Archive for the ‘Genel Sağlık’ Category
Meme başı çöküklüğü
Kadınlarda meme başı çöküklüğü estetik ve psikolojik olarak büyük bir sorun oluşturabilmektedir. Meme başı çöküklüğü konjenital (doğuştan) veya daha önceden geçirilen meme başı çevresi cerrahisine (ör:subareolar abse) sekonder olarak gelişebilir. Meme başı altındaki yapışıklığa göre 3 derecede incelenebilir.Temel sorun skar bantları ve volüm kaybıdır.
Tedavisi cerrahidir. Lokal anestezi ile yapılabilir. Cerrahide amaç yapışıklığı kaldırmak ve meme ucu altına destek koymaktır. Ameliyat 30-45 dakika arasında sürer. Cerrahi tedavide periareolar kesi ve dermal greft (destek), bilateral medial pediküllü dezepitelize üçgen flepler, meme başı altına kıkırdak greft yerleştirilmesi ve subsizyon-yağ enjeksiyonu tekniği kullanılabilir.
Ameliyat sonrası 3 hafta süre ile silikon meme başı koruyucu kulanılarak meme başlarına askılama uygulanır. 3 hafta sonra askılama sona erdirilir. Cerrahi tedavi ile meme başlarını normal pozisyonlarına çekmek mümkündür.
Meme hapla büyürmü?
Büyümez!!! Diri ve canlı bir memeye sahip olmak tüm kadınların ortak düşlerinden biridir. Ama öncelikle erkeklerin de karşı cinste en çok ilgilendiği bölge olan memenin, nelerden oluştuğunu bilmeliyiz:
Meme en altta adele (kas) dokusu, süt bezleri ve yağ dokusundan oluşur. Adeleyi fazla çalıştırdığınız zaman oradaki yağ dokusu erir ve meme ufalır.
Peki meme büyümesi hapla nasıl olacak?
Mantıklı olarak bakarsak; ya yağ dokusunun artması gerek, ya da süt bezlerinin büyümesi gerek.
•Yağ dokusunun artması için oraya yağ gelmesi gerekiyor,
nereden ve nasıl gelecek bu yağ? Tabiki bu olmuyor.
•Süt bezlerinin büyümesi içinse hormon gerekiyor!!!
Bildiğiniz gibi adet öncesi, gebelikte veya doğum sonrası memede süt varken göğüslerinizde büyüme ve sertleşme olur. Doğum kontrol hapı kullanan bazı bayanlarımızda da bu olur.
Bunun dışında nasıl olur?OLMAZ yani olması için hormon gerekli.
Tabi üçüncü bir yöntem olarak çeşitli maddeler vererek oradaki-memedeki dokuda ödem (şişme-su toplanması meydana) getirebilirsiniz ama bunu düşünmek veya konuşmak dahi istemiyorum.
Demekki kullandığınız şey doğadan da olsa bitkisel de olsa hormon içeriyor.
Hem nedir bu son on yılın modası; Ben doğal ilaç kullanırım, o sentetik, bu bilmem ne, falan filan doğal olmayan dediğiniz şeyler uzaydan mı geliyor?
Hayır sadece doğadaki maddeler içinden kullanılması gerekli olmayanlar çıkarılıyor, zararlılar atılıyor, vücudun daha kolay kullanabileceği hale getiriliyor, yan etkileri azaltılıyor ve kontrollü olarak kullanımınıza sunuluyor.
Ekmekte pek doğal sayılmaz, başaktan un yapılıyor, su katılıyor, tuz katılıyor, pişiriliyor, doğal beslenmek için başak mı yemeliyiz?
Sentetikmiş zararlıymış gibi şeyler tamamen uydurmadır, tekrar ediyoruz ilaçlar veya haplar hangi maddelerden yapılıyor, dünyadaki maddelerden.
Yapısı değişiyormuş, etin de pişince yapısı değişiyor, çiğ et ve balık mı yiyelim devamlı? Ketçap zararlıdır, doğalı domatestir, onu yiyelim öyle mi?
Tekrar meme konusuna dönelim; demekki memeyi büyütmek için silikon gibi dışarıdan konulan maddelerin dışında gerekli olan şey HORMONdur. Hormonlar nereden geliyor, kökeni neresi? Doğadır ve doğal ürünlerin bazılarıda hormon içerirler.
Dünyada en yaygın kanser birinci sırada akciğer kanseridir, ikinci sırada ise meme kanseri gelir.
Size kontrollü, içindeki miktarları belirlenmiş ilaçlar sunulurken siz ne olduğu tam bilinmeyen, YAN etkileri ve uzun vadede memenizde ve vücudunuzda neler oluşturacağı bilinmeyen şeyleri kullanarak neden rizikoya giriyorsunuz.
Uzmanlar bu şekilde meme büyümez diyorsa neden hala üstüne gidiyorsunuz ? Eğer memenizin doğal halinden memnun değilseniz size en yakın estetik cerrahi önermekten başka çaremiz yok…
Silikon protez ile meme büyütme estetiği
Meme estetiği ameliyatları içerisinde en çok yapılanı meme büyütme ameliyatıdır. En açık şekliyle tarif etmek gerekirse; meme dokusunun altında ameliyat ile hazırlanan bir boşluğa uygun hacim ve şekilde protezlerin yerleştirilmesi sonucu, meme boyutuna arzu edilen büyüklüğün kazandırılmasıdır.
Meme büyütmek için silikon protezler kullanılmaktadır. Bu protezlerin içinde; serum fizyolojik ( tuzlu su ), soya yağı, hidrojel gibi karbonhidratlar, sıvı silikon, jel ( gel ) silikon gibi değişik yapıda maddeler olabilir. Protezin içi hangi maddeden oluşursa oluşsun dış bölümü, yani kılıfı mutlaka silikondur. Çünkü doğadaki en inert ( zararsız ) madde silikondur. Yaygın kanının aksine silikon sadece meme büyütme ameliyatında değil, aynı zamanda eklemlerde, gözde ve beyin gibi vücudun çok çeşitli bölgelerinin ameliyatlarında da kullanılmaktadır. Son yıllarda özellikle Brezilya’da dış kılıfı poliüretan dan üretilen protezler de olmasına rağmen ülkemizde ve dünyada popüler hale gelmemiştir.
Silikon içeren meme protezleri değişik yapılarda olabilir. Silikon kılıfın yapısına göre üzeri düz ( smooth ) ya da pütürlüdür ( textured ). İçerisindeki silikonun yapısı ise sıvı, jel, ya da cohesive jel ( yapışkan ) olabilir, şekillerine göre ise yuvarlak ( round ) veya damla (anatomik ya da natürel ) protezler vardır. Son olarak da tüm bu silikon protezler; düşük ( low ), orta ( moderate ) ve yüksek ( high ) profil olmak üzere, yükseklik açısında 3 gruba ayrılabilir. Düşük ve orta profilli silikon protezlerin tabanı daha geniş iken yüksek profilli silikon protezlerin taban çapı daha dardır.
