Archive for Aralık, 2009
KÜÇÜK HÜCRELİ AKCİĞER KANSER EVRELERİ
KÜÇÜK HÜCRELİ AKCİĞER KANSER EVRELERİ
Küçük Hücreli Akciğer Kanseri 4′üncü Evreye Ne Zaman Gelir?
Küçük hücreli dışı akciğer kanserinin bir türü olan skuamoz hücreli karsinom, 4′üncü evreye ne kadar zamanda gelir? Her evre arasında ne kadar zaman geçer?
CEVAP: Skuamoz hücreli akciğer kanseri 4 evreye ayrılır:
Evre 1: Tümör 2 santimden küçük ve lenf bezlerine atlamamıştır. Metastaz yoktur. Bu aşamada ameliyatla büyük oranda tam şifa sağlanır.
Evre 2: Tümör genellikle olduğu yerde kalır. Ameliyatla şifa şansı bu evrede de yüksektir.
Evre 3: Tümör göğüs boşluğundaki lenf bezlerine atlamıştır. Tümör akciğerde dağınık bölgelere yayılmış olabilir. Tedaviye ameliyatla başlama şansı yoktur, ilk aşamada kemoterapi uygulanır. 3 kür sonra lenf bezlerinde büyük oranda temizlenme ve tümörde yüzde 70′in üzerinde küçülme varsa hasta cerrahiye verilebilir. Yoksa kemoterapi artı radyoterapiyle devam edilir.
Evre 4: Tümör metastaz yapmıştır. Temelli şifa şansı düşüktür. Kemoterapi, gerekirse radyoterapi ve destek tedavileriyle hastaya kaliteli ve uzun bir yaşam şansı sağlanmaya çalışılır. Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde tümör, evre 4′e gelinceye kadar aradan 1.5-2 sene geçer. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri grubundar. olan adeno kanserde ise metastaz riskil tümörün büyüme ve evre değiştirme hızı çok daha fazladır. Küçük hücreli akciğer kanseri ise en hızlı çoğalan, kısa sürede beyin, kemik iliği, karaciğer, böbrek üstü gibi organlara metastaz yapabilen bir tümördür. Eskiden bu hastalarda yaşam haftalarla ölçülürdü. Çünkü teşhis edildiği anda tümör yüzde 85 oranında metastaz yapmış halde bulunur.
BİLEKTE KİTLE OLUŞUMU
BİLEKTE KİTLE OLUŞUMU
Bileğimdeki kitle kanser çıktı. Tedavi önerileriniz nelerdir?
31 yaşındayım. Sol ayak bileğimin 10 santim yukarısında 8-9 yıldır bulunan bir kitleyi 3 ay önce plastik cerraha aldırdım. Alınan kitlenin patolojik incelemeleri sonucunda ‘dermatofîbrosarkoma’ tanısı konuldu. Tedavi konusunda önerileriniz nelerdir?
CEVAP: Tedavi cerrahidir. Tümör tam olarak çıkarıldıysa başka bir tedaviye ihtiyaç yok. Bundan sonra sıkı doktor kontrolü gerekli. Nüks olursa tümör yine ameliyatla çıkarılır.
Tümörün tekrarlamasını önlemek için güneşten sakının, immün sisteminizi güçlendirin. Selenyum, E vitamini faydalı olabilir. Ayrıca beta karotenden zengin olan kırmızı, yeşil, siyah renkli sebze ve meyveleri sofranızda bulundurun, Aşırı yorgunluktan kaçının. Belli aralıklarla akciğer filmi çektirin, çünkü bu tümörler akciğere atlayabilir.
SPERM ARTTIRICI KEÇİBOYNUZU KÜRÜ
keçiboynuzu faydaları, keçiboynuzu kürü, ibrahim saraçoğlu keçiboynuzu, keçiboynuzu pekmezi faydaları, keçiboynuzu tozu, keçiboynuzu yararları, keçiboynuzu pekmezinin faydaları, keçiboynuzu harnup, keçiboynuzu kalorisi, keçiboynuzu ağacı, keçiboynuzu pekmezi yararları, keçiboynuzu faydalari, keçiboynuzu kullanımı, keçiboynuzu kürü nasıl yapılır, keçiboynuzu faydası, keçiboynuzu nasıl kullanılır, keçiboynuzu suyu, keçiboynuzu çekirdeği, keçiboynuzu astım, sperm, sperm sayısını arttırmak için
SPERM ARTTIRICI KEÇİBOYNUZU KÜRÜ
Keçiboynuzu aynı zamanda hareketli sperm sayısını arttıran özelliğe sahiptir.
