Posts Tagged ‘domuz gribi’



KİMLERİN DOMUZ GRİBİNE KARŞI AŞILANMASI GEREKİR ?

Domuz Gribi, Aşı, Kimler, Sağlık Çalışanları, saglık bakanlığı, D.S.Ö

Son günlerde ülkemizde sıklıkla görülmeye başlanan Domuz Gribi büyükten küçüğe hepimizin korkulu rüyası haline gelmiştir.Domuz Gribinin ülkemizde görülmeye başlamasıyla beraber hepimizin ne yapmamız gerektiği konusunda bilgilendirilme ve yönlendilirme ihtiyacımız doğmuştur.Bu konuyla ilgili olarak,Sağlık Bakanlığı yetkilileri görsel ve yazılı basın aracılığı ile halkımızı bilgilendirmeye yönelik çalışmalar yapmıştır. Domuz Gribi Aşısı Sağlık Bakanlığı organizasyonu dahilinde tüm sağlık kuruluşlarında yakın bir tarlhte uygulanmaya başlanacaktır. Diğer grip aşısı formülünden farklı bir şekilde hazırlanmış olan Domuz Gribi Aşısı eczanelerde satılmamaktatdır.

Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen tarife göre ,öncelikli olarak aşılanması gereken gruplar belirlenmiştir.Buna göre öncelikli olarak sağlık çalışanları , 6 aylıktan küçük çocuğa bakan kimseler ,6 ay 24 yaş arası kişiler ,25 -65 yaş arası kronik hastalığı olanlar.Bunlar kalp hastaları , şeker hastaları ,akciğer hastaları, böbrek hastaları ve hamileler olarak belirlenmiştir.

Aşı hastalıktan korunma amacıyla yapıldığı için hasta olmadan önce yapılmalıdır.Hasta olunduktan sonra ise tedavi edici ilaçlar kullanılmalıdır.Hastalığa yakalandıktan sonra aşı yaptırmanın bir gereği yoktur.

Eczanelerde satılmayan ve Sağlık Bakanlığı organizasyonu dahilinde uygulanacak olan Domuz Gribi Aşısı tüm sağlık ocakları ve Sağlık Bakanlığı hastanelerinde kasım ayı başlarında uygulanmaya başlanacaktır.

Yetişkinlerde 1 doz ,Çocuklarda ise 2 doz olarak uygulanması gerekmektedir.Kas içine enjeksiyon olarak uygulanan aşıların ağızdan kullanılan şeklide vardır,ancak henüz ülkemizde ağızdan kullanılan şekli bulunmamaktadır.

Aşının koruyuculuğu uzmanlar tarafından % 90 olarak bildirilmiştir.

HAMİLELER DOMUZ GRİBİNE KARŞI NASIL KORUNMALI ?

Hamilelik, grip, domuz gribi, aşı, sağlık bakanlığı

Hamilelikte gribin her çeşidi tehlikelidir.Hamile olan kişiler hamile olduklarını anladıkları ilk andan itibaren kendilerini koruma altına almalıdırlar.İlk olarak vücut direncini arttıracak önlemlerle başlayarak, vitamin ve minerallerden zengin beslenmeleri gerekmektedir. Domuz Gribinden korunmak için , hijyene dikkat ederek virüsün kendilerine bulaşmasını önlemeye çalışmak başlıca dikkat etmeleri gereken kural olmalıdır.Domuz Gribi şüphesi olan kişilerin bulunduğu ortamlardan uzak durarak kendilerini ve doğacak çocuklarını korumalıdırlar.Kalabalık yerlerde ve hastalığın görülme riskinin bulunduğu ortamlarda mümkün olduğunca bulunmamaya gayret göstermelidirler.Domuz Gribinin kendilerine bulaşmasını önlemek için düzenli uyuyarak bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine yardımcı olmalıdırlar.Ve zamanında hasta olmadan aşılarını yaptırmalıdırlar.En kısa sürede bir kadın doğum uzmanına baş vurarak bu konuda yardım almaları gerekmektedir.

Hamileler D.S.Ö ve Sağlık Bakanlığının belirlemiş olduğu risk teşkil eden grup arasında yer almaktadır.Her hamile kadın 4. aydan itebaren aşı yaptırmalıdır.Yani 3. ayın bitişinden ( 4.ayın İlk gününden )itibaren aşı yaptırmalıdırlar.

