Archive for Mayıs, 2010



Örümcek ısırığının veya akrep sokmasının belirtileri nelerdir?

Örümcek ısırıklarına ve akrep sokmalarına karşı 3 ana reaksiyon tipi vardır:

• Kırmızılık gibi hafif semptomların sadece ısırığın olduğu bölgede görüldüğü, lokal reaksiyonlar

• Kaşınma gibi ısırığın olduğu bölgede görülen lokal alerjik reaksiyonların oluşturduğu alerjik semptomlar

• Solunum güçlüğü ve boğazda şişlik gibi bütün bedenin etkilendiği ve hayati tehlikeye yol açan sistemik alerjik reaksiyonlar

Zehirli örümcek ısırmaları veya akrep sokmalarının ilk semptomları, küçük örümcek ısırıkları ve akrep sokmalarıyla aynıdır:

• Yaranın çevresinde hafif ağrı veya acı
• Şişlik
• Küçük kırmızı ısırık izi
• Hassasiyet
• Ciltte kızarıklık
• Uyuşukluk
• Karıncalanma

Daha ciddi örümcek ısırmaları veya akrep sokmaları sistemik alerjik reaksiyonlara neden olabilir:

• Isırığın çevresinde şiddetli ağrı
• Burunda, boğazda, ve ağızda kaşınma
• Hırıltılı nefes veya solunum güçlüğü
• Kas spazmları
• Karın ağrısı veya kramplar
• Baş dönmesi
• Nöbetler
• Ateş ve titremeler
• Genel olarak halsizlik
• Mide bulantısı ve kusma
• Uyuklama
• Tükürüğün artması

Küçük örümcek ısırıklarının semptomları genellikle 2 ile 3 gün içinde kaybolur. Eğer semptomlar kötüleşirse, veya ısırık veya sokmadan sonraki 10 dakika ile birkaç saat içinde yeni semptomlar ortaya çıkarsa, mutlaka doktorunuzla görüşmeli veya acil servise gitmelisiniz.

Akne Belirtileri nelerdir?

Akne Belitileri

• Siyah noktalar (yağ bezelerini tıkar)

• Sivilceler

• Acıyan veya içi irinle dolu kırmızı şişlikler

En kötü koşullarda, bir kist oluşabilir. Kist, cilt altında oluşan şişliktir. Sivilceden daha büyük olur.

KIRMIZI BİBER KİLO VEREİLİR Mİ?

Son yıllarda piyasaya sürülen gıda desteği ürünlerin büyük çoğunluğunun satışını artırmak amacıyla ‘zayıflatıcı’ olarak pazarlandığını görüyoruz. Zayıflamaya çalışan milyonlarca kişinin, Nasrettin Hoca’nın göle yoğurt çalması gibi “Ya tutarsa” mantığıyla bu ürünlerden bir kere bile satın alsa ortaya çıkan satış rakamını tahmin edebilirsiniz. Bilimsel açıdan bakıldığında ise önemli olan, ileri sürülen zayıflatıcı etkisinin bilimsel çalışmalarla ne derecede desteklendiği… Bilimsel çalışmaların ‘güvenilir’ kaynaklarda yayınlanmış olması bir diğer önemli husus, şüphesiz. Çünkü bazı dergilerde ‘düzmece deneysel sonuçların’ yayınlanması da mümkün.

YAĞ METABOLİZMASI HIZLANIYOR

Diğer taraftan insan ve deney hayvanları arasındaki farklı metabolizmalar nedeniyle deney hayvanları üzerinde yürütülmüş deneysel bulgular ürünün etkinliği hakkında ancak fikir veriyor. Dolayısıyla insanlar üzerinde klinik çalışmalarının yürütülmesi son derece önemli.

Zayıflama takıntısı içerisinde her piyasaya sürülen ürünü denemeye kalkarsanız vücudunuzda kalıcı hasara yol açmanız mümkün olabilir. Geçen sene bir salgın halinde uygulanan ‘lavman’ uygulaması gibi… Kaç kişi bu ‘akıl dışı’ uygulamayla zayıflayabildi, acaba? Henüz “Her istediğimi yiyeyim hem de zayıflayayım” şeklinde bir düşünceyle başarıya ulaşmak mümkün değil. Kendi vücudunuzu, metabolizmanızı tanımanız ve buna uygun bir diyet seçmeniz gerekir. Diyet ve egzersizle birlikte uygulanmayan bir zayıflama programının başarılı olması beklenemez.

Son zamanlarda, kırmızı biberin zayıflama programlarında ne derecede etkili olabileceği konusu tartışılıyor. Benim için önemli olan husus ise bu iddialar ve tartışmaların ne derecede bilimsel bulgularla desteklendiği… Kırmızı biberin içerisinde acı lezzetini veren kapsaisin isimli maddenin vücuttaki yağ metabolizmasını artırarak zayıflamada yararlı olabileceği ilk olarak Japon araştırıcıların dikkatini çekmiş. Kapsaisin sempatik sinir sistemi uyararak adrenal medulladan kateşolaminlerin salgılanmasını sağlamakta ve bu suretle enerji ve yağ metabolizmasını artırdığı ileri sürülmektedir. Kırmızı biberin (yenilen miktarla orantılı olarak) yemek sonrası metabolizmayı hızlandırarak besinlerin yakılmasını uyarabileceği, iştahı baskılayarak alınan enerji miktarını azaltabileceği ve bu suretle vücuttaki yağ miktarını azalmasını sağlayabileceği düşünülmektedir.

