Posts Tagged ‘beslenme’
İştahsız Çocuklar İçin Öneriler
Çocuğun aile bireyleri ile paylaştıı sofra düzeni ve besinler onun doyumlu, uyumlu olmasında, özgüven kazanmasında ve sosyalleşmesinde önemli bir unsurdur.
Yemek maması sevgi, mutluluk ve ainin birleşme ortamıdır ve yaşamımızın verimli,düzenli ve günlük gerilimlerden uzaklaştırıcı , neşeli bir dönemi olmalıdır.
Çocuklara bir oyun gibi gelen getir götür işeri çoğu zaman yemek hazırlamada da geçerlidir.Yetenekleri ölçüsünda onlardan yararlanarak önemli oldukarı vurgulanabilir.
Masa kurma, servis yapma, temizlik, yıkama, kurulama, toplama işelere katılabilirler.
Yemek saatleri düzenli olmalı, yemek aralarında çikolata, pasta, şeker, kolalı içecekler gibi besleyici niteliği olmayan besinlere alışmamamsı özen gösterilmedilir.
Aile bireyelerinin tümünde çocuğa karşı tutarlı bir yaklaşım gereklidir ve çocuğun bakımıyla ilgilenen herkes işbirliği ve ağız birliği yapmalıdır.
Arkadaşları ile birlikte yemek yeme,piknikler,oyun içinde yemek,yemek saatlerinde mutlu bir ortam yaratma, çocuğa besini tanıtarak sevdirme sorunlarının çözümünde önemli etmenlerdir.
Çocuklar birşeyler içeyi yemeğe tercih ederler ve medidesini gelişigüzel içeceklerle doldurur. Yemekten 1 saat öncesi içeceklerden kaçınılması ve yemek esnasında değil de yalnızca yemek sonrasında içecek alınması yararlı olur.
Gereğinden fazla süt içimi de diğer besinlerin tüketimini engellediği ve tokluk hişssi verdiğinden günlük 2,5 su bardağı süt (500 ml) süt ile sınırlandırılmalıdır.
Çocuklarda duygusal özellikler ,renk,koku,ısıs,tat ve yemeğin görünüşü önemli olmakla birlikte, karışık lezzetlerden hoşlanmamaktadırlar.
Çocuk seviyor diye sık sık aynı besinlerin pişirilmesine karşı isteksizliğin ve besinlere karşı değişik bahanelerin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Çocuğa verilecek besinin kendi yararı için olduğu anne ve baba için o besini yemediğibilinci verilmeli, seçimlerinde ailenin olanaklarıyla yetinmesi gerekliliği vurgulanmalıdır.
Çocuklar küçük yaşlarda başlayan aile eğitimi beslenme eğitimide kapsar. Çoğu zaman ailenin bir arada olduğu aile sofrası aynı zamanda bir çatışma veya sorun tartşma ortamı olabilir. Günlük yaşamda yaşanan sorunlar ailenin sofrasına yansımamalı, disiplin uygulma yeri yemek masası olmamalıdır.
SUDA BEKLETİLEN CEVİZ KOLESTROLÜ DÜŞÜRÜYOR MU?
Geceden suda bekletilmiş ceviz suyunu veya iyice ezildikten sonra alkole yatırılmış sarımsağı, içilen limon suyunu sabah aç karna içmenin kolesterolü azalttığı doğru değil! Eğer miktarı abartılmaz, günde 2-3 cevizle yetinilirse ceviz kolesterolle mücadele programınızın bir parçası olabilir. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
Bazı yiyeceklerin kolesterolü yükselttiği, bazılarının da düşürdüğü doğru. Bu nedenle kolesterol yüksekliğiyle mücadeleye beslenme tarzınızı gözden geçirerek başlamalısınız.
