Posts Tagged ‘Kanser’



Spor hücrelerin genç kalmasına etki ediyor

Uzmanlarca yapılan bir araştırma sonucunda dayanıklılık sporlarının yaşlanmayı yavaşlatabildiği sonucuna varıldı. Araştırma, düzenli olarak dayanıklılık sporunun hücre düzeyinde yaşlanmayı geciktirdiğini gösterdi.
“Circulation” dergisinde yayımlanan araştırma, düzenli olarak dayanıklılık sporunun hücre düzeyinde yaşlanmayı geciktirdiğini gösterdi.

Almanya’daki Saarland Üniversitesinden Ulrich Laufs ve ekibinin yaptığı araştırma, sporun birçok kanser türünün gelişmesinin durdurulmasında hayati rol oynayan telomeraz enzimiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu.

Tansiyon, kolesterol seviyesi, kandaki şeker ile kilo alımını düzenleyen ve bazı kanser türlerine yakalanma riskini azaltan sporun bu olumlu etkilerinin kaynağındaki moleküler mekanizmaya yoğunlaşan bilim adamları önce fareler üzerinde araştırma yaptı.

Bir grup fare 3 hafta boyunca bir tekerlek üzerinde koşturuldu. Bu farelerin aortundaki telomeraz faaliyetinde ve kan hücrelerinde artış, programlanmış hücre ölümünde azalma olduğu görüldü.

Daha sonra araştırmacılar, haftada 73 km koşan ortalama yaşı 20 olan profesyonel atletler ile ortalama yaşı 51 olan maratoncu ve triatloncuları inceledi.

Uzun süre yapılan sporun, telomerazı etkinleştirdiği ve akyuvarlardaki kromozomların her iki ucunda bulunan telomerlerin kısalmasını azalttığı belirlendi.

Fransız “Le Figaro” gazetesinin internet sitesinde de yayımlanan araştırmada, onlarca yıl spor yapan atletlerde telomerlerin boyunun sabitliğinin genç sporculara göre daha belirgin olduğu ortaya çıktı.

KÜÇÜK HÜCRELİ AKCİĞER KANSER EVRELERİ

KÜÇÜK HÜCRELİ AKCİĞER KANSER EVRELERİ

Küçük Hücreli Akciğer Kanseri 4′üncü Evreye Ne Zaman Gelir?
Küçük hücreli dışı akciğer kanserinin bir türü olan skuamoz hücreli karsinom, 4′üncü evreye ne kadar zamanda gelir? Her evre arasında ne kadar zaman geçer?
CEVAP: Skuamoz hücreli akciğer kanseri 4 evreye ayrılır:

Evre 1: Tümör 2 santimden küçük ve lenf bezlerine atlamamıştır. Metastaz yoktur. Bu aşamada ameliyatla büyük oranda tam şifa sağlanır.
Evre 2: Tümör genellikle olduğu yerde kalır. Ameliyatla şifa şansı bu evrede de yüksektir.
Evre 3: Tümör göğüs boşluğundaki lenf bezlerine atlamıştır. Tümör akciğerde dağınık bölgelere yayılmış olabilir. Tedaviye ameliyatla başlama şansı yoktur, ilk aşamada kemoterapi uygulanır. 3 kür sonra lenf bezlerinde büyük oranda temizlenme ve tümörde yüzde 70′in üzerinde küçülme varsa hasta cerrahiye verilebilir. Yoksa kemoterapi artı radyoterapiyle devam edilir.
Evre 4: Tümör metastaz yapmıştır. Temelli şifa şansı düşüktür. Kemoterapi, gerekirse radyoterapi ve destek tedavileriyle hastaya kaliteli ve uzun bir yaşam şansı sağlanmaya çalışılır. Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde tümör, evre 4′e gelinceye kadar aradan 1.5-2 sene geçer. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri grubundar. olan adeno kanserde ise metastaz riskil tümörün büyüme ve evre değiştirme hızı çok daha fazladır. Küçük hücreli akciğer kanseri ise en hızlı çoğalan, kısa sürede beyin, kemik iliği, karaciğer, böbrek üstü gibi organlara metastaz yapabilen bir tümördür. Eskiden bu hastalarda yaşam haftalarla ölçülürdü. Çünkü teşhis edildiği anda tümör yüzde 85 oranında metastaz yapmış halde bulunur.