Yemekle alınan yağlar, taşıdığı yoğun enerjiye karşılık doygunluk yaratma kapasitesi düşük olduğundan obezite oluşumunda önemli bir etkendir. Dolayısıyla kırmızı biberin yağ metabolizmasını hızlandırması obezite oluşumunun engellenmesi ve tedavisi bakımından yararlı olabilmesi muhtemeldir. Bu konuda Japon araştırıcılar tarafından yürütülen klinik çalışmalarda kırmızı biberin iştahı baskıladığı, toplam alınan besin miktarında azalmayı sağladığı ve enerji sarfiyatını artırdığı sonucuna varılmıştır.

MİKTAR ARTIKÇA İŞTAH AZALIYOR

Daha sonra yürütülen bir çalışmada ise gönüllülerin bir kısmına kırmızı biberin etkili maddesi kapsaisin kapsül halinde yutturularak doğrudan mide-bağırsak sistemine gitmesi sağlanırken, diğer bir kısmına ise kapsaisin domates suyu içerisine ilave edilerek verilmiş. Sonuçta, alınan enerji miktarının kapsaisinin domates suyu içerisinde verilmesiyle daha belirgin bir şekilde azaldığı gözlenmiş. Yani kapsaisin ağızdan temasla verildiğinde iştahı daha yüksek oranda (yüzde 25-30 kadar) baskılamış.

Benzer bir sonuç bir başka grup araştırıcı tarafından da aynı yıl içerisinde yayınlanan çalışmada ortaya konuluyor. Bu çalışmada ise erkek gönüllülere değişen acılıkta kırmızı biberli çorba ve boş kapsül (plasebo kapsül), diğer gruba ise kırmızı biber içermeyen çorbayla (plasebo çorba) birlikte kapsaisin taşıyan kapsül verilmiş. Deney sonucunda kırmızı biberli çorba verilen gönüllülerde kırmızı biber miktarı arttıkça iştahı baskıladığı tespit edilmiş. Yani kırmızı biberin iştahı kesici etkisinin ağız yoluyla alındığında sempatik sinir sistemini uyarmasına bağlı olabileceği sonucuna varılmış.

BOŞUNA MI ENDİŞELENİYORUM?

Burada sorun, verilen miktarın artmasına bağlı olarak etkinin artması. Şüphesiz kırmızı biberin fazla miktarda tüketilmesi pek mümkün değil. Mide-bağırsak sisteminde yol açabileceği tahrişe bağlı ortaya çıkabilecek sorunlar ciddi boyutlarda risk yaratabilir.

Piyasada farklı bileşimlere sahip kırmızı biber kapsülleri zayıflama amacıyla pazarlanıyor. Kullananların ifadeleri yukarıdaki deneysel sonuçları destekler nitelikte yani iştahı baskılıyor. Ancak literatürde tansiyonu yükseltebileceği ve astım krizlerini tetikleyebileceği yönünde bazı uyarılar yer alıyor. Nitekim, bir dostum tansiyonu yükselttiği için kırmızı biber kapsüllerinin kullanımını kesti.

Benim bu konudaki endişelerim biraz daha farklı boyutta. Bu ürünlerden biri üzerinde yaptığımız incelemede kapsüllerde, kırmızı biber yerine kapsaisin kullanıldığını tespit ettik. Halbuki, kutunun üzerinde ‘kırmızı biber meyvesi’ taşıdığı yazılı idi. Bu durum aklıma geçtiğimiz sene çıkan skandalı hatırlattı. Hani Çin kaynaklı bir bitkisel zayıflama ürünü içerisine normalin üç katı sibutramin isimli zayıflatıcı kimyasal maddenin ilave edildiği ve bazı ölümcül vakalara yol açtığı olay. Bu kırmızı biber hapları da Çin kaynaklı olduğuna göre ne derece güvenilir olduğunu bilemiyorum. Nitekim birkaç gün önce gazetelerde yer alan bir genç kızım ölüm haberinin ayrıntılarında zayıflama hapları kullandığı ve 11 kilo verdiği bilgisi yer alıyordu. Henüz ayrıntısını bilmiyoruz. Bilmiyorum boşuna mı endişeleniyorum?

Sıcak Havayla Gelen Kene Kabusu

HASTALIK KORKUNÇ BOYUTLARDA SEYREDEBİLİR
Ankara Üniversitesi (AÜ) Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Karaer, ”Ankara’da geçen yıllarda bu zaman diliminde görülmeyen ve Türkiye’de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı virüsü taşıdığı saptanan türden 3 ergin kenenin saptanmış olmasının, bu senenin hastalık adına daha korkunç boyutlarda seyredebileceğinin işareti” olduğunu söyledi.
Kenelerin erken çıkışına bağlı olarak kene ölümlerinin de geçen seneye göre daha erken başlamış olabileceğini belirten Karaer, hastalığın ilk saptandığı 2002 yılından bugüne kadar 218 ölüm tespit edildiğini ifade ederek, ”Vaka ve ölümlerin yurt içinde dağılımı ilk yıllarda Kelkit vadisi ve civarıyla sınırlı olmasına karşın bugün 60′ın üzerinde ilde hastalığın yayıldığı Sağlık Bakanlığı verilerinden anlaşılmaktadır” dedi.