Ceviz, sarımsak, elma, yulaf kepeği, limon kolesterolü düşüren besinlerin en ünlüleri. Ne var ki, geceden suda bekletilmiş ceviz suyunu veya iyice ezildikten sonra alkole yatırılmış sarımsağı, içilen limon suyunu sabah aç karna içmenin kolesterolü azalttığı doğru değil! Cevizin omega-3 yağları ve bitkisel sterollerden zengin olması onu kolesterolü yüksek olanlara tavsiye edilen besinlerin birinci sırasına yerleştirdi. Bu bilginin bilimsel temelleri olduğunu Amerikan İlaç ve Besin Kurumu (FDA) onayladı. Eğer miktarı abartılmaz, günde 2-3 cevizle yetinilirse ceviz kolesterolle mücadele programınızın bir parçası olabilir. Yüksek kolesterolle mücadeleyi akşamdan suda beklettiğiniz cevizin sabah aç karnınaa suyunu içip üstüne cevizleri yemek şeklinde sürdürürseniz söz konusu ritüelin de herhangi bir zararını görmezsiniz. Kolesterol yüksekliğiyle mücadelenin beslenme tarafındaki en önemli noktaları, tam yağlı hayvansal ürünlerden (et ve süt ürünleri), sakatat içeren yiyeceklerden, mandıra besinlerinden, trans yağ ihtiva eden fırın, pastane imalatlarından uzak durmak. Çünkü tam yağlı süt ve süt ürünleri, salam, sucuk ve benzeri şarküteri ürünleri, tam yağlı etler ve iç organlar, kolesterolden ve kolesterol üretimini arttıran doymuş yağlar açsından zengin. Ayrıca sebze meyveyi, tam tahılı ve bakliyatı bol bir beslenme planına uymanızın da faydası olacağını unutmayın.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu Öneriyor :
Size yeni ve etkili bir önerim var. Bu öneriyi en az üç ay uygulayın, büyük bir olasılıkla iyi sonuç alacaksınız: Her gün kahvaltıda 50 mililitre (1/4 su bardağı) taze nar suyu için!
Çürütülmüş olan 20 diyet efsanesi
Su içersem zayıflarım, öğün atlarsam kilo veririm, sigarayı bırakırsam kilo alırım, kepekli ürünler şişmanlatmaz… Şişmanlığı içinden çıkılmaz hale getiren diyet efsaneleri yapılan araştırmayla çürütüldü. İşte diyet yapmaya niyetlenenlerin kafalarını karıştıran 20 diyet efsanesi…
Fazla kilolarla mücadele edenlerin ulaştığı sonuçlar pek iç açıcı değil. Kilo verdikten sonra bunu koruyanların sayısı ise gün geçtikçe azalıyor. Bu gidişatın birçok nedeni var, en önemlisi ise kilo verme sürecinde kargaşaya ve bilgi kirliliğine neden olan diyet efsaneleri. Çünkü bu bilgiler, hatalı diyetlere, hatalı diyetler de kilo verme başarısının düşmesine neden oluyor.
1500 kişi üzerinde yapılan araştırma, toplumda diyet efsanelerine inancın son derece yüksek, kilo verme ve sağlıklı beslenme ile ilgili hatalı bilgilerin de yaygın olduğunu ortaya koydu. Çalışmanın çarpıcı sonuçlarından biri de şişmanlık düzeyinin artmasıyla efsanelere olan inanç ve uygulamaların da artması.
Araştırmayı, Fark Etmeden Diyet Beslenme ve Eğitim Danışmanlığı’ndan Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez gerçekleştirdi. Aştırmanın bilimsel değerlendirmesini ise Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Murat Baş yaptı.
Dünya Sağlık Örgütü, önlem alınmazsa 2010 yılında yetişkin popülasyonda 150 milyon, çocuk ve ergenlerde ise 15 milyon kişinin şişman olacağını tahmin ediyor ve şişmanlığı salgın bir hastalık olarak tanımlıyor. Türkiye’nin şişmanlık ile ilgili projeksiyonu da farklı değil, öyle ki her iki kadından biri ve üç erkekten biri şişman.
Yaşam boyu kilo yönetimi
Amerikan Diyetisyenler Derneği Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi de olan Selahattin Dönmez, danışanlarının diyet inanışları ve hataları üzerine yaptığı çalışmanın amacını şöyle özetledi.
