Posts Tagged ‘gebelik’



GEBELİKTE UNUTKANLIK

Pek çok gebe kadın, beyninin sanki yok olduğunu hisseder. Yöneticilik yeteneğiyle övünen kadınlar bile, bu yeteneklerini yitirebilir, görüşmelerini unutabilir, yoğunlaşmakta zorlanabilir ve soğukkanlılıklarını kaybedebilirler. Neyse ki, bazı kadınların âdet öncesi de yaşadığı bu durum geçicidir. Pek çok başka belirti gibi bunlar da gebelikte ki hormonal değişikliklere bağlıdır.

Bu duruma sinirlenmek, yalnızca olayı şiddetlendirecektir. Bunun normal olduğu kabul edilirse, daha kolay geçmesi sağlanır. Ayrıca yaşamınızdaki stres yapıcı etmenleri olabildiğince azaltmak da yardımcı olacaktır. Daha önceden yaptığımız işlere bir de bebek bakımının eklenmesiyle, etkisi kadar verimli çalışamayabilirsiniz. Evinizde ve işyerinizde yapmanız gereken işlerle ilgili bir liste hazırlarsanız ve evden çıkmadan kontrol edersiniz, kapıyı kilitlemeyi unutmak, çaydanlığın altını açık bırakıp evden çıkmak gibi ortaya çıkabilecek tehlikeli durumları engelleyebilirsiniz.

Bebeğinizin doğumdan birkaç hafta sonrasına kadar, hormonal değişikliğe sonrasına kadar, hormonal değişikliğe de değil de yorgunluğunuza bağlı olarak bu durum devam edebilir ve gece bebeğiniz uyuyuncaya kadar da ortadan kalkmayabilir.

Doğum Sonrası Hamilelikten Koruma

Doğumdan sonra bir süre annenin ruhsal, fiziksel sağlığı ve vücudun toparlanması için genel olarak en az bir yıl süreyle yeni bir gebelik önerilmez.Bu sebepten belli bir dönem gebelikten korunmak şarttır. Ancak bu bir yıl içinde vücut tam olarak kendini toparlayabilir.

Emzirmenin gebelikten koruyucu özelliği:

Emzirmenin, prolaktin (Süt Hormonu) salgısını arttırarak yumurtlamayı engellediği ve bu yollada hamileliği önlediği bilinmektedir. doğum sonrası yaklaşık olarak 3 aya kadar emzirmenin hamilelikten koruyucu özelliği olmakla birlikte bu süre sonunda koruyuculuğu azalarak devam eder. Çünkü ovulasyon yani yumurtlama genellikle 3. aydan sonra tekrar başlar ve doğum sonrası 5-6. aylardan sonra normal periyoduna döner.

Bir başka deyişle emzirmeyenlerde doğum sonrası3 hafta, emzirenlerde ise 3 aydan sonra gebelik şansı vardır.

Doğum sonrası korunma yöntemleri:

Doğum sonrası korunma yöntemleri içinde en uygun yöntemler spiral, prezervatif (kondom) ve üç aylık depo progesteron iğneleridir.

Spiral doğumdan ideal olarak 40-45 gün sonra takılabilir. Takılacağı zaman adetli olmak şart değildir. Ancak öncelikle detaylı bir jinekoljik muayeneden geçmek ve rahim ağzında yara, vajinal enfeksiyon, rahim veya yumurtalıklarda enfeksiyon (iltahap) bulguları, adet düzensizlikleri yaşamamak gerekir. Yine kişilerde bakır alerjisi de olmamalıdır.

Erkeğin prezervatif (kılıf) uygulaması da uygun şekilde kullanıldığı zaman spirale eşdeğer koruma sağlar. Ancak her erkek prezervatif kullanmayı sevmiyor olabilir.

Her iki yöntemi de kullanamayan kişilere “üç aylık depo progestinler” yapılabilir. Süte bir zararı yoktur. Tam olarak 90 gün süreyle korunma sağlar, bu sürenin sonunda tekrar yapılması gerekir.
.

Depo iğnelerin bazı istenmeyen yan etkileri de olabilir. Bu istenmeyen yan etkileri iğnelerin yapıldığı süre boyunca adeta bir gebelik hali gibi adet görememe, bazen akne (sivilce), göğüslerde gerginlik, iştaha bağlı kilo artışı, zaman zaman adet düzensizlikleri şeklinde ara kanamalarıdır.