BULGULARDA KARŞILAŞTIRMA YAPAMIYORUZ
Ankara’da hastalığa bağlı vaka sayısı ve ölümlere ilişkin yeterli bilgi olmadığından mevcut kene bulgularıyla karşılaştırma yapamadıklarını anlatan Karaer, ilgili bakanlıkların sadece Ankara değil, Türkiye’nin hiçbir yerinde hastalıkla ilgili gerçek epidemiyolojik bilgilere sahip olmadığını savundu.
Ankara’da hastanelerden yönlendirilen kene tutunma vakaları ve teşhis edilen kene türleri konusunda hastaneleri bilgilendirdiklerini belirten Karaer, ”Biz Ankara’da elde ettiğimiz bu bilgileri bakanlık yetkilileri ile paylaşarak, hiç olmazsa önümüzdeki yıllarda daha etkili önlemler almada kullanılmasını istiyoruz” diye konuştu.

NİSAN VE EYLÜL AYLARINA DİKKAT
AA muhabirinin Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürülüğünden aldığı bilgiye göre, sıcak hava ile KKKA hastalığının taşıyıcısı ve bulaştırıcısı kenelerin aktif hale gelmesi sonucu, hastalık Nisan-Eylül arasında etkinleşiyor.

KENE ÖLDÜRÜLMEMELİ
Hastalığa karşı dikkat edilmesi gereken bazı hususlar şöyle:
Vücuttan çıkarılan kene, içerisinde alkol, çamaşır suyu veya böcek öldürücü ilaç bulunan bir kavanoza atılmalı; kesinlikle öldürülmemeli.
Hastalık hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak elle temas edilmemeli.
Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartılarıyla hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişilerin eldiven, maske önlük takması gerekiyor.
Keneler kesinlikle çıplak elle öldürülmemeli ve patlatılmamalı.
Keneler üzerine sigara basılması, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökülmesi kenenin kasılmasına neden olduğu için vücudundaki içeriğin kanını emdiği kişiye aktarmasına yol açıyor.
Hastalığın kontrolünde özellikle çiftlik hayvanlarında kene mücadelesi önemli olduğundan, hayvanların tarım teşkilatının önerileri ve yardımları doğrultusunda kene ilaçlarıyla düzenli ilaçlanması gerekiyor.
Özellikle tarla, bağ, bahçe ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçalarının çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmel

Anti Nükleer Antikor Testi Nedir?

Anti nükleer Antikor Testi(ANA) bağışıklık sisteminizi kontrol etmek için yapılır. Vücudunuzun bağışıklık sisteminin kendi vücut hücrelerine saldırı için antikor üretip üretmediğini ölçer.

Bu testin bir diğer adı da FANA dır. (Floresan Antinükleer Antikor)

Atardamar Kan Gazları Testi Nedir?

Atardamar kan gazı testi kanınızdaki oksijen ve karbondioksit miktarını ölçen bir kan testidir. Bu test ayrıca kanınızdaki asit ve bazların da miktarını ölçer.

Bu test vücudun oksijeni ne kadar iyi kullanıp karbondioksitten ne kadar kurtulduğunu ölçen bir testtir.

Ayrıca:
-Akciğerlerin ne kadar iyi çalıştığını kontrol etmek
-Oksijen terapisinin veya diğer nefes tedavilerinin ne kadar işe yaradığını kontrol etmek
-Kanınızın doğru asit ve baz dengesine sahip olup olmadığı hakkında bilgi sağlamak için kullanılır.

Akupunktur Gerçekten Yararlı Mıdır?

Akupunkturu değerlendirmenin önündeki en büyük engel, geleneksel Çin tıbbının anatomi, psikoloji ve hastalıkları, batının çağdaş tıbbi yöntemlerinden farklı değerlendirmesidir.

Doğunun tıp felsefesine göre sağlık problemlerinin nedeni, meridyen olarak bilinen vücudun görünmeyen kanallarında akan yaşam enerjisinin (Chi) önündeki engellerdir. Çin tıbbı, vücuttaki düzensizliği düzelterek fiziksel ve zihinsel dengeyi tekrar sağlamaya çalışır.

Ancak modern tıp bu güçleri belirleyememektedir. Bu yüzden bilimsel kanıtlar akupunkturun etkisini ölçememektedir.

Akupunkturu değerlendirebilmek için yapılan araştırmaların yetersiz, kapsamsız olmasından ve başka nedenlerden dolayı net sonuçlara ulaşılamamıştır. Örneğin, araştırmalar için kullanılabilecek yapay ortamlar yaratılamamıştır. Hastaları sahte iğnelerle aldatabilmek zordur ve vücutta akupunktura duyarlı olmayan noktaların sayısı azdır.

İKİ HAFTA DİYETİ

Sürekli farklı diyet reçeteleri deneyip başarısız olanlardansanız bugünkü sözüm öncelikle size! 8 milyon Amerikalı’nın her yeni yılda diyete başladığı tahmin ediliyor. İnanılmaz ama kilo verebilmek için her yıl 40 milyar dolar para harcıyoruz. Bu durumun Türkiye’de de çok farklı olmadığını gözlemlerimden biliyorum. Peki başarı oranı ne? Maalesef diyete başlayanların sadece yüzde 2’si hedeflediği kiloyu verme konusunda başarılı olabiliyor!

