örneklerinde, haftada iki kez balık yiyenlere oranla, albümin bulunma oranının dört kat fazla olduğunu ortaya çıkardı.
Böbrek rahatsızlığının diyabetin en ciddi komplikasyonlarından biri olduğunu söyleyen araştırma grubundan Salgın Hastalık Bilimcisi Amanda Andler, balıktaki besinlerin böbreğin çalışmasını etkileyebileceğini ve kan şekeri kontrolünde faydalı olabileceğini de belirtti.
Ancak hangi tür balığın daha faydalı olduğu henüz belirlenmedi. Uzmanlar bu bulgunun tam olarak kanıtlanması için bazı denemelere gerek olduğunun da altını çizdi. Ama sonuçlar henüz kesinleşmese de, daha fazla balık yemenin bir zararı olmayacağı söylendi.
Genital Siğiller ve Kanser
GENİTAL SİĞİLLER VE KANSER
Bazı HPV türleri genital siğilin yanısıra anogenital kanserlere de (özellikle serviks kanseri) sebep olabilir. Her genital siğil vakası kanser olacak diye bir şart yoktur, ancak kanser olma riski artmıştır.
Önlem:
Genital siğil riskini azaltmanın en etkili yolu birden fazla sayıda partner ile birlikte olmamaktır. Ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda prezervatif en etkili önlem yoludur. Prezervatif siğillerin yanısıra cinsel yolla bulaşan AIDS’de dahil olmak üzere pekçok hastalığa karşı koruma sağlar. Siğiller kondomun kapladığı alan dışında da bulunabildiğinden prezervatif zaman zaman etkisiz kalabilir.
Tedavi:
Keratolitik ajanlar: Üstteki deriyi içindeki HPV virüsüyle birlikte ortadan kaldıran, kurutan ilaçlardır.
Immünmodülatörler: Bağışıklık sistemi düzenleyiciler. Etki mekanizmaları tam bilinmiyor. Ancak bağışıklık sisteminde bazı kilit maddeleri etkilediği sanılıyor.
İnterferonlar: Anti-viral, anti-tümör ve bağışıklık düzenleyici etkileri olan ilaç grubu.
Antimetabolitler: Kanser tedavisinde de kullanılan, hücre bölünmesini engelleyen ilaçlar.
Cerrahi yöntemler :
Kriyoterapi : Siğili dondurarak tedavi eder. Özellikle penisteki ve vulvadaki lezyonlar için bu tedaviye iyi yanıt verirler. Ancak ağrı ve ödem gelişebilir.
Elektrokoter: Yine ilaca yanıt vermeyen büyük lezyonlar bu işelemle cerrahi olarak çıkarılıp kalan doku koterle yakılabilir.
LEEP: Kanca şeklinde bir koterle siğilin altından yakılarak siğil çıkarılır.
Spor hücrelerin genç kalmasına etki ediyor
Uzmanlarca yapılan bir araştırma sonucunda dayanıklılık sporlarının yaşlanmayı yavaşlatabildiği sonucuna varıldı. Araştırma, düzenli olarak dayanıklılık sporunun hücre düzeyinde yaşlanmayı geciktirdiğini gösterdi.
“Circulation” dergisinde yayımlanan araştırma, düzenli olarak dayanıklılık sporunun hücre düzeyinde yaşlanmayı geciktirdiğini gösterdi.
Almanya’daki Saarland Üniversitesinden Ulrich Laufs ve ekibinin yaptığı araştırma, sporun birçok kanser türünün gelişmesinin durdurulmasında hayati rol oynayan telomeraz enzimiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu.
Tansiyon, kolesterol seviyesi, kandaki şeker ile kilo alımını düzenleyen ve bazı kanser türlerine yakalanma riskini azaltan sporun bu olumlu etkilerinin kaynağındaki moleküler mekanizmaya yoğunlaşan bilim adamları önce fareler üzerinde araştırma yaptı.
Bir grup fare 3 hafta boyunca bir tekerlek üzerinde koşturuldu. Bu farelerin aortundaki telomeraz faaliyetinde ve kan hücrelerinde artış, programlanmış hücre ölümünde azalma olduğu görüldü.
Daha sonra araştırmacılar, haftada 73 km koşan ortalama yaşı 20 olan profesyonel atletler ile ortalama yaşı 51 olan maratoncu ve triatloncuları inceledi.
Uzun süre yapılan sporun, telomerazı etkinleştirdiği ve akyuvarlardaki kromozomların her iki ucunda bulunan telomerlerin kısalmasını azalttığı belirlendi.
Fransız “Le Figaro” gazetesinin internet sitesinde de yayımlanan araştırmada, onlarca yıl spor yapan atletlerde telomerlerin boyunun sabitliğinin genç sporculara göre daha belirgin olduğu ortaya çıktı.