Ayrıca iğneler bırakıldıktan sonra adetler bir süre daha eski düzenli haline dönmeyebilir. Bu süre bazen 6 ayı bulabilmektedir.

Üç aylık depo progestin iğneleri gibi “saf progestin içeren doğum kontrol hapları” nadiren tercih edilen doğum kontrol yöntemlerindendir. Oluşturduğu yan etkiler depoprovera’ya benzer. Çok düzenli ve saatinde kullanılmadığı durumlarda gebelikler de oluşabilir.

3. aydan sonra uzun etkili, cilt altı implantların (progesteron içeren) kullanılması da, alternatif bir kontraseptif yöntem olarak hastalara sunulmalıdır.

Emziren kadınlarda doğum kontrol hapları kullanımı :

Klasik doğum kontrol hapları hem estrojen hem de progestinleri içerir. Progestinlerin anne sütüne her hangi bir zararları olmazken estrojenler anne sütünü azaltır. Bu yüzden emzirme döneminde doğum kontrol hapları önerilmez.

Doğum sonrası artık kesinlikle yeni bir çocuk istemeyen ve 30 yaşın üzerindeki kişilerde Tüplerin – kanalların bağlanması (ligasyon) işlemi yapılabilir.

Tüplerin bağlanması normal doğumdan sonra ilk 5 gün içinde veya doğumdan 40 gün sonrasından itibaren laparoskopi veya minilaporotomi denilen küçük bir kesi yardımıyla yapılabilir.

Tüp bağlanması işlemi sezaryen olan gebelerde, ailelerin önceden işlem için rızalarını belirtir imza vermeleri durumunda ameliyat sırasında da yapılabilir.

Tüplerin bağlanması durumunda geriye dönüş yok denecek kadar az olduğu için çiftler çocuk istememe konusunda kesin kararlı olmalıdırlar.

Ancak eğer geriye dönüş istenirse tüp bebek yöntemiyle bunun da mümkün olabileceği akılda tutulmalıdır.

Tüplerin bağlanması adet düzensizlikleri, cinsel fonksiyonlarda azalma ve kasık ağrısı gibi şikayetler kesinlikle yaratmaz.

Erkekte tüp bağlanması işlemi ise vazektomi olarak bilinir. Lokal anestezi eşliğinde ayaktan yapılan çok basit bir işlemdir. İşlem sonrası cinsel istek veya fonksiyonlarında azalma yaratmaz ve meni’nin miktarında değişme olmaz.

Yine geri dönüşümü olmadığı düşünülerek yapılması gereken bir yöntemdir ama bu da tıpkı tüplerin bağlanması gibi tüp bebek yöntemiyle tekrar gebelik oluşturulabilecek bir tekniktir.

Diğer doğum kontrol yöntemleri ise servikal kep (başlık), vajen içi fitil ve kremler, geri çekme yöntemleri (coitus interruptus) ise koruyuculukları daha az olan yöntemlerdir.

Hangi korunma metodu kullanılırsa kullanılsın her türlü adet gecikmesi durumunda öncelikle gebelik düşünülmelidir. Eğer gebelik testleri ve muayene sonuçlarında gebelik saptanmazsa adet gecikmesi nedenine yönelik tedavi uygulanmalıdır.

GEBELİK VE MİGREN

gebelik, migren için, migren tedavisi, migren tedavi, migren hastalığı, migren nedir, migren ilaçları, gebelik nedir, hamilelikte migren, migren hastalıgı, gebelik tedavisi, migren çeşitleri,migren belirtileri, migren bitkisel, migren ilacı, gebelik adet, gebelik sonrası, gebelik kanama, gebelik migren, gebelik ve migren, gebelikte migren, hamilelik migren, gebelik yöntemleri, migren, gebelik ilaçları, gebelik nedenleri, gebelik dönemi, sağlık migren, migren tedavileri, gebelik tedavileri, migren hastalıkları

GEBELİK VE MİGREN

Migren tipi baş ağrıları genellikle periyodik olarak ortaya çıkan, başın bir yarısında hissedilen, “zonklayıcı” niteliklere sahip ve beraberinde bulantı ve kusma da olabilen ağrılardır.