BİLEKTE KİTLE OLUŞUMU

BİLEKTE KİTLE OLUŞUMU

Bileğimdeki kitle kanser çıktı. Tedavi önerileriniz nelerdir?
31 yaşındayım. Sol ayak bileğimin 10 santim yukarısında 8-9 yıldır bulunan bir kitleyi 3 ay önce plastik cerraha aldırdım. Alınan kitlenin patolojik incelemeleri sonucunda ‘dermatofîbrosarkoma’ tanısı konuldu. Tedavi konusunda önerileriniz nelerdir?

CEVAP: Tedavi cerrahidir. Tümör tam olarak çıkarıldıysa başka bir tedaviye ihtiyaç yok. Bundan sonra sıkı doktor kontrolü gerekli. Nüks olursa tümör yine ameliyatla çıkarılır.

Tümörün tekrarlamasını önlemek için güneşten sakının, immün sisteminizi güçlendirin. Selenyum, E vitamini faydalı olabilir. Ayrıca beta karotenden zengin olan kırmızı, yeşil, siyah renkli sebze ve meyveleri sofranızda bulundurun, Aşırı yorgunluktan kaçının. Belli aralıklarla akciğer filmi çektirin, çünkü bu tümörler akciğere atlayabilir.

Çörek Otu Hangi Hastalıklara İyi Gelir

alerji, astım, baş ağrısı, bronşiyal problemlersırt ağrısı, burun tıkanıklığı, cinsel gücü artıran bitkiler, cinsel gücü artırıcı bitkiler, çörek otu, çörek otu yağı, çörek otu yağının iyi geldiği hastalıklar, çörekotu, çörekotu yağı, damar sertliği, damar tıkanıklığı, grip, hazmı kolaylaştırıcı bitkiler, hipertansiyon, idrar söktürücü bitkiler, ifraz boşaltıcı, iktidarsızlık, ishal, kan şekerini düzenlemek, Kanser, kas ağrıları, kolesterol, kuru öksürük, mantarlar, mikroplar, romatizma, saç beyazlaması, saç dökülmesi, saman nezlesi, Şifalı Bitkiler, şifalı otlar, sinüzit, solunum borusunu genişletici, tansiyon, ülser, uyku bozukluğu, virüsler, yaraların çabuk iyileşmesi, yorgunluk, yüksek tansiyon, zindelik

Çörek Otu Hangi Hastalıklara İyi Gelir

Dünyanın birçok bölgesinde şifalı özellikleri sayesinde pek çok hastalığa ve fiziksel rahatsızlığa karşı kullanılan çörek otunun yağ halinde tüketilmesi tohum olarak tüketilmesinden daha etkili oluyor. Bu yazımızda Çörek otu yağının iyi geldiği rahatsızlıkları ve hastalıkları listeleyeceğiz…
- Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.

- İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.

- Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.

- Kan şekerini düzenler.

- Yorgunluk halini giderip zindelik verir.

- Damar sertliği, damar tıkanıklığı hastalıklarını önler.

- Tansiyon ve kolesterolün normale dönmesini sağlar.

- Cinsel gücü artırıcı etkisi vardır.

- Hazmı kolaylaştırır.

- Vücuttaki zehirleri süzerek atar.

- İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.

- Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.

- Alerjiyi önler.

- Savunma sistemini dengeler.

- Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.