Bugün size iki haftalık bir reçete vereceğim. Bu reçete sadece kilo vermenizi değil vücudunuzu yenilemeyi de hedefliyor. Baharla birlikte metabolizmanızı hem hafifletmek hem de yenilemek istemez misiniz? Cevabınız ‘evet’se çalışmaya başlayabiliriz…
Kilo vermede herkesin bilmesi gereken üç kural

1- Bel çevreniz en fazla boyunuzun yarısı olmalı. Mezurayı kalçanızın üstünde göbek deliğinizin altında bir yere koyun. Kadınların bel çevresinin 80 santimi geçmemesi gerekiyor ama erkeklerinki 90 santim olabilir.
2- İkinci kural; karın yağının biyolojisi. Bunun için de karaciğerinizin ve omentumunuzun (Karın içerisinde, bağırsakları örten oluşum) nasıl çalıştığını bilmelisiniz. En önemlisi burada biriken yağlardır. Yemek, yediğiniz anda mideye iner, oradan da bağırsaklara geçer. Yiyecekler bağırsak duvarı tarafından emilir. Yararlı da olsa zararlı da olsa emilir ve bu damardan geçerek karaciğere ulaşır. Karaciğer o kadar büyüktür ki her şeyi metabolize edebilir. Ama yanlış beslenirseniz hemen yağlanır. Bu yağlanma neye neden olur? Kalp krizine ve kanser de dahil pek çok hastalığa!
3- 3’üncü ve en önemli kural ‘Alışveriş sepetinize asla girmemesi gereken maddeler’.

Salt şekerle yüklü yiyecekler: Bunlar aynı zamanda salt karbonhidratlar olarak adlandırılırlar. Şekerli kahvaltılık gevrekler, pasta ve hamur işleri, kurabiyeler, kekler ve gazlı içecekler bu grubu oluşturur. İnsülin tepkimesini en üst düzeyde tetikleyen bu besinlerden alacağınız yağlar inanılmaz bir hızla depolanır ve sizi obeziteye yaklaştırır!
Nitrik asit ve doymuş yağ içeren etler: Söğüş et, jambon, sucuk ve sosis gibi işlenmiş etler nitrik asit ve tazeliği koruyan kimyasal katkılar içerir. Nitrik asit mide kanseri ve başka dejeneratif hastalıklarla bağdaştırılmıştır. Bu yağlı et ürünleri ayrıca kalp krizi ve çarpıntılarda bir risk faktörü olan ‘kötü’ LDL kolesterolün seviyesini artırabilen sağlıksız doymuş yağlarla doludur.
Telaffuz edemediğiniz içerikler: Demir sülfat, tiyamin mononitrat… Şu pratik kuralı uygulayın; eğer bir gıdayı anlamanız için kimya dersi almanız gerekiyorsa veya beş içeriği telaffuz edemiyorsanız, alışveriş sepetinizin yanına bile yaklaştırmayın!
Sahte sağlıklı gıdalar: Sahte sağlıklı yiyecekler, bazı kurabiyeler, salata sosları veya yoğurt markaları gibi, kendilerini ‘yağ oranı düşük’ olarak gösteren yanıltıcı yiyeceklerdir. Onların etiketlerine yakından bir bakın.
Lezzeti oluşturabilmek için şeker veya tuz oranları yüksektir. Diğer yanıltıcı yiyecekler, ‘tam tahıl içerir’ şeklinde etiketlenmiş ambalajlı ekmek ve krakerlerdir. Mümkün olduğunca gerçek gıdalar seçin.

Harvard’da büyük bir araştırma yapıldı ve az yağlı ya da yağsız yiyecekler incelendi. Bu besinleri yiyenlerin normal miktarda normal yiyecek yiyenlerden daha çok kilo aldığı görüldü. Çünkü bir miktar yağ gereklidir, insanı tok tutar.

Sodyum oranı yüksek konserve gıdalar: Vücudumuza aldığımız sodyum miktarının yüzde 80’i işlenmiş ve konserve gıdalardan gelir. Konserve yiyecekler tuzla doludur ve önerilen günlük ihtiyacımızın yarısı veya yarısından fazlasını içerir. Sodyum bakımından zengin bir beslenme biçimi tehlikelidir, yüksek kan basıncına neden olabilir.

İşte yiyecekler ve beslenme hakkında akıllıca tercihler yapmanızı sağlayacak yedi günlük bir plan. İkinci hafta, birinci hafta yaptıklarınızı tekrarlayacaksınız ama istediğiniz noktalarda uygun yiyecek değişiklikleri yapabilirsiniz.

1. Gün:
1. Yürüyün: Otuz dakika. Yürümek size fiziksel başarının ilk dozunu verir. Her gün 30 dakika yürürseniz, diyet için davranış ve motivasyon temellerini oluşturmuş olursunuz.
2. Esneme hareketleri yapın: Yürüdükten sonra 5 dakika esneme egzersizleri yapın. Esnemek kaslarınızın gevşemesine ve esnekleşmesine yardımcı olurken, aynı zamanda meditasyon etkisiyle dikkatinizi odaklamanızı ve zihinsel açlıktan uzak durmanızı sağlar.
3. Mutfağınızı temizleyin: Bütün yeni, iyi yiyeceklere yer açmak için, mutfağınızdaki beslenme suçlularından kurtulun. ‘Alışveriş sepetinize asla girmemesi gereken maddeler’ prensibine bağlı kalarak mutfağınızı temizleyin.
4. Alışverişe çıkın: Birinci hafta, normalden daha uzun bir alışveriş listeniz olacak. Çünkü haftalık tarifler için gereken malzemelerin yanı sıra, temel ihtiyaçlarınızı da alacaksınız. Sebze veya çorba tercihlerinize karar verin.