Görülüyor ki bu kadar çok çeşit içerisinde uygun tipte ve yapıda silikon protezi seçmek, gerçekten tecrübe ve mutlaka Estetik Plastik cerrahi eğitimi almış olmayı gerektirir. Size önerim kendinizi, böyle önemli bir konuda Estetik Plastik cerrahi uzmanı olmayan bir hekime emanet etmeyiniz. Hastalarımda cohesive jel ( yapışkan ) yapısındaki, textured ( üzeri pütürlü ) protezleri kullanıyorum. Bu tip silikon protezlerde dış kılıf zarar görse bile, jel silikon dağılmamakta ve protez şeklini koruyabilmektedir. Göğüs duvarı çevresi küçük ve zayıf hastaya yüksek profilli, tabanı dar, göğüs duvarı çevresi geniş hastaya düşük veya orta profilli, tabanı geniş silikon protezlerin kullanılması gerektiğine inanıyorum. Silikon meme protezinin boyutuna ( hacim ) ve şekline ( yuvarlak, damla ) karar verirken ise, yapılan teknik ölçüm ve hesaplamalar kadar, hastanın arzu ve isteklerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Bu konuyu doktorunuzla herhangi bir sıkıntı duymadan, açıkça ve uzun uzun konuşmanız gerekmektedir.
Meme büyütme estetiği ameliyatında silikon protezler, 3 değişik giriş yerinden oluşturulabilen 2 farklı boşluğa yerleştirilirler. Giriş yerleri; meme başı çevresi ( periareolar ), meme altı çizgisi ( inframammarian ) ve koltuk altıdır ( aksilla ). Kesinin uzunluğu yaklaşık 4-5 cm dir. Silikon protezin yerleştirileceği boşluk ise, meme dokusunun altı ( submammarian, Subglandüler ) ya da göğüs kasının altı ( submuskuler, subpektoral ) olabilir. Doğru seçimi yaparken memenin ve göğüs duvarının yapısı, kişinin yaşı, doğum yapıp yapmadığı, meme başından uyarılma özellikleri ve kişisel tercihleri göz önünde bulundurulmalıdır. Sarkması olmayan memelerde kas altına yerleştirmeyi tercih etmekteyim. Böylece daha doğal sonuçlar elde edilmekte ve ameliyat sonrası dönemde oluşabilecek sorunlarla daha az karşılaşılmaktadır. Fakat Silikon meme protezinin kas altına yerleştirilmesi meme dokusunun altına yerleştirilmesine göre ameliyat sonrası dönemde biraz daha ağrılı olabilmektedir.
Silikon protezlerle meme büyütme estetiği ameliyatının en önemli komplikasyonu kapsül kontraktürü denilen durumdur. İnsan vücuduna yerleştirilen tüm maddeler gibi silikon da vücuda yerleştirildiğinde etrafı kapsül denen bir yapı ile çevrilir. Bu problem yaratmayan normal bir durumdur. İstenmeyen şey bu kapsülün sertleşerek kasılması ve kontrakte hale gelmesidir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda memelerde şekil bozukluğu ve ağrı meydana gelebilir. Bu durumun çözülmesi kontrakte olan bu kapsülün temizlenmesi ve silikon protezinizin yenisi ile değiştirilmesidir. Bu ihtimal bazı faktörlere dikkat ederek en aza indirgenebilir. Uygun büyüklükte protez konulması, protezin kas altına yerleştirilmesi, ameliyatta temiz ve kansız çalışma, ameliyat sonrasında doktorunuzun önereceği masajı doğru ve yeterli yapmak, kapsül kontraktürü ihtimalini büyük oranda azaltacaktır. Bütün bunlara rağmen çok küçük de olsa ( %1-2 ) ciddi seviyede kapsül kontraktürü gelişebilir. Günümüz teknolojisinde meme protezlerinin patlaması ya da yırtılması hemen hemen hiç rastlanmayan durumdur. Bu durum olsa bile dağılmayan jel protezler ( cohesive jel ) kullanıldığından hasta için herhangi bir problem oluşmamaktadır.
Bilimsel literatürlerde, silikon meme protezlerinin romatizmal hastalıkları olan kişilerde bu hastalığı arttırıcı etkisi olduğu ileri sürülmektedir. Bunun aksi ispatlanmadığı için, uzun yıllar kronik romatizmal hastalığı olan kişilere meme protezi ameliyatını yaptırmamalarını önermekteyim.
Meme büyütme estetiğinde kullanılan silikon protezlerin meme kanserine yol açtığını ispatlayan bir bilimselsel çalışma bulunmamaktadır. Amerikada yapılan çok geniş hasta sayılarından oluşan, çok merkezli bir çalışmada ( 5000 meme protezi olan, 5000 meme protezi olmayan kişi ) meme protezi taşıyanlarda meme kanseri görülme oranı, meme protezi olmayanlara göre daha düşük çıkmıştır. Bu çalışma silikon meme protezlerinin kanser riskini arttırmadığı konusunda önemli bilgiler vermektedir.
Silikon protez ile meme büyütme ameliyatı olan kişilerin sonradan hamile kalmaları durumunda, silikon protezi çıkartmaları gerekmemektedir. Hamileliğe herhangi bir zararlı etkisi yoktur. Protez eğer meme altı çizgisinden yerleştirilmişse, süt kanalları zarar görmeyeceği için bebeklerini emzirebilirler. Ancak unutulmaması gerekir ki, protezi olmayan kadınlarda olduğu gibi, protezli kadınların da memeleri, hamilelik sırasında büyüyüp sarkacak ve hamilelik sonrasında bir miktar şekil değişikliği kalacaktır. Bu şekil değişikliği tekrar düzeltici bir ameliyatı gerektirebilir veya gerektirmez bu kişilere göre değişen bir durumdur.
Meme protezleri çok uzun yıllar kullanılabilir. Herhangi bir problem oluşmadıkça değiştirilmeleri gerekmemektedir. Meme protezi ameliyatı ortalama 2 saat sürmekte ve Genel anestesi ile yapılmaktadır.
Meme dikleştirme estetiği
Meme dokusunun canlılığını, dolgunluğunu ve pozisyonunu korumasını sağlayan yapılar; memeyi göğüs duvarına asan bağ dokusu askıları olan cooper ligamanları, canlılığını ve dolgunluğunu kaybetmemiş yağ dokusu ve elastikiyetini koruyan deridir. Zaman içerisine yerçekimi, aşırı kilo alıp verme periyotları, hamilelik ve emzirme gibi etkilerle, memeyi yerinde tutan bu yapılar deformasyona uğradığından, meme genç yaşlardaki şekil, dolgunluk ve pozisyonunu koruyamayarak meme başı aşağıya doğru yer değiştirir.
Bu olaya ‘meme pitozu’ ya da memenin düşmesi denmektedir. Bu durumda yapılacak ameliyat mastopeksi yani meme dikleştirme estetiğidir.Meme dikleştirme estetiğinde ( mastopeksi ) amaç memeye yeni bir şekil ve dik bir form kazandırmaktır. Meme başı çevresindeki koyu renkli alan ( areola ) aşırı geniş ise bu ameliyat sırasında küçültülebilir.Meme başı, normalde meme altı çizgisinin seviyesinde veya hemen üstünde olmalıdır. Meme başının seviyesine göre meme düşüklüğü ( meme pitozu ) 3 farklı derecede sınıflandırılmaktadır. Bir de meme başının seviyesini koruduğu ve sadece memenin bez yapısının aşağı yer değiştirdiği durum söz konusu olabilir, buna da yalancı meme düşüklüğü ( Pseudoptozis ) adı verilmektedir.
