ADET DÜZENSİZLİĞİNE KARŞI BİTKİSEL KÜRLER



adet düzensizliği, adet düzensizliği sebepleri, adet düzensizliği için, doğum sonrası adet düzensizliği, adet düzensizliği nedenleri, maranki adet düzensizliği, ahmet maranki adet düzensizliği, adet düzensizliği tedavisi, doğumdan sonra adet düzensizliği, kadınlarda adet düzensizliği, kızlarda adet düzensizliği, adet düzensizliği neden olur, adet düzensizliği tedavi, genç kızlarda adet düzensizliği, kadın adet düzensizliği, adet düzensizliği nedir, adet düzensizliği gebelik, adet düzensizliği hamilelik, adet düzensizliği ilaç, emzirme adet düzensizliği, kadın hastalıkları adet düzensizliği, spiral adet düzensizliği, adet kanaması düzensizliği, ibrahim saraçoğlu adet düzensizliği

ADET DÜZENSİZLİĞİNE KARŞI BİTKİSEL KÜRLER

ŞEKER HASTALIĞINA KARŞI BİTKİSEL ÖNERİLER
Şeker hastaları soğan, sarımsak ve pırasadan uzak kalmasın

Geçen hafta pırasanın kolesterol ve şeker hastalarında yararlarını ortaya koyan yeni bir çalışmadan bahsetmiştik. Pırasanın kardeşi olarak tanımlayabileceğimiz soğan ve sarımsağın ise bu tip etkileri çok daha önceden biliniyordu. Nitekim bu konuda yürütülen deneysel çalışmalar da bu bilgileri doğrulatıyor. Bir çalışmada deneysel olarak şeker hastalığı oluşturulmuş sıçanlarda sarımsak özütü verilmesi ile şeker hastalarında önemli şikayetler arasında yer alan kalp-damar rahatsızlıkların önlenebileceği bildiriliyor. Bir diğer araştırmada, sıkılarak elde edilen soğan suyunun üç şeker hastasında yemek sonrası yükselen kan şekerinin kontrol altına alınmasını sağladığı gözlenmiş. Yürütülen deneysel çalışmalar soğan ve sarımsak içerisinde bulunan organik kükürtlü amino asit bileşiklerinin (S-metil ve S-allil sistein sülfoksitler) etkili olduklarını ortaya koyuyor.

Yeni yayımlanan bir çalışmada deneysel olarak şeker hastası yapılmış sıçanlar üzerinde şimdiye kadar yürütülmüş deneysel çalışmaların birlikte değerlendirilerek etkinliklerinin karşılaştırılması amaçlanmış. Deney hayvanlarında sarımsak ekstresi, soğan ekstresi ve etkili oldukları bildirilen bileşenleri S-metil sistein sülfoksit, S-allil sistein sülfoksit ve diallil trisülfit ayrı ayrı 28-45 gün süre ile uygulandıktan sonra kan şekeri, vücut ağırlığı değişimi, plazma toplam kolesterol ve toplam trigliserit, iyi huylu kolesterol (HDL-C) ve karaciğer glikojen seviyeleri takip edilmiş. Yapılan değerlendirmede incelenen tüm değerlerde soğan ve sarımsak ile etkili bileşenlerinin belirgin etkisi gözlenmiş. Ancak soğan ekstresinin sarımsak ekstresine göre kan şekeri kontrolünde daha yüksek etki gösterdiği, etkili bileşenleri S-metil sistein sülfoksit, S-allil sistein sülfoksit’in kan şekeri kontrolü ve ağırlık kontrolünde etkisinin soğan ekstresinden daha yüksek olduğu sonucuna varılmış.

PİŞİRMEDEN YİYENLER, DİKKAT!