Hamilelikte seyreden Domuz Gribi erken doğumlara sebep olmaktadır.Ayrıca 3.trimesterden sonra gelişen grip daha ağır olup sonrasında zatürre gelişmektedir.Yoğun bakıma yatma oranları bu dönemlerde daha fazla olmaktadır.3.trimester dediğimiz dönem hamileliğin 6-9 uncu haftalarını kapsamaktadır.Hamilelerin bu aylardan itibaren daha dikkatli olmaları gerekmektedir.

DOMUZ GRİBİ AŞISININ YAN ETKİSİ VARMI ?

Domuz gribi, aşı, yan etkiler, ateş, hafif, lenflerde şişme

Domuz Gribi Aşısının normal mevsimsel grip aşısından farklı bir yan etkisi yoktur.Nasıl ki normal grip aşısında basit bir kaç yan etki varsa Domuz Gribi Aşısındada aynı belirtiler olabilir.Bunlar;

* hafif ateş

* lenflerde şişme

*gribe benzer hafif bir tablo

olabilir.Bu belirtiler en fazla bir gün sürer.Uzun vadede olabilecek en fazla bilinen olabilecek yan etki sinir sisteminde bazı hasarlardır.Yapılan araştırmalarve D.S.Ö çalışmalarının verilerine göre milyonda bir görülebilecek bu yan etkinin ise aşının uygulanmasında her hangi bir sakınca olmadığını göstermektedir.Domuz Gribi Aşısında da durum aynıdır.Uzmanların yaptığı açıklamalara göre çocuklar ve hamileler Domuz Gribi Aşısını güvenli bir şekilde yaptırabilirler.

HABERİN KAYNAĞI

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

Doç.Dr.Önder Ergönül

uzman tv.

PANDEMİK A(H1N1)VİRÜSÜ NEDİR?

PANDEMİK, Virüs, salgın, H1N1, Domuz Gribi

Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır.

Merkezi Cenevre’de bulunan Dünya Sağlık Örgütü’nune (WHO), gribin, kuş gribinin 2003′te tekrar belirmesinden bu yana en geniş çaplı yaygın hastalık riskini taşıdığını açıklaması, tehdidin boyutunu gösteriyor. Örgüt, domuz gribi virüsünün evrim geçirip çok daha tehlikeli hale gelebileceği uyarısında bulunmaktan da kaçınmadı.

Dünya genelinde sağlık yetkililerini alarma geçiren domuz gribi, bir solunum hastalığı. Virüs insanlara domuzlardan solunum yoluyla bulaşıyor. WHO’ya göre domuz yiyerek virüs kapma olasılığı bulunmuyor. Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. İnsandan insana, hapşırık, öksürük ve hatta ele bulaşması halinde tokalaşma yoluyla bulaşabilen domuz gribine karşı doğal bağışıklığımız bulunmuyor. Bilgisayar klavyesi gibi virüslü bir yerle temas ettikten sonra burna ve ağıza dokunulması da hastalığın yayılmasına neden olabiliyor.

Hastalığa A tipi H1N1 adlı virüsün daha önce hiç görülmemiş bir türü yol açıyor. Bu tür, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor. Domuz gribinin belirtileri bildiğimiz grip vakalarından pek farklı değil: Kuru öksürük, ani ateş, boğaz ağrısı, eklem ağırıları, üşüme, bitkinlik ve baş ağrısı. bunların dışında, aşırı kusmaya ve ishale neden olabiliyor. Yaygın grip tipleri, genelde yaşı ilerlemiş insanları hedef alırken domuz gribinde ölümcül seyreden vakalar ise daha çok 25-45 yaş arasındakilerde görülüyor.

Tedavisine gelince, ABD’li yetkililer kendi rastladıkları vakalarda Tamiflu ve Relenza adlı ilaçların etkili olduğunu duyurdu. Normal grip aşısıysa tedavide etkili olmuyor. Domuz gribine karşı bir ayrı bir aşı geliştirmeninse aylar alabileceğine dikkat çekiliyor.

Yeni grip virüsleri ise insan vücudunun bağışık olmaması ve ilaç geliştirmenin süre alması nedeniyle çok çabuk yayılabiliyor. Domuz gribi, genetik açıdan bakıldığında, ilaçla karşı konulabilen H1N1 virüsünden farklılıklar içeriyor.

