Posts Tagged ‘AIDS’



AIDS Nasıl Bulaşır AIDS Nasıl Bulaşmaz

aıds, aıds belirtileri, aıds günü, dünya aıds, aıds hastalığı, aıds nedir, aıds virüsü, aıds nasıl bulaşır, aıds testi, aıds hakkında, aıds tedavisi, aıds şiir, aıds belırtılerı, aıds hastalıgı, aıds ile ilgili şiir, aıds ile şiir, aıds ilgili şiir, aıds korunma, aıds ne, hıv aıds, aıds bilgi, aıds haftası, aıds korunma yolları, aıds ve biz, aıds bulaşma yolları

Türkçesi “Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” olarak ifade edilen AIDS i, çağımızın en korkunç hastalıklarından biri olarak nitelendirebiliriz. AIDS hastalığının etkeni bir virüs olup kısaca HIV olarak adlandırılmaktadır. Bu virüsün 2 tipi vardır; HIV – 1 dünyada en yaygın görülen AIDS etkeni virüsüdür. HIV – 2 ise daha nadir olarak görülür, ancak batı Afrika da sık rastlandığı bildirilmiştir.

AIDS, kişiyi hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sisteminin zayıflamasından dolayı ortaya çıkan hastalıklar kombinasyonu için kullanılan tıbbi bir tanımdır. Bağışıklık yetmezliği, HIV in neden olduğu enfeksiyon sonrası ortaya çıkar. Bu virüs insanın bağışıklık sistemini bozarak, vücudun normalde dirençli olduğu birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına neden olur. Bağışıklığını kaybetmiş olan insan vücudu, herhangi bir basit solunum yolu enfeksiyonuna, mantar enfeksiyonlarına ve benzerlerine kolayca yenik düşebilmektedir. AIDS, HIV enfeksiyonunun son safhasıdır.

HIV / AIDS tüm dünyada hızla yayılmaktadır. Hastalığa ait özellikler;
Kan yoluyla ve cinsel ilişkiyle hızla yayılabilmektedir.
Kadınlarda ve erkeklerde, yani her iki cinste de görülebilmektedir
Her yaştaki insanlarda görülebilir
HIV / AIDS in kesin tedavisi halen yoktur
HIV / AIDS in henüz koruyucu bir aşısı da mevcut değildir
AIDS virüsünü kanında taşıyan kişi ya AIDS taşıyıcısı, ya da AIDS hastası konumundadır. AIDS taşıyıcısı olan bir kişi, hiç bir klinik belirti göstermeden toplum içinde yaşıyabilmektedir. Fakat, belli bir süre sonunda ( ortalama 2 -8 yıl ) taşıyıcı kişi, çeşitli klinik belirtiler göstererek AIDS hastası olmaktadır. AIDS hastasını bekleyen kesin son ise, ( tedavi edici bir ilaç bulunmadığı sürece ) ölümdür.

HIV / AIDS in Bulaşma Yolları

Cinsel ilişki, kanında HIV taşıyan kişiyle cinsel ilişkide ( vajinal, anal veya oral ) bulunmakla HIV bulaşabilir
Kan yoluyla, HIV / AIDS li kişinin kan, kan ürünleri, doku veya organlarının nakliyle bulaşabilir
HIV / AIDS li anneden gebeliği süresince veya doğum esnasında bebeğe HIV geçebilmektedir. Daha az oranda olmakla beraber annenin bebeği emzirmesiyle ( anne sütüyle ) bebeğe HIV bulaşabilir

HIV Nasıl Bulaşmaz

El sıkışma
Sosyal öpüşme ( yanaktan yanağa )
Kucaklaşma
Başkasının giysisini giyme ile
Tükrük, göz yaşı, ter, öksürük, aksırıkla
HIV bulaşması söz konusu değildir. Yiyeceklerle, aynı tabak, çatal, kaşık, bardak, aynı tuvalet ve banyoyu kullanma, telefon ve benzerlerini kullanmakla HIV / AIDS bulaşmamaktadır.Toplu taşıma araçlarında olduğu gibi ortak ve kalabalık mekanlarda bulunmakla da HIV / AIDS bulaşmaz. Sivrisinek ve her türlü böceğin sokmasıyla da HIV in bulaşmadığı kanıtlanmıştır.
Yapılan araştırmalarla, hekim ve hemşirelerin olduğu kadar HIV / AIDS li hasta ve hasta yakınlarının da bu konudaki bilgilerinin genelde yetersiz oldukları saptanmıştır. Sağlıkla ilgili her konuda yeterli düzeyde bilgi sahibi olması gereken hemşire ve yardımcı sağlık personeli yanında, hastalığın yayılmasında önemli rolleri olan taşıyıcıların da yayılma ve korunma yolları konusunda bilgi sahibi olması insani bir görev kabul edilmelidir.