Bu bakımdan, özellikle tansiyon düşürücü veya kan sulandırıcı olarak sarımsak hapı kullanan şeker hastalarının kan şekerini kontrol etmeden kan şekerini düşürücü ilaç kullanmamamaları gerekiyor. Soğan için ise pişirmeden yenildiğinde aynı şekilde dikkatli olunmasını öneririm. Pişirildiğinde ise etkili kükürtlü bileşikler önemli ölçüde bozunarak etkinliğini kaybettiğinden risk azalıyor. Esasında buna risk demek pek doğru bir ifade değil, şeker hastalarının kan şekerini doğal yollarla, diyet ve besinler ile konrol altına alabilmeleri ideal bir durum. Sadece kan şekeri seviyesini düzenli olarak kontrol etmek, gerekmiyorsa ilaç almamak yeterli.

Deneysel çalışmalar, bilimsel olarak aynı ailenin fertleri (Allium türleri) olan pırasa, soğan ya da sarmısağın insan sağlığı bakımından ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Yukarıda bahsedilen deneysel çalışmaların sonuçları düzenli olarak ve uzun süreli kullanımlar ile gözlenen değerlere dayanıyor. Günlük beslenmemizde mümkün oldukça sık ama abartmadan bu üç kardeşe yer vermemiz akılcı bir yaklaşım olacaktır.

* YÜKSEK KOLESTROL VE ŞEKERE KARŞI PIRASA

Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA
Sorularınız İçin : eyesilada@yeditepe.edu.tr
| Yorum Ekleyin | 24.12.2009 | Erdem Yeşilada | Kalıcı Link | Arkadaşına Gönder
GENÇ KIZLARDA ADET GECİKMESİNİN NEDENLERİ
Yüzünde tüylenme var ama adet görmedi

Kızım ekimin 25′inde 18 yaşına girdi. Ancak sorunumuz büyük, hâlâ adet görmedi. Yüzünde tüylenmeler oldu. Sizce ne yapmak gerekir?

CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY : 18 yaşında adet olmaya başlayan genç kızlar vardır. Ama genelde bu yaşta hâlâ adetler başlamamışsa bir sorun olduğu düşünülebilir. Bunun anlaşılması da ancak muayene ve sonra istenecek test sonuçlarını değerlendirmekle mümkün. Adet olmamanın pek çok nedeni var. Öncelikle anatomik bozukluklar düşünülmeli. Mesela rahmi olmayan veya rahim, yumurtalığı olmayan biri adet göremez. Bazen kızlık zarı tam kapalı olur ve aslında adet kanaması olduğu halde bu dışarı akamaz, vajina ve rahim içinde birikebilir. Rahim ve vajina bazen koskoca bir kist şeklini alır. Bunun dışında çeşitli hormonal bozukluklar nedeniyle de adet kanaması başlamamış olabilir. Bunların hepsi yapılacak muayene ve istenecek testler sonucunda anlaşılabilecek şeyler.

Vajinamın iç dudakları çok büyük ve sarkık

Vajinamın iç dudaklarım büyük ve sarkık. Bekarım, ileride görsel açıdan sorun yaratacağını biliyorum. Estetik yaptırmak istiyorum ama klitorise ameliyatta zarar verildiğini ve klitoral orgazmı azalttığını duydum. Sizce doğru mu? Ne olur “Yaptırma” demeyin. Ama klitorise zararlıysa yaptırmam.

Cevap Prof.Dr. Derin KÖSEBAY : Dış genital organlardaki şekil bozukluğunu öncelikle doktor değerlendirmeli. Birçok kere yaşadığımız gibi yeterli bilgi sahibi olmayan biri kendisinin normal olmadığı düşüncesine kapılarak müracaat etmiş ve doktor gözü ile ortada hiçbir sorunun olmadığı görülmüştür. Eğer hakikaten normalden çok farklı bir durum varsa, o zaman cerrahi bir müdahale gerekli olabilir. Labium Majüs denen dış dudaklar operasyonla küçültülebilir ve bunun hastaya ileriki hayatında hemen hiçbir kötü etkisi olmaz.