DOMUZ GRİBİNE KARŞI MUCİZE KÜRLER

DOMUZ GRİBİNE KARŞI MUCİZE KÜRLER

Alkol, sigara, kızarmış et ve ağır tatlılar, vücudun savunma mekanizmasını çökertiyor. Oysa grip, bağışıklık sistemi güçlü olanları pas geçiyor. İşte, griple savaşınızda gücünüze güç katacak mucize formüller…

Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu : Domuz gribi, tüm dünya ülkelerini olduğu gibi Türkiye’yi de sarstı. Anneler ve babalar, çocukları için endişeli. Oysa, tüm grip türleri gibi domuz gribi de solunum yoluyla bulaşır. Ve grip, bağışıklık sistemi güçlü olan insanlarda endişe yaratacak tablolara neden olmaz. Bu nedenle bağışıklık sistemini güçlendirmek, griple savaşmanın en önemli yoludur. Bunun için de düzenli uykunun yanı sıra beslenmemize dikkat ederek, vücudumuzu güçlü kılmamız gerekir.

Gripten korunmak için, insanların toplu halde bulundukları otobüs terminalleri, havaalanları gibi ortamlarda uzun süre durulmaması, kapalı mekanların ve eğlence yerlerinin mümkün olduğu kadar tercih edilmemesi önemlidir. El temizliğine özen gösterilmesi gerektiğini artık hepimiz biliyoruz. Fakat anti bakteriyel mendillerin grip virüsüne karşı bir koruyucu olmadığını, el temizliğinin mutlaka akar su altında sabunla yapılması gerektiğini unutmamalıyız. İnsanlarla yakın temasta bulunmamak çok önemli. Grip tehlikesi devam ettiği sürece başkalarıyla öpüşmekten ve el sıkışmaktan kaçının.

KARACİĞERİ GÜÇLENDİRİN
Gribin en fazla yayıldığı kış aylarında, boğaz ve bademcik enfeksiyonlarına karşı koruyucu ve önleyici doğal bitkisel kürler uygulamak mükemmel bir destek tedavi imkânı sağlayacaktır. Bağışıklık sistemini güçlendiren besinlerin neler olduğu konusunda önerilerde bulunulurken, bağışıklık sistemini zayıflatan beslenme şekilleri üzerinde pek durulmaz. Yağda kızartılmış besinler (et ve sebze), islenmiş peynir ve et çeşitleri, ağır tatlılar (baklava, kadayıf, şöbiyet, ekmek tatlısı vb), sigara, alkol bağışıklık sistemini zayıflatan gruba dahildir. Gribe karşı güçlü olmak için, karaciğer metabolizmasının ve bağırsak florasının sağlıklı çalışmasını sağlamak gerekir.

Potasyum deposu ‘tarçın’
Karaciğer metabolizmasını güçlendirmede yardımcı kür olarak maydanoz-limon kürünü önermekteyim. Maydanoz-limon kürü aynı zamanda karaciğer yağlanmasını (hepatosteatoz) ortadan kaldırmakta mükemmel bir destek tedavi sunar.
Griple mücadele etmek için, C ve E vitamini bakımından zengin sebze ve meyveleri tercih edin. Örneğin narenciye, brokoli, taze sıkılmış nar suyu, Trabzon hurması, turp, kuru soğan. Özellikle bağırsak florasının dengeli çalışmasında Trabzon hurması, brokoli, yoğurt ve günde bir yemek kaşığı bal tüketmek en ön sırada yer almaktadır.
Eğer korunamaz da grip olursanız, haftada 3-4 kez kabuk tarçın veya kök zencefil çayı içerek, gücünüzü geri kazanabilirsiniz. Tarçın tanıdığım tüm baharatlar içerisinde en güçlü antioksidandır. En az dokuz adet antioksidan madde içermektedir. Tarçın ağacının kökleri, potasyuma karşı öylesine seçici davranır ki, adeta yetiştiği toprağın potasyumunu emer ve depolar. Kabuk tarçın gibi toz tarçın da, çok zengin bir potasyum deposudur.