Aktif sperm sayısı az olan ve az sperm sayısından dolayı çocuğu olmama riski yüksek baba adaylarının kullanmasında çok büyük fayda vardır. Kısaca, sperm sayısı az olanlar için ideal bir bitkisel çözümdür. Bugüne kadar hareketli (aktif) sperm sayısının azlığından dolayı baba olamayan onlarca insan tanıdım, hemen hemen hepsi de keçiboynuzu kürünü uyguladıktan 4-5 ay sonra baba olacaklarının heyecanı ile beni aramışlardır. İsviçreli çok yakın bir aile dostum aynı sorunla karşı karşıya idi. Kendisi uzun yıllar bu konuda çok değişik tedaviler görmüş ve sonuç hep başarısızlıkla neticelenmişti. Kendisine keçiboynuzu kürünü önerdiğim zaman bana tereddütle bakarak “şaka yapıyorsun herhalde” demişti. Ne de olsa 13 yılın verdiği başarısızlık ve ümitsizlikte vardı. Ama bu konuda çok ciddi araştırma sonuçlarımın olduğunu söyledim. Bunun üzerine derhal uygulamaya karar verdi. Türkiye’den keçiboynuzu getirttim ve kullanmaya başladı. Kullanmaya başladıktan 5 ay sonra baba olabileceğini öğrendiğinde mutluluğunu ilk benimle paylaştı. Bir kaç ay sonra bana keçiboynuzunun içerdiği ilgili etkin maddenin ne olduğunu sordu ve bunu hemen ilaç sanayine kazandırabileceğimi ve ticari olarak da iyi para kazanabileceğimi söylemişti. Ben de bitkiler üzerine yaptığım tüm çalışma ve araştırmalarımı insanlığın hizmetine karşılıksız olarak sunduğumu ve herhangi bir beklentimin olmadığını söyledim. Meslektaşım üç çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyor.
Keçiboynuzu ve sperm hareketliliği
Erkeklerdeki sperm sayısının 40 milyon/ml veya yukarısı normal değerdir. Bu sayı azaldıkça kadının hamile kalabilme olasılığı da azalır. Mühim olan sadece sperm sayısı değildir. Sperm sayısı normal düzeyde (40 milyon/ml ve yukarısı) olsa bile, eğer hareketli sperm sayısı az ise bu taktirde kadının hamile kalma riski de azalır. Spermlerin hareketliliği de önemlidir. Toplam sperm sayısı 7-8 milyon/ml civarında olupta baba olan bir çok insan tanıyorum. Bu nasıl oluyor? Uygulanan keçiboynuzu kürü, düşük seviyede olan 7-8 milyon/ml içerisindeki hem hareketli sperm sayısını yükseltiyor hem de hareketli spermleri daha hareketli duruma getiriyor. Bir taraftan az sayıdaki hareketli sperm sayısını yükseltmekte diğer taraftan da mevcut hareketli spermlere daha fazla hareketlilik kazandırmaktadır. Normal sperm sayısı oldukça düşük olmasına rağmen, spermlerin belli bir yüzdesinin hareket hızı yükseldiğinden yumurtaya ulaşma oranı yükselmektedir. Bu sayede sperm sayısı normal sayının altında olmasına rağmen hamilelik başlayabilmektedir.
Keçiboynuzu ve sperm acrosome aktivitesi
Hamileliğin oluşabilmesi için sperm sayının normal düzeyde olması gerektiğini belirtmiştim. Bazı durumlarda toplam sperm sayısı normal seviyesinde olduğu halde ve hareketli sperm sayısı da normalken, buna rağmen hamilelik çok zor gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi nedir? Spermlerin baş kısmında bir kesecik bulunmaktadır. Bu keseciğe acrosome denir. Bu keseciğin içerisinde çok sayıda değişik enzimler bulunmaktadır. Sperm, yumurtaya temas ettiği anda, acrosome içerisindeki enzimler yumurtanın membranını (zarını) parçalarlar (çözerler, eritirler) sperm yumurtanın içerisine girer ve döllenme başlar. İşte, yumurta zarı ile temas eden sperm-acrosomunun içerdiği enzimler yeterli aktiviteye sahip değiller ise, yumurtanın membranını (zarını) parçalayamazlar (eritemezler, çözemezler). Ve yumurtanın döllenmesi mümkün olmaz. Görülüyorki, hareketli sperm yumurtaya ulaşmasına rağmen döllenme mümkün olmayabilmektedir. İşte, keçiboynuzu kürü hem hareketli sperm sayısını artırmakta, hem hareketli spermleri daha hareketli kılmakta ve hem de spermin baş kısmında bulunan acrosome içeriğindeki enzimlerin aktivitesini yükselterek, yumurta zarının parçalanmasına imkân sağlamaktadırlar. Çoğu zaman toplam sperm sayısı normal seviyenin altında olmasına rağmen (7-8 milyon/ml) keçiboynuzu kürü ile döllenme gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi, harnupun spermlere, sayıca az olmalarına rağmen hareketlilik kazandırarak yumurtaya ulaşmasını sağlamak ve acrozom içerisindeki enzimlerin aktivitesini arttırarak da yumartanın membranını kolayca parçalayabilme imkânlarını sağlamasıdır.
İktidarsızlığa karşı adeta mucize çözüm keçiboynuzudur. Keçiboynuzu kürünün etkisini viagra ile mukayese etmek mümkün değildir. Keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık için viagranın bir gecelik getirdiği çözüme karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir. Aksine, iktidarsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir. Dönem dönem uygulanacak kür ile de iktidarsızlığı ortadan kaldırabilmektedir. İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri bir kürdür. Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama, iktidarsızlık şikayetleri olan erkekler için ideal bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirebilmektedir. Viagranın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur.