- Sac dökülmesi ve kepeğe karsı haricen sürülür

- Grip, nezle, baş ağrısına burundan damlatılarak (3 damla)kullanılır

- Kulakta üşütme ve iltihap durumlarında damlatılarak (3 damla )kullanılır.

- Göze 2 damla damlatılırsa, gözdeki mikropları öldürür.

- Sinüzitte sabah ve akşam buruna 1,2 damla damlatılır ve 1 hafta devam edilir

Çörek otu yağının kullanıldığı yerler ve kullanılma şekilleri

Astım ve bronşiyal problemler: Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alınır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.

Sırt ağrısı ve diğer romatizma çeşitleri: Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır. Günde üç defa da yağdan bir çay kaşığı içilir.

İshal: Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.

Kuru öksürük: Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.

Grip ve burun tıkanıklığı: Her bir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.

Saç beyazlaması: Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.

Saç dökülmesi: Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu yağı ile kafa derisinin içine masaj yapın.

Saman nezlesi: Bir tatlı kaşığı Çörek otu yağını bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.

Baş ağrısı: Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.

Cilt sorunları: Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.

Yüksek tansiyon: Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarımsakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1,5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.

Uyuşukluk ve yorgunluk: Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir tatlı kaşığı Çörek otu yağına her sabah 10 gün boyunca devam edilir.

Hafıza düzeltme: 100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.

Kas ağrıları: Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.

İktidarsızlık: 200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu, 100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.

Uyku bozukluğu: Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.

Ülserler: Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır. Daha sonra cerahatli yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.

Kötü yaşam koşulları insanı verem ediyor

Kötü yaşam koşulları vereme davetiye çıkarıyor

Uzmanlar, verem hastalığının en çok ekonomik durumu kötü, yetersiz beslenen, 13-50 yaş arasındaki kişilerde görüldüğünü, ivedilikle bu nüfus gruplarının sosyo-ekonomik durumunu iyileştirici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Akciğer veremi, tüberküloz, fitizi olarak da biliniyor. Nedeni, koch basili denilen ufak, kıvrık, içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basili…

Verem mikrobu, insan vücuduna çeşitli yollardan girebiliyor. Bu yolların başında, solunum yolları geliyor. Hastalık, çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşıyor.

Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, üzüntü, grip, boğmaca, kızamık veya şeker hastalığı, vücudun direncini kaybetmesine ve hastalık ihtimalinin artmasına neden oluyor.

Verem tedavi edilmezse ne olur?

Verem, üç devrede gelişiyor. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları, öksürük ve 38 dereceye varan ateş görülür. Verem basili bu devrede, tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturuyor.

İkinci devrede hiçbir belirti görülmeyebiliyor. Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, bağırsaklar, karın ve beyin zarına yerleşiyor. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalma eğilimi gösteriyor.

Üçüncü devrede, verem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam ediyor. Hastada, yorgunluk, balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri görülüyor. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer akciğer de hastalanabiliyor.

Tedaviye, 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekiyor. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava, bol gıda ve üzüntüsüz bir hayat… Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rasim Küçükusta, tüberküloz konusunda ayrıntılı bilgiler verdi.

Veremin nedenleri nelerdir?

“Tüberküloz, eskiden daha ziyade düşük sosyo-ekonomik tabakanın hastalığı olarak bilinirken, günümüzde artık her kesimden insanda rastlanır olmuştur.

Dengesiz ve bilinçsiz beslenme, ağır ve stresli yaşam koşulları, fazla alkol ve sigara kullanımı, madde bağımlılığı, kortizon ve immunsüpresif (bağışıklığı baskılayıcı) ilaç kullanımının artması, aşırı ruhsal ve bedensel yorgunluklar ile bağışıklık sisteminin baskılanmış olduğu kanser, AIDS gibi hastalıkların, tüberkülozda görülen artışta çok önemli etkileri vardır.

