Posts Tagged ‘grip’
HAMİLELER DOMUZ GRİBİNE KARŞI NASIL KORUNMALI ?
Hamilelik, grip, domuz gribi, aşı, sağlık bakanlığı
Hamilelikte gribin her çeşidi tehlikelidir.Hamile olan kişiler hamile olduklarını anladıkları ilk andan itibaren kendilerini koruma altına almalıdırlar.İlk olarak vücut direncini arttıracak önlemlerle başlayarak, vitamin ve minerallerden zengin beslenmeleri gerekmektedir. Domuz Gribinden korunmak için , hijyene dikkat ederek virüsün kendilerine bulaşmasını önlemeye çalışmak başlıca dikkat etmeleri gereken kural olmalıdır.Domuz Gribi şüphesi olan kişilerin bulunduğu ortamlardan uzak durarak kendilerini ve doğacak çocuklarını korumalıdırlar.Kalabalık yerlerde ve hastalığın görülme riskinin bulunduğu ortamlarda mümkün olduğunca bulunmamaya gayret göstermelidirler.Domuz Gribinin kendilerine bulaşmasını önlemek için düzenli uyuyarak bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine yardımcı olmalıdırlar.Ve zamanında hasta olmadan aşılarını yaptırmalıdırlar.En kısa sürede bir kadın doğum uzmanına baş vurarak bu konuda yardım almaları gerekmektedir.
Hamileler D.S.Ö ve Sağlık Bakanlığının belirlemiş olduğu risk teşkil eden grup arasında yer almaktadır.Her hamile kadın 4. aydan itebaren aşı yaptırmalıdır.Yani 3. ayın bitişinden ( 4.ayın İlk gününden )itibaren aşı yaptırmalıdırlar.
Hamilelikte seyreden Domuz Gribi erken doğumlara sebep olmaktadır.Ayrıca 3.trimesterden sonra gelişen grip daha ağır olup sonrasında zatürre gelişmektedir.Yoğun bakıma yatma oranları bu dönemlerde daha fazla olmaktadır.3.trimester dediğimiz dönem hamileliğin 6-9 uncu haftalarını kapsamaktadır.Hamilelerin bu aylardan itibaren daha dikkatli olmaları gerekmektedir.
PANDEMİK GRİP NEDİR ?
Pandemik, grip, salgın, kuş gribi
Pandemik bir gripten, grip hastalıklarının dünya çapında ve
yoğun bir şekilde artması anlaşılır. Bir grip pandemisinin
karakteristiği, hastalığa, insanın ona karşı bağışıklığa sahip
olmadığı ve –kuş gribinin aksine – insandan insana kolay
geçebilen, yeni türden bir grip virüsünün neden olmasıdır.
Hastalık hızlı yayılır ve çok sayıda ağır hastalığa neden
olabilir.
Geçmişte birden fazla defa bu tür pandemiler görüldü.
Bunların en ünlüsü, 1918 yılında dünya çapında 20-40 milyon
insan hayatına mal olan İspanyol Gribi‘ydi. Şu anda ülkemizde
görülen gribe pandemik grip diyebiliriz.
Belli olmayan ise sadece, bir sonrakinin nerede ve ne zaman
patlak vereceğidir.
Çörek Otu Hangi Hastalıklara İyi Gelir
alerji, astım, baş ağrısı, bronşiyal problemlersırt ağrısı, burun tıkanıklığı, cinsel gücü artıran bitkiler, cinsel gücü artırıcı bitkiler, çörek otu, çörek otu yağı, çörek otu yağının iyi geldiği hastalıklar, çörekotu, çörekotu yağı, damar sertliği, damar tıkanıklığı, grip, hazmı kolaylaştırıcı bitkiler, hipertansiyon, idrar söktürücü bitkiler, ifraz boşaltıcı, iktidarsızlık, ishal, kan şekerini düzenlemek, Kanser, kas ağrıları, kolesterol, kuru öksürük, mantarlar, mikroplar, romatizma, saç beyazlaması, saç dökülmesi, saman nezlesi, Şifalı Bitkiler, şifalı otlar, sinüzit, solunum borusunu genişletici, tansiyon, ülser, uyku bozukluğu, virüsler, yaraların çabuk iyileşmesi, yorgunluk, yüksek tansiyon, zindelik
Çörek Otu Hangi Hastalıklara İyi Gelir
Dünyanın birçok bölgesinde şifalı özellikleri sayesinde pek çok hastalığa ve fiziksel rahatsızlığa karşı kullanılan çörek otunun yağ halinde tüketilmesi tohum olarak tüketilmesinden daha etkili oluyor. Bu yazımızda Çörek otu yağının iyi geldiği rahatsızlıkları ve hastalıkları listeleyeceğiz…
- Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
- İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
- Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
- Kan şekerini düzenler.
