Archive for the ‘Genel Sağlık’ Category



Vertigo Tedavisi

Üzerinde Çalışılmış Homeopatik Çareler

1 .Amber(Ambra grisea), Konium(Conium), Petroleumm ve Cocculus(bir bitki)’u içeren Homeopatik Çare
2. Cocculus
3.Conium

İlaç halinde satılan homeopatik çarenin belirli bir bileşiminin vertigonun standart tedavisi kadar etkili olduğunu bulmuştur. Bu araştırma Meniere hastalığı ve pozisyonel vertigoyu da içeren akut ve kronik vertigonun birçok çeşidine sahip 105 insanı izlemiştir. Homeopatik tedavi Ambra grisea, Conium, Petroleumm, ve Cocculus kapsamında olanları kullanır. Tedavi vertigo semptomları için Avrupa’da yaygın olarak kullanılan bir antihistamin olan betahistin hidrokloride karşı test edilmiştir. Tedavinin başarısını değerlendirmek için, araştırmacılar katılımcıların vertigo nöbetlerinin sıklığını, süresini ve kendilerinin bildirdiği yoğunluğu kaydetmişlerdir. Sonuçlar homeopatik karışımın tedavi sürecinin 6 ayı boyunca antihistamin kadar etkili olduğunu göstermiştir. Ne yazık ki bu sonuçlar göründükleri kadar anlamlı değildir; betahistin vertigo için az bir miktarda etkili olabilir, çünkü bu çalışmada hiçbir plasebo grubu yoktu, bu ilaç grubunda plasebo tedavisinde görülebilecek yarardan daha farklı bir fayda görülmeme ihtimali vardır.

Diğer bir araştırma bu çarenin vertigo için ginkgo bitkisi kadar etkili olduğunu bulmuştur. Bununla birlikte ginkgo bitkisinin bu amaç için tek başına etkili olduğu kanıtlanmadığı için bu sonuçlar da neredeyse hiçbir şey ifade etmemektedir.

Varikosel Nedir?

Varikosel testislerdeki kanı boşaltan venlerin (toplardamar) genişleyip varisleşmesidir. Toplardamarların iç yüzeyinde kan dolaşımını düzenleyen kapakçıklar işlevlerini yitirmiştir ve kanı boşaltamamaktadır. Testisten çıkan toplar damarların aşırı ve anormal olarak genişlemiş olması , testiste ısı etkisi ve beslenme bozukluğu sonucu sperm üreten hücreleri toksik bazı maddelerle karşı karşıya bırakır. Bu durum maddeler testis içinde etki yarattığı için sperm oluşumunu kötü etkiler. Testislerin sonografik muayenesi ve damarsal araştırılması gerekir. Böyle bir durum cerrahi müdahale ile düzeltilir.

Zona Belirtileri Nelerdir?

Zona hastalığının özelliği, vücudun bir bölgesinde yerleşmesidir. Çizgi (kuşak) şeklinde, yerleştiği sinirin derideki dağılımına uyarak kırmızılık ve üzerinde gruplar oluşturan veziküller (su dolu kabarcıklar) oluşturur.

Bu belirtiler ortaya çıkmadan önce halsizlik, yorgunluk, ateş olabilir. Sinir bölgesinde önce hafif yanma hissedilirken, ağrı şiddetlenir ve şimşek çakması şeklinde tarif edilir. Bir hafta içinde derideki belirtiler ortaya çıkınca hastalığın teşhisi kesinleşir.

Tek taraflı, çizgi şeklindeki ağrı, bulunduğu bölgedeki organların (kalp, mide, safra kesesi, böbrek vb.) ağrıları ile karışabilir. Derideki veziküller önceleri gerginken, zamanla ortalarında hafif çökme oluşur (göbeklenir) ve renkleri şeffafken mat, beyaz – sarımsı olur. Bir hafta sonra derideki kızarıklık kaybolur.