Migren tipi ağrılar genellikle çocukluk ya da gençlik çağında ortaya çıkar ve yaş ilerledikçe hafifleme eğilimi gösterir. Bazı kadınlarda migren ilk kez gebelikte de ortaya çıkabilir. Kadınların yaklaşık %15′inde erkeklerin ise yaklaşık %5′inde hafif ya da ağır migren tipi baş ağrılarına rastlanır.
Kadınlarda migren genellikle adet öncesi ve adetli dönemlerde daha sık ortaya çıkar ve bu kadınlarda yüksek östrojen içerikli doğum kontrol hapları hastalığı şiddetlendirebilir.
Migren tipi ağrılar ortaya çıkmadan önce bazı prodromal (hastalık öncesi) belirtilere neden olurlar.

Nörolojik kaynaklı olan bu belirtiler muhtemelen damarların bölgesel olarak daralmasıyla ortaya çıkar ve damarların genişlemesiyle de baş ağrısı başlar.
Klasik migrende bu öncü belirtiler daha çok görme alanında kör noktalar oluşması, çınlama, fotofobi (ışığa aşırı duyarlılık), sersemlik gibi nörolojik belirtilerdir. Daha ileri şekillerinde migren öncesi yüzde uyuşukluk ve bazı kas gruplarında geçici felçler de görülebilmektedir.
Migren bazen bu öncü belirtiler olmadan başlar ve bulantı kusmaya da neden olur.

Gebelikte migren nasıl tedavi edilir?
Gebelikte özellikle birinci trimesterden sonra (ilk üç aydan sonra) kadınların `-70′inde migren belirtilerinde iyileşme gözlenir. Bazı durumlarda ise tam tersi olabilir.
Gebelikte migren tedavisinde ilk basamak tedavi parasetamol içerikli ağrı kesicilerdir ve belirtilerin ortaya çıktığı ilk anda kullanıldığında genellikle bu tedavi başarılı olur.
Migren için özellikle hazırlanmış ergotamin içerikli ilaçlar öncü belirtilerde kullanıldığında ağrıların ortaya çıkmasını başarılı bir şekilde engelleyebilirler. Ancak bu ilaçların mekanizması damarların genişlemesini önlemek olduğundan ve uterusu kasıcı özellikleri olduğundan gebelikte çok gerekli olmadıkça tercih edilmezler.
Parasetamol tedavisi başarılı olmadığında ağrı kesici olarak kodein içerikli ilaçlar , bulantı giderici özelliği olan ilaçlarla birlikte doktor önerisiyle kullanılabilirler.
Gebelikte çok sık migren atağı geçiren anne adaylarında ise sürekli tedavi gerekebilir ve bunun için yine doktor önerisiyle propranolol veya nifedipin içerikli ilaçlar kullanılabilir. Beraberinde depresyon belirtileri de gözlendiğinde antidepresan ilaçların da tedaviye eklenmesi başarı şansını artırır.

GEBELİKTE SIK İDRARA ÇIKMA

Gebe kadınlar gebeliğin ilk ve son üç aylık dönemlerinde sık sık tuvalete gitmek zorunda kalırlar. İdrara çıkma sıklığının bu kadar artmasının nedenlerinden biri beden de artan zehirli maddelerin atılımını hızlandırmak amacıyla böbreklerin çalışma hızının artması ve vücut sıvı hacmindeki artıştır. Başka bir neden ise idrar kesesine komşu konumda olan rahim büyüdükçe oluşturduğu basınçtır. Gebeliğin dördüncü ayından sonra rahmin karın içine doğru yükselmesiyle mesane üzerine binen basınç azalır. Ancak iç organların yerleşimi kadından farklılık gösterdiğinden idrara çıkma sıklığı kişiden kişiye değişir.

İdrar yaparken öne doğru eğilirseniz idrar kesenizi tam olarak boşaltabilirsiniz. Eğer gece çok sık idrara çıkıyorsanız, akşam üstü saat 4′ten sonra sıvı almamaya dikkat edin. Bunun dışında kesinlikle sıvı kısıtlaması yapmayın.