1.derece meme düşüklüğünde ve yalancı meme düşüklüğünde deri fazlalığı söz konusu değilse sadece silikon protez yerleştirilerek aşırı izler bırakmadan meme dikleştirme estetiği yapmak mümkündür. Ancak meme düşüklüğü ( Mastopitoz ) çoğunlukla, aynı zamanda deri fazlalığının da olduğu 2. ve 3. derece dir. Böyle durumlarda, bu fazla derinin de çıkarılması gerektiği için, meme dikleştirme ameliyatında; meme başının çevresinde ve meme başından aşağı doğru dik olarak inen izler kalacaktır. Nadiren bu izlere ek olarak meme altı çizgisi boyunca yatay uzanan izlerde kalabilir. Bu izler ameliyattan sonraki erken dönemde kızarık ve belirgindir, fakat zaman geçtikçe rengi solar ve daha belirsiz hale gelmektedir.
Bazen hamilelik, emzirme ve aşırı kilo verme gibi olaylarda memelerin içi tamamen boşalabilir. Böyle bir durumda sadece meme dikleştirme ameliyatı ( mastopeksi ) yapmak istenilen sonucu sağlamayabilir. Yeterli dolgunluğu sağlayabilmek için meme dikleştirme ameliyatı ile beraber silikon meme protezi yerleştirmek de gerekebilir. Bu şekildeki meme dikleştirme ameliyatında da ( mastopeksi ) deri fazlalığı çıkarılacağından muhtemelen izler belirgin olacaktır.
Meme dikleştirme ameliyatları ( mastopeksi ) genel anestezi altında yapılır ve ortalama 3 saat sürer. Ameliyattan sonra ciddi ağrı oluşmaz, fakat aynı zamanda silikon protez de yerleştirilecekse birkaç gün hafif ağrı olabilir, bu dönemde kol hareketlerini kısıtlamakla ve kas gevşetici kullanarak ağrı azaltılabilir. Bazen meme içinde kan ve serum birikmesi olmaması için 1-2 gün için dren yerleştirilebilir.
Meme dikleştirme ameliyatları sonucunda meme başında duyu kaybı oluşması ihtimali çok düşüktür. Emzirme fonksiyonunda bir kayıp oluşmaz. Ancak cerrahın ameliyat öncesinde oluşacak izler ve elde edilecek sonuç hakkında hastaya ayrıntılı bilgi vermesi çok önemlidir. Meme dikleştirme ( Mastopeksi ) ameliyatı uygun tenikle yapılırsa oldukça yüz güldüren sonuçların elde edildiği bir ameliyattır.
Meme küçültme ameliyatı meme kanseri riskini azaltır
Meme kanseri kadınlarda kansere bağlı ölümlerin en çok görülen ikinci sebebidir. Dünya sağlık örgütüne göre her yıl bir miyondan fazla yeni meme kanseri teşhisi koyulmaktadır ve buna teşhis koyulmadan kaybedilen hastalar dahil değildir. Meme kanseri tanısı erken dönemde koyulabilirse tedavi edilebilen bir kanser türüdür ve eğer yeterince erken tanı koyulabilirse tüm memenin alınmasına bile gerek kalmaz. Ancak sıklıkla tanı daha geç dönemlerde koyulur ve durum bu olduğunda da memenin tamamen alınması, koltuk altı lenf nodu disseksiyonu yapılması ve ardından hastanın kemoterapi ve/veya radyoterapi görmesi gerekir. Tüm bu dönemin ardından da hastaya değişik yöntemlerle meme rekonstrüksiyonu yapılması gerekir. Ancak yapılan en iyi rekonstrüksiyon bile hastanın gerçek memesinin korunması kadar güzel bir sonuç veremez.
Özellikle meme kanseri riski yüksek kadınlar örneğin annesi, teyzesi, veya kızkardeşi meme kanseri olan kadınlar gibi, bu durumdan dolayı daha stresli bir hayat sürerler. Uzun yıllar boyunca bu tür durumlar için tek opsiyon profilaktik mastektomi olmuştur. Radikal elektif mastektomi oldukça ciddi bir ameliyat olup tüm meme dokusunun deri hariç çıkartılması ve meme dokusu yerine protez yerleştirilmesi işlemidir. Ancak yöntemin hem estetik sonuçları mükemmel değildir, hem de hastanın meme dokusu tamamen çıkartıldığı için özellikle genç bayanlarda hamilelik sonrası süt verilmesine engel olur. Bu nedenlerden dolayı yüksek meme kanseri riski taşıyan pek çok kadın elektif profilaktik mastektomi yapmaktan kaçınmaktadırlar.
Şimdi Yüksek Risk Altındaki Kadınlar İçin Bir Başka Seçenek Var.
Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Danimarka ve İsveç’te binlerce kadın üzerinde yapılan bir çalışmada meme küçültme operasyonunun (reduction mammoplasty) yüksek meme kanseri riski olan kadınlarda meme kanseri oluşumunu belirgin derecede azalttığı görülmüştür. Bu çalışmaya göre Plastik Cerrahlar tarafından yapılan bir meme küçültme ameliyatı meme kanseri oluşma riskini %50-70 azaltmaktadır. Bu çalışma hem heyecan verici hem de umut verici bir çalışmadır. Yüksek meme kanseri riski olan kadınlara bir başka opsiyon tanımak ve onların kendi sağlıklarını koruma yönünde provaktif bir adım atmalarını sağlamak hem hasta hem de cerrah için bir hediyedir.
Meme Küçültme Ameliyatı Meme Kanseri Riskini Nasıl Azaltır?
Bu çalışmanın sonucunda meme kanseri riski taşıyan kadınlarda meme dokusu ne kadar fazla ise meme kanser hücresine dönüşme riski olan meme hücrelerinin de o kadar fazla olduğu görülmüştür. Bir başka deyişle ne kadar meme dokusu alınırsa o kadar meme hücresi de alınmış olur bu da meme kanserine dönüşme ihtimali olan hücrelerin sayısını azaltır.
Eğer Meme Küçültme Ameliyatı İyiyse Profilaktik Mastektomi Ameliyatı (memenin tamamen alınması) Daha İyi Değil Midir?