“14 yıldır beslenme danışmanlığımıza başvuran bireylerin, “Kötü besin yoktur, kötü beslenme vardır” ilkesinden uzaklaştıklarını, hızlı kilo verdiren yöntem arayışına girdiklerini tespit etmiştim. Kilo verme sürecindeki olumsuzluklarda örneğin, o hafta çok küçük aksaklıklara bağlı kilo verilemediği zaman, bireyin bir suç unsuru aradığını ve bazı inanışların açığa çıktığını gördüm. Verilen kilonun geri alınmasıyla oluşan hayal kırıklığını önlemek, hatalı bilgileri bulmak, kaliteli kilo verme önerilerini belirlemek, bilgi karmaşasını ortadan kaldırmak ve çevresel faktörlere göre yaşam boyu ve kişiye özel önerileri ön plana çıkarmak için bu araştırmayı planladık. Binlerce literatür taranarak ulaşılan bilimsel detaylar diyet efsaneleriyle ilgili bu sonuçları ortaya çıkardı.”
İşte kafa karıştıran 20 diyet efsanesi
Araştırma, yaş ortalaması 35, kilolu-şişman olan, hayatlarında en az bir kere diyet tecrübesi yaşamış, lise ve üzeri eğitim seviyesindeki kadın-erkek 1500 kişi üzerinde bire bir görüşme yapılarak tamamlandı. Türkiye’de ilk kez yapılan, bilimsel olarak değerlendirilen araştırmaya konu olan 20 diyet efsanesi ve bunlara inananların yüzde olarak oranları ise şöyle:
1. Su içersem zayıflarım yüzde 63,
2. Ana öğünlerden birini atlarsam kolay kilo veririm yüzde 96,
3. Ne kadar az uyursam, o kadar hızlı kilo veririm yüzde 40,
4. Sigarayı bırakırsam hızlı kilo alırım yüzde 57,
5. Saat 19:00’dan sonra bir şey yersem şişmanlarım yüzde 37,
6. Düşük kalorili kepekli ürünlerle daha kolay kilo veririm yüzde 58,
7. Meyve, yemekten 2 saat sonra yenilmeli yüzde 70,
8. Açken fiziksel aktivite yaparsam daha çok yağ yakarım yüzde 74,
9. Sabah aç karnına limon veya greyfurt suyu içersem yağ yakarım yüzde 76.
10. Zayıflamak ve toksinlerden arınmak için detoks diyeti yapmak zorundayım yüzde 40,
11. Medyada yer alan beslenme bilgilerinin son derece güvenli olduğuna inanıyorum yüzde 96,
12. Kilo yönetimi programlarında 3 beyaza yer yoktur yüzde 72,
13. Light ürünlerin kalorisi yok, istenildiği kadar tüketilebilir yüzde 95,
14. Sağlıklı beslenmede kırmızı ete yer yoktur yüzde 95,
15. Maydanoz suyu zayıflamak için idealdir yüzde 83,
16. Hangi yöntemle olursa olsun verilen kilo geri alınır yüzde 83,
17. Lahana metabolizmayı hızlandırarak zayıflatır yüzde 66
18. Protein diyetleri ile zayıflamak daha kolaydır yüzde 79,
19. Zayıflama ilaçları ile hızlı kilo veririm yüzde 95,
20. Elma sirkesi içersem yağlarımı eritirim yüzde 88.
Sağlıklı kilo vermenin ipuçları
Diyet efsanelerine takılmadan, sağlıklı kilo vermek ve verilen kiloyu korumak için ne yapmak gerekir? Uzmanlar, bu noktada fonksiyonel diyet vurgusu yapıyor ve kişiye özel diyetin neden önemli olduğunu anlatıyor.
Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, araştırmayla ortaya çıkan tabloyu, “Sonuçta yüksek yüzdeler olmasına şaşırmadım, zaten biliyordum, benim için ilginç olmadı. Bunları araştırmayla kanıtlayıp doğru bilgileri söylersek kilo yönetimindeki efsanelerin önüne geçebileceğimizi hissettim” şeklinde yorumladı.