İdrara yapma sıklığında herhangi bir değişiklik olmaması ortada bir sorun olduğu anlamına gelmez, özellikle de sık idrara çıkan bir kişiyseniz. Ayrıca yeterli ölçüde (günde en az 8 bardak su) sıvı alıp almadığınız da çok önemlidir. Yetersiz sıvı alımı yalnızca idrara sık çıkmamaya neden olmaz, ayrıca idrar yolu enfeksiyonu riskini de artırır.

GEBELİK İÇİN NE KADAR SÜRE GEREKİYOR

gebelik, gebelik hafta, gebelik hafta hafta, hafta hafta gebelik, gebelik hesaplama, gebelik testi, gebelik belirtileri, gebelik org, gebelik haftası, gebelik ve, haftalık gebelik, dış gebelik, gebelik takibi, e gebelik, gebelik ay, gebelik rehberi, gebelik takvimi, erken gebelik, ikiz gebelik, ay ay gebelik, gebelik testleri, gebelik haftasi, gebelik için, haftalik gebelik, boş gebelik, gebelik bebek, gebelik sonrası, gebelik öncesi, gebelik belirtisi, gebelik dönemi

GEBELİK İÇİN NE KADAR SÜRE GEREKİYOR

Çiftler çocuk istemediği dönemde prezervatif, doğum kontrol hapları, spiral gibi yöntemlerle gebeliği engelliyor. Hanımlar, korunmayı bırakır bırakmaz hamile kalamazsanız paniğe kapılmayın, en az 5-6 ay bekleyin

Polikistik over teşhisi konuldu.

20 yaşındayım, bana polikistik over teşhisi konuldu. Diane 35 adlı ilacı kullanmaya başladım. Ailemde meme kanseri var. Bu ilaç meme kanserini tetikler mi? Rahatlıkla kullanabilir miyim?

Cevap : Meme kanseri ve hormon ilişkisi uzun zamandır tartışılıyor. Son 5 yıl içinde menopozda hormon kullanımı meme kanserine yol açıyor diye ortaya çıkan söylemler pek çok kadını hormon eksikliğinin yaptığı sıkıntılarla yaşamaya mecbur bıraktı. Aslında doktor kontrolünde hormon kullanımının çok riskli olduğunu sanmıyorum ve ayrıca kullanılan hormonların kanseri başlattığını bugüne kadar kimsenin kanıtlayamadığını da söylemek istiyorum. Bugün milyonlarca hormon kullanmayan kadında da meme kanseri görülebiliyor. Kullandığınız ilaç için de durum aynı. Bu konularla yeterince uğraşmayan biri size bu ilacı kullanmamanızı söyleyebilir. Doktor kontrollerini ihmal etmeden bence kullanabilirsiniz. Zaten çok uzun yıllar kullanmanıza herhalde gerek kalmayacaktır. (Polikistik Over ve Beslenme)

Anne Olmak İstiyorum

2.5 yıldır evliyim. Adetlerim başta düzenliydi, sonradan her ay günüm geçmeye başladı. Birçok tedavi gördüm. Tüplerde tıkanıklık, hormon bozukluğu, kan tahlilinde hiçbir sorun çıkmadı. Sadece yumurtalıklarımda zayıflık var. Bunun tedavisini gördüm, yine de sonuç vermedi. Eşimde problem yok. Çocuğumun olacağını söylüyorlar ama zamana mı bırakmalıyım yoksa başka tedaviler gerekir mi? Ben anne olmak istiyorum.

Cevap : Anlaşıldığı kadarıyla gebe kalmanızı engelleyen önemli bir bozukluk yok gibi… Yumurtlamada zayıflık ne anlama geliyor tam anlamadım ama
yaşınız 30′un altında ise bir başka doktorun da görüşünü almanızı önereceğim. Yaşınız 30′u geçiyorsa bu öneriyi daha şiddetle yapıyorum. Hele 35′e yaklaşıyorsa en kısa zamanda bir tüp bebek merkezine müracaat etmenizi tavsiye ediyorum.
Kistler ileride sorun çıkarır mı?