Yakın zamanlara kadar tüberkülozun artık bir sağlık problemi olmaktan çıktığı USA, Kanada gibi gelişmiş ülkelerde, AIDS tüberkülozun adeta hortlamasına yol açmıştır.

Verem istatistikleri ne diyor?

Tüberküloz, BCG ismi verilen aşısının ve etkili ilaçlarının olmasına rağmen, kökü tamamen kazınamamış bir hastalıktır. Hem geri kalmış ülkelerde ve hem de en gelişmiş ülkelerde önemli sağlık sorunlarından biri olmaya devam etmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) istatistiklerine göre:

- Dünya nüfusunun 1/3′ü, yani 2 milyar insan tüberküloz mikrobu taşımaktadır. Bu sayıya, her yıl 100-200 milyon kişi eklenmektedir.

- Dünyada yılda 8 milyon kişi tüberküloz hastalığına yakalanmaktadır. Bunların yüzde 95′i geri kalmış ülkelerde, yüzde 5′i ise gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlardır.

- Tüberküloz, her yıl 3 milyon kişinin ölümüne neden olmaktadır. Buna göre, tüberküloz dünyada ölüm nedenleri sıralamasında 5. sırada yer almaktadır.

- Önümüzdeki 10 yıl içinde 90 milyon kişinin tüberküloza yakalanacağı ve bunların 30 milyonun da bu hastalıktan ölecekleri tahmin edilmektedir.

Tüberküloz, insanlık tarihi kadar eski bir hastalık…

Almanya’da M.Ö. 8000 yıllarına ait olduğu tahmin edilen iskelet kalıntılarında ve M.Ö. 2500-1000 yıllarına ait Mısır mumyalarında, tüberküloza ait tipik bulgular saptanmıştır. Robert Koch, 24 Mart 1882′de tüberküloz mikrobunu keşfetmiştir.

Tüberküloz aşısı BCG Fransız araştırmacılar Calmette ve Guerin tarafından 1921′de, ilk tüberküloz ilacı olan streptomisin de 1944′te Waksman tarafından bulunmuştur. Waksman, bu nedenle 1952′de Nobel Ödülü almıştır.

Eski Yunanlıların ftizis, yani erime adını verdiği hastalık, daha sonra beyaz veba adıyla anılmış, 19. Yüzyıl’dan beri ise tüm dünyada tüberküloz ismi kullanılmaya başlanmıştır. Tüberküloz için halk arasında ince hastalık, verem, zafiyet, ciğerde duman gibi isimler de kullanılır.

Türkiye’de durum ne?

Türkiye, verem hastalığının görülme oranı bakımından orta sıralarda yer almaktadır. Verem; Hindistan, Çin, Bengladeş gibi ülkelerde her 100 bin kişinin 200′den fazlasında görülürken, Avrupa ülkelerinde her 100 bin kişiden 20′den azında rastlanmaktadır. Bu değer, Türkiye için 100 binde 27 olarak bildirilmiştir.

Verem Savaş Daire Başkanlığı’nın resmi kayıtlarına göre Türkiye’de günümüzde her yıl ortalama 20 bin kişide verem hastalığı ortaya çıktığı bildirilmekle beraber, bu rakam gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü özel doktor, poliklinik, hastaneler, üniversiteler gibi kurumlarda tedavi gören hastalar, bu değerlendirme içinde yer almamaktadır. Ben, kişisel olarak Türkiye’de yılda 40 bin-50 bin kişide verem hastalığı görüldüğünü tahmin ediyorum.”

Zeytinyağı kansere iyi gelir mi ?

Zeytinyağı kansere iyi geliyor

Chicago’daki Feinberg Üniversitesi’nden Dr. Javier Menendez başkanlığındaki heyet, zeytinyağındaki oleik asidin Her-2/Neu ya da ERB B-2 adlarıyla bilinen kanser geninin seviyesini önemli oranda düşürdüğünü saptadı.