Keçiboynuzu kürü uygulanırken, iktidarsızlığa karşı etken olan etkin maddelerinin önce vücutta depolanmaları gerekir. Bu etkin maddeler, vücutta ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra, hücre içindeki transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek (uyararak) etkisini göstermeye başlarlar. Hücre içinde etkinliğini (aktifliğini) kaybetmiş olan bazı enzimleri aktive ederek şikayetlerin ortadan kalkmasına neden olurlar. Etkin maddelerin, vücudumuzda depolandıktan sonra etkilerini göstermeye başlamaları hemen hemen bütün bitkisel kürler için geçerlidir. Genel olarak, bitkisel kürlerin sonuca ulaşması (etki edebilmesi) zaman almaktadır. Bunun nedeni, kürün uygulanması esnasında etkin maddelerin önce vücudumuzda depolanması gerekir ancak, bu depolanma süresi zaman almaktadır. Bu nedenle bitkisel kürleri uygularken sabırlı olmak gerekir. Bu kürü uygulamak isteyen şeker hastalarının önce hekimlerine danışmaları gerekir. Çünkü, keçiboynuzu fazla miktarda şeker içermektedir. Yaklaşık 85.000 ppm fruktoz, 95.000 ppm glukoz 215.000 ppm sakaroz içerir. Diğer bir ifadeyle eğer, 100 gram keçiboynuzu tüketilir ise, yaklaşık 8.5 g fruktoz, 9.5 g glukoz ve 21.5 g sakaroz’u vücudumuza almış oluruz. Bu kürü uzun müddet uygulayanların göz ardı etmemeleri gereken bir nokta da, bir miktar kilo aldırmasıdır.
Değerli okuyucu, aşağıdaki uygulama şekillerinden herhangi birine göre keçiboynuzu kürünü uygulamaya karar verirseniz ya da keçiboynuzunu çiğneyerek tüketirseniz kan şekerinizin yükselmeyeceğini biliniz. Şeker hastalarının bir çoğu keçiboynuzunun kan şekerlerini yükselteceğini düşünürler, halbuki bu yanlış bir düşüncedir. Kan şekerini yükselten keçiboynuzunun pekmezidir. Bu nedenle şeker hastalarının keçiboynuzu pekmezini tüketirken dikkatli olmaları ve hekimlerine danışmaları gerekir. Tekrar belirtmekte fayda görüyorum, aşağıda belirtmiş olduğum uygulama şekillerine göre, haşlanmış keçiboynuzu suyu, şeker hastalarının kan şekerini yükseltmemektedir.
Çok sık karşılaştığım bir soru da şudur, “Keçiboynuzu fruktoz, glukoz ve sakaroz gibi şeker çeşitlerini bol miktarda içerdiği halde, çiğ olarak tüketildiğinde veya haşlama suyu içildiğinde nasıl oluyorda kan şekerini yükselt miyor? ” Bu sorunun cevabı, keçiboynuzunun aynı zamanda şeker dengeleyici etkin maddelere sahip olmasında yatmaktadır. Keçiboynuzu pekmezi hazırlanırken, şeker dengeleyici etkin maddeler büyük bir oranda yok olduğundan, pekmezi kan şekerini yükseltmektedir. Bir çok kimse, pekmezinde de aynı şifa gücü vardır diyerek, keçiboynuzu kürlerini pekmezi ile yapmaktadırlar. Bu düşünce doğru değildir. Keçiboynuzu pekmezi belirtmiş olduğum rahatsızlıklara karşı en fazla %20 oranında etkilidir. Yeri gelmişken önemli bir noktayı açıklamakta fayda görüyorum; Keçiboynuzunu suda haşlarken kesinlikle on dakikadan fazla haşlamayınız. On dakikanın üzerindeki haşlama süresinde kan şekerini yükseltme riski başlamaktadır. Aşağıda vermiş olduğum uygulama şekillerinde haşlama süreleri, uygulanacak olan küre göre üç ile sekiz dakika arasında değişmektedir. Dikkat edilecek olursa, keçiboynuzu ile ilgili olarak belirtmiş olduğum hiçbir kürde sekiz dakikanın üzerinde haşlama süresi yoktur.
İyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) şikâyeti olanların zaman zaman keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmeleri çok faydalıdır. Çünkü keçiboynuzu, iyi huylu prostat büyümesine neden olduğu bilinen 5-alpha-reductase enziminin aktivitesini düşüren (inhibe eden) beş tane etkin maddeye sahiptir. Bu etkin maddelerden en önemli iki tanesi palmitic acid ve stearic acid’dir. 5-alpha-reductase enziminin aktivitesi ne kadar yüksek ise iyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) o kadar hızlı gelişir. Prostatın büyümesi bir takım şikâyetleri de beraberinde getirmektedir. İyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu şikâyetlerin başında idrar yapma zorluğu, idrar kesesini tam boşaltamama, sık sık idrara çıkma isteği, geceleri birden fazla idrara kalkma ve idrar yaparken çatallanma veya fıskıye şekli gelir.
Hareketli sperm sayısını ve kalitesini artırıcı ve de erkeklerdeki iktidarsızlığa karşı Kür :
Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6–7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 20 dakika dinlendiriniz. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra yarısını sabah aç karna, diğer yarısınıda akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz. Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca hergün akşam yatağa giderken bir su bardağı içiniz. Daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayınız.
Not: Şeker hastaları çekinmeden keçiboynuzu tüketebilirler. Olgunlaşmış keçiboynuzu (kahverengi-siyah) çiğ olarak tüketilmelidir. Çiğ olarak tüketilen keçiboynuzu kan şekerini yükseltmez. Şeker hastaları da çekinmeden günde 5-6 adet keçiboynuzunu çiğ olarak tüketebilirler. Bu kural keçiboynuzunun pekmezi için kesinlikle geçerli değildir.