KÜÇÜK HÜCRELİ AKCİĞER KANSER EVRELERİ
KÜÇÜK HÜCRELİ AKCİĞER KANSER EVRELERİ
Küçük Hücreli Akciğer Kanseri 4′üncü Evreye Ne Zaman Gelir?
Küçük hücreli dışı akciğer kanserinin bir türü olan skuamoz hücreli karsinom, 4′üncü evreye ne kadar zamanda gelir? Her evre arasında ne kadar zaman geçer?
CEVAP: Skuamoz hücreli akciğer kanseri 4 evreye ayrılır:
Evre 1: Tümör 2 santimden küçük ve lenf bezlerine atlamamıştır. Metastaz yoktur. Bu aşamada ameliyatla büyük oranda tam şifa sağlanır.
Evre 2: Tümör genellikle olduğu yerde kalır. Ameliyatla şifa şansı bu evrede de yüksektir.
Evre 3: Tümör göğüs boşluğundaki lenf bezlerine atlamıştır. Tümör akciğerde dağınık bölgelere yayılmış olabilir. Tedaviye ameliyatla başlama şansı yoktur, ilk aşamada kemoterapi uygulanır. 3 kür sonra lenf bezlerinde büyük oranda temizlenme ve tümörde yüzde 70′in üzerinde küçülme varsa hasta cerrahiye verilebilir. Yoksa kemoterapi artı radyoterapiyle devam edilir.
Evre 4: Tümör metastaz yapmıştır. Temelli şifa şansı düşüktür. Kemoterapi, gerekirse radyoterapi ve destek tedavileriyle hastaya kaliteli ve uzun bir yaşam şansı sağlanmaya çalışılır. Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde tümör, evre 4′e gelinceye kadar aradan 1.5-2 sene geçer. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri grubundar. olan adeno kanserde ise metastaz riskil tümörün büyüme ve evre değiştirme hızı çok daha fazladır. Küçük hücreli akciğer kanseri ise en hızlı çoğalan, kısa sürede beyin, kemik iliği, karaciğer, böbrek üstü gibi organlara metastaz yapabilen bir tümördür. Eskiden bu hastalarda yaşam haftalarla ölçülürdü. Çünkü teşhis edildiği anda tümör yüzde 85 oranında metastaz yapmış halde bulunur.
BİLEKTE KİTLE OLUŞUMU
BİLEKTE KİTLE OLUŞUMU
Bileğimdeki kitle kanser çıktı. Tedavi önerileriniz nelerdir?
31 yaşındayım. Sol ayak bileğimin 10 santim yukarısında 8-9 yıldır bulunan bir kitleyi 3 ay önce plastik cerraha aldırdım. Alınan kitlenin patolojik incelemeleri sonucunda ‘dermatofîbrosarkoma’ tanısı konuldu. Tedavi konusunda önerileriniz nelerdir?
CEVAP: Tedavi cerrahidir. Tümör tam olarak çıkarıldıysa başka bir tedaviye ihtiyaç yok. Bundan sonra sıkı doktor kontrolü gerekli. Nüks olursa tümör yine ameliyatla çıkarılır.
Tümörün tekrarlamasını önlemek için güneşten sakının, immün sisteminizi güçlendirin. Selenyum, E vitamini faydalı olabilir. Ayrıca beta karotenden zengin olan kırmızı, yeşil, siyah renkli sebze ve meyveleri sofranızda bulundurun, Aşırı yorgunluktan kaçının. Belli aralıklarla akciğer filmi çektirin, çünkü bu tümörler akciğere atlayabilir.
Çörek Otu Hangi Hastalıklara İyi Gelir
alerji, astım, baş ağrısı, bronşiyal problemlersırt ağrısı, burun tıkanıklığı, cinsel gücü artıran bitkiler, cinsel gücü artırıcı bitkiler, çörek otu, çörek otu yağı, çörek otu yağının iyi geldiği hastalıklar, çörekotu, çörekotu yağı, damar sertliği, damar tıkanıklığı, grip, hazmı kolaylaştırıcı bitkiler, hipertansiyon, idrar söktürücü bitkiler, ifraz boşaltıcı, iktidarsızlık, ishal, kan şekerini düzenlemek, Kanser, kas ağrıları, kolesterol, kuru öksürük, mantarlar, mikroplar, romatizma, saç beyazlaması, saç dökülmesi, saman nezlesi, Şifalı Bitkiler, şifalı otlar, sinüzit, solunum borusunu genişletici, tansiyon, ülser, uyku bozukluğu, virüsler, yaraların çabuk iyileşmesi, yorgunluk, yüksek tansiyon, zindelik
Çörek Otu Hangi Hastalıklara İyi Gelir
Dünyanın birçok bölgesinde şifalı özellikleri sayesinde pek çok hastalığa ve fiziksel rahatsızlığa karşı kullanılan çörek otunun yağ halinde tüketilmesi tohum olarak tüketilmesinden daha etkili oluyor. Bu yazımızda Çörek otu yağının iyi geldiği rahatsızlıkları ve hastalıkları listeleyeceğiz…
- Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
- İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
- Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
- Kan şekerini düzenler.