Ara kanamalarım memedeki myom yüzünden mi?
35 yaşında, 19 senelik evli bir kadınım. 2 çocuk annesiyim. Mamografi çektirdim ve benim iki memede de birkaç tane myom görüldü. En büyüğü 6 mm çıktı. Sonucu genel cerraha gösterdim, “3 ay bekle, tekrar bakalım” dedi ve ilaç veya başka bir şey önermedi. Ara kanamalarım olduğunu söyledim. “Bu normal, myomdan çok rahatsızsan bir kadın doğuma uzmanına git istersen” dedi. Bu normal mi?

Cevap Prof.Dr. Derin KÖSEBAY : Meme kadınlar için çok önemli bir organ. Dış görünüşü estetik açıdan tamamlayan kadın figürünün çok önemli bir parçası ama hastalıkları da aynı oranda çarpıcı… 8 kadından biri hayatının bir döneminde meme kanseri ile tanışıyor. Meme kanserinin erken tanısında mamografi denen radyolojik inceleme son derece önemli. Bu inceleme ile çok ufak tümörlere bile tanı koymak mümkün. Pek çok kadının memesinde ufak kistler olabildiği gibi fibroadenom denen iyi huylu kitleler de olabiliyor. Memede her görülen kitle veya kist ameliyatla almaya kalkılsa memede pek çok ameliyat izi olacak ve bunlar mamografide ciddi bir hastalığın teşhisini güçlendirecektir. Bu nedenle çok gerekmedikçe, memedeki ufak kitleler ameliyat edilmez, ancak izlenir. Doktorunuz da bu nedenle 3 ay sonra tekrar muayene olmanızı söylemiş. Düzensiz kanamalarınıza gelince; mutlaka bir kadın doğum uzmanına muayene olun. Memedeki problem ile düzensiz kanamalar apayrı şeyler.

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY
Sorularınız İçin :
derin.kosebay@memorial.com.tr

- Kürtaj sonrası adet sorunu
- Gebelik için ne kadar süre gerekli?
- Menopozda Kanama Varsa
- Çikolata Kisti İçin Ameliyat Şart mı?
- Rahim ağzı yaraları ve tedavisi
- Yumurtalık kisti
| Yorumlar (1) | 21.12.2009 | Derin KÖSEBAY | Kalıcı Link | Arkadaşına Gönder
YÜKSEK KOLESTROL VE ŞEKERE KARŞI PIRASA
Yüksek kolesterol ve şeker hastaları PIRASA yemeli…
Pırasa, Latince bilimsel adıyla allium porrum, kış mevsimde sık olarak tükettiğimiz sebzelerden biri. Soğan (allium cepa) ve sarımsak (allium sativum) ile aynı bitki ailesinden olmasına karşılık sağlık için yararları daha az bilinmekte. Daha doğrusu, sağlığımız için yararlı olduğunu bildiğimiz halde, üzerinde yürütülen deneysel çalışma sayısı soğan ve bilhassa sarmısak gibi akrabalarına oranla çok daha az. Geçen yıl yazdığım bir yazıda pırasanın farelerde kan şekerini belirgin bir şekilde düşürdüğünü ortaya koyan bir deneysel çalışmadan bahsetmiştim. Deney hayvanlarına iki hafta süreyle pırasa özütü uygulandığında bu etkinin şeker hastalarının kullandığı kimyasal ilaçlar (glibenklamid grubu) kadar kuvvetli olduğu bildirilmişti.

Bilimsel araştırmalar arasında yine pırasayla ilgili bir başka deneysel çalışma dikkatimi çekti. Pırasa tavşanlarda yüksek kolesterolü düşürücü etki göstermiş. Aslında yüksek kolesterol şeker hastalarının önemli bir kısmında karşılaşılan ciddi bir sorun. Deneysel çalışmada tavşanlara üç ay süreyle yüksek kolesterollü besin diyetiyle birlikte üç farklı miktarda pırasa özütü verilmiş.