MENOPOZDA KANAMA VARSA
menopoz kanama, menopoz sonrası kanama, menopoz döneminde kanama, menopoz öncesi kanama
MENOPOZDA KANAMA VARSA
Kadınlar adetten kesildikten sonra rahmin en iç tabakasının incelmiş ve 5 milimetrenin altında olması gerekir. Bu kalınlık artmışsa ve menopoza girmiş bir kadında kanama olmuşsa mutlaka rahim içinden kürtajla parça alınıp tahlil yapılması gerekir.
Vajinal bölgede kuruluk ve isteksizlik başladı.
Yaklaşık 3 aydır doğum kontrol hapı kullanıyorum. Vajinal bölgede kuruluk cinsel isteksizlik başladı. Bu rahatsızlıkların kullandığım hapla ilgisi var mıdır?
CEVAP
Yaşınızı yazsaydınız belki daha doğru tahminde bulunabilirdim. Doğum kontrol hapları genel olarak bahsettiğiniz şikayetleri yapmaz. Ayrıca bahsettiğiniz şikayetlerin tek bir nedeni yok. Menopoza yakın dönemdeki kadınlar vajinada kuruluktan, bazıları da cinsel isteksizlikten şikayet eder. Bunun yanında psikolojik nedenlerden dolayı genç kadınlarda da benzer şikayetler olabiliyor. Sonuç olarak sizin doğum kontrol haplarını sorumlu tutmanız doğru olmayabilir. Kadın doğum uzmanıyla görüşmeniz sanırım uygun olacak.
Rahim kalınlaşmış, ameliyat olmalı mıyım?
2 yıl önce menopoza girdim. Geçtiğimiz gün az da olsa kanamam oldu. Doktora gittim. Ultrason çektiler ve rahim kalınlaşması teşhisi konuldu. Acilen kürtaj olmam gerektiğini söylediler. Sizce de uygun olan bu mu?
CEVAP
Adetten kesildikten sonra rahmin en iç tabakası (Bu tabaka her adet kanamasında dışarı atılır ve adetten hemen sonra bakılınca kalınlığı çok azdır 2-3 mm, fakat yaklaşıldığı zaman bu kalınlık 12-15 mm olabilir) incelmiş ve 5 mm’nin altında olması gerekir. Eğer bu kalınlık artmışsa ve menopoza girmiş bir kadında kanama olmuşsa kesinlikle rahim içinden kürtaj ile parça alınıp tahlil edilmesi gerekir. Rahim içinde polip gibi masum şeyler olabileceği gibi bu belirtiler rahim kanserinin erken belirtisi de olabilir.
Benim çocuğum olmayacak mı?
23 yaşındayım ve 1.5 yıllık evliyim. Adetlerim düzensiz oluyor, ilaç kullandım. Yumurtalıklarım çalışmıyormuş. Ancak 2 kere hormon testi yaptırdım, sorun yoktu. 7 aydır başka bir ilaç içiyorum ama adet görmüyorum. Sabah ve akşam içtiğim ilaçlarım var ancak bir de gece yarım içtiğim bir hapım daha var. Kilo aldığım ve tüylenme olduğu için 2 gündür doktorumun bilgisi olmadan bıraktım. Doktorum ilaçları tüylenme olmasın diye içtiğimi söyledi. Çocuk istiyorum ama 7 aydır adet düzensizliğimle ilgili hiçbir gelişme yok. Ne yapmam gerekiyor? Çocuğum olmayacak mı?
CEVAP
Öncelikle kortizon tipi ilaçları doktorun bilgisi olmadan bırakmanız çok yanlış. Sizde hormonal bir bozukluk var ve bunun tedasi için doktorunuzun verdiği tedavi planını aynen uygulamalısınız. Yumurtalıklardaki bozukluk pek çok organı etkiler (tiroid, böbreküstü bezi gibi), tedavide bunların hepsini beraber değerlendirmek gerekiyor. Çocuk konusuna gelince; gebeliğin olmaması sadece hormonal bozukluklardan kaynaklanmaz. Daha pek çok faktör gebeliği engelleyebilir (Eşinizin sperm durumu, rahim kanallarının açık olup olmaması, tubaların ve rahmin iç yapısı vb). Bunların da incelenmesi gerekiyor. Ben jinekolojik endokrinoloji ağırlıklı çalışan bir merkeze müracaat etmenizi önereceğim.
GEBELİK İÇİN NE KADAR SÜRE GEREKİYOR
gebelik, gebelik hafta, gebelik hafta hafta, hafta hafta gebelik, gebelik hesaplama, gebelik testi, gebelik belirtileri, gebelik org, gebelik haftası, gebelik ve, haftalık gebelik, dış gebelik, gebelik takibi, e gebelik, gebelik ay, gebelik rehberi, gebelik takvimi, erken gebelik, ikiz gebelik, ay ay gebelik, gebelik testleri, gebelik haftasi, gebelik için, haftalik gebelik, boş gebelik, gebelik bebek, gebelik sonrası, gebelik öncesi, gebelik belirtisi, gebelik dönemi
GEBELİK İÇİN NE KADAR SÜRE GEREKİYOR
Çiftler çocuk istemediği dönemde prezervatif, doğum kontrol hapları, spiral gibi yöntemlerle gebeliği engelliyor. Hanımlar, korunmayı bırakır bırakmaz hamile kalamazsanız paniğe kapılmayın, en az 5-6 ay bekleyin
Polikistik over teşhisi konuldu.