Küresel ısınma yeni hastalıklara sebep oluyor

Uzmanlar; küresel ısınmanın, ekosistemdeki bozuklukların ve hızlı kentleşmenin, hayvanlardan insanlara geçen yeni hastalıkların ortaya çıkmasına neden olduğunu belirtiyor.
İtalyan La Repubblica gazetesinde yayımlanan habere göre, ABD’deki Çevre Koruma Ajansı’nda görev yapan uzmanlar, son 20 yılda en az 45 hastalığın hayvanlardan insanlara bulaştığını belirterek, gelecek yıllarda bu sayının artacağı konusunda uyarıda bulundular.

Hayvanlardan insanlara bulaşan 5 hastalığı -sıtma, lyme hastalığı (kenelerden bulaşıyor), hanta virüs (fareler ve sıçanlardan bulaşıyor), Batı Nil hastalığı (sivrisineklerden bulaşıyor) ve şistozomiyaz (tatlısu sümüklüböceğinden bulaşıyor) – araştıran bilim adamları, değişikliğin nedenlerinin ekosistemdeki bozukluklar, küresel ısınma ve hızlı kentleşme olduğunu vurguladılar.

Sanayi devriminin hemen ardından kanser ve alerji gibi hastalıkların ortaya çıktığını belirten bilim adamları, günümüzde ise insanların hayvanlardan bulaşan ölümcül hastalıklarla karşı karşıya olduğunu söylediler.

AIDS‘in hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıkların en iyi örneği olduğunu vurgulayan bilim adamları, hastalığa neden olan HIV’in, geçen yüzyılda Batı Afrika’da şempanzelerden insanlara geçtiğini ve dünya üzerinde 25 milyondan fazla insanın ölümüne yol açtığını kaydettiler.

Uzmanlar, geçen yıl Mart ayında Meksika’da ortaya çıkan domuz gribinin ise gelecek dönemde insanları tehdit edecek salgınlardan sadece biri olduğunu ifade ettiler.

Londra Üniversitesinde görev yapan David Murrell, 1940 yılından beri 300′ün üzerinde yeni hastalığın tanımlandığını belirterek, “Bu hastalıkların yüzde 60′ı hayvanlardan insanlara bulaşıyor ve yüzde 70′i insanla doğanın temasından kaynaklanıyor” dedi. Murrell, bu salgın dalgasının gelecek yüzyıl boyunca sürmesini beklediğini de dile getirdi.

Kötü yaşam koşulları insanı verem ediyor

Kötü yaşam koşulları vereme davetiye çıkarıyor

Uzmanlar, verem hastalığının en çok ekonomik durumu kötü, yetersiz beslenen, 13-50 yaş arasındaki kişilerde görüldüğünü, ivedilikle bu nüfus gruplarının sosyo-ekonomik durumunu iyileştirici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Akciğer veremi, tüberküloz, fitizi olarak da biliniyor. Nedeni, koch basili denilen ufak, kıvrık, içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basili…

Verem mikrobu, insan vücuduna çeşitli yollardan girebiliyor. Bu yolların başında, solunum yolları geliyor. Hastalık, çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşıyor.

Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, üzüntü, grip, boğmaca, kızamık veya şeker hastalığı, vücudun direncini kaybetmesine ve hastalık ihtimalinin artmasına neden oluyor.

Verem tedavi edilmezse ne olur?

Verem, üç devrede gelişiyor. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları, öksürük ve 38 dereceye varan ateş görülür. Verem basili bu devrede, tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturuyor.

İkinci devrede hiçbir belirti görülmeyebiliyor. Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, bağırsaklar, karın ve beyin zarına yerleşiyor. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalma eğilimi gösteriyor.