Profilaktik mastektomi ameliyatı meme küçültme ameliyatıyla karşılaştırıldığında meme kanseri riskini %90 azaltır ancak %100 değil. Bu nedenle pek çok kadın hem memesinin tamamını feda ederken hem de %100 garanti alamıyorsa ve aynı zamanda genç aktif bir hastaysa yani memelerinin estetiğini ve süt verme fonksiyonunu kaybetmek istemiyorsa profilaktik mastektomi o kadar da çekici bir ameliyat haline gelmemektedir. Halbu ki meme küçültme ameliyatı hem memeye çok daha güzel bir estetik görünüm verir hem de hastaların pek çoğunda doğum sonrası süt verme faaliyetinde herhangi bir problem görülmez. Meme küçültme ameliyatı kişinin hem memelerini korumasını sağlarken hem de meme kanseri olması riskini çok büyük oranda azaltır ki bu kadınlar için çok önemlidir. Ayrıca hem yüksek meme kanseri riski taşıyan hem de geçmişte de meme küçültme ameliyatı yaptırmayı düşünmüş olan büyük memeli hastalar için bu daha fazla umut verici bir işlemdir.
Meme Küçültme Ameliyatı Ekstra Güvenlik Kalkanı Sunar.
Yukarıda bahsedilen bilgilere ek olarak meme küçültme ameliyatının bir diğer avantajı da erken tanıya izin vermesidir. Cerrahın ameliyat sırasında meme dokusundaki değişiklikleri görebilmesinin yanında tüm meme küçültme ameliyatları sonrası çıkartılan meme dokusu biyopsi amcıyla patolji kliniklerine gönderilir (hastada yüksek risk olup olmadığına bakılmaksızın). Bu açıdan bakıldığında hasta yüksek meme kanseri riski taşısa da taşımasa da meme küçültme ameliyatı sonrası çıkan parçalrın biyopsisi sonucu kendisinde kanser hücresi olup olmadığını öğrenebilecek ve belki de memesini kaybetmeden çok erken bir tanıyla başlamakta olan bir meme kanserinin üstesinden gelebilecektir.
Meme Küçültme Ameliyatı Nasıl Uygulanır?
Meme büyümesi memenin gelişimine, gebeliğe ve aşırı kilo alımına bağlı olarak sıkça karşılaşılan bir sorundur. Genellikle hormonal bir soruna bağlı olmayan, son 6 ay içinde büyümesi durmuş ve küçültülmesi istenen göğüsler için cerrahi girişim düşünülür. Bu durum sadece estetik bir sorun oluşturmaz, aynı zamanda omuzlarda ağrı, duruş bozuklukları, meme altında kaşıntı ve kızarıklık gibi sıkıntılara da yol açar. Bu tür şikayetlerine çözüm arayanların aşağıdaki bilgileri edinmesinde yarar vardır.
Memelerdeki büyümenin hormonal bir soruna bağlı olup olmadığı araştırılmalıdır.
Memelerdeki büyümenin devam edip etmediği sorgulanmalıdır.
Memede ele gelen ağrılı veya ağrısız bir kitle olup olmadığı araştırılmalıdır.
Memede geçirilmiş bir enfeksiyon veya cerrahi müdahele olup olmadığı sorgulanmalıdır.
Amaçları:
Meme başı olması gereken yere yükseltilir.
Meme üst kutbu genellikle sarkmış memelerde boşalmıştır, yeniden form verilirken bu alan doldurulur.
Koltuk altına yayılmış olan göğüs daha dar çaplı bir alana hapsedilir ve bu şekilde daha iyi bir form sağlanır.
Bu işlemler sırasında istenen boyutlara kadar küçültülmek üzere meme dokusu ve deri çıkarılır
Meme küçültme ameliyatlarında kullanılan tekniğe bağlı olarak bazı farklı özellikler söz konusudur. Bazı sınırlı küçültme ameliyatlarında, iyileşme hızlı ve işlem sonrası hemen normal aktivitelere dönülebilirken, çok iri göğüslerde çıkarılan dokunun durumuna göre bu süreç uzayabilir. Ameliyat süresi de kullanılan tekniğe bağlı olmak üzere 2-4 saat arasında değişir. Aynı şekilde tekniğe bağlı olarak oluşacak izlerin yeri ve uzunluğu da değişir. Ameliyat izleri ilk aylarda daha belirgin iken altıncı aydan itibaran daha iyi yönde değişir. Meme başı ile süt kanalları arasındaki ilişkinin bozulmadığı ameliyat teknikleri öncelikle tercih edilmesine karşın, bazı iri göğüslerde bu ilişkinin bozulduğu ameliyat teknikleri tercih edilebilir.
Belirli bir yaşın üzerinde ve ele gelen kitlesi olanlarda girişim öncesi mammografi gibi görüntüleme tekniklerinden yararlanılır. Daha sonra göğüslerin boyutları, deri ve meme bezi özelliklerine göre kullanılması gereken tekniğe karar verilir. Ayrıca adet dönemlerinden önce göğüste gerginlik ve hassasiyet oluşuyorsa ameliyat bu döneme denk getirilmemelidir. Ailede meme kanseri varsa mutlaka doktora bidirilmelidir.
Ameliyattan önce 10 gün süreyle aspirin gibi kan sulandırıcı ajanlardan kaçınılmalıdır. Hastanın geçmişindeki önemli rahatsızlıklar ve sürekli kullandığı ilaçlar varsa mutlaka doktora bildirilmelidir.
Meme küçültme ameliyatı ameliyathane şartları altında genel anestezi altında yapılan bir işlemdir. Çeşitli tiplerde kesilerle meme derisi, meme içi yağ dokusu ve meme dokusundan eksizyon yapılıp memeye normalde olması gereken büyüklük ve konik görünüm ile dikleştirilmesi sağlanır. Ameliyat sonrası hastalar aynı gün veya ertesi gün evlerine gidebilirler. Bu tür ameliyatlarda en önemli faktör hastanın ameliyat öncesi sigara içiyorsa mümkünse bırakması veya azaltması ameliyat sonrası en az 2 hafta kesinlikle içmemesi gerekmektedir. Bu hem izlerin daha iyi iyileşmesini sağlar hem de ameliyat sonrası postoperatif dönemin daha kolay atlatılmasını sağlar. Aynı zamanda komplikasyonları belirgin ölçüde azaltır.
Meme Küçültme ameliyatına ait riskler ise şu şekilde sıralanabilir:
1. Kanama: Ameliyat sırasında ve sonrasında ameliyat alanlarında kanama görülebilir. Kan kaybı miktarına göre kan vermek gerekebilir.
2. Enfeksiyon: Tüm meme bölgesinde kızarıklık, şişlik, kötü kokulu akıntı ve abseleşme gösterebilen ve antibiyotik kullanımı gerektirebilen enfeksiyon görülebilir. Bu nedenle hastane tedavisi dahi gerekebilir.
3. Yağ nekrozu: Tüm meme bölgesinde beyaz- sarı akıntı oluşturabilen ve uzun süre devam edebilecek yağ nekrozu görülebilir.
4. Hematom: Operasyon sonrasında meme dokusu altında hematom (kan birikmesi) gelişebilir. Bu durumda cerrahi müdahale gerekebilir.
5. Asimetri: İki meme arasında boyut ve simetri farkı oluşabilir. Yeni yapılmış memelerde simetri farkı veya istenmeyen kozmetik sonuç alındığında revizyon cerrahisi (düzeltme işlemleri) gerekebilir.