20 yaşındayım, bana polikistik over teşhisi konuldu. Diane 35 adlı ilacı kullanmaya başladım. Ailemde meme kanseri var. Bu ilaç meme kanserini tetikler mi? Rahatlıkla kullanabilir miyim?
Cevap : Meme kanseri ve hormon ilişkisi uzun zamandır tartışılıyor. Son 5 yıl içinde menopozda hormon kullanımı meme kanserine yol açıyor diye ortaya çıkan söylemler pek çok kadını hormon eksikliğinin yaptığı sıkıntılarla yaşamaya mecbur bıraktı. Aslında doktor kontrolünde hormon kullanımının çok riskli olduğunu sanmıyorum ve ayrıca kullanılan hormonların kanseri başlattığını bugüne kadar kimsenin kanıtlayamadığını da söylemek istiyorum. Bugün milyonlarca hormon kullanmayan kadında da meme kanseri görülebiliyor. Kullandığınız ilaç için de durum aynı. Bu konularla yeterince uğraşmayan biri size bu ilacı kullanmamanızı söyleyebilir. Doktor kontrollerini ihmal etmeden bence kullanabilirsiniz. Zaten çok uzun yıllar kullanmanıza herhalde gerek kalmayacaktır. (Polikistik Over ve Beslenme)
Anne Olmak İstiyorum
2.5 yıldır evliyim. Adetlerim başta düzenliydi, sonradan her ay günüm geçmeye başladı. Birçok tedavi gördüm. Tüplerde tıkanıklık, hormon bozukluğu, kan tahlilinde hiçbir sorun çıkmadı. Sadece yumurtalıklarımda zayıflık var. Bunun tedavisini gördüm, yine de sonuç vermedi. Eşimde problem yok. Çocuğumun olacağını söylüyorlar ama zamana mı bırakmalıyım yoksa başka tedaviler gerekir mi? Ben anne olmak istiyorum.
Cevap : Anlaşıldığı kadarıyla gebe kalmanızı engelleyen önemli bir bozukluk yok gibi… Yumurtlamada zayıflık ne anlama geliyor tam anlamadım ama
yaşınız 30′un altında ise bir başka doktorun da görüşünü almanızı önereceğim. Yaşınız 30′u geçiyorsa bu öneriyi daha şiddetle yapıyorum. Hele 35′e yaklaşıyorsa en kısa zamanda bir tüp bebek merkezine müracaat etmenizi tavsiye ediyorum.
Kistler ileride sorun çıkarır mı?
1.5 yıldır evliyim, 26 yaşındayım. Adet düzensizliği yaşıyorum (Bekarken de yaşardım). 1.5 veya 2 ayda bir adet görüyorum. Doktor kontrollerimi aksatmıyorum. 3 ay önce korunmayı (prezervatif) bıraktık. Bebek istiyoruz. Geçenlerde tekrar kontrole gittiğimde yapılan testlerde rahmin ve hormonların temiz olduğu, fakat sağ yumurtalığımda 3-4 tane çok ufak kist olduğu söylendi. Doktor bunun düzensizlikten kaynaklandığını ve bebek olmasına engel olmadığını söyledi. Fakat herhangi bir tedavi uygulamadı. Bu kistler herhangi bir sorun çıkanr mı? İleride cerrahi müdahale ile alınırsa hiç doğum yapmamış olduğum için hamile kalma şansım olur mu?
Cevap: Korunmayı bırakalı daha 3 ay olmuş. Bu süre gebe kalamıyorum diyebilmek için çok erken en az 5-6 ay daha bekleyin. Hâlâ olmuyorsa o zaman tedavi için doktorunuza tekrar başvurun. Yumurtalığınızda olan ufak kistlerin ne olduğunu bu kadar kısa bir tarif ile değerlendirmeye çalışmam olanaksız. Fakat sizi kontrol eden doktor bunları önemli bulmadığına göre şimdilik üzerinde durmanıza bence gerek yok. Sevgiler.
ÇOCUKLARDA ÖKSÜRÜK NEDENLERİ
çocuklarda öksürük, çocuklarda kuru öksürük, çocuklarda öksürük için, çocuklarda öksürük tedavisi, çocuklarda balgamlı öksürük, çocuklarda geçmeyen öksürük, çocuklarda öksürük bitkisel, çocuklarda öksürük ateş, çocuklarda öksürük balgam, çocuklarda öksürük ve tedavisi, çocuklarda alerjik öksürük, çocuklarda kronik öksürük, çocuklarda öksürük nedenleri, çocuklarda öksürük ve ateş, maranki çocuklarda öksürük, çocuklarda gece öksürük, çocuklarda öksürük burun akıntısı, çocuklarda öksürük için bitkisel, çocuklarda öksürük kusma, çocuklarda öksürük nasıl geçer, çocuklarda öksürük ve balgam, ahmet maranki çocuklarda öksürük, çocuklarda gıcık öksürük, çocuklarda öksürük bitkisel tedavi
ÇOCUKLARDA ÖKSÜRÜK NEDENLERİ
Özellikle kış aylarında çocuklarda en çok görülen rahatsızlıklardan biri öksürüktür. Çocuk sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nilgün Gökyayla, çocuklarda öksürük ile ilgili en çok merak edilen altı soruyu yanıtladı.