- Yorgunluk halini giderip zindelik verir.
- Damar sertliği, damar tıkanıklığı hastalıklarını önler.
- Tansiyon ve kolesterolün normale dönmesini sağlar.
- Cinsel gücü artırıcı etkisi vardır.
- Hazmı kolaylaştırır.
- Vücuttaki zehirleri süzerek atar.
- İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
- Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
- Alerjiyi önler.
- Savunma sistemini dengeler.
- Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.
- Sac dökülmesi ve kepeğe karsı haricen sürülür
- Grip, nezle, baş ağrısına burundan damlatılarak (3 damla)kullanılır
- Kulakta üşütme ve iltihap durumlarında damlatılarak (3 damla )kullanılır.
- Göze 2 damla damlatılırsa, gözdeki mikropları öldürür.
- Sinüzitte sabah ve akşam buruna 1,2 damla damlatılır ve 1 hafta devam edilir
Çörek otu yağının kullanıldığı yerler ve kullanılma şekilleri
Astım ve bronşiyal problemler: Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alınır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.
Sırt ağrısı ve diğer romatizma çeşitleri: Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır. Günde üç defa da yağdan bir çay kaşığı içilir.
İshal: Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.
Kuru öksürük: Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.
Grip ve burun tıkanıklığı: Her bir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.
Saç beyazlaması: Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.
Saç dökülmesi: Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu yağı ile kafa derisinin içine masaj yapın.
Saman nezlesi: Bir tatlı kaşığı Çörek otu yağını bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.
Baş ağrısı: Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.
Cilt sorunları: Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.
Yüksek tansiyon: Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarımsakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1,5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.
Uyuşukluk ve yorgunluk: Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir tatlı kaşığı Çörek otu yağına her sabah 10 gün boyunca devam edilir.
Hafıza düzeltme: 100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.
Kas ağrıları: Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.
İktidarsızlık: 200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu, 100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.
Uyku bozukluğu: Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.
Ülserler: Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır. Daha sonra cerahatli yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.
Kötü yaşam koşulları insanı verem ediyor
Kötü yaşam koşulları vereme davetiye çıkarıyor
Uzmanlar, verem hastalığının en çok ekonomik durumu kötü, yetersiz beslenen, 13-50 yaş arasındaki kişilerde görüldüğünü, ivedilikle bu nüfus gruplarının sosyo-ekonomik durumunu iyileştirici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Akciğer veremi, tüberküloz, fitizi olarak da biliniyor. Nedeni, koch basili denilen ufak, kıvrık, içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basili…
Verem mikrobu, insan vücuduna çeşitli yollardan girebiliyor. Bu yolların başında, solunum yolları geliyor. Hastalık, çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşıyor.
Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, üzüntü, grip, boğmaca, kızamık veya şeker hastalığı, vücudun direncini kaybetmesine ve hastalık ihtimalinin artmasına neden oluyor.
Verem tedavi edilmezse ne olur?
Verem, üç devrede gelişiyor. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları, öksürük ve 38 dereceye varan ateş görülür. Verem basili bu devrede, tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturuyor.
İkinci devrede hiçbir belirti görülmeyebiliyor. Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, bağırsaklar, karın ve beyin zarına yerleşiyor. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalma eğilimi gösteriyor.
Üçüncü devrede, verem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam ediyor. Hastada, yorgunluk, balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri görülüyor. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer akciğer de hastalanabiliyor.
Tedaviye, 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekiyor. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava, bol gıda ve üzüntüsüz bir hayat… Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rasim Küçükusta, tüberküloz konusunda ayrıntılı bilgiler verdi.
Veremin nedenleri nelerdir?