Veziküller kabuklanır ve 2. haftanın sonunda kabuklar dökülmeye başlar. İyileşen yerlerde bazen leke veya iz kalabilir. Derideki döküntüler 15 günde kaybolduğu halde sinir kökünün ve sinirin yaptığı ağrı(postherpetik nevralji), bazen 1 – 6 aya kadar uzayabilir.

Yaşlılarda ve şeker hastalarında ağrı daha uzun sürmektedir.

Vertigo Nedir?

Vertigo dünyanın senin etrafında dönüyormuş gibi göründüğü bir tür baş dönmesidir. Bu semptomlar genelde kendi ekseninde hızlı bir şekilde döndüğünde ve sonra durduğunda meydana gelir. Genellikle vertigo mide bulantısı ve denge kaybıyla birlikte olur. Vertigo hemen geçebilir ya da saatlerce veya günlerce sürebilir.

Vertigonun, hareket hastalığı, iç kulakta enfeksiyon, görme problemleri, kafa yaralanması, beyine yetersiz kan sağlanması ve beyin tümörü gibi birçok nedeni vardır. Benign paroksismal pozisyonel vertigo diye adlandırılan bir durum bazı baş pozisyonlarından tetiklenen vertigonun nöbetlerini içerir; bunun nedeninin iç kulaktaki kalsiyum birikimi olduğu düşünülmektedir. Diğer bir durum olan Meniere hastalığı genellikle kulaklarda çınlama ve ilerleyen sağırlıkla birlikte mide bulantısı ve kusmaya da sebep olan vertigonun birden ve yoğun nöbeti olarak sınıflandırılır. Nedeni bilinmemektedir.

Zona Tedavisi Nasıl Olur?

Hastalığın tanısı, deri belirtileri görülünce kolaydır. Deri belirtileri yokken ağrı yapabilecek diğer hastalıklar araştırılmalıdır.

Tedavide ilk 72 saat içinde sistemik (ağızdan veya damardan) antiviral ilaçlar (asiklovir, famsiklovir, valasiklovir, brivudin) kullanıldığında döküntülerin süresi ve döküntü sonrası ağrının süresi kısalmaktadır.

Ayrıca B1 – B6 vitaminleri, antiinflamatuarlar, kaşıntı için antihistaminler, topikal olarak (dıştan) ise antiseptik, epitelizan, anestezik krem ve solüsyonlar kullanılmaktadır. Gözü tutan zonada, göz ilaçları da tedaviye eklenmelidir.

Hastalık sırasında istirahat, beslenme önemlidir. Direnci çok düşük kişilerde hastalığın tüm vücuda yayılabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Hastalık vücudun en çok göğüs ve sırt bölgesinde görülür. Sonra sırayla boyun, yüz ve kafa bel ve karın, kalça ve kasıklara yerleşmektedir.

Varikosel Belirtileri Nelerdir?

Varikosel çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Ancak bazen aşağıdaki belirtiler görülebilir:

• Testislerde ağrı
• Testislerde küçülme
• Testislerde dolgunluk hissi
• İnfertilite (kısırlık)
• Gözle görülebilen genişlemiş damarlar veya Ele gelen genişlemiş damarlar.

Varikosel Tedavisi

Varikoselin tedavisi ameliyattır.

Ameliyat sırasında mikroskop kullanılması önerilmektedir. Ameliyatı kasık bölgesinden yapılan küçük bir kesi ile gerçekleşir. Testisi drene eden venler bağlanır. Basit bir ameliyattır ve genellikle hastane de yatmayı gerektirmez. Varikosel ameliyatının başarı şansı değişiktir. Mikroskobik yapılan ameliyatların başarı şansı diğerlerine oranla çok daha yüksektir. Yaklaşık 30-60 dk. sürer. Bu sırada testisle ilgili diğer oluşumların zarar görmemesine özen gösterilmelidir. Varikosel ameliyatı dikkatli yapılmaz ise hidrosel (testis çevresinde sıvı birikimi), atrofi gibi komplikasyonlar görülebilir. Ama son yıllarda, ameliyat tekniğinde elde edilen ilerlemeler sayesinde bu komplikasyonlara hemen hemen hiç rastlanılmamaktadır. Bunda cerrahın deneyimi önemlidir. Ameliyat olacak kişilerin bunu iyi bilmesi ve ameliyatı yapacak doktordan da bu konuda bilgi alması gerekir. Ameliyattan 3 ay sonra sperm üretiminde düzelme görülmeye başlar. Sperm tetkiki ameliyattan sonraki 3-6. ayda yapılmalıdır. Sperm üretimindeki düzelme ameliyat olan hastaların %50-80 inde görülür. Gebelik üzerindeki etkisi de yüzde 20-69 civarında artmaktadır. Azoospermi olgularında da varikosel ameliyatı yapılması önerilirse de, başarısının daha düşük olacağı önceden belirtilmelidir.