Doğru kişiye, doğru diyet
“Fark Etmeden Diyet programında biz fonksiyonel diyet uyguluyoruz. Bu sistem, her yeni bilgi ile yenilenir ve insanlara daha iyi “kilo verme” kılavuzları sunar. Asıl amacım, kilo korumaya yönelik beslenme taktiklerini içeren, vücut yağ dokusunu azaltıp, kas yoğunluğunu koruyan, az kilo veriminde bile vücutta ciddi olumlu değişiklikler yaratan kişiye özel beslenme modelini uygulamak. Fonksiyonel diyet ile hedeflenen, dengeli bir beslenme planlamak, kilo verirken oluşacak kronik hastalık riskini aktive eden geni baskılamak, kilo verecek bireyin hangi diyete daha iyi yanıt vereceği sorusuna doğru cevabı bulmaktır.
Genetik yapımızdaki değişiklikler, diyete ve ilaçlara yanıtlarımızın farklı olmasını sağlar. Bu nedenle bireyler benzer diyetlere farklı yanıtlar verir. Bazıları hızlı, bazıları yavaş kilo verirken bazıları da sık duraksarlar. Fonksiyonel diyet ile kilo duraksamasını engellemek, kilo verecek kişiye uygun besinlerin yarar ve risk mukayesesini yapmak gerekir. Bazı besin öğelerini az almak hastalık riskini artırır, eksik alınan yerine konulduğunda hastalık riski azalır, yüksek miktarda alındığında ise yararlı etki kaybolur ve risk yeniden ortaya çıkar.
Forksiyonel diyette efsanelere yer yok
Fonksiyonel diyette; denge, çeşitlilik ve porsiyon ölçüsü bireye özgü ayarlanır. Fonksiyonel diyetle 24 saat içerisinde hücre DNA’sına 10.000 olan serbest radikal saldırısı çinko, selenyum, A, C, E vitaminleri ve besinlerle sağlanan polifenollerle engellenir. Kilo verme ve yaşla birlikte oluşacak kas güçsüzlüğü azaltılır. Antioksidandan zengin beslenme planı kişiye özgü uygulanarak, yaşlanma kromozomlarının uç kısımlarını koruyan “telomer” adlı bölgelerin kısalması engellenir.
Fonksiyonel diyette vitamin desteğine de gerek kalmaz çünkü tüm besinlerin dengeli harmanlanması ile toksik dozlara ulaşmayan vitamin miktarını da sağlarız. Bu diyetle bazı besin öğeleri bir araya getirilerek etkileri daha da belirginleştirilir. Örneğin, soya ve yeşil/siyah çayı beraber tüketmek kilo verirken erkekleri prostat kanserinden tek başına tüketilmelerine göre daha fazla korur. Örneğin, kilolu kişilerdeki karaciğer yağlanmasını folik asit, metiyonin, B12, B6 ve kolinden zengin beslenme ile ilaç kullanmadan düzeltmek mümkündür. Yani burada besin ile besin etkileşimi yapılır.
Hipertansiyon hastalarında sarı nokta riski daha yaygın
ağ tabaka, Beslenme, brokolinin yararları, damar hastalıkları, damar sertliği, damar sorunları, gerekli besin destekleri, görme merkezi, görme sorunları, Göz Sağlığı, göz sorunları, hipertansiyon, hipertansiyon hastaları, hipertansiyon hastalığı, ıslak makula dejenerasyonu, ıspanağın yararları, kalp damar hastalıkları, kalp hastalıkları, kalp sorunları, kanamalı tip sarı nokta, kontrolsüz hipertansiyon, lutein, lutein miktarı, luteinin yararları, makula dejenerasyonu, mikro-beslenme, mikronutrisyon, normal kan basıncı, retina, risk faktörleri, sarı nokta, sarı nokta hastalığı, sarı nokta riski, sigara içilmesi, sigaranın zararları, yaşa bağlı makula dejenerasyonu, yüksek kolesterol düzeyi, yüksek vücut kütle endeksi, zengin beslenme
Uzmanlar, hipertansiyon sorunu olan bireylerin Sarı Nokta Hastalığı olarak da bilinen Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu’na daha sık yakalanabileceklerini belirtiyor…
Halk arasında “Sarı Nokta Hastalığı“ olarak da bilinen “Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu” ile kalp damar hastalıklarının birçok ortak yönü bulunmaktadır. Son 20 yılda yapılan çalışmalar sigara içilmesi, hipertansiyon, yüksek kolesterol düzeyi ve yüksek vücut kütle endeksi gibi kalp damar hastalıkları ile ilişkili risk faktörlerinin, yaşa bağlı makula dejenerasyonu ile de ilişkili olduğunu göstermiştir.