Kahvaltı: Yumurtanın beyazıyla omlet, meyve suyu, kahve veya çay Sabah atıştırması: Önceden hazırladığınız sebze veya meyve parçaları
Öğle yemeği: Sağlıklı burger (Tam buğdaylı ekmek ile yapılan sebze burger)
Öğleden sonra atıştırması: Meyveli yoğurt
Akşam yemeği: Bulgurlu somon (derisi alınmış somon fileto ve zeytinyağı ile pişirilmiş bulgur pilavı)
Tatlı: Portakal dilimleriyle 30 gram bitter çikolata
İçecek: Su, kahve, çay

2. Gün:
Karın yağlarının biyolojisiyle ilgili ufak bir ipucundan yola çıkacağız. Günde sadece 100 kalori daha az alırsanız yılda kesinlikle 5 kilo verirsiniz.

1. Yürüyün: Otuz dakika.
2. Esneme hareketleri yapın: 5 dakika.
3. Partner bulun: Hedefleriniz, yemekleriniz, yeni planınız hakkında konuşabileceğiniz bir partner bulun. Öğrendiğiniz bilgileri paylaşın. Bu sizi güçlü kılar.

Kahvaltı: Yağsız sütlü mısır gevreği; meyve suyu, kahve veya çay.
Sabah atıştırması: 15 gram çiğ kuruyemiş.
Öğle yemeği: Cevizli, meyveli, yeşil sebzeli, tavuklu (hindi eti/somon olabilir) salata
Öğleden sonra atıştırması: Meyveli yoğurt
Akşam yemeği: Sebzeli, tam kepekli pizza
Tatlı: Patlamış mısır (Mikrodalga fırında yüksek ısıda 4-5 dakika pişirin. Mısırlar patlamalı ama kavrulmamalıdır. Lezzet için sarımsak tozu veya tarçın ekleyebilirsiniz)
İçecek: Su, kahve, çay

3. Gün:
Öğünleri önceden tasarlamak önemlidir. İçinde her zaman protein, tam buğday ekmeği ve yeşil sebzeler olmalı. Yemeği küçük bir tabağa koyun.

1. Yürüyün: 30 dakika.
2. Egzersiz programı uygulayın: Yirmi dakikalık ağırlık gerektirmeyen bir egzersiz planı uygulayın. Güç egzersizi vücudunuza kas eklemenizi, dolayısıyla metabolizmanızı hızlandırmanızı ve yağ yakmanızı sağlar.
3. Yazın: Yediğiniz her şeyi yazın; bu size sorumluluk kazandırır.
4. Alışverişe çıkın: Hafif ve ortopedik iyi bir çift koşu ayakkabısı alın ve bir adım ölçer alın (günde 10.000 adım!).

Kahvaltı: Sihirli kahvaltı
Malzemeler: 1/2 büyük ve olgun muz, dilimlenmiş seçtiğiniz (veya başka meyve)
1 kaşık soya proteini
1/2 çorba kaşığı keten tohumu yağı
1/4 fincan donmuş yaban mersini
1/2 çorba kaşığı elma suyu konsantresi veya bal
1 çay kaşığı karnıyarık otu tohumu
250 ml su

Uygulama: Bir karıştırıcıda tüm malzemeyi birleştirin. İsteğe bağlı olarak buz ve toz vitaminler de ekleyebilirsiniz. Pürüzsüz bir karışım elde edene kadar karıştırın.

Sabah atıştırması: Elma
Öğle yemeği: Bir kase bahçe hasadı sebze çorbası (seçim size kalmış); yeşillik üzerinde kızılcık, ceviz ve ufalanmış peynir.
Öğleden sonra atıştırması: Meyveli yoğurt
Akşam yemeği: Domatesli, zeytinli ve fasulyeli tavuk
Tatlı: Tarçınlı elma tatlısı
İçecek: Su, kahve, çay

4. Gün:
Dördüncü günde ruhun rolü önem kazanıyor. Obezitenin en büyük etkenlerinden biri çevre ve duyguları kontrol edememektir. Kendinize bir ortak bulmanızı söylemiştim. Onunla kontağı geliştirin… Sizi kimsenin sabote etmesine izin vermeyin!

1. Yürüyün: 30 dakika
2. Esneme hareketleri yapın: 5 dakika
3. Gerekli U dönüşlerini yapın: Bu noktada sizi yoldan çıkartacak kışkırtmalar ile başa çıkabilmeniz için tüyolar:
Dudak yalamak: Nefes alın, dudaklarınızı yalayın ve yavaşça nefesinizi verin. Bu yatıştırıcı hareket sakinleşmenize ve dikkatinizi toplamanıza yardımcı olur.
Bel askısı: Dik durun, belden hafifçe öne eğilin ve alt sırtınızı gevşetin. Yere uzanın, dirseklerinizi tutun veya dizlerinizin arkasına dokunun. Asıl önemli olan, sırtınızda ve kalçalarınızda toplanan gerilimi atmaktır.

Kahvaltı: Yağsız sütlü mısır gevreği; meyve suyu, kahve veya çay
Sabah atıştırması: 15 gram çiğ kuruyemiş
Öğle yemeği: Cevizli, meyveli, yeşil sebzeli, tavuklu (hindi eti/somon olabilir) salata
Öğleden sonra atıştırması: Meyveli yoğurt
Akşam yemeği: Tatlı patates püreli, limonlu ve kaparili tavuk
Akşam atıştırması: Domatesli avokadolu salata
İçecek: Su, kahve, çay

5. Gün:
Kaçamak yapmayı öğrenmek. Kahvaltıda baharatlı bir şey yediyseniz eğer, örneğin karabiber, öğle yemeğinde daha az yersiniz.