ADAÇAYI TAKViYESi
Okul çağındaki çocukların gripten korunması için adaçayı gargarası çok önemlidir. Özellikle okul çağındaki çocuklar bademcik iltihaplanması nedeniyle günlerce yüksek ateşle yatmakta ve okullarından geri kalmaktadır. Bu durumlarda adaçayıyla yapılan gargaralar gerçek bir yardımcıdır.
Çocuklarınıza, yatmadan önce ve sabah evden çıkarken adaçayı gargarası yaptırın. Bu kür, onları faranjite ve bademcik enfeksiyonuna karşı korumada mükemmel bir destekleyici rol oynar. Bademcik veya boğaz iltihabının (faranjit) oluşumuna karşı gerçek bir koruyucu ve önleyicidir. İlk günlerde gün boyu birkaç defa yapacağınız adaçayı gargarası çocuklara gücünü geri kazandıracaktır. Daha sonraki günlerde haftada birkaç defa gargarayı tekrarlamak bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına karşı koruyucu olacaktır.

PARAZİT ‘KOVUCU’
Zaten, adaçayının Latince adının ilk kelimesi olan ‘salvia’ korumak, korunmak ve muhafaza etmek anlamına gelmektedir. Adaçayı hem doğal bir antibiyotik hem de doğal bir öksürük engelleyicidir. Adaçayında bulunan antibiyotik özellikli etkin maddeler suda çözünen maddelerdir. Suda çözünme özelliklerinden dolayı, alkolle tentürleri yapılmadan doğrudan sıcak suda demleyerek kullanma imkânı sağlar. Ülkemizde 30’un üzerinde bilinen adaçayı çeşidi vardır. Bunların önemli bir kısmı yabanidir. Adaçayını alırken yabani olmayanını almaya özen gösteriniz. Emin değilseniz, büyük marketlerde paketlenmiş adaçayı bulabilirsiniz.

Adaçayı tarihte zirai ilaç olarak kullanılmıştır. Antik Çağ’da ve sonraki yüzyıllarda sebze ve tahıl ekilen alanlara adaçayının yaprak ve sapları serpilirdi. Adaçayına parazitler, böcekler yaklaşamaz. O bir parazit kovucudur. Tarlalarda ekili mahsullerin aralarına serpilen adaçayının saplı yaprakları zirai ilaç olarak kullanılmıştır.

Yaklaşık bir su bardağı kaynamakta olan klorsuz suda, bir tatlı kaşığı taze veya kurutulmuş adaçayı 10 dakika ağzı kapalı olarak kısık ateşte demlenir.
Demlendikten sonra bitkiyi daha fazla suyun içinde bekletmeyin, mutlaka süzüp ayırın. Bu kürün günde iki-üç defa gargarası yapılır.
Ayrıca, beraberinde bir ay boyunca her gün bir çay bardağı adaçayı içilir.

BU KÜRLERLE GÜÇLENİN

Maydanoz-limon kürü ve özellikle soğan kürü güçlü bir grip önleyicidir. Fakat aynı anda iki kür uygulamayın. Gribe karşı, en etkili olan kuru soğan kürüdür.

MAYDONOZ-LİMON KÜRÜ
15-16 adet maydanozu (gövde ve saplarıyla beraber) blender’ın içerisine atın. Üzerine taze sıkılmış iki yemek kaşığı limon suyu ilave edin. Yaklaşık 150 ml (yarım bardaktan biraz fazla) klorsuz su ilave ettikten sonra bir-iki dakika karıştırın. Blender’daki içeriği bir bardağa boşaltın ve sabah kahvaltısından 15 dakika önce için.
Bu kür her defasında taze hazırlanmalıdır. 15 gün boyunca her sabah uygulayın ve beş gün ara verin. Beş gün aradan sonra aynı kürü 15 gün boyunca tekrarlayın.
Kürü uygulamaya başladıktan birkaç gün sonra sabahları nasıl dinç ve zinde kalkmaya başladığınızı hayretle gözlemleyeceksiniz.

SOĞAN KÜRÜ
Kaynamakta olan bir buçuk su bardağı klorsuz suyun içine kabuğu soyulmuş orta boy bir kuru soğanı dörde veya altıya bölüp atın. Beş dakika ağzı kapalı olarak kaynatın. Bekletip ılındıktan sonra için. 15 gün boyunca aç karnına günde iki kez uygulayın. (Öğleden önce veya sonra).
Çalışıyorsanız akşam yemeğinden önce veya akşam yatmadan önce de içebilirsiniz. Haşlanmış soğan dilimlerini tüketmeye gerek yoktur. Kesinlikle soğuk içilmemeli. Ilıktan daha sıcak yudum yudum içilmesi en doğrusu. Her defasında taze hazırlanmalıdır. Kullanılacak olan kuru soğan, pazarlarda satılan açık kahverengi kabuklu, yemeklik soğandır. Özellikle bembeyaz soğan aramaya gerek yoktur. Kür için beyaz, kırmızı ve mor soğan kullanılmamalıdır.