Varikosel Risk Faktörleri

Puberte sonrası erkeklerin yaklaşık % 10-20 sinde görülür. Kısırlık (infertilite) şikayeti olan erkeklerin ise yaklaşık %40 ında varikosel mevcuttur. Sekonder infertilite şikayeti olan erkeklerde ( önceden en az bir çocuğu olan ancak şimdi kısırlık şikayeti çeken) ise bu oran % 80 lerin üzerine çıkmaktadır. Varikosel her iki testiste de görülebilir. Ancak anatomik komşulukları dolayısı ile sol testiste görülme oranı % 85, sağ testiste görülme oranı ise % 15 civarındadır. Bir taraftaki varikosel genellikle diğer testisi de etkilemektedir.

Varikosel Kısırlığa Neden Olur Mu?

Varikoselin neden kısırlığa sebep olduğu konusunda henüz kesin bir bilgi yoktur. Ancak genişleyen damarların testislerde sebep olduğu ısı artışının sperm üretimini olumsuz etkilediği, genişleyen damarlarda biriken kanda anormal konsantrasyonlara ulaşan böbreküstü bezi ve renal ürünlerin sperm oluşumunu olumsuz etkilediği, yine bazı metabolik ürünlerin artması ve oksijenlenmenin azalmasının sperm üretimini olumsuz etkilediği gibi birtakım teoriler mevcuttur.

Varikosel Olduğumu Nasıl Anlarım?

Bazen hastalar testislerinde gördükleri veya ayakta iken ellerine gelen genişlemiş damarlar sebebi ile doktora gelirler. Doktor tarafından yapılacak elle muayene ile genellikle tanı konur. Bazen ultrasonografi / Doppler gerekebilir. Bütün varikoselli hastalara 4 günlük cinsel perhizden sonra sperm tahlili (spermiogram) yapılıp sperm sayısı, hareketliliği ve şekilleri araştırılmalıdır.

Hastaların yaklaşık %70 inde sperm yoğunluğu ve hareketliliği azalmış, şekilleri bozulmuştur. Bu hastalarda yüksek oranda kısırlık görülür.Kısırlık şikayeti olan varikoselli erkeklerde, çok yoğun ağrı şikayeti olanlarda ve testislerinden biri diğerine göre anlamlı küçülme göstermiş varikoselli erkeklerde cerrahi tedavi önerilir. Tedaviye geçmek için varikoselin mutlaka sperm değerlerini bozmuş olması gerekir. Yani spermi normal ise tedavi edilmeyebilir. Evli olmayan erkeklerde de varikosel bulunmuş ve sperminde bozulma başlamış ise tedavi yapılmalıdır. Eğer erkek adolesan çağda, yani henüz ergenliğe gelmemiş ise ve sperm veremiyorsa bu durumda testiste küçülme olup olmadığına bakılır. O taraf testisi %10′dan fazla volüm kaybetmiş ise yine ameliyat endikasyonu vardır.

Testislerinde ağrı olan ve muayene ile varikosel saptanan erkeklerde bu ağrının mutlaka varikoselden kaynaklanıyor olması gerekmez. Önce diğer nedenler araştırılmalı ve semptomatik tedavi yapılmalı, ondan sonra varikoselin tedavisine geçilmelidir.