6. Skar: Operasyon sonrası erken dönemde hastada belirgin skar (yara izi) oluşumu gözlenecektir. Skarlar renk olarak zamanla daha az görünür hale gelecektir. Fakat yaşam boyu kalacaktır. Anormal yara iyileşmesi sonucunda dikiş hatlarında belirgin kaşıntılı, kızarık ve kabarık nedbe dokusu oluşabilir.
7. Sensitivite: “Nipple Areola”(meme ucu) ve meme derisinde duyulanma etkilenebilir. Duyunun tamamen yok olması veya duyuda azalma gözlenebilir. Duyu bozuklukları genellikle 3-12 ay arasında geri dönmektedir.
8. Geç iyileşme: Yara dudaklarında sütür ayrılması, cilt nekrozu gözlenebilir. Bu durumlarda hasta pansuman ile takip edilir.
9. Yüksek risk taşıyan şişman, sigara içen ve yaşlı hastalarda tromboz (kanın pıhtılaşması sonucu vücuttaki bazı damarları tıkaması), tromboemboli (pıhtılaşan kanın vücuttaki akciğer ve benzeri organlara gitmesi) riskinde artış beklenebilir.
Burun dokuları ve rinoplasti
Estetik burun ameliyatı yani rinoplasti; burunun nefes alma fonksiyonun korunarak şeklinin değiştirildiği bir ameliyattır. Böylece daha güzel bir şekil elde edilirken, burun yüze daha uyumlu ve orantılı hale getirilmiş olur.
Burun; deri, kemik, kıkırdak ve mukoza ( burunun iç örtüsü ) dokularından oluşan kompleks bir yapıdır. Şeklinde ve fonksiyonunda bir bozukluk veya istenmeyen bir durum var ise, bu dokulardan bir kaçında veya tamamında var olan bir yapı bozukluğu söz konusu olabilir. Şekil bozukluğunun ve nefes alamama probleminin doğru olarak düzeltilebilmesi için deri, kemik, kıkırdak ve mukoza dokularının hangilerine ne şekilde müdahale edilmesi kararını vermek tedavinin en önemli aşamasıdır.
Burun derisinin kalınlığı ve doku yapısı ameliyat sonrası elde edilecek şekilde büyük önem taşımaktadır. Kalın ve yağlı deri, kemik ve kıkırdak yapıda istenilen değişiklik yapılmış olsa bile, sonuçta istenilen şeklin elde edilmesini zorlaştıracaktır. Bu durumda deri yapısının bir miktar inceltilmesi gerekebilir. Ancak unutulmaması gereken şey, burun derisinin çok az miktarda inceltilebileceğidir. Fazla inceltilmesi halinde yara iyileşmesi problemleri ile karşılaşılabilir. Deri inceltilecek ise çok dikkatli olunmalıdır.
Çok ince burun derisine sahip olan kişilerde karşılaşılacak problem ise; ameliyat sırasında kemik ve kıkırdak dokuda yapılan değişikliklerden kaynaklanacak düzensizliklerin deri tarafından gerektiği gibi kamufle edilememesi sonucunda daha fazla görünür olacağı ya da dokunulduğunda daha fazla hissedilebileceğidir. Bu açıdan bakıldığında estetik burun ameliyatı rinoplasti için en uygun adaylar, burun derisi normal kalınlıkta olan ve yağlı olmayan kişilerdir.
Burunda değişik yapıda kıkırdak dokuları bulunmaktadır. Bunlar her iki burun deliğini ayıran septum kıkırdağı, üst-yan kıkırdaklar, alt-yan kıkırdaklar ve aksesuar kıkırdaklar olarak isimlendirilir. Özellikle burnun ortasında bulunan septum kıkırdağındaki eğrilikler ( deviasyon ), üst yan kıkırdakların septum ile yaptığı açı genişliğinin azalması ( iç valv ), alt yan kıkırdakların dudaklara doğru sarkık olması, burunda hem şekil bozukluğu yapar hem de nefes alma fonksiyonunda bozulmalara neden olabilir. Kıkırdak yapıdaki problemlerin tespit edilip düzeltilmesi estetik ve fonksiyonel sonucun mükemmel olması açısından çok önemlidir.
Burun içi döşemesini yapan mukoza ise daha çok fonksiyonel açıdan yani nefes alma ve burundan geçen havanın ısıtılmasında ve nemlendirlmesinde önemlidir. Burun mukozası bir takım küçük kemikçiklerle beraber konka dediğimiz yapıları oluşturur, bu mukoza çeşitli nedenlerle şişerek nefes yolunu daraltabilir veya tamamen kapatılabilir. Halk arasında bu duruma burun eti oluştu denilmektedir. Estetik burun ameliyatı rinoplasti sırasında eğer problemli ise konka yapısına da müdahale edilerek sorun giderilmelidir.
Burun çatısının önemli bir bölümü kemik dokudan meydana gelmektedir. Bu kemikler; her iki yanda üst çene kemiğinin ( maksilla ) buruna yaptığı uzantılar, burun kökündeki iki adet burun kemiği ( nazal kemikler ) ve burnun içinde, orta hatta bulunan kemik yapılarıdır. Gelişimsel olarak veya kazalara bağlı bu kemiklerde meydana gelen kırıklar veya şekil değişiklikleri hem görünüm sorunlarına hem de nefes alamama şikayetlerine sebep olmaktadır. Ameliyattan önce kemik yapıdaki bozuklukların tespit edilip düzeltilmesi, güzel bir burun ve nefes alabilen bir burun elde edebilmek açısından büyük önem taşımaktadır.
Meme kanseri risk faktörleri ve tarama yöntemleri
Meme kanseri erken evrede yakalanırsa yaşam süresi, meme bütünlüğü ve yaşam kalitesi korunarak tedavi edilebilir. Erken evre ile kastettiğimiz kanserler, genel olarak, 1.5 cm den daha küçük olanlardır. 1 cm den küçük meme kanseri Evre 0 olarak adlandırılır. Meme kanserinin ilk metastazı (yayılımı) koltuk altı lenf bezlerine olur. Koltuk altı lenf bezlerine metastaz olasılığı Evre 0 kanserde %5’i geçmezken, 1-1.5 cm arası boyutta Evre 1 kanserde %10-15’i ve 2 cm boyuttaki Evre 2 kanserde %80’i bulur. Kanserin boyutu ve koltuk altı lenf nodlarının durumu, hastalığın gidişatını ve tedavi seçimini; bu nedenle de hastanın hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini doğrudan etkiler… İşte bu nedenle, tarama amaçlı mamografide meme radyoloğunun birincil görevi kanseri Evre 0’da, en geç Evre 1’de yakalamaktır…
Bu kadar erken evrelerde kanser -hemen daima- yalnız mamografiyle ya da sonografiyle, yani radyolojik yöntemlerle, radyolog tarafından bulunur. Erken evre meme kanseri hastaya hiçbir belirti vermediği gibi doktor tarafından elle hissedilmesi de imkansızdır. El muayenesi, yapan doktor ne kadar deneyimli olursa olsun yeterince güvenilir değildir; kanserin bulunmasında ancak geniş delikli kevgir kadar işe yarar; yalnız büyük –ileri evre- kanserler kevgirde kalır. Daha küçük –erken evre- kanserler için ince elek gerekir ki o da radyolojik değerlendirmedir. Hiç şikayeti olmayan ve elle doktor muayenesinde de bulgusu olmayan (yani sağlam bilinen) kadınlara yapılan mamografi ve sonografi çalışmaları ‘ tarama amaçlı’ olarak adlandırılır..