1.5 yıldır evliyim, 26 yaşındayım. Adet düzensizliği yaşıyorum (Bekarken de yaşardım). 1.5 veya 2 ayda bir adet görüyorum. Doktor kontrollerimi aksatmıyorum. 3 ay önce korunmayı (prezervatif) bıraktık. Bebek istiyoruz. Geçenlerde tekrar kontrole gittiğimde yapılan testlerde rahmin ve hormonların temiz olduğu, fakat sağ yumurtalığımda 3-4 tane çok ufak kist olduğu söylendi. Doktor bunun düzensizlikten kaynaklandığını ve bebek olmasına engel olmadığını söyledi. Fakat herhangi bir tedavi uygulamadı. Bu kistler herhangi bir sorun çıkanr mı? İleride cerrahi müdahale ile alınırsa hiç doğum yapmamış olduğum için hamile kalma şansım olur mu?

Cevap: Korunmayı bırakalı daha 3 ay olmuş. Bu süre gebe kalamıyorum diyebilmek için çok erken en az 5-6 ay daha bekleyin. Hâlâ olmuyorsa o zaman tedavi için doktorunuza tekrar başvurun. Yumurtalığınızda olan ufak kistlerin ne olduğunu bu kadar kısa bir tarif ile değerlendirmeye çalışmam olanaksız. Fakat sizi kontrol eden doktor bunları önemli bulmadığına göre şimdilik üzerinde durmanıza bence gerek yok. Sevgiler.

Hamilelik Döneminde Depresyona Dikkat Edin

alkol alma, anne, bebek, bebekte gelişimsel sorunlar, depresif hissetmek, depresyon, depresyon belirtileri, depresyon tedavisi, depresyonun teşhisi, durum bozukluğu, düşük ağırlıklı doğum, erken doğum, gebelik, gebelik dönemi, gebelik döneminde depresyon, Hamilelik, hamilelik dönemi, hamilelik döneminde depresyon, intihar davranışı, sigara içme, tedavi edilmeyen depresyon hali

Hamilelik Döneminde Depresyona Dikkat Edin

Uzmanlar, kadınların yaklaşık beşte birinin hamilelik döneminde depresyon belirtileri gösterdiğini, bu durumun tedavi edilmemesi halinde hem anne, hem de bebek açısından bazı zararlara neden olabileceğini belirtiyor.
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şükrü Kartalcı, depresyonun hamilelik dışında da kadınları sıklıkla etkileyen bir durum bozukluğu olduğunu belirtti.

Hamilelik sırasında geçirilen depresyonun teşhis edilmesinin zor olabileceğine dikkati çeken Kartalcı, “Kadınların yaklaşık beşte biri hamilelik döneminde depresyon belirtileri gösterir. Bu dönemdeki belirtiler hamileliğe has hormonal değişikliklerin bir sonucu olarak düşünülüp, normalmiş gibi değerlendirilebilir. Oysa bu düşünce hem anne hem de bebeğin sağlığı açısında önemli sakıncalar doğurmaktadır.

Hamilelik sırasında geçirilen depresyonun teşhis edilmesi zordur ancak hamilelik sırasında tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ancak ilk adım olarak yardım ve destek aranması, hem annenin hem de bebeğin sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır” dedi.

Kartalcı, depresyon geçiren kadınlarda sürekli üzüntü ve mutsuzluk hali, bir işe yoğunlaşma güçlüğü, çok az veya çok fazla uyuma, genellikle zevk veren olaylara karşı ilginin kaybolması, doğacak çocuğuna bakamama endişeleri, ölüm, intihar veya ümitsizlik düşüncelerinin sürekli tekrarlaması gibi durumların ortaya çıktığını da belirtti.

Bebeğe zarar verebilir

Tedavi edilmeyen depresyon halinin, anne ve bebek açısından bazı zararlara neden olabildiğine dikkati çeken Kartalcı, tedavi edilmeyen depresyonun alkol alma, sigara içme ve intihar davranışı gibi erken doğum, düşük ağırlıklı doğum ve bebekte gelişimsel sorunlara neden olabileceğini kaydetti.

Kendisini depresif hisseden kadının, gelişmekte olan bebeğine bakmak için gerekli gücü ya da isteği bulamayacağını vurgulayan Kartalcı, “Bu durumda bebeğin gelişimi olumsuz etkilenebilmektedir. Hamilelik döneminde depresyon geçirmekte olduğunu düşünen anne adayının mutlaka yardım alması, yaşadığı sıkıntılar ve bunlarla mücadele konusunda doktoruna bilgi vermesi gerekir” diye konuştu.

saglik TopOfBlogs
TOPlist