Not: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı tedavi amacı yoktur. Bir rahatsızlığınız varsa, mutlaka hekime danışınız.

Size en doğru ve detaylı bilgiyi verecek olan hekiminizdir.

Antibakteriyel temizlik ürünleri gerçekten güvenli mi ?

antibakteriyel hijyen ürünleri, antibakteriyel ürün tüketimi, antibakteriyel ürünler, bakterilerden korunmak, cildin tahrişi, direnç kaybı, domuz gribi, el kuruluğu, eller nasıl yıkanır, elleri kurutan maddeler, elleri yıkamak, ellerin cilt dengesi, ellerin hijyeni, etil alkol, güvenli antibakteriyel temizlik ürünleri, hijyen ürünleri, küresel sağlık tehdidi, kuru eller, nemlendiriciler, sabunsuz temizlik, susuz temizlik, temizlik ürünleri

Antibakteriyel temizlik ürünleri gerçekten güvenli mi ?

Uzmanlar, son ayların küresel tehdidi domuz gribi ile birlikte hayatımızın bir parçası haline gelen antibakteriyel hijyen ve temizlik ürünlerini kullanırken sağlık açısından tehdit oluşturabilecek noktalara dikkat etmemiz gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Antibakteriyel ürün tüketimindeki artışla birlikte Sağlık Bakanlığı da bir açıklama yaptı. Bakanlık, bu tür ürünlerin gereksiz ve sık kullanımları halinde cildin bakterilere karşı direnç kaybedebileceği noktasına dikkat çekiyor.

1. Nerelerde, ne zaman, ne sıklıkta, ne miktarda kullanılmalı?

Bu ürünler ellerin hijyenine ve temas edilen bakterilerden arındırılmasına destek amaçlı kullanıldığı için, risk taşıyan genel kullanıma yönelik yüzey ve malzemelere temas ettiğinde kullanılması önerilir. Bunun sıklığı da tüketicinin böyle ortamlara maruz kalma sıklığına paralel olacaktır. Antibakteriyel hijyen ürünleri su ve sabunun bulunmadığı, ancak ellerde hijyenin sağlanması gerektiği durumlarda kullanılır, su ve sabunun yerine geçen değil, bu temizliği destekleyen ürünlerdir.

2. Bu ürünleri ele sürdükten sonra yiyecek maddeleri ve ağızla temas konusunda dikkat edilmesi gereken konular var mı?

Antibakteriyel hijyen ürünler ele sürüldükten hemen sonra cilt tarafından emildiği için yiyecek maddeleri ve ağızla temasında herhangi bir olumsuz etkiye neden olmaz.

3. İçinde ne var? Susuz sabunsuz nasıl temizliyor?

Bu tip ürünlerde ellerin hijyenini sağlayan temel madde etil alkoldür. Piyasadaki bazı ürünlerde diğer bileşenler ise ellerin cilt dengesini korumayı destekleyen nemlendiriciler, ürüne özelliğini veren maddelerdir

4. Çok sık sürülmesinin yaratacağı olumsuz etkiler var mı? Bağışıklık sistemini zayıflatıp daha çok mikroplara açık hale gelmesine neden olur mu?

Bu tür ürünler kullanılmaya devam ettikçe ellerde bakterilere karşı direnci düşürmesi söz konusudur. Örneğin bu ürünleri ilk kez sürdüğünüzde, tek bir damla jel elinizdeki mikrop ve bakterileri öldürebilirken, kullanıma devam ettikçe ellerdeki bakteriler bu ürüne karşı güçleneceği için daha büyük miktarlarda kullanılması gerekebilecektir. Bu açıdan antibakteriyel ürünlerin yerli yersiz, gereksiz sıklıkta kullanılması, ürünün etkisinin azalmasına yol açabilecektir.