Üç ay sonunda yapılan ölçümlerde pırasa özütü verilen tavşanlardan alınan kan örneklerinde yapılan ölçümlerde, pırasa özütü verilmeyen ama yüksek kolesterol diyeti ile beslenenlere oranla total kolesterol, LDL ve VLDL gibi kötü kolesterol değerlerinde belirgin bir azalma, buna karşılık iyi huylu (HDL) kolesterol değerlerinde ise artış sağlandığı görülmüş.

EN AZ SOĞAN KADAR ETKİLİ

Pırasanın etkisi uygulanan pırasa özütü miktarı arttıkça kuvvetlenerek yüksek pırasa özütü verilenlerin total kolesterol ve LDL- ve VLDL-kolesterol düzeylerinde yüzde 80’leri bulmaktadır. Bu hiç de küçümsenmeyecek bir yarar. Araştırıcıların yaptığı değerlendirmede damar sertliği (ateroskleroz) oluşumu riskinin düşük miktar özüt verilenlerde yüzde 47, yüksek miktarda özüt verilenlerde ise yüzde 86 civarında azaltılabileceği bildirilmektedir.

Pırasanın yararlarının akrabaları soğan ve sarmısaktan daha az olduğu söylenemez. Yeni yayınlanan ve deneysel bulguların değerlendirildiği bir inceleme yazısında (Current Urology Reports), soğan, sarmısak ile birlikte pırasanın da prostat kanserinden korunmak amacıyla sık kullanılmasının yararlı olabileceği ifade ediliyor.

Pırasanın yüksek kolesterol ya da şekeri düşürmek veya kanserden korunmak için yararları uzun süreli kullanıldığında ortaya çıkabildiği görülüyor. Diğer taraftan, yüksek kolesterolü düşürmek için sulu alkollü özütü, yüksek kan şekerini düşürmek için ise sulu özütünün etkili olduğu tespit edilmiş.

Dolayısıyla, pırasanın etkisinin farklı bileşenlerine bağlı olduğu düşünülebilir; flavonoitleri ve kükürtlü bileşenleri vd. Bilindiği üzere soğan, sarmısak ve lahana, brokkoli gibi kükürtlü bileşenler bakımından zengin sebzelerin kanserlerde koruyucu etkisi bulunduğu deneysel olarak ortaya konulmuştur. Muhtemelen pırasanın da bu tip bileşenlerinin etkili olabileceği düşünülebilir.

UZUN SÜRE KULLANILMALI

Kükürtlü bileşiklerin etkisini göstermesi için enzim ile etkili bileşenlerine dönüşmesi önemlidir. Bu bakımdan kükürtlü bileşenler bakımından zengin gıdaların ateş üzerinde pişirilmesi onların etkisini kaybetmesine yol açabilir. Benim önerim pırasanın parçalandıktan sonra buharlı pişiricilerde kısa süre pişirilmesi ve tüketilmesi. Ancak bahsettiğimiz yararlarını göstermesi için her gün pırasa yemek de sanırım pek mümkün değil! Bence pırasayı bıktırmayacak bir sıklıkta tüketmek en akılcı yaklaşım.

Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA
Sorularınız İçin : eyesilada@yeditepe.edu.tr
| Yorum Ekleyin | 20.12.2009 | Erdem Yeşilada | Kalıcı Link | Arkadaşına Gönder
ADET DÜZENSİZLİĞİNE KARŞI BİTKİSEL KÜRLER
Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU’ndan Adet düzensizliğine karşı bitkisel kürler
Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu, adet düzensizliğine karşı testere dişli arslanpençesi bitkisiyle uygulanan bu iki kürü tavsiye ediyor.