MEME KANSERİ TARAMA YÖNTEMLERİNİN KULLANIMI
Kendi kendine meme muayenesi (KKMM):
20 yaşından itibaren ömür boyu ayda 1
Doktor tarafından elle muayene:
20’li yaşlarda 2-3 yılda 1
30’lu yaşlarda 1-2 yılda 1
40 yaşından başlayarak ömür boyu yılda 1
Mamografi:
40 yaşından itibaren ömür boyu yılda 1
Yüksek riskli kadınlarda riskin niteliğine göre daha erken yaşta başlanır. Yakın akrabalarında meme kanseri olan kadınlarda bu akrabanın tanı aldığı yaştan 10 yıl önce mamografi taramasına başlanır (örn. kızkardeşi 40 yaşında tanı aldıysa 30 yaşında)
Ultrasonografi (US):
Hasta 40 yaşından gençse ilk yöntem olarak,
40 yaş ve sonrasında mamografik olarak yoğun (dens) memelerde ya da memelerin mamografik olarak yoğun bölgelerinde (mamografiden sonra ikinci yöntem olarak) kullanılır.
US, 40 yaşın üstünde ASLA tek başına tarama yöntemi olarak kullanılmamalıdır!
US, ne kadar sık yapılırsa yapılsın ASLA mamografinin yerini dolduramaz !
MAMOGRAFİ VE US İNCELEMELERİ AYNI RADYOLOG TARAFINDAN YAPILMALIDIR..!
MAMOGRAFİ VE US YORUMLARI BİR RADYOLOGDAN DİĞERİNE DEĞİŞEBİLİR.
US’nin MAMOGRAFİ YERİNE ya da YETERSİZ KALİTEDE MAMOGRAFİYİ TELAFİ ETMEK İÇİN KULLANILMASI TIBBİ HATADIR…!!!
MEME KANSERİ İÇİN RİSKLİ GRUP?
Kadın olmak risktir! Her 8 kadından biri meme kanseri oluyor.
Türkiye’de kadınlar arasında kansere bağlı her 4 ölümden 1’inin nedeni meme kanseri!
Yaşla birlikte meme kanseri riski artıyor!
ANCAK RİSKİN DAHA DA YÜKSEK OLDUĞU KADINLAR VAR:
1. Kendisinde meme kanseri olanlar.
2. Yakın aile bireylerinden biri meme kanseri olanlar (anne ya da baba tarafı fark etmez).
3. Göğüs ya da boyun bölgesine radyoterapi almış olanlar (örn lenfoma nedeniyle)
4. Daha önce yapılan meme biyopsilerinde, iyi huylu olmasına rağmen kansere yatkınlığı bilinen anormallikler bulunanlar: Atipik Duktal Hiperplazi, Lobuler İntraepitelial Neoplazi Grade 2 ve 3, aile öyküsü ile birlikte ise Lobuler İntraepitelial Neoplazi Grade 1.
5. Over kanseri veya tiroid kanseri olanlar
Yaygın bilinenin aksine, aşağıdaki özellikler yüksek risk faktörleri değildir! Bunlar HAFİF ARTMIŞ RİSK FAKTÖRLERİDİR; 40 yaşından önce mamografi yapılmasını ya da mamografinin yılda 1’den daha sık yapılmasını gerektirmezler!:
1. Doğum yapmamış olmak
2. Emzirmemiş olmak
3. İlk adet yaşının küçük olması
4. Son adet yaşının (menopoz) geç olması
5. Obesite
6. Fazla alkol tüketimi
Fibrokistik meme diye -yanlış olarak- tanımlanan yoğun meme tipine sahip olan kadınlarda anlamlı bir risk artışından bahsedilemez. Ancak, böyle memelerde hem el muayenesinde ve hem de mamografide ve sonografide kanserin yakalanması çok daha zordur ve radyolojik incelemelerin (mamografi ve sonografi) kalite ve yeterliliği daha da kritik önem taşır!. Bu tip memelerde de elle doktor muayenesi, mamografi ve sonografi ile yılda 1 tarama yapılması yeterlidir.
Biyopsi sonucu olarak epitel hiperlazisi yalnız atipik özellikte ise anlamlı risk artışı getirir. Hafif, orta, şiddetli/ağır derecelerde epitel hiperplazisi meme kanseri riskini arttırmaz!.
*MEME-LAB’da elle meme muayenesi rutin olarak yapılır ve KKMM öğretilir;
MEME-LAB’a taramaya gelmek için başka bir doktordan sevk edilmeniz gerekli değildir.
Ameliyatsız kalça ve meme estetiği (Macroline)
Her yıl milyonlarca kişi güzelleşmek, gençleşmek ve beğenmedikleri taraflarını düzeltmek için estetik cerrahlara başvuruyor. Talep fazla oldukça estetik cerrahi ameliyatlarda ve ameliyatsız estetik operasyonlarda yeni yöntemler geliştiriliyor. Son yenilik Macrolane; bu doğal kristal görünümlü jel, hacim vererek vücudunuzda istediğiniz bölgeyi yeniden şekillendiriyor.
Bu yöntem daha çok ameliyattan korkan, silikon taktıramayan ve büyük bir göğüsle nasıl görüneceğini merak eden kadınlar tarafından tercih ediliyor. İşlem kısadır ve hastanın günlük aktivitelerinden uzak kalması en aza indirilmiştir.
Özellikle vücudunun herhangi bir bölgesini protez kullanmadan dolgunlaştırmak isteyen çok zayıf kişilerde çok büyük bir çözüm. Yağ enjeksiyonu için yeterli yağ miktarı bulamadığımız kişilerde kısıtlı kalıyorduk, teknoloji artık bu soruna da çözüm buldu.
Kadınlar meme büyütmek için bütçelerine ve cesaretlerine göre farklı yöntemlere başvuruyor. Hap, krem, protez… Bu yöntem cerrahi yöntemi tamamen ortadan kaldırmıyor, ama çok güzel bir ara çözüm olarak yer alıyor.
Hyluronikasit
Yüzdeki kırışıkların tedavisi ve dudakların şekillendirilmesinde kullanılan hyalüronik asit modifiye edildi, meme ve kalçaya uygulanıyor.
Hyalüronik asit, bir çeşit şeker molekülü diyebiliriz ve hyalüronik asit zaten vücudumuzda gözlerde ve diz kısımlarında doğal olarak var. Enzimlerle kendi kendine eriyen, kaybolan bir madde. Bilinen bir yan etkisi, istenmeyen durumlara yol açan bir bulgu saptanmadı. Hayvansal olmayan stabilize hyalüronik asit temeliyle üretilmiş bir enjeksiyon tedavisidir. Vücut tepki göstermiyor,zamanla onu eritiyor. Etkisi geçince meme ve popo eski haline dönüyor, şeklinde bir bozukluk olmuyor.