5. Son kullanma tarihi var mı?
Ürünlerin, kapağı açılmadığı sürece raf ömürleri uzundur. Kapağı açıldıktan sonra kullanım ömrü 12 aya düşer. Bu süreden sonra kullanılması olumsuz bir etki yaratmayacaktır, ancak bu ürünler genellikle alkol içerdiği için, uzun süre beklemesi durumunda alkol uçacağından ürünün etkisi kaybolacaktır.

6. Kör ediyor mu?

Antibakteriyel ürünler, içerdiği etil alkol ve diğer bileşenler nedeniyle gözle doğrudan temasta eğer yıkama işlemi geç olursa, geçici görme kayıplarına neden olabilir. Ancak merdiven altı üretimde etil alkol yerine metil alkol kullanılma tehlikesi ise ciddi bir körlük riski taşır. Bu nedenle metil alkolle yasalara aykırı üretilen ürünlerin kesinlikle kullanılmaması gerekir.

7. Elleri kurutur mu?

Bu tip ürünlerin içeriğinde hijyeni sağlayan alkol, sonuçta elleri kurutan bir maddedir, ancak bu yan etkiyi önlemek üzere geliştirilen ürünler de var. Bu ürünler, içeriklerinde bulunan cilt dengesini ve nemini sağlayan bileşenlerle, kullanım sonrasında ellere yumuşaklık da kazandırıyor. Ancak pazarda bulunan geliştirme aşamasında ve üretiminde kullanılan hammaddelerinde bu konuya özen gösterilmemiş, kalitesiz üretilmiş ürünlerin ellen kurutacağı doğrudur.

8. Çocuklar için tehlikeli mi? Astım hastaları ve hamileler kullanabilir mi?

Astım hastalarında ya da hamilelerde kullanılabilir. Ancak yanlış kullanılmasını önlemek için çocukların bu ürünleri kesinlikle bir yetişkin gözetiminde kullanması gerekmektedir.

9. Elde açık yaralar ya da sedef hastalığı, egzamalar bunlardan olumsuz etkileniyor mu?

Elde açık yara olması durumunda, ürünün içeriğindeki alkol, damarları genişleterek kanamanın durmasına engel olabileceği için, kullanılması önerilmez. Herhangi bir şekilde cilt altına geçişinin olabileceği egzama gibi durumlarda ise mutlaka doktor tavsiyesine göre kullanılması gerekir.

10. Sahte, merdiven altı üretilmiş ürünlerle kaliteli üretilmiş ürünleri ayırt etmenin bir yolu var mı? Nelere dikkat etmeli?

Tüketicilerin bu ayrımı kendi başlarına yapması mümkün değildir. Bu ancak laboratuvarda yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkacaktır. Ancak tüketicilerin, bu tür hijyen amaçlı ürünleri, tedarik zinciri ve denetim nedeniyle merdiven altı ürünlerin giremediği eczanelerden almaları gerekir.

Domuz gribi ve kuş gribi karışımı yeni virüs için uyarı

Domuz gribi ile kuş gribi karışımı yeni virüs uyarısı

Rus bilim adamları, dünyanın hemen hemen her bölgesine yayılan domuz gribi ile uzun süre yine dünya gündemini meşgul eden kuş gribi karışımı yeni bir virüsün ortaya çıkabileceği, yeni virüsün hızla yayılıp daha çok ölüme neden olabileceği uyarısında bulundu.

Rusya Halk Sağlığı Dairesi (Rospotrebnadzor) Başkanı Gennadi Onişenko basına yaptığı açıklamada, domuz gribi virüsü ile kuş gribi virüsünün karışımından oluşan yeni bir virüsün ortaya çıkma tehlikesinin bulunduğunu iddia etti. Onişenko, Rospotrebnadzor’un konuyu yakından takip ettiğini kaydetti.

Dünya genelinde yaklaşık yarım milyon insana bulaşmış olan ve 7 bin 800 insanın ölümüne yol açan domuz gribinin H1N1 virüsü, mevsimsel grip ve kuş gribi ile birleşerek daha güçlü bir virüse dönüşeceği illeri sürülüyor.

H5N1 kuş gribi ve H1N1 virüslerin birleşimi dev bir melez haline gelebileceğini belirten uzmanlar, bu virüsün öncekinden daha yüksek ölüm oranlarına ve salgınlara yol açabileceği uyarsında bulunuyor. Mutasyona uğrayan yeni virüs türü insanlar arasında çok daha hızlı yayılacak.