Sigara içilmesi ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu arasındaki direkt ilişki oldukça belirgindir. Retina yani ağ tabakanın altındaki kalın damar tabakası üzerindeki etkisi ile hipertansiyon ve damar sertliğinin ise ıslak yani kanamalı tip Sarı Nokta’da esas etkenler olduğu düşünülmektedir.
Hipertansiyon ve Sarı Nokta arasındaki ilişki birçok kapsamlı çalışmada saptanmıştır. Araştırmalar daha önce hipertansiyonu kontrol altında olan kişilerin, normal kan basıncına sahip kişilere oranla yaklaşık iki kat daha fazla ve kontrolsüz hipertansiyonu olanların ise normal kan basıncına sahip kişilere oranla yaklaşık üç kat daha fazla ıslak makula dejenerasyonu (sarı nokta) hastalığına yakalandığını göstermektedir. Başka çalışmalarda ise, hipertansiyonu olan kişilerin hipertansiyonu olmayan kişilere oranla 1,5 kat daha fazla olasılıkla ıslak makula dejenerasyonu geçirdiği saptanmıştır.
Makula dejenerasyonuna (Sarı Nokta Hastalığı) yakalanmamak veya ilerlemesini engellemek için “lutein” yönünden zengin beslenmenin fayda sağlayabileceğini gösteren önemli kanıtlar bulunmaktadır. Sarı noktadaki (görme merkezi) lutein miktarı normal bireylerde dahi yaşla birlikte azaldığından lutein erken yaşta almak, sarı nokta hastalığı oluşumu ve ilerlemesini önlemede rol oynayabilir.
Lutein; en çok ıspanak, brokoli gibi yeşil sebzelerde ve sarı renkli meyvelerde bulunuyor. Ancak yaşa bağlı makula dejenerasyonu hastalığını önlemek için gerekli miktarı bu besinlerle beslenerek almak çok güç olmaktadır. Çünkü yeterli miktarı tüketebilmek için belirtilen besinlerden günlük olarak çok fazla miktarlarda yemek gerekmektedir (örn: Günlük 1,2 kg mısır veya 48 adet yumurta gibi). Bu öğeler, mikronutrisyon* ürünleri yani lutein ve antioksidan desteği olarak dışarıdan sağlanabilir ve sarı nokta hastalığı riski önemli oranda azalabilir.
* Mikronutrisyon, mikro beslenme ile eş anlamlı olup, özellikle vücut için gerekli besin desteklerinin istenen oranda alınması şeklinde tanımlanabilir. Mikro beslenmenin en net örneklerinden birinin vitaminler olduğu söylenebilir.
Çocuk beslemenin püf noktaları
aile sohbetleri, ana öğünler, ara öğünler, bebekleri beslemek, bebeklerin beslenmesi, Beslenme, çocuk beslemek, çocuk beslemenin incelikleri, dengeli beslenme, düzenli beslenme, düzenli öğünler, sağlıklı beslenme, sofra adabı, sofra savaşları, televizyon seyretmek, yemek beğenmeme sorunu, yemek sırasında televizyon seyretmek, yemek yemeyen çocuklar
Uzmanlar, annelerin ‘Yemek yemiyor’ diye çocuklarından şikâyetçi olmak yerine, neden yemek yemediğini araştırmaları gerektiğini belirtiyor. İşte çocuk beslemenin incelikleri…
Siz nasıl beslemek isterseniz isteyin, neyi ne kadar yiyeceğine genellikle çocuklar karar verir. Ancak, burada anne-babaya büyük görevler düşüyor.