Üçüncü devrede, verem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam ediyor. Hastada, yorgunluk, balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri görülüyor. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer akciğer de hastalanabiliyor.

Tedaviye, 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekiyor. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava, bol gıda ve üzüntüsüz bir hayat… Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rasim Küçükusta, tüberküloz konusunda ayrıntılı bilgiler verdi.

Veremin nedenleri nelerdir?

“Tüberküloz, eskiden daha ziyade düşük sosyo-ekonomik tabakanın hastalığı olarak bilinirken, günümüzde artık her kesimden insanda rastlanır olmuştur.

Dengesiz ve bilinçsiz beslenme, ağır ve stresli yaşam koşulları, fazla alkol ve sigara kullanımı, madde bağımlılığı, kortizon ve immunsüpresif (bağışıklığı baskılayıcı) ilaç kullanımının artması, aşırı ruhsal ve bedensel yorgunluklar ile bağışıklık sisteminin baskılanmış olduğu kanser, AIDS gibi hastalıkların, tüberkülozda görülen artışta çok önemli etkileri vardır.

Yakın zamanlara kadar tüberkülozun artık bir sağlık problemi olmaktan çıktığı USA, Kanada gibi gelişmiş ülkelerde, AIDS tüberkülozun adeta hortlamasına yol açmıştır.

Verem istatistikleri ne diyor?

Tüberküloz, BCG ismi verilen aşısının ve etkili ilaçlarının olmasına rağmen, kökü tamamen kazınamamış bir hastalıktır. Hem geri kalmış ülkelerde ve hem de en gelişmiş ülkelerde önemli sağlık sorunlarından biri olmaya devam etmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) istatistiklerine göre:

- Dünya nüfusunun 1/3′ü, yani 2 milyar insan tüberküloz mikrobu taşımaktadır. Bu sayıya, her yıl 100-200 milyon kişi eklenmektedir.

- Dünyada yılda 8 milyon kişi tüberküloz hastalığına yakalanmaktadır. Bunların yüzde 95′i geri kalmış ülkelerde, yüzde 5′i ise gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlardır.

- Tüberküloz, her yıl 3 milyon kişinin ölümüne neden olmaktadır. Buna göre, tüberküloz dünyada ölüm nedenleri sıralamasında 5. sırada yer almaktadır.

- Önümüzdeki 10 yıl içinde 90 milyon kişinin tüberküloza yakalanacağı ve bunların 30 milyonun da bu hastalıktan ölecekleri tahmin edilmektedir.

Tüberküloz, insanlık tarihi kadar eski bir hastalık…

Almanya’da M.Ö. 8000 yıllarına ait olduğu tahmin edilen iskelet kalıntılarında ve M.Ö. 2500-1000 yıllarına ait Mısır mumyalarında, tüberküloza ait tipik bulgular saptanmıştır. Robert Koch, 24 Mart 1882′de tüberküloz mikrobunu keşfetmiştir.

Tüberküloz aşısı BCG Fransız araştırmacılar Calmette ve Guerin tarafından 1921′de, ilk tüberküloz ilacı olan streptomisin de 1944′te Waksman tarafından bulunmuştur. Waksman, bu nedenle 1952′de Nobel Ödülü almıştır.

Eski Yunanlıların ftizis, yani erime adını verdiği hastalık, daha sonra beyaz veba adıyla anılmış, 19. Yüzyıl’dan beri ise tüm dünyada tüberküloz ismi kullanılmaya başlanmıştır. Tüberküloz için halk arasında ince hastalık, verem, zafiyet, ciğerde duman gibi isimler de kullanılır.

Türkiye’de durum ne?

Türkiye, verem hastalığının görülme oranı bakımından orta sıralarda yer almaktadır. Verem; Hindistan, Çin, Bengladeş gibi ülkelerde her 100 bin kişinin 200′den fazlasında görülürken, Avrupa ülkelerinde her 100 bin kişiden 20′den azında rastlanmaktadır. Bu değer, Türkiye için 100 binde 27 olarak bildirilmiştir.