“Tüberküloz, eskiden daha ziyade düşük sosyo-ekonomik tabakanın hastalığı olarak bilinirken, günümüzde artık her kesimden insanda rastlanır olmuştur.
Dengesiz ve bilinçsiz beslenme, ağır ve stresli yaşam koşulları, fazla alkol ve sigara kullanımı, madde bağımlılığı, kortizon ve immunsüpresif (bağışıklığı baskılayıcı) ilaç kullanımının artması, aşırı ruhsal ve bedensel yorgunluklar ile bağışıklık sisteminin baskılanmış olduğu kanser, AIDS gibi hastalıkların, tüberkülozda görülen artışta çok önemli etkileri vardır.
Yakın zamanlara kadar tüberkülozun artık bir sağlık problemi olmaktan çıktığı USA, Kanada gibi gelişmiş ülkelerde, AIDS tüberkülozun adeta hortlamasına yol açmıştır.
Verem istatistikleri ne diyor?
Tüberküloz, BCG ismi verilen aşısının ve etkili ilaçlarının olmasına rağmen, kökü tamamen kazınamamış bir hastalıktır. Hem geri kalmış ülkelerde ve hem de en gelişmiş ülkelerde önemli sağlık sorunlarından biri olmaya devam etmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) istatistiklerine göre:
- Dünya nüfusunun 1/3′ü, yani 2 milyar insan tüberküloz mikrobu taşımaktadır. Bu sayıya, her yıl 100-200 milyon kişi eklenmektedir.
- Dünyada yılda 8 milyon kişi tüberküloz hastalığına yakalanmaktadır. Bunların yüzde 95′i geri kalmış ülkelerde, yüzde 5′i ise gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlardır.
- Tüberküloz, her yıl 3 milyon kişinin ölümüne neden olmaktadır. Buna göre, tüberküloz dünyada ölüm nedenleri sıralamasında 5. sırada yer almaktadır.
- Önümüzdeki 10 yıl içinde 90 milyon kişinin tüberküloza yakalanacağı ve bunların 30 milyonun da bu hastalıktan ölecekleri tahmin edilmektedir.
Tüberküloz, insanlık tarihi kadar eski bir hastalık…
Almanya’da M.Ö. 8000 yıllarına ait olduğu tahmin edilen iskelet kalıntılarında ve M.Ö. 2500-1000 yıllarına ait Mısır mumyalarında, tüberküloza ait tipik bulgular saptanmıştır. Robert Koch, 24 Mart 1882′de tüberküloz mikrobunu keşfetmiştir.
Tüberküloz aşısı BCG Fransız araştırmacılar Calmette ve Guerin tarafından 1921′de, ilk tüberküloz ilacı olan streptomisin de 1944′te Waksman tarafından bulunmuştur. Waksman, bu nedenle 1952′de Nobel Ödülü almıştır.
Eski Yunanlıların ftizis, yani erime adını verdiği hastalık, daha sonra beyaz veba adıyla anılmış, 19. Yüzyıl’dan beri ise tüm dünyada tüberküloz ismi kullanılmaya başlanmıştır. Tüberküloz için halk arasında ince hastalık, verem, zafiyet, ciğerde duman gibi isimler de kullanılır.
Türkiye’de durum ne?
Türkiye, verem hastalığının görülme oranı bakımından orta sıralarda yer almaktadır. Verem; Hindistan, Çin, Bengladeş gibi ülkelerde her 100 bin kişinin 200′den fazlasında görülürken, Avrupa ülkelerinde her 100 bin kişiden 20′den azında rastlanmaktadır. Bu değer, Türkiye için 100 binde 27 olarak bildirilmiştir.
Verem Savaş Daire Başkanlığı’nın resmi kayıtlarına göre Türkiye’de günümüzde her yıl ortalama 20 bin kişide verem hastalığı ortaya çıktığı bildirilmekle beraber, bu rakam gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü özel doktor, poliklinik, hastaneler, üniversiteler gibi kurumlarda tedavi gören hastalar, bu değerlendirme içinde yer almamaktadır. Ben, kişisel olarak Türkiye’de yılda 40 bin-50 bin kişide verem hastalığı görüldüğünü tahmin ediyorum.”