Laboratuar şartlarında yapılan deneylerde, meme kanserinde Her-2/Neu seviyesi, oleik asit sayesinde yüzde 20 oranında azaltıldı.

Kanserli hücreler üzerinde yapılan deneyler, Her-2/Neu genini etkisiz kılan oleik asidin tedavinin etkisini de artırarak hastaların ömrünü uzattığını gösterdi.

Araştırma sonuçları, Amerikan Onkoloji Yıllığı’nın son sayısında yayımlandı.

Dr. Menendez, “Araştırma sonuçları, özellikle zeytinyağlı yemeklerin kanser ve kalp-damar hastalıklarıyla yaşlanmaya karşı koruyucu etki sağladığını doğruluyor” dedi.

Zeytinyağının “faziletleri”, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından da geçen Kasım ayında resmen kabul edilmişti.

Kadın Sağlığını Tehdit Eden Kimyasallar

Yapılan bir araştırma, günde periyodik olarak abartmadan ortalama makyaj yapan bir kadının 515 kimyasalı üzerinde taşıdığını ortaya koydu. Uzmanlar ise bu kadar kimyasalın zamanla insan vücudunu yıpratacağını belirtiyor.
Ruj, oje, parfüm, deodorant, vücut losyonu, saç spreyi, fondöten gibi ürünlerin kimyasal analizini yapan yeni bir araştırma tüyler ürperten sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre bu malzemeler birçok kadın için günlük hayatın bir parçası olsa da sağlık açısından büyük bir riski de beraberinde getiriyor.

Deodorant üreticisi Bionsen tarafından yapılan araştırmaya göre, bu kozmetik ürünlerini kullanan bir kadının vücudu her gün 515 kimyasal maddeye maruz kalıyor. Bu kimyasal maddeler alerjiden, hormon bozukluğuna, doğurganlık sorunlarından kansere kadar birçok rahatsızlığa neden olabiliyor.

Hangi üründe ne kadar kimyasal var?

Şampuan
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 15
En tehlikelileri: Sodyum lauril sülfat, tetrasodyum, propilen glikol
Yan etkileri: Tahriş, kaşıntı, göz hasarı.

Far
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 26
En tehlikelileri: Polietilen tereftalat
Olası yan etkileri: Kanser, kısırlık, hormonal bozukluk, organlarda tahribat.

Ruj
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 33
En tehlikelisi: Polimetilmetakrilat
Olası yan etkileri: Alerji, kanser.

Oje
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 31
En tehlikelileri: Ftalat
Olası yan etkileri: Doğuranlığı azaltabilir, hamilelikte bebek gelişimini etkileyebilir.

Parfüm
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 250
En tehlikelileri: Benzaldehit
Olası yan etkileri: Ağız, boğaz ve gözlerde tahriş, mide bulantısı, böbrek sorunları.

Bronzlaştırıcı krem
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 22
En tehlikelileri: Etil-metil paraben, propil paraben
Olası yan etkileri: Kurdeşen, tahriş, hormonal bozukluk.

Saç spreyi
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 11
En tehlikelileri: Oktinoksat, isophthalate
Olası yan etkileri: Alerji, gözler, burunda tahriş, hücre yapısında bozulma.

Allık
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 16
En tehlikelileri: Etil paraben, metil paraben, propil paraben
Olası yan etkileri: Kurdeşen, tahriş, hormonal bozukluk.

Fondöten
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 24
En tehlikelileri: Polimetil metakrilat
Olası yan etkileri: Alerji, kanser.

Deodorant
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 15
En tehlikelileri: İzopropil, myristat,
Olası yan etkileri: Ciltte ve akciğerlerde tahriş, baş ağrısı, solunum problemleri.

Vücut losyonu
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 32
En tehlikelileri: Etil paraben, metil paraben, propil paraben, polietilen glikol
Olası yan etkileri: Kurdeşen, tahriş, hormonal bozukluk.

saglik TopOfBlogs
TOPlist