1. Yürüyün: 30 dakika
2. Egzersiz programını uygulayın: 20 dakika.
3. Doktorunuzu arayın ve bir randevu alın: Tansiyon, bel ölçüsü, kalp ritmi ve kolesterol seviyeleriniz gibi önemli bilgilerinizi güncelleyin.

Kahvaltı: Sihirli kahvaltı bombası
Sabah atıştırması: Erik
Öğle yemeği: Bir kase bahçe hasadı çorbası; yeşillik üzerinde kızılcık, ceviz ve ufalanmış peynir.
Öğleden sonra atıştırması: 1/2 tam kepekli pizza içinde sebze
Akşam yemeği: Bademli, kayısılı tavuk ve taze fasulye
Tatlı: Portakal dilimleri ve 30 gram bitter çikolata
İçecek: Su, kahve, çay

6. Gün:
1. Yürüyün: 30 dakika
2. Esneme hareketleri yapın: 5 dakika
3. Biraz hava atın: Bir arkadaşınıza, kaydettiğiniz ilerlemelerden ve fark ettiğiniz değişikliklerden söz edin.

Kahvaltı: Yağsız sütlü mısır gevreği; meyve suyu, kahve veya çay
Sabah atıştırması: 15 gram çiğ kuruyemiş
Öğle yemeği: Cevizli, meyveli, yeşil sebzeli, tavuklu (hindi eti/somon olabilir) salata
Öğleden sonra atıştırması: Meyveli yoğurt
Akşam yemeği: Fırınlanmış patatesle hindili dürüm
Akşam atıştırması: Patlamış mısır
İçecek: Su, kahve, çay

7. Gün:

Halka açılma günü. Tüm arkadaşlarınıza ve akrabalarınıza diyete başladığınızı söyleyin. Amacınız da hayatınızın sonuna kadar sağlıklı olmak. Arkadaşlarınız size yardım edecek, başarmanız için destek olacaklardır. İnsanlara açıkladığınız anda bu işi yapacağım demiş oluyorsunuz. Böylece kendinizi daha iyi hissedersiniz ve sizi sevenler de size yardım etmeye çalışacaktır.

1. Yürüyün: 30 dakika
2. Egzersiz: 20 dakikalık ağırlık gerektirmeyen egzersiz programı.
3. Mutfağınızı yeniden doldurun: Biten malzemelerinizi kontrol edin ve listenizi hazırlayın.
4. Kendinize puan verin: Bel ölçünüzü ve kilonuzu ölçme zamanı. İlk haftanızda, ağırlığınızda bir-iki kiloluk ve bel ölçünüzde ikiüç santimlik bir azalma gözlemleyebilirsiniz.

Kahvaltı: Sihirli kahvaltı bombası
Sabah atıştırması: Meyveli yoğurt
Öğle yemeği: Bir kase bahçe hasadı çorbası; yeşillik üzerinde kızılcık, ceviz ve ufalanmış peynir.
Öğleden sonra atıştırması: Önceden hazırladığınız sebze parçaları
Akşam yemeği: Biberiye ve limonla ızgara alabalık, çipura veya levrek
Tatlı: Tarçınlı elma tatlısı
İçecek: Su, kahve, çay

8. Gün:
İşte başardınız. Sizi vücudunuzu yenileme, sağlıklı bir kiloya ve bel ölçüsüne kavuşmak için ihtiyaç duyduğunuz tüm araçları, eylemleri ve düzenlemeleri verdik.
İkinci hafta, birinci haftada yaptıklarınızı tekrarlayacaksınız. Birinci hafta, sizi vücudunuzu yeniden ayarlamanıza yardımcı olacak davranış kalıplarına sokar. İkinci hafta, planda pratiklik kazanmanız için fırsat tanır. Araştırmalar, bir eylemin alışkanlığa dönüşmesi için iki hafta tekrarın yeterli olduğunu göstermiştir.

Anti Nükleer Antikor Testi Neden Yapılır?

Bu test ilaçlardan ve çeşitli oto bağışıklık sistemi rahatsızlıklarından kaynaklanan sistemik deri vereminin teşhisinde kullanılır(SLE).

Deri veremi romatizmaya sebep olan hastalıklardan birisidir. Oto bağışıklık hastalığının belirtilerine sahip olduğunuzda teşhisin doğrulanması için bu test kullanılır. Aynı zamanda deri vereminin tedavisinin işe yarayıp yaramadığını görmek için de kullanılır.