1- Kış aylarında daha sık öksürük görülmesinin sebepleri nelerdir?
Kışın soğuk algınlığı sendromuna neden olan virüsler ve bakteriler daha yaygın olarak havada bulunur. Ayrıca okul ortamı, toplu kapalı yaşam alanları da bu sıklığı etkiler.
2- Geceleri çocuklar neden daha çok öksürürler?
Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı öksürükler gece gözlenir. Yatış pozisyonuyla, geniz akıntısı bronş ağacına akar ve öksürük refleksini uyarır.
3- Öksürüğe karşı anne ve babaların alabileceği önlemler nelerdir?
Ailenin bu konuda sabırlı olup, doktorlarının yönlendirdiği şekilde davranması gerekir. Unutmamalı ki her üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra altı-sekiz hafta öksürük devam edebilir. Öksürüğü kesmek ailelerin amacı olmamalı. Altta yatan neden tedavi edilince, öksürük de geçecektir.
4- Öksürük yapan ya da öksürükle birlikte görülen hastalıklar nelerdir?
Reaktif hava yolu hastalığı, tüm üst solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, zatürre, boğmaca, kızamık, kistik fibroz gibi hastalıklar öksürükle beraber seyreder.
5- Bu hastalıklara göre öksürük nasıl tedavi edilir?
Genel olarak tüm enfeksiyonlara bağlı öksürüklerde genel amacımız öksürüğü kesmek değil öksürüğe neden olan enfeksiyonu ya da rahatsızlığı gidermektir. Öksürük kesiciler (antitussif) kesinlikle tercih edilmemelidir! Çünkü bunlar öksürük refleksini baskılayarak bütün mukusun bronşlarda ve üstaki borusunda birikmesine neden olarak süper enfeksiyon gelişmesine neden olabilir. Tercihimiz bronş açıcılar ve geniz açıcı ilaçlar şeklinde olmalıdır.
6- Öksürükte hangi durumlarda doktora başvurulmalıdır?
Öksürük kriz şeklinde geliyorsa, ateşle beraber seyrediyorsa, günlük aktiviteleri ve gece uykusunu etkiliyorsa doktora başvurulmalıdır.
ÖDEMİ DOĞAL YOLLARLA AZALTABİLİRSİNİZ
ödem, ödem nedir, ödem tedavisi, beyinde ödem, key ödem, lenf ödem, ödem oluşması, ödem söktürücü, ayakta ödem, ödem için, vücutta ödem, ödem nasıl atılır, ödem çözücü, hamilelikte ödem, pulmoner ödem, vücuttaki ödem, ödem atıcı, ödem giderici, ödem tedavi, dizde ödem, gebelikte ödem, gözde ödem, ödem ne, ödem sökücü, anjionörotik ödem, ayaklarda ödem, bacaklarda ödem, bacakta ödem, beyin ödem, midede ödem, ödem atmak, ödem neden, papil ödem, ödem atma, ödem hastalığı, ödem nedenleri, ödem oluşumu, ödem söktürücü bitkiler
ÖDEMİ DOĞAL YOLLARLA AZALTABİLİRSİNİZ
Kanser tedavisi sırasında çeşitli nedenlerle ortaya çıkan ödemi bitkisel formüllerle azaltmak mümkün. Maydanoz, mısır püskülü, defne yaprağı ve avokado karışımından hazırlanan çay vücuttaki su ve tuzun atılmasına yardımcı oluyor Çayı haftada 2 kez 1-2 kupa içmek yeterli
Hamileyken akciğer zarı kanserine yakalandım. Kemoterapi görüyorum. Bacaklarımdaki şişliğin sebebi ne olabilir?
31 yaşındayım. 4 aylık hamileyken akciğerlerimin su topladığı anlaşıldı. Tüberküloz (verem) tanısıyla 1 ay tedavi gördüm. Daha sonra tüple su boşaltıldı. Biyopsi yapılınca mezotelyoma (akciğer zarı kanseri) olduğum ortaya çıktı. Hamile olduğum için herhangi bir tedavi uygulanmadı. 9 ay tamamlanmadan erken doğum yaptım. Doğumdan sonra rahatsızlığım aşırı derecede arttı. Şu anda kemoterapi görüyorum. Her kemoterapi aldıktan 1 hafta sonra bacaklarımda şişlik ve ağrı ortaya çıkıyor. Doktorum damar tıkanıklığından şüphelenip ultrason yaptı. Fakat herhangi bir sorun tespit edilmedi. Acaba bu şikayetlerin sebebi ne olabilir? Nasıl tedavi edilir? A.D.
CEVAP Prof.Dr. Erkan TOPUZ : Mezotelyoma sizin yaşınızda çok nadir görülür. Genellikle toprağında asbest denen kanserojen bir madde olan bölgelerde yaşayanlarda, çimento, mermer fabrikası gibi tozlu ortamlarda çalışanlarda ortaya çıkar. Akciğer mezotelyoması yavaş seyreden bir tümördür. Erken evrelerde yakalanırsa ameliyat düşünülebilir. Gerekirse ağrılı noktalara ya da küçük odaklı yerlere radyoterapi yapılabilir. Tümör ilerlemişse 6-7 yıl önce çıkan bir kemoterapi ilacı devreye girer. Sanırım sizde de aynı ilaç kullanılıyor. Bundan yarar görmezseniz doktorunuz başka bir kemoterapi seçebilir. Bacağınızdaki şişlikler damar tıkanıklığına bağlı olabilir.