En değerli varlıklarımız olan çocuklarımızın beslenmesi, bizim için büyük önem taşıyor. Ama her çocuğun beslenmesi, öyle sanıldığı kadar kolay olmuyor. Çocuk iştahsız olabilir, dikkatini başka yerlere verebilir, bunun gibi daha birçok unsur, onun beslenmesini güçleştirebilir. Burada, ebeveyn ve bakıcılara önemli rol düşmektedir.
- Yaratıcı olun; çeşitli, sağlıklı ve lezzetli gıdalar sunun.
- Düzenli olun; öğün ve ara öğünleri, düzenli programlayın.
- Yemek zamanlarının eğlenceli olmasını sağlayın.
- Sofra adabını öğretin.
- Ona örnek olun. Mutlu bir başlangıç, yaşam boyu sağlıklı yeme alışkanlığı gelişimine yardımcı olur.
Sofra savaş alanı veya pazarlık yeri değildir
“Tabağını bitir!” “Yemek bitmeden tatlı yok!” “Tabağındakini bitirirsen şeker vereceğim!” Bu cümleler, muhtemelen size pek yabancı değil. Oysa öğünler bir ceza veya ödül unsuru olmamalıdır. Bu pazarlıklar, uzun dönemde çözüm yerine yeni sorunlar yaratacaktır.
Çocukları beslerken sıklıkla rastlanan sorunlar ve çözüm yolları ise aşağıda listelenmiştir…
Her öğünde aynı besini istemesi
Her öğünde, istediği besinle birlikte yeni bir besin sunun. Birkaç gün sonra, çocuğunuz diğer besini de deneyecektir. Genellikle bu sorun, kısa zamanda çözülür.
Sunulan öğünü kabul etmemesi
Her öğünde ekmek, sandviç, meyve gibi çocukların sevdiği besinleri sofrada bulundurun. Teşvik edici olun, ancak çocuğunuz sunulanı yemezse, aç kalacağından korkmayın.
Yemek sırasında televizyon seyretmek istemesi
Televizyonu kapatın. TV aile sohbetini engeller ve çocuğunuzun beslenmesini etkiler. Yemek, ailenin bir araya geldiği özel bir zaman, TV saati ise eğleneceği zamandır.
Verilen yemeği beğenmemesi
Çocuğunuzun sadece kendi istediğini tüketmesine izin vermeyin, masadaki diğer besinleri yemesini de sağlayın. Eğer uyumlu davranmazsa, odasına gitmesini veya masadan kalkmasını isteyin ve bir sonraki öğüne kadar herhangi bir şey yemesine izin vermeyin.
Yeni sunulan besinleri reddetmesi
Yeni besinler sunmaya devam edin. Ancak fazla zorlamayın, yeni tatlar denemeye hazır olması biraz zaman alabilir.
Yemek vakti sadece beslenme zamanı değildir
Çocuklar, etraflarında gördüklerini taklit ederler. Kendilerinde sağlıklı beslenme alışkanlığı olmayan ebeveynlerin, çocuklarında bu özellikleri geliştirmeleri mümkün değildir. Düzenli saatlerde sağlıklı ve lezzetli besinleri tüketerek, çocuğunuza örnek olun.
Eve giren besinlerden, ebeveyn sorumludur. Çocuğunuzun etrafında çeşitli sağlıklı besinlerin olmasına özen gösterin. Bu, çocuklarınızın yaşam boyu sağlıklı besinleri seçmesine yardımcı olur. Yemek vakti ailenin bir araya geldiği zamandır ve iyi bir beslenme alışkanlığı geliştirirken, çocuğunuza mutlu bir sosyal hayat için de uygun davranış tarzlarını öğrenecektir.