- Yorgunluk halini giderip zindelik verir.
- Damar sertliği, damar tıkanıklığı hastalıklarını önler.
- Tansiyon ve kolesterolün normale dönmesini sağlar.
- Cinsel gücü artırıcı etkisi vardır.
- Hazmı kolaylaştırır.
- Vücuttaki zehirleri süzerek atar.
- İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
- Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
- Alerjiyi önler.
- Savunma sistemini dengeler.
- Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.
- Sac dökülmesi ve kepeğe karsı haricen sürülür
- Grip, nezle, baş ağrısına burundan damlatılarak (3 damla)kullanılır
- Kulakta üşütme ve iltihap durumlarında damlatılarak (3 damla )kullanılır.
- Göze 2 damla damlatılırsa, gözdeki mikropları öldürür.
- Sinüzitte sabah ve akşam buruna 1,2 damla damlatılır ve 1 hafta devam edilir
Çörek otu yağının kullanıldığı yerler ve kullanılma şekilleri
Astım ve bronşiyal problemler: Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alınır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.
Sırt ağrısı ve diğer romatizma çeşitleri: Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır. Günde üç defa da yağdan bir çay kaşığı içilir.
İshal: Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.
Kuru öksürük: Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.
Grip ve burun tıkanıklığı: Her bir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.
Saç beyazlaması: Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.
Saç dökülmesi: Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu yağı ile kafa derisinin içine masaj yapın.
Saman nezlesi: Bir tatlı kaşığı Çörek otu yağını bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.
Baş ağrısı: Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.
Cilt sorunları: Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.
Yüksek tansiyon: Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarımsakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1,5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.
Uyuşukluk ve yorgunluk: Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir tatlı kaşığı Çörek otu yağına her sabah 10 gün boyunca devam edilir.
Hafıza düzeltme: 100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.
Kas ağrıları: Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.
İktidarsızlık: 200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu, 100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.
Uyku bozukluğu: Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.
Ülserler: Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır. Daha sonra cerahatli yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.
Kötü yaşam koşulları insanı verem ediyor
Kötü yaşam koşulları vereme davetiye çıkarıyor
Uzmanlar, verem hastalığının en çok ekonomik durumu kötü, yetersiz beslenen, 13-50 yaş arasındaki kişilerde görüldüğünü, ivedilikle bu nüfus gruplarının sosyo-ekonomik durumunu iyileştirici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Akciğer veremi, tüberküloz, fitizi olarak da biliniyor. Nedeni, koch basili denilen ufak, kıvrık, içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basili…
Verem mikrobu, insan vücuduna çeşitli yollardan girebiliyor. Bu yolların başında, solunum yolları geliyor. Hastalık, çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşıyor.
Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, üzüntü, grip, boğmaca, kızamık veya şeker hastalığı, vücudun direncini kaybetmesine ve hastalık ihtimalinin artmasına neden oluyor.
Verem tedavi edilmezse ne olur?
Verem, üç devrede gelişiyor. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları, öksürük ve 38 dereceye varan ateş görülür. Verem basili bu devrede, tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturuyor.
İkinci devrede hiçbir belirti görülmeyebiliyor. Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, bağırsaklar, karın ve beyin zarına yerleşiyor. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalma eğilimi gösteriyor.
Üçüncü devrede, verem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam ediyor. Hastada, yorgunluk, balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri görülüyor. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer akciğer de hastalanabiliyor.
Tedaviye, 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekiyor. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava, bol gıda ve üzüntüsüz bir hayat… Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rasim Küçükusta, tüberküloz konusunda ayrıntılı bilgiler verdi.
Veremin nedenleri nelerdir?
“Tüberküloz, eskiden daha ziyade düşük sosyo-ekonomik tabakanın hastalığı olarak bilinirken, günümüzde artık her kesimden insanda rastlanır olmuştur.
Dengesiz ve bilinçsiz beslenme, ağır ve stresli yaşam koşulları, fazla alkol ve sigara kullanımı, madde bağımlılığı, kortizon ve immunsüpresif (bağışıklığı baskılayıcı) ilaç kullanımının artması, aşırı ruhsal ve bedensel yorgunluklar ile bağışıklık sisteminin baskılanmış olduğu kanser, AIDS gibi hastalıkların, tüberkülozda görülen artışta çok önemli etkileri vardır.