Uygulama alanları
Vücutta özellikle meme biçimlendirmede, elbette kişi buna uygunsa, popo dolgunlaştırıp şekillendirmede, kasları şekillendirmede özellikle çarpık bacak problemlerinde ve erkeklerde kol, göğüs kaslarının dolgunlaştırılmasında, penis kalınlaştırmada, tüm vücuttaki asimetri ve çökmelerde, kadın genital vulva dolgunlaştırılması ve G noktasının belirginleştirilmesinde, iki göğüs arasındaki asimetri durumlarında uygulanması tercih ediliyor.
Kalıcılık süresi
Süre uygulanan vücut bölgesine ve ürün hacmine bağlı olarak değişse de, 12-18 ay kalıcılık süresi olmak üzere tasarlanmıştır. Bir yılın sonunda yüzde 25′lik bir kayıp vardır.
Uygulama
Bu uygulama, lokal anesteziyle gerçekleşir, uzman kişiler tarafından yapılması gerekmektedir. Kesi yapmadan enjeksiyon yöntemiyle işlem gerçekleşmektedir. Uygulama 15-30 dakika sürmektedir. Ameliyattan korkan, genel anestezi alamayan hastalar için ideal. Sonrasında gerginlik hissi ve hafif ağrı olabilir ama ağrı kesiciler yeterli.
Uygulama sonrası
Günlük hayatı çok kısıtlayan bir durum yok. Birkaç gün içinde işinize geri dönebiliyorsunuz. Sadece şeklin oturması için uygulama yapılan bölgeye has özel bir bandajlama sistemi var ve bu bandajın bir hafta kalması gerekir. İlk zamanlar biraz sertlik hissi olsa da 2-3 hafta sonra dokunma hissi gayet doğaldır ve hiçbir sertlik olmaz. Uygulama sonrası herhangi bir yara izi bırakmaz.
Diğer yöntemler
Yağ enjeksiyonu dolgunlaştırarak şekil verme müdahalelerinde muhakkak düşünülmesi gereken bir yöntemdir. Meme, kalça, yüz, göğüs bölgesi, penis ve kadın genital bölgesinde sıklıkla kullanılmaktadır.
Bu işlemde, bazı kişilerde yeteri kadar yağ bulamamak, yağ aldığımız bölgede de ek olarak müdahale yapılması gibi küçük dezavantajları vardır.
Protez operasyonlarındaki son yıllardaki gelişmelerde kesinlikle unutulmamalıdır. Çok doğal görünümlü, yumuşak meme yapısına artık garantili protezlerle kavuşmak mümkün. Meme de kalıcı ve belirgin bir büyüklük isteyen kişilerdeki en güvenilir yöntem.
Estetikle ilgili gelişmelerden geri kalmayın, her geçen gün sizler için teknolojinin yardımıyla büyük kolaylıklar sağlanıyor.
Meme Küçültme Ameliyatının Teknikleri
Tanım: Göğüsleri daha sıkı, daha küçük yapmak ve daha estetik görünüm kazandırmak için, yağ, meme dokusu ve deri çıkartılarak memeye yeniden şekil verilme ameliyatıdır.
Hastanede Yatış Süresi: 1-2 gün
Ameliyat süresi: 2- 5 saat
Anestezi: Genel Anestezi
İyileşme Süresi: İşe geri dönüş 7 -14 gün, ağır egzersiz 6 hafta sonra yapılabilir.
Tedavi Sıklığı: Çoğunlukla bir kez, nadiren iki kez
Riskler: Olası kanama, göğüslerde veya göğüs uçlarında asimetri, göğüslerde/uçlarında duyu kaybı, düzensiz yara iyileşmesi, anesteziye bağlı komplikasyonlar
Sonuçların Kalıcılığı: Uzun süreli kalıcıdır. Ancak, hamilelik, kilo, yaşlanma sonuçlarının kalıcılığını olumsuz etkileyebilir.
Kullanılan Teknik; Santral pediküllü tekniği kullanmayı tercih ediyoruz. Amacımız, meme dokusu ve deriyi ayrı, ayrı şekillendirmek ve deriye yük bindirmeden, deriyi bir örtü gibi gerilimsiz kapatmak ve kalacak olan izi en aza indirmektir. Bu teknik memeden çepeçevre hacim azaltmaya izin verir. Meme küçültme ameliyatında tercih ettiğimiz bu teknik, halen kullanılmakta olan diğer tekniklere göre, meme ucu duyusunu bozmadan, süt verimini olumsuz etkilemeyen ve uzun süreli dik ve şekilli bir meme elde edilmektedir.
Teknikler;
Meme, kadınlığı simgeleyen, erojen organlardan birisidir. Her kadın, estetik olarak güzel görünümlü memelere sahip olmak ister. Estetik olarak güzel memeler, kişinin vücuduna uygun şekilde ve boyutlarda olan memelerdir.
Gereğinden büyük memeler hem estetik olarak hoş görünmez hem de kişinin bedenine yük oluşturarak sırt boyun ve bel ağrılarına neden olurlar. Bu nedenle büyük göğüslere sahip kadınlar meme küçültme operasyonlarına başvururlar.
Meme küçültme operasyonlarının teknikleri çoğu zaman ameliyatın kısa ve uzun vadeli sonuçlarını etkiler. Her tekniğin avantajları ve dezavantajları olmakla birlikte yapılacak tekniğe karar vermek bazen cerrahın kendi tercihi bazen de hastayla beraber aldığı karar şeklinde gerçekleşir. Ancak tekniğe karar verirken şu kriterler gözetilmelidir;
Meme başı ve meme başı çevresinin, kompleksin daha yukarıdaki yeni pozisyonuna yerleştirilmesi bu yapılara olan kanlanma desteğini bozmamalıdır.
Meme başı duyusunu koruyucu teknikler tercih edilmelidir.
Hastaya göre süt verme özelliği korunmalıdır.
Yeterli miktarda meme dokusu çıkarıldığında, estetik meme şekli yaratılabilmelidir.
Tüm bu prensipleri gerçekleştiren birden fazla yöntem tanımlanmıştır. Bu tekniklerden birisi Lejour tekniğidir. Lejour tekniği, adını bu tekniği popülerleştiren kişiden almaktadır. Lejour bu tekniği, kısa izle birlikte estetik olarak daha iyi sonuçların elde edildiği , güvenli bir meme küçültme tekniği olarak tanımlamaktadır. Ancak bu tekniğin, meme altı alanında skar revizyonu (izin tekrar elden geçirilmesi) olasılığı, gecikmiş yara iyileşmesi, oluşturulması planlanan meme şeklinin uzun süre sonra gerçekleşmesi ve özelliklede aşırı büyük memelerde meme ucunun beslenmesi ve duyusu kaybı gibi dezavantajları vardır. Ayrıca bu teknikte, uzun vadede vertikal skarın (dikine iz) uzayıp bottom-out deformite (meme dokusu aşağı doğru kayması) denilen şekil bozukluğuna yol açmaktadır.