KANSER RİSK FAKTÖRLERİ

1. Sağlıksız yaşam alışkanlıkları
- Gündelik hayatta yaşam biçimlerimiz bazen en tehlikeli risk faktörü olur:
- Sigara içmek: Sigara içenler (ve etrafındaki dumanı soluyan pasif içiciler) 15 değişik kanser için risk altındadır. Akciğer, ağız, dil, yemek borusu, mesane, böbrek ve pankreas kanseri gibi.
- Alkol kullanımı: Alkol kullanmak ağız, boğaz, yemek borusu, meme, kolon ve karaciğer kanser riskini arttırır. Sonuçları net olarak bilinmese de alkol sindirildiğinde ve metabolize olduğunda tahrip edici kimyasallar bulundurabilir veya toksik materyaller üretebilir. Alkol östrojen (dişilik) hormonunu etkiler, meme, yumurtalık ve rahim kanseri arttırıcısı olarak bilinir. Alkol kansere karşı koruma sağlayan besinleri de azaltır.
- Riskli cinsel ilişki: Virüs ve bakteriler pek çok kanser türünün sebebi değildir ama birkaç tane seks bağlantılı enfeksiyon kanserde ana rol oynar. HPV (papillomavirus) enfeksiyonu rahim ağzı, anüs, vajina, vulva, penis, ağız ve boğaz kanserlerinin sebebini oluşturur. Hepatit B ve C enfeksiyonları karaciğer kanserine sebep olur. Lenf düğümü kanseri (lenfoma) için en büyük riski ise HIV (AIDS) virüsü oluşturur.

2. Çok az veya çok fazla güneş banyosu
Güneşten yansıyan ultraviyole ışınlarının çift etkisi vardır. Deri içindeki kimyasalları harekete geçirerek pek çok vücut fonksiyonu için faydalı olan D vitamini üretir. Zararı da vardır. Aşırı ultraviyole ışınına maruz kalınması melanoma-deri kanseri ve diğer tip deri kanserlerine sebep olabilir. Az güneş ışığı ise kolon, rektum kalın bağırsak ve pankreas kanserine sebep olduğu düşünülen D vitamini eksikliği yaratır.

3. Yüksek yağ az fiberli beslenme düzeni

Zayıf beslenmenin pek çok açıdan hasar oluşturma etkisi vardır. Koruyucu içerikleri olan besinlerden az tüketmeniz veya zarar verici besinlerle çok beslenmeniz sağlığınızı etkiler. Genel beslenmede yağlı (özellikle doymuş yağ) ve az fiberli yiyecekleri tercih edenlerde kolon, rahim ve prostat kanser riski artar.

4. Yüksek beden kitle indeksi

Yüksek beden kitle indeksi, her tür kanserde ölüm oranını artırır. Özellikle yemek borusu, mide, kolon, rektum, karaciğer, safra kesesi, pankreas, prostat, böbrek, çoklu miyelom ve lösemi kanserlerinde etkilidir. Bir kişinin beden kitle indeksi 40 veya fazla ise kanserden ölüm oranı önemli ölçüde artar. Bu oran normal kilolu kişilere göre erkeklerde yüzde 52, kadınlarda yüzde 62’dir. (Beden Kitle Endeksi Hesaplayıcı)

Kanser riskini obezitenin nasıl arttırdığı anlaşılamamıştır. Yağ hücreleri çok aktiftir. Obezitenin kanser riskini nasıl artırdığı çok açık değildir, ancak yağlı hücreler çok aktiftir ve birçok kanseri tetikleyen östrojen, insülin, insüline benzeyen büyüme hormanlarından bol miktada üretilmesine sebep olur.

5. Kanserde aile geçmişi

Aile geçmişi kanserde, değiştiremeyeceğimiz, ancak korunmak için tedbirlerimizi artırabileceğimiz risk faktörlerinden bir tanesidir. Aile bireylerinin benzer veya alışılmamış kanser tiplerinden etkilenmeleri halinde kanserin aile geçmişinden şüphelenilmektedir. Doktorlar kansere sebep olan bozuk genlerin ailede kanserli ebeveylerden geçtiğini bilirler.
Örneğin kalıtsal meme ve yumurtalık kanserine yol açan BRCA1 ve BRCA2 genlerini kadınlar ailelerinden alırlar. Ancak unutmamak gerekir ki; genetik temelli olan kanserlerin hepsi tek bir hasara dayanarak ortaya çıkmaz. Başka faktörlerin de onu desteklemesi gerekir.

6. Yaş

Herkesin korku ile beklediği lider risk faktörlerinden bir tanesi yaşlanmaktır. Her ne kadar kanser her yaşta oluşabilirse de genellikle teşhisler 65 yaş üzerindeki kişilerde daha fazladır. Bunun sebebi ise; 65 yaş üstünde, hücrelerin bozulmaya başlaması ve tabii korunma mekanizmasının zayıflaması nedeniyle kanserin ortaya çıkmasıdır.

Kanser riskini azaltmak için

Hastalık oluşturabilecek önemli risklerinizi öğrenin, hastalıklardan korunabilmek için gerekli ipuçlarını keşfedin.
Sigarayı bırakın, sigara dumanı ile temasta bulunmayın.
Daha çok fiziksel aktivite yapın.
Aşırı kiloluysanız kilo verin.
Doktorunuzun tavsiye ettiği kanser tarama testlerini yaptırın.
Ultraviyole ışınları altında uzun süreli kalmaktan sakının. Kum, su, kar ve buz tarafından yansıtılan direkt güneş ışığına maruz kalacaksanız güneş kremi kullanın (15 ve daha üstü koruma faktörlü).
Günlük kalorinizin yüzde 30’dan daha azını yağdan alın ve yiyeceklerinizi doymamış yağ ihtiva edenlerden seçin.
Yüksek fiber ihtiva eden saf hububatlı yiyecekleri yiyin.
Aile bireylerinizin kanser geçmişlerini yakından takip edin.
Ailesel kanser genlerinizin tanınması için genetik test yaptırma imkanınız varsa bunu gözardı etmeyin.
Meme, prostat ve kolon kanser riskiniz varsa doktorunuzdan alabileceğiniz önleyici ilaçları öğrenin.
Uzun süre kapalı ortamlarda bulunuyorsanız veya kan test ölçümünüz düşükse günlük D vitamini takviyesi alın.
Güvenli seks yapın (Her seferinde doğru şekilde prezervatif kullanın).
Kan enfeksiyonu kapmanıza sebep olabilecek malzemeleri başkaları ile paylaşmayın (kan iğnesi, diş fırçası gibi).
40 yaşı geçince ihmal edilmemesi gereken 3 semptom
Her sene binlerce kişi kolaylıkla önlenebilecek hastalıklardan hayatlarını kaybediyor. Hepimiz yoğun bir hayat yaşıyoruz ve felç, kolon kanseri, şeker hastalığı gibi gecikildiğinde kurtulmanın zor olduğu ciddi hastalıkların habercisi olan semptomları ihmal ediyoruz. Lütfen bu kişilerden olmayın! Bahsedeceğim 3 en tehlikeli hastalık için erken uyarı sisteminiz ile nasıl bağlantı kuracağınızı öğrenin ve çok önemli bir şey daha yapın, bunları çevrenizdeki diğer kadınlarla da paylaşın…