Testere dişli arslanpençesi

Arslanpençesi (Allcemilla vulgaris, Lady’s mantle, Frauenmantel)
Özellikleri:

● Bayanlarda tüylenmeye karşı
● Östrojen hormonu yükseltici
● İltihaplı eklem romatizmasına karşı
● FSH hormonu yüksekliğine karşı
● Adet düzensizliğine karşı

Kürleri Uygulamadan Önce Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

1) Testere dişli arslanpençesi yaprak ve sapları beraberce kullanıldığında ishale karşı etkili olabilmektedir. İshal olmayan birisi onun çayını içtiğinde kabız olurum endişesine de kapılmamalıdır. Çünkü kabızlık yapmaz. Bağırsağın perisaltik hareketlerini yavaşlatır ve kontrol altına alır. Hareketli bağırsak sendromu (irritable bowel syndrome, ibs) şikâyeti olanlara iyi bir yardımcıdır.

2) Zor kapanan yaralarda veya ameliyat sonrası ameliyat yaralarının hızlı bir şekilde kapanmasında iyi bir yardımcıdır.

3) Sık sık anemi (demire bağlı kansızlık) yaşayanlara haftada en az beş-altı kez bu bitkinin çayını içmelerini tavsiye ederim.

4) Erken menopoza girme yatkınlığı gösteren bayanların yardımcısıdır. Genç kızlar ve kadınlar adet düzensizliği yaşıyorsalar, testere dişli arslanpençesi mükemmel bir yardımcıdır. O, aynı zamanda kadınlık hormonlarının dengelenmesinde de yardımcıdır. Rahimde oluşmuş miyom veya miyomların neden olduğu ara kanamaları da durdurabilme ve kontrol altına alabilme gücüne sahiptir.

5) Adet dönemlerinde fazla kan kaybına uğrayan veya adetleri uzun süren bayanlara bu bitkiyi öneririm.

6) Testere dişli arslanpençesinin ebter ve/veya GOD tohumların tarımının yapıldığı alanlara yakın bölgelerde yetişenlerin kullanılmaması gerektiğini önemle belirtmekte fayda görüyorum. Ülkemizde, GOD tohumlarla her ne kadar tarım yapılmıyorsa da, ne acıdır ki, sebzede %95 ebter tohum tarımı yapılmaktadır.

7) Oniki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamalarını kesinlikle önermiyorum.

Kür 1: Adet düzensizliğine ve tüylenmeye karşı
Üç-dört gram (bir tatlı kaşığı) kurutulmuş testere dişli arslanpençesi kaynamakta olan bir bardak (150-200 ml) klorsuz suya atılır. Kısık ateşte on dakika kaynatmaya devam edilir. Daha sonra soğumaya bırakılır ve ılıyınca süzülür. Bir ay boyunca her gün bir su bardağı içilir. Bir aydan sonra bir hafta ara verilir. Bir hafta aradan sonra aynı şekilde bir aylık kür tekrar edilir. Ve kür sonlandırılır. Kürün en uygun içim zamanları sabah kahvaltısından iki saat sonra veya öğleden sonra aç karnına içmektir.

İleride adet düzensizliği tekrar ederse, kür 1 aynı şekilde tekrar edilir.

Kür 2: FSH hormonu yüksekliğine karşı
Üç-dört gram (bir tatlı kaşığı) kurutulmuş testere dişli arslanpençesi kaynamakta olan bir bardak (150-200 ml) klorsuz suya atılır. Kısık ateşte beş dakika kaynatmaya devam edilir. Daha sonra soğumaya bırakılır, ılıyınca süzülür. Bir ay boyunca her gün iki defa bir su bardağı içilir. İlki kahvaltıdan iki saat sonra, ikincisiyse akşam yemeğinden iki saat sonra içilir. Her defasında taze hazırlanması şarttır. Bir aydan sonra bir hafta ara verilir. Bir hafta aradan sonra aynı şekilde bir aylık kür tekrar edilir. Ve kür sonlandırılır.




Leave a Reply