Yakın zamanlara kadar tüberkülozun artık bir sağlık problemi olmaktan çıktığı USA, Kanada gibi gelişmiş ülkelerde, AIDS tüberkülozun adeta hortlamasına yol açmıştır.
Verem istatistikleri ne diyor?
Tüberküloz, BCG ismi verilen aşısının ve etkili ilaçlarının olmasına rağmen, kökü tamamen kazınamamış bir hastalıktır. Hem geri kalmış ülkelerde ve hem de en gelişmiş ülkelerde önemli sağlık sorunlarından biri olmaya devam etmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) istatistiklerine göre:
- Dünya nüfusunun 1/3′ü, yani 2 milyar insan tüberküloz mikrobu taşımaktadır. Bu sayıya, her yıl 100-200 milyon kişi eklenmektedir.
- Dünyada yılda 8 milyon kişi tüberküloz hastalığına yakalanmaktadır. Bunların yüzde 95′i geri kalmış ülkelerde, yüzde 5′i ise gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlardır.
- Tüberküloz, her yıl 3 milyon kişinin ölümüne neden olmaktadır. Buna göre, tüberküloz dünyada ölüm nedenleri sıralamasında 5. sırada yer almaktadır.
- Önümüzdeki 10 yıl içinde 90 milyon kişinin tüberküloza yakalanacağı ve bunların 30 milyonun da bu hastalıktan ölecekleri tahmin edilmektedir.
Tüberküloz, insanlık tarihi kadar eski bir hastalık…
Almanya’da M.Ö. 8000 yıllarına ait olduğu tahmin edilen iskelet kalıntılarında ve M.Ö. 2500-1000 yıllarına ait Mısır mumyalarında, tüberküloza ait tipik bulgular saptanmıştır. Robert Koch, 24 Mart 1882′de tüberküloz mikrobunu keşfetmiştir.
Tüberküloz aşısı BCG Fransız araştırmacılar Calmette ve Guerin tarafından 1921′de, ilk tüberküloz ilacı olan streptomisin de 1944′te Waksman tarafından bulunmuştur. Waksman, bu nedenle 1952′de Nobel Ödülü almıştır.
Eski Yunanlıların ftizis, yani erime adını verdiği hastalık, daha sonra beyaz veba adıyla anılmış, 19. Yüzyıl’dan beri ise tüm dünyada tüberküloz ismi kullanılmaya başlanmıştır. Tüberküloz için halk arasında ince hastalık, verem, zafiyet, ciğerde duman gibi isimler de kullanılır.
Türkiye’de durum ne?
Türkiye, verem hastalığının görülme oranı bakımından orta sıralarda yer almaktadır. Verem; Hindistan, Çin, Bengladeş gibi ülkelerde her 100 bin kişinin 200′den fazlasında görülürken, Avrupa ülkelerinde her 100 bin kişiden 20′den azında rastlanmaktadır. Bu değer, Türkiye için 100 binde 27 olarak bildirilmiştir.
Verem Savaş Daire Başkanlığı’nın resmi kayıtlarına göre Türkiye’de günümüzde her yıl ortalama 20 bin kişide verem hastalığı ortaya çıktığı bildirilmekle beraber, bu rakam gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü özel doktor, poliklinik, hastaneler, üniversiteler gibi kurumlarda tedavi gören hastalar, bu değerlendirme içinde yer almamaktadır. Ben, kişisel olarak Türkiye’de yılda 40 bin-50 bin kişide verem hastalığı görüldüğünü tahmin ediyorum.”
Zeytinyağı kansere iyi gelir mi ?
Zeytinyağı kansere iyi geliyor
Chicago’daki Feinberg Üniversitesi’nden Dr. Javier Menendez başkanlığındaki heyet, zeytinyağındaki oleik asidin Her-2/Neu ya da ERB B-2 adlarıyla bilinen kanser geninin seviyesini önemli oranda düşürdüğünü saptadı.
Laboratuar şartlarında yapılan deneylerde, meme kanserinde Her-2/Neu seviyesi, oleik asit sayesinde yüzde 20 oranında azaltıldı.
Kanserli hücreler üzerinde yapılan deneyler, Her-2/Neu genini etkisiz kılan oleik asidin tedavinin etkisini de artırarak hastaların ömrünü uzattığını gösterdi.
Araştırma sonuçları, Amerikan Onkoloji Yıllığı’nın son sayısında yayımlandı.
Dr. Menendez, “Araştırma sonuçları, özellikle zeytinyağlı yemeklerin kanser ve kalp-damar hastalıklarıyla yaşlanmaya karşı koruyucu etki sağladığını doğruluyor” dedi.
Zeytinyağının “faziletleri”, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından da geçen Kasım ayında resmen kabul edilmişti.