Fakat şikayetlerin her iki bacağınızda olduğunu söylediğiniz için damar tıkanıklığı ihtimal dışı gibi görünüyor. Kasık lenf bezlerindeki ya da karındaki bir tümör bacakların şişmesine sebep olabilir. Yine elektrolit düzensizliği, protein eksikliği, kalp yetmezliği gibi nedenler de ödeme yol açabilir. Altta yatan sebep neyse tedavi buna göre düzenlenir.
Protein eksikliği varsa bol miktarda protein takviyesi gerekir. Yumurta, kırmızı et, balık ve tavuk tüketimi protein ihtiyacını karşılayabilir. Ama bunlar yeterli olmazsa mama ya da damar yoluyla protein verilebilir . Bir de kemoterapiden sonra şişliğin ortaya çıktığını söylüyorsunuz. Kemoterapi sırasında hastaya 2 litreye yakın sıvı verilir. Kemoterapi serumunuzun hızlı verilmesi ödeme yol açmış olabilir. Ama idrar söktürücü ilaçlarla bu sıvı yavaşça atılabilir.
Ödemi atmaya yardımcı olacak bazı bitkisel çözümler de var.
Örneğin, saplarıyla birlikte maydanoz, defne yaprağı, mısır püskülü, kiraz sapı ve avokado karışımından hazırlanan çay ödem çözer. Bu çayı haftada 2 kez 1-2 kupa içmek yeterli. Bromelain (ananas hapı), boswellia bitkisi hapı da ödemin atılmasına yardımcı olur. Mezotelyoma hastalarına bol bol kırmızı turp ve tere yemelerini tavsiye ederiz. Ama yeşil, mor, kırmızı, sarı, yeşil meyve ve sebzelerin bol tüketilmesi gerekir. Bağışıklık selenyum, E vitamini, shiitake, maitake gibi mantar haplarını doktor tavsiyesiyle kullanabilirsiniz. Ayrıca yoğurt tüketimini artırın, bol bol muz yiyin. Meyan kökü en önemli tedavilerden biridir; kalp, şeker, tansiyon gibi sorunlarınız yoksa her gün 1 çorba kaşığı toz haline getirilmiş meyan kökü tüketin. 2 ay kullanıp 3 ay dinlenin. C vitamininden zengin olduğu için kuşburnu çayı için. Çörekotu, zerdeçal, zencefil, keten tohumu, dereotu tohumu kullanın.
DUPHASTON 10MG TABLET KULLANANLAR
DUPHASTON 10MG TABLET KULLANANLAR
Duphaston 10 mg tablet geri çekildi
Jinekolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan “Duphaston 10 mg (miligram) Tablet” adlı ürünün 010089 (İ.T: 08.2009-08.2011) seri numaralıları 1. sınıf (A) seviyesinde (tüketici seviyesine kadar) geri çekildi.
Alınan bilgiye göre, “Duphaston 10 mg (miligram) Tablet” adlı ürünün, 010089 (İ.T: 08.2009-08.2011) seri numaralılarının, kendi kutularına ve blisterine konulduğu halde bir kısmında “Duspatalin 100 mg Draje”ye ait alüminyum folyosu kullanıldı.
Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, söz konusu ilacın “010089 (İ.T: 08.2009-08.2011) seri numaralılarına, 15 Ağustos 1986 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Farmasötik ve Tıbbi Müstahzar, Madde, Malzeme ve Terkipleri ile Bitkisel Preparatların Geri Çekilmesi ve Toplatılması Hakkında Yönetmelik”e göre 1. Sınıf (A) seviyesinde geri çekme işlemi uyguladı ve gereğinin yapılmasını ilgili firmaya duyurdu.
KİMYASAL PEELİNG NEDİR NASIL UYGULANIR
KİMYASAL PEELİNG NEDİR NASIL UYGULANIR
Kışın Cildinize Kimyasal Peeling Yaptırmayı Unutmayın
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ayfer Aydın kimyasal peeling hakkında merak edilenleri anlattı.
Yüz, boyun, göğüs, eller ve kollarda oluşan yanıklar, kırışıklıklar, lekeler ve çiller kimyasal peeling sayesinde sorun olmaktan çıktı. Çeşitli kimyasal solüsyonların cilde uygulanmasıyla yapılan kimyasal peeling, ciltte oluşan küçük çukurların ve izlerin giderilmesinde çok etkili bir yöntem.
Kimyasal Peeling nedir?
Deriyi canlandırmak, gençleştirmek, görünüşünü iyileştirmek için bazı kimyasal solüsyonların uygulamasıdır. Bu tedavide deriye, yüzeyel tabakaların ayrılmasına ve soyulmasına neden olan kimyasal bir asit uygulanır. Çok sayıda kimyasal peeling ajanı olmakla birlikte en sık kullanılanlar glikolik asit, alfa hidroksi asitler (AHA), triklosetik asit (TCA), salisilik asit, jesner solüsyonu ve kombinasyonlarıdır.
Kimyasal peeling ile neler tedavi edilebilir?