Onu yemeğe hazırlayın
Çocuğunuzu yemek zamanına hazırlayın. Yemekten 5 dakika önce uyarın, hazırlanmalarına, ellerini yıkamalarına zaman tanıyın. Huzursuz, heyecanlı veya yorgun bir çocuğun yemek için hazır olması, zaman alabilir. Çocuğunuzun yemesini istediğiniz çeşitli besinleri satın alırken, maceracı ve zeki olun.
Esnek davranın, eğer çocuğunuz yemekten kaçmaya çalışırsa üzülmeyin. Sağduyulu ve mantıklı olun, çeşitli sağlıklı besinleri tüketen, sağlıklı beslenen iyi bir örnek olun. Sizin önerdiğiniz sağlıklı besinler içinden çocuğunuzun seçim yapmasına izin verin.
Çocuklar sofrayı, kendi bağımsızlıklarını gösterdikleri bir sahne olarak görürler. Bazı öğünleri atlama, yemek seçme, yeni mönüler denemekten kaçınma gibi durumlar, genellikle çocuğunuzun normal gelişim sürecinin bir parçasıdır. Çocuğunuza sağlıklı besinlerden oluşan zengin bir seçme şansı tanıyın. Zaman içinde çocuğunuz sağlıklı gelişmesi için gerekli olan besinleri yeterli miktarda tüketecektir.
Çeşitli sağlıklı besinlerin bulunduğu bir ortam, gergin olmayan mutlu bir yuva; sağlıklı beslenme ve davranış tarzının gelişmesi için gereklidir. Yemek öncesi sizin de katıldığınız çeşitli faaliyetler (yürüyüş yapmak, top oynamak, bisiklete binmek, vb.), tüm aile için hem sağlıklı hem de eğlenceli bir ortam sağlar.
İshal Tedavisinde Beslenme Nasıl Olmalıdır
İshal Tedavisinde Beslenme, ishal, ishal tedavisi, beslenme
İshal Tedavisinde Beslenme Nasıl Olmalıdır
Aslında ishal başlıbaşına bir hastalık değildir aksine türlü hastalıkların habercisidir. Besin ve ilaç zehirlenmeleri, dizanteri, tifo, paratifo, kolera gibi barsak enfeksiyonları ishalin sebepleridir. Ayrıca kronik beslenme yetersizliği de ishale sebep olur.
Ülkemizde ishal daha çok çocuklarda etkili olmakta hatta çocuk ölümlerinin de önemli sebeplerindendir.
Genel olarak ishalde su ve tuz kaybının yer,ine konması ve uygun beslenme yöntemiyle iyileştirmek mümkündür. Özellikle beslenme tarzı çok önemlidir.
besBu durumdaki bir hastanın aç kalmaması gerekir. İshal tedavisinde yoğurt çok önemli bir besindir. yoğurdu pirinç lapası ile karıştırabilir, sulandırıp tuz ile karıştırarak içebilir, üzerine pekmez döküp tüketebilirsiniz.
Bebek ishallerinde emzirmeye hiç ara verilmemeli ve bol sıvı içmesi sağlanmalı. Bebek emmiyorsa yoğurdu ya da yağsız süt tozunu kaynamış suyla karıştırarak bebeğin beslenmesi sağlanmalıdır. Yoğurdu suyla karıştırdığınızda tuz da eklenmeli. Daha büyük yaşlardaki çocuklar için yoğurt ve pirinç lapası tuz eklenerek çocuklara yedirilir. İshalde azalma görüldüğünde ekşi elma suyu, şeftali suyu, havuş suyu içirilmesi gerekir. Çocuğun yaşına göre, ishali azaldıkça yavaş yavaş diyetine uygun olarak besin çeşitlerine geçilir.
İshal tedavisinde hastanın aç kalmamasına ve su, tuz kaybının yerine konmasına dikkat edilir. Bir kaç günlük ishallerde hastanın özellikle de çocuklarda besin depolarında azalma olmasından dolayı uygun diyetle aç kalmamasına özen gösterilir.