Verem Savaş Daire Başkanlığı’nın resmi kayıtlarına göre Türkiye’de günümüzde her yıl ortalama 20 bin kişide verem hastalığı ortaya çıktığı bildirilmekle beraber, bu rakam gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü özel doktor, poliklinik, hastaneler, üniversiteler gibi kurumlarda tedavi gören hastalar, bu değerlendirme içinde yer almamaktadır. Ben, kişisel olarak Türkiye’de yılda 40 bin-50 bin kişide verem hastalığı görüldüğünü tahmin ediyorum.”

Zona Hastalığının Tedavisi ve Belirtileri

Uzmanlar, Herpes Zoster suçiçeği virüsünün yaptığı bir enfeksiyon olan Zona hastalığına, suçiçeği geçiren insanların yakalanma oranının % 20 olduğunu belirtiyor.
Herpes Zoster suçiçeği virüsü, sinir köklerinde aktif olmayan bir şekilde yaşamını sürdürür ve yeniden aktifleştiğinde Zona hastalığı gelişir. Suçiçeği geçiren kimselerin % 20’si Zona hastalığı geçirir.

Virüsü uyandırıp aktifleştiren neden bilinmemektedir. Vücudun enfeksiyonlarla baş etmesini sağlayan bağışıklık sistemindeki bir güçsüzlük virüsün çoğalmasına ve sinir boyunca deride yayılmasına neden olur. Çocuklar bile Zona hastalığı geliştirebilmesine rağmen, genellikle 50 yaşın üzerinde rastlanır. Hastalık, travma, stres gibi faktörler Zona hastalığı geçirilmesine neden olabilir.

Herhangi bir nedenle bağışıklık sistemi zayıflayan kişi Zona hastalığı geçirebilir. Bu kişilerde hastalık ciddi seyretmeye eğilimlidir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı lösemi, lenf oma gibi kanserler ve de AIDS’de Zona hastalığı sık görülür. Kanser kemoterapisi ve radyoterapi, organ naklinde kullanılan ilaçlar, uzun süreli kortizon kullanımı bağışıklık sistemini baskılayabilir.

Zona hastalığının belirtileri nelerdir ?

Zona hastalığının ilk bulgusu derinin belirli bir bölgesinde yanma batma tarzında ağrı ve duyarlılık artışıdır. Bu ağrı döküntünün gelişmesinden 2-3 gün önce döküntü alanında başlar. Bu arada baş ağrısı ve ateş olabilir. Bu alanda daha sonra kızarıklık ve şeffaf su kabarcıkları gruplar halinde oluşur. Bu kabarcıklar 2-3 hafta kadar sürer. Bu kabarcıklar koyu renkli kan ile dolar, sonra kabuklanır ve iyileşmeye başlar. Ağrı daha uzun süre sürebilir. Nadir olarak döküntü hiç görülmemeksizin de ağrı olabilir.

Ağrının şiddeti nasıldır?

Ağrı sıklıkla ağrı kesici ilaçlar kullanmayı gerektirecek kadar şiddetlidir

Zona hastalığı genellikle vücudun hangi bölgesinde görülür?

Zona hastalığı genellikle gövdede ve kalçalarda görülür. Fakat yüz, kol ve bacaklarda da görülebilir. Gözde kalıcı hasar bırakabildiği için göz de hastalık görüldüğünde dikkatli bir bakım gerekir. Burun ucunda su kabarcığı oluşmuşsa bu göz tutulumunun olduğunu gösterir. Bu durumda muhakkak Göz Hastalıkları uzmanı tarafından muayene yapılmalıdır.

Zona hastalığının komplikasyonları nelerdir?

Deri döküntüleri geriledikten sonra Zona hastalığına ait ağrı kalabilir. Özellikle yaşlı hastalarda ağrı aylar ve yıllar boyu kalır. Zona hastalığının erken evrelerinde tedaviye başlamak ağrı gelişimini engelleyebilir.

Su kabarcıklarında bakteri enfeksiyonu gelişebilir ve bu yaraların iyileşmesini engeller. Döküntüde ağrı ve kızarıklık artarsa muhakkak doktorunuza başvurun. Bu durumda antibiyotik tedavisi gerekebilir.

Diğer bir durum Zona hastalığının tüm vücuda ve diğer organlara yayılmasıdır. Nadir olarak görülen bu durumda bağışıklık sistemi baskılanmıştır.