Yanık ve herediter faktörlerin deride oluşturduğu kırışıklar, güneşe ve yaşa bağlı lekeler, karaciğer lekeleri, çiller, kanser potansiyeli taşıyan kabuklu kızarıklık veya yüzdeki koyu renkli lekeler, melazma denilen hormonal veya gebelik lekeleri peeling ile düzeltilebilir, hatta iyileştirilebilir. Aktif aknede iyileşmeye ve akne izlerinde düzelmeye yardımcıdır. Deride oluşturulan soyulmanın ardından yeni deri gelir. Yeni gelen cildin dokusu ve rengi daha düzgün ve daha homojendir.
Neler tedavi edilemez?
Derideki gevşeme ve sarkmalar düzeltilemez. Kimyasal peeling işlemi yüz gerdirme, kaş kaldırma işlemlerinin yerini tutmaz. Gözkapağı düşüklüğünü gidermede de etkili değildir. Derin çukurlarda bir dereceye kadar yardımcı olabilmektedir. Küçük çukurlar ve izlerde ise çok etkilidir.
Nasıl uygulanır?
Yüz, boyun, göğüs, eller ve kollara doktorun seçimi ve hastanın derisinin durumuna göre bir asit solüsyonu seçilerek hastane şartlarında uygulanabilir. Deri, yağlarından arındırıldıktan sonra tedavi alanına uygulama yapılır. İşlem esnasında 5-10 dakika kadar hafif yanma ve batma görülebilir. İşlem sonrası normal günlük yaşama hemen dönülebilir. İstenilen sonuçları elde etmek için birkaç seans gerekebilir.
Peeling sonrasında beklenebilen durumlar nelerdir?
Kimyasal peelingin derinliğine bağlı olarak ciltte, hafif veya güneş yanığı benzeri reaksiyon oluşur. Yüzeysel tipte 1-5 gün süren kızarıklıklar ve hafif soyulmalar olur. Derin tiplerde ödem ve deride gerginliğin yanı sıra kahverengi bir tabaka oluşumunun görülmesi normaldir. Bu tabaka 7-10 günde soyulur.
Peeling sonrası nelere dikkat edilmeli?
Ciltte oluşan kabuklar kesinlikle soyulmamalıdır. Sadece hekim tarafından önerilen nemlendirici prepatlar kullanılmalıdır. Ayrıca güneşten korunmaya dikkat edilmelidir.
Peeling hangi durumlarda uygulanmaz?
Peeling yapılacak yüzeyde açık uçuk bulunuyorsa, derin güneş yanığı, açık yara ve enfeksiyonlar varsa, daha önceden o bölgede soyma işlemi yapılmışsa bu yöntem kullanılmaz. Ayrıca Roaccutane tedavisi gören ya da yakın zamanda görmüş kişilere kimyasal peeling uygulanmaz.
KANSER MEMEDEN LENFLERE YAYILDIYSA
KANSER MEMEDEN LENFLERE YAYILDIYSA
Kanser memeden lenflere yayılırsa
Göğüs kanseriyim ve lenflere yayılmış. Bunun anlamı nedir?
Prof.Dr. Coşkun Tecimer: Meme kanseri, en sık kadınlarda görülür. Gelişmiş ülkelerde her 10 kadından biri bu kanserle karşılaşır ve Uzakdoğu ülkelerinde daha az rastlanır. Bizdeki rakamlar giderek Batı’nın gelişmiş ülke istatistiklerine yaklaşmaktadır. Bu artışta, insan ömrünün uzaması kadar teşhis olanaklarının artması da belirleyicidir. Beslenme şeklindeki değişiklikler ve kanserojen (kanser yapıcı) maddelerdeki artış da meme kanserinin sık görülmesinde bir faktördür. Meme kanseri yaşla birlikte sayıca artış gösterse de yayılma hızı yavaşlamaktadır. Gençlerde ise daha hızlı ilerleme göstermektedir. Tümör ne kadar küçük yakalanırsa o kadar iyidir. En çok koltuk altı lenf bezlerine gitmesi, istenmeyen bir durum olmakla beraber hâlâ hastalıktan kurtulma şansı vardır.
Tedavide, memenin tamamı ya da tümörün olduğu kısım cerrahi sınırlar temiz kalacak şekilde çıkarılır. Koltuk altı lenf bezlerine gitmişse buradaki lenf bezleri temizlenir. Daha sonra gereken durumlarda koruyucu tedaviler uygulanır. Bu tedaviler arasında kemoterapi, radyoterapi, östrojen hormonunu baskılayan anti-hormon tedavisi ve “trastuzumab” olarak bilinen antikor tedavisi sayılabilir. Kanser en çok kemiklere yayılma eğilimindedir ve iç organlarla beyne de gidebilir. Yalnızca kemiklere gitmiş kanser, iç organlara yayılmış olana göre daha iyi seyir gösterir. Metastaz yapmış (diğer organlara yayılmış) meme kanserlerinde tedavide; kemoterapi, anti-hormon ve antikor uygulanabilir. Uzak organlara gitmiş meme kanserindeki tedavi ömrü uzatmaya yöneliktir. Beyne yayılmış tümörlerde kemoterapiyle verilen ilaçlar beyne giremediğinden radyoterapi uygulanır. Beyinde az sayıda metastaz varsa bunlar cerrahi olarak da çıkarılabilir.