Diğer bir teknik de santral pediküllü tekniktir. Bu teknikte amacımız, meme dokusu ve deriyi ayrı ayrı şekillendirmek, deriyi bir örtü gibi gerilimsiz kapatmak ve kalacak olan izi en aza indirmektir. Eğer meme çok sarkık değilse vertikal skar (dikine iz) ile ameliyat bitirilir. Meme başı – köprücük kemiği mesafesi uzadıkça T skara(T ize) dönmek gerekir, T skar olsa bile üçgen bikiniden gözükmeyecek şekilde yerleştirilir. Bu teknikle meme ucu duyusunu bozulmadan, süt vermeyi etkilemeyen ve uzun süreli dik ve şekilli bir meme elde edilebilmektedir. Bu teknikte ameliyat daha başarılı ve ameliyatın ömrü daha uzundur.
Meme küçültme ameliyatlarında şekil izden daha önemli olmalıdır. Sonucu meme başı köprücük kemiği ortası mesafenin uzunluğu belirler. Oluşturulan yeni meme, olması gereken konik şekilde ve az iz ile gerçekleştirilmektedir.
Hamilelik Sonrası Meme Dikleştirme Ameliyatı
Gebelik kadın fizyolojisinde ciddi değişikliklere yol açar. Özellikle meme gebelikten iki şekilde etkilenir; çoğunlukla büyüme ve emzirme sonrası sarkma ile karşımıza gelir. Günümüzde kadın hastalıkları uzmanları vücudun ortalama bir yılda kendini toparlayacağını bu dönemde cerrahiden çok uygun egzersiz ve diyetle bu sürece yardımcı olunması gerektiğini vurguluyorlar. Çocuk hastalıkları uzmanları ise daha çok emzirmenin önemini anlatarak mümkünse bir – bir buçuk yıl emzirmeyi tavsiye ediyorlar. Emzirme sonlandıktan sonra meme cerrahisi planlanabilir.
MEME DİKLEŞTİRME
Gelişim geriliği, yaşlanma ya da doğum sonrası kilo kaybına bağlı olarak, göğüsler hacmini yitiren meme dokusunun üzerini saran derinin de bol kalması sonucu, sarkık bir görüntü kazanabilir.
Eğer göğüsler hacimli ancak sarkıksa; meme dikleştirme operasyonu, eğer sarkık ve hacimsizse meme dikleştirme operasyonuna ek olarak memeye silikon protez uygulaması da yapılır.
Meme dikleştirme yönteminde, meme başı olması gereken yere yükseltilir. Meme üst kadranı genellikle sarkmış memelerde boşalmıştır ve hacimsiz durur. Yeniden şekil verilirken bu alan doldurulur. Koltuk altına yayılmış olan göğüs daha dar alana hapsedilir ve bu şekilde daha iyi ve dolgun bir şekil alır. Bu işlemler sırasında memeyi istenen boyutlara kadar küçültmek ve kaldırmak üzere meme dokusu ve deri çıkarılır. Ameliyatın tekniği memelerin büyüklüğüne göre değişir. Son yıllarda geliştirilmiş ameliyat teknikleriyle en az ameliyat izi ile normal büyüklük ve dolgunlukta, son derece dik ve diri meme görüntüsü kazandırmak mümkündür.
TEKNİK:
1. Meme başı ve meme başı çevresinin kanlanmasını koruyarak daha yukarıdaki yeni pozisyonuna yerleştirilmelidir.
2. Meme başı duyusunu koruyucu teknikler tercih edilmelidir.
3. Hastaya göre süt verme özelliği korunmalıdır.
4. Yeterli miktarda meme dokusu çıkarıldığında, estetik meme şekli yaratılabilmelidir.
Tüm bu prensipleri gerçekleştiren birden fazla yöntem tanımlanmıştır. Bu tekniklerden bir tanesi kısa iz – Lejour tekniğidir. Lejour tekniği, adını bu tekniği popülerleştiren kişiden almaktadır. Lejour bu tekniği, kısa izle birlikte estetik olarak daha iyi sonuçların elde edildiği, güvenli bir meme küçültme tekniği olarak tanımlamaktadır. Ancak bu tekniğin, meme altı alanında iz-skar revizyonu (izin tekrar elden geçirilmesi) olasılığı, gecikmiş yara iyileşmesi, oluşturulması planlanan meme şeklinin uzun süre sonra gerçekleşmesi ve özelliklede aşırı büyük memelerde meme ucunun beslenmesi ve duyusu kaybı gibi dezavantajları vardır. Ayrıca bu teknikte, uzun vade de vertikal skarın (dikine iz) uzayıp bottoming-out deformite (meme dokusu alt kısmının aşağı doğru kayması) denilen şekil bozukluğuna yol açmaktadır.
Diğer bir teknik ise santral pediküllü meme küçültme tekniğidir. Bu teknikte amaç, meme dokusu ve deriyi ayrı ayrı şekillendirmek, deriyi bir örtü gibi gerilimsiz kapatmak ve kalacak olan izi en aza indirmektir. Eğer meme çok sarkık değilse vertikal skar (dikine iz) ile ameliyat bitirilir. Meme başı – köprücük kemiği mesafesi uzadıkça T skara (T ize) dönmek gerekir, T iz olsa bile üçgen bikiniden gözükmeyecek şekilde yerleştirilir. Bu teknikle meme ucu duyusunu bozulmadan, süt vermeyi etkilemeyen ve uzun süreli dik ve şekilli bir meme elde edilmektedir. Bu teknikte ameliyat daha başarılı ve ameliyatın ömrü daha uzundur.
Meme dikleştirme/küçültme ameliyatlarında şekil izden daha önemli olmalıdır. Sonucu meme başı köprücük kemiği ortası mesafenin uzunluğu belirler. Oluşturulan yeni meme, olması gereken konik şekilde ve minimal iz ile gerçekleştirilmektedir.
Meme operasyonu öncesi 35 yaş altı hastalara meme ultrasonu, 35 yaş üstü olanlara mamografi önerilir. Ailede meme kanseri varsa mutlaka doktora bildirilmelidir. Meme ameliyatları sonrası meme fonksiyonu bozulmadan hastanın fiziksel görüntüsü değişir.
MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI
Tanım: Sarkan göğüsleri kaldırmak ve yeniden şekillendirme
Yaş sınırı: İstisnai bir durum söz konusu değilse 16–17 yaştır. Üst sınır ise kişin genel sağlık durumuna bağlıdır.
Ameliyat öncesi hazırlık: Ameliyatın 3 hafta öncesinden başlayarak hastadan sigara içmemesi ve aspirin kullanmaması istenir.
Ameliyat süresi: 2- 5 saat
Yatarak/ ayaktan: Duruma göre
Anestezi: Genel anestezi İyileşme süresi: İşe geri dönüş 10 gün ila 2 hafta
Tedavi sıklığı: Çoğunlukla bir kez, nadiren iki kez
Riskler: Göğüslerde veya göğüs uçlarında asimetri, duyu kaybı, düzensiz yara iyileşmesi, anesteziye bağlı komplikasyonlar olabilir.
Sonuçların kalıcılığı: Uzun süreli kalıcılık ancak, hamilelik, kilo, yaşlanma sonucun kalıcılığını olumsuz etkileyebilir.