Virüsün mutasyona uğradığı konusunda çıkan bilgilerin ardından domuz gribinin tedavisi için kullanılan Tamiflu’nun de virüse yönelik etkisiz olduğu duyuruldu.

AFP’ye açıklamada bulunan uzmanlar, mutasyona uğrayan virüsün bazı durumlarda akciğer dokularına saldırı kabiliyetini artırabildiğine dikkat çekti.

Domuz gribi aşısının yan etkileri

Domuz gribi aşısının yan etkileri nelerdir ?

Domuz gribi aşılarının her yıl yapılan grip aşılarına benzer yan etkileri olacağını biliyoruz. Bunların çoğu kısa zamanda tedaviye gerek kalmadan geçecek olan etkilerdir. Aşı yapılan yerde kızarma, kabarma, ateş ve ağrı olabilir.

Baş ağrısı, kas ve eklem ağrısı, ateş, mide bulantısı, terleme artışı, üşüme-titreme, kasık, koltuk altı ve boyun lenf bezlerinde şişlik de görülebilecek etkilerdir.

Domuz gribi aşıları çok kısa zamanda hazırlanmak zorunda olduğu için ve üreticilerin ellerinde de buna yetecek miktarda virüs ve antijenleri bulunmadığından çok sayıda insanın aşılanması ancak aşılara ‘adjuvan’ adı verilen maddelerinin katılması ile mümkün olacaktır.

Adjuvan aşının az miktarda virüs antijeni ihtiva etmesine rağmen çok daha etkili olmasını sağlayan maddedir. Bizim ısmarladığımız aşılarda da ’skualen’ adı verilen bir adjuvan bulunmaktadır. Bu maddenin romatoid artrit gibi bazı oto-immun hastalıklara ve Körfez Savaşı Sendromu’ na yol açtığı iddiaları vardır ancak bunlar kesinlikle kanıtlanmış değildir.

Katkı maddeleri ne gibi sorunlara yol açabilir?

Skualenin Amerika’da kullanılan aşılara katılması kanuni olarak yasaklanmıştır ama bu yasak Avrupa ülkeleri için geçerli değildir; çocuklara uygulanan birçok aşıda skualen mevcuttur.

Domuz gribi aşısında mikrop üremesini önlemek için ‘timerosal’ adında cıva ihtiva eden bir madde de bulunmaktadır. Bu maddenin de Amerika’da üretilen aşılara katılması kanunen yasaktır.

Sebebi de kesin kanıtlanmamış olmakla beraber timerosalın otizm hastalığı ile ilişkilendirilmesidir. Bu yasak da Avrupa’da üretilen aşılar için geçerli değildir. Domuz gribi aşısında olağan grip aşısında ve diğer aşılarda da çoğu zaman bulunan etilen glikol, fenol, neomisin, streptomisin, formaldehit, yumurta proteinleri olabilir; bunlar için yaptığımız uyarıları zaten senelerden beri biliyorsunuz.

Diğer yan etkileri nelerdir?
- Ciddi alerjik reaksiyon.
- Sinirde ağrı, sinir iltihabı.
- Trombositopeni (beyin ve sindirim sisteminde kanama).
- Nefrit (böbreklerin çalışmasında bozukluk ve idrara protein karışır).
- Vaskulit (damarların tıkanmasına neden olarak ilgili organın fonksiyon kaybı).
- Konvülsiyon (Bilinç kaybı ve istemli kaslarda şiddetli kasılmalar).
- Ensefalit (beyin iltihabı).
- Guillain-Barre Sendromu (Çevresel sinir sisteminin edinilmiş bir bağışıklık kökenli yangısal bozukluğu).
- Bell Paralizi (Yüz siniri felci).
- Demiyelinizasyon (Sinir liflerinin etrafını saran özel tabakanın kaybı).
- Okulorespiratuvar Sendromu (Solunum yetmezliği).

Aşı olalım mı?

Domuz gribi aşısını olup olmamak herkesin kendisinin vereceği bir karardır. Bunun için de insanların aşının etkileri ve yan etkileri konusunda tam ve doğru olarak bilgilendirilmeleri gerekir. Risk grubunda olanlara aşı olmaları tavsiye edilebilir ancak kimseye zorla aşı yapılamaz.

saglik TopOfBlogs
TOPlist