1. Kelimeleri bulma güçlüğü

Gözlerinizi kapatıp geçen haftayı düşünün. Felç için bir uyarı olabilecek bu kurnaz semptoma dikkat kesilin. Ortak problem, bir kelime grubunun diğer grup ile karıştırılmasıdır. ‘Mavi palto’ yerine ‘kırmızı ceket’ gibi. Veya eşya ve kişiler için esas kelimeleri hatırlamaktaki güçlükler gibi.
Beyin ile iletişimdeki bu yanılmalar daha ciddi olayların ön habercisi olan mini felç arazları olabilir. Yaşananlar (yaşayacağınız ve yaşadığınız) vücudunuzun bir tarafına ait hissizlik ve felç olabilir. Mesela kişinin orantısız gülüşü suratının bir tarafındaki kasların düzgün çalışmadığını açığa vurur.

Ne yapmalısınız? Kelime karıştırma veya bulamama gibi çözümü zor semptomlarla karşılaşırsanız derhal doktorunuza başvurun. Doktorunuz MR yaparak oksijen azlığından varsa doku ölümünü kontrol edecek ve semptomların devam etmemesi veya daha kötüleşmemesinden emin olmak için sizi felç önleme rejimine sokacaktır. Vücudunuzun bir tarafında hissizlik veya felç gibi çok ciddi arazları fark ederseniz derhal size çok yakın tam teşekküllü bir hastaneyi arayın. İnme/felç durumunda ilk 3 saat içinde yapılacak müdahale hayatınızı kurtarabilir ve tam kurtulma şansınızı arttırır.

2. Batında şişkinlik

Çok az kadın bu rahatsız edici hisse yabancıdır. Sindirim güçlüğü/hazımsızlık periyodunun yaklaşmakta olduğunun sinyalleridir. Her gün oluşan bu sıkıntı verici durum kolon kanserinin önemli bir ikazı olabilir.

Ne yapmalısınız? Şişkinlikten dolayı beslenme değişikliği yaptıysanız veya adet görmüyorsanız ve şişlik devam ediyorsa jinekoloğunuza başvurun. Kolon kanserinin araştırılması için sizi gastroenterologist’e gönderecek ve yumurtalıklarınızın etkilenmeme ihtimalleri üzerinde duracaktır. Ailenizin de hastalık geçmişi varsa çok dikkatli olmalısınız. Dışkıda kan veya son birkaç günde ciddi kramp gibi diğer semptomlara karşı takipçi olmalısınız.

3. Cinsel isteksizlik

Seks kelimesinin kulağa hoş gelmemesinin daima ciddi sebepleri vardır. Süregelen cinsel isteksizlik şeker hastalığının önemli göstergesi olabilir. Yüksek kan şekeri arterlerin yapışkan büyümesine ve zaman zaman tıkanmasına sebep olur. Bu durumdaki kan akış kaybı da cinsel istek ve fonksiyonlarda olumsuz durum yaratır.

Ne yapmalısınız? Cinsel isteksizliğinizi meşguliyetiniz veya yorgunluğunuza bağlamayın, bu durumu dikkatlice takip edin ve süregelen bir dönem ise doktorunuza danışın.

1 dakikada sağlık

Bilmeniz gereken 3 numara

Beyninizin içinde yüzen pek çok numara vardır. Telefon numaraları, pin numaraları, şifreler gibi… Bunlardan 3 tanesi var ki; hayati önemdedir… İlki bel ölçüsü. Mezura alın, belinizi göbek deliği hizasından yere paralel şekilde ölçün. Çıkan rakam boy ölçünüzün yarısından daha fazla olmamalıdır. Genellikle bu rakam kadınlar için 80, erkekler içinse 90 cm civarındadır. İkincisi tansiyon rakamları. Kan basıncı, arterlerinize karşı olan basınçtır.
En üst değer 12, en alt değer 8’den az olmamalıdır. 11.5’e 7.5 ideal değerdir. Ve kan şekeri…
Eski tabir ile kan glukozu size şeker hastalığı riskinde olduğunuzu söyleyebilir. Değeri 100’ün altında görmek isteriz. Bunlar yaşamınız süresince bilmeniz gereken 3 önemli rakam. Onları anlamazsanız düzeltemezsiniz, o yüzden doğru takip edin.