Archive for Kasım, 2009



Damla Diyaliz Merkezi

Damla Diyaliz Merkezi
Adres : Telsiz Mah. Prof. Muammer Aksoy Cad. 69/1 Sok. No: 2 Zeytinburnu
Bulunduğu il : İstanbul (Avrupa Yakası)
Telefon No : +90 (212) 679 96 00
Fax No : +90 (212) 679 96 03
Web Sitesi : http://www.damladiyaliz.com

Ultra Diyaliz Merkezi

Ultra Diyaliz Merkezi
Adres : Hacerhanım Sok. No : 9 Bahçelievler
Bulunduğu il : İstanbul (Avrupa Yakası)
Telefon No : +90 (212) 442 70 26 (Pbx)
Fax No : -
Web Sitesi : -

Cilt için Canlandırıcı Maskeler

Kış yorgunluğunu bir kenara bırakıp, şu soğuk günlerde bile bahar ışıltısı saçan pırıl pırıl bir cilde sahip olmak istiyorsanız, canlandırıcı maskelere başvurabilirsiniz. İşte evdeki malzemeleri kullanıp, hazırlayabileceğiniz maskeler…
Bu maskeler yüzünüzün su, nem, krem gibi ihtiyaçlarını karşılayıp, cildinizin ışıldamasını sağlayacaktır.

Canlandırıcı maske

1 havucu sıkın. Muzu ezip havuç suyuna katın. Karışımı yüzünüze sürün ve 15-20 dakika bekletin. Sonra yıkayın. Ya da bir yumurtanın akını iyice çırpın, içine 1 tatlı kaşığı bal katıp iyice karıştırın. Yüzünüze sürün ve 15 dakika bekletin, sonra yıkayın.

Nem maskesi

1 yumurtanın sarısı, 1 çorba kaşığı yağsız süt tozu ve 1.5 tatlı kaşığı balı karıştırın. Karışım krem kıvamına gelince, boyun ve yüze sürün. 15-20 dakika sonra, önce ılık, ardından da soğuk suyla yıkayın. Eğer cildiniz kuruysa bu maskeyle onu nemlendirebilirsiniz.

Denge maskesi

1 elmayı rendeleyin, az miktarda süt ile pişirin. Ilık olarak göz çevresi hariç yüze ve boyuna sünün. Kuruyunca ılık su ile yıkayın. Gül suyu ile sürün. Cildiniz normalse bu bakım sizin için idealdir.

Yağlı ciltler için

1 çorba kaşığı kil, 1 olgun domates ile karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Yüze sürülür. 20 dakika beklettikten sonra ılık suyla yıkanır. Ya da, 1 çorba kaşığı süzme yoğurt, 1 çorma kaşığı kil ile karıştırılır. Karışım yüze sürülür. 20 dakika sonra yıkanır.

Karışıklar için

1 yumurtanın akı, 1 küçük boy salatalık, 1 tatlı kaşığı taze krema, bulamaç haline getirilir. Karışım, çizgilerin üzerine sürülür, 20 dakika sonra ılık maden suyuyla temizlenir.

Cilt Çatlaklarından Kurtulmanın Yöntemleri

Cilt güzelliğinin en büyük düşmanları arasında yer alan ve hızlı kilo alıp verme, ağır spor ve egzersizler yapma, doğum sonrası vücut deformasyonu gibi nedenlerle oluşan çatlakların iyileştirilmesi ve yok edilmesi imkânsız değil. İşte cilt çatlaklarından kurtulmak için yapılabilecekler…
Hızlı kilo alıp verme, doğum, ağır spor yapma gibi faktörler sonrası vücutta oluşan çatlaklar, çeşitli yöntemlerle iyileştirilebiliyor.

Kadınların korkulu rüyalarından biri olan vücut çatlakları, genellikle ergenlik döneminden itibaren hızlı kilo alıp verme, hızlı boy uzaması, dengesiz beslenme, hamilelik ve genetik yatkınlık gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar ve bacak, kalça, bel çevresi, göğüs ve diz arkalarında enine-boyuna ince beyaz çizgiler şeklinde yer alırlar.

Mediest Estetik ve Güzellik Merkezleri kurucusu Op. Dr. Atilla Alp, çoğu kadının problemi olan vücut çatlaklarının tam olarak bir tedavisi olmadığını, fakat günümüzde geliştirilen yeni yöntemler sayesinde çatlakların iyileştirilip, doku kalitesinin artırılabileceğini belirterek, çatlaklardan kurtulmanın yollarını anlattı:

Çatlak nedir ve nasıl oluşur ?

Derinin aşırı gerilmesine bağlı olarak, cildin elastin ve kolajen dokularındaki tahribat sonucunda ortaya çıkan vücut çatlakları, bir çeşit deri yırtılmasıdır. İlk oluştuklarında pembemsi görünümdedirler, zamanla bu pembe çizgiler mora, soluklaşarak beyaza, sedef rengine dönüşür. Ayrıca yine derideki esnemelerin yoğunluğuna bağlı olarak çatlaklar sadece renk farklılıkları şeklinde değil aynı zamanda kabarık veya çukurlaşmış görüntüler şeklinde de oluşabilirler.

Çatlakların oluşmaması için önceden alınabilecek önlemler nelerdir?

Özellikle açık tenliler, gelişme çağında ani kilo alan ve boyu aniden uzayan gençler, doğum nedeniyle karnı gerilen anneler ve her şeyden önemlisi ailelerinde çatlak olan kişiler, diğer insanlara göre daha fazla çatlak oluşma riskini taşırlar. Bu sebeple her şeyden önce beslenmemize dikkat edip, dengeli beslenmeli hızlı kilo alıp vermekten kaçınmalıyız. Düzenli ama çok ağır olmayan egzersizler yapmalıyız.

Vücudumuzu sürekli kremler ve yağlarla nemlendirmeli, cildimizin kurumasına ve gerilmesine izin vermemeliyiz. Ayrıca düzenli masaj ile ve banyoda fırçayla mümkün olduğu kadar dolaşımını kan artırıp deriyi uyarmalıyız.

Hangi tür çatlakların iyileşme olanağı daha yüksektir?

Çatlakların türü değil safhaları vardır. Çatlaklar taze yani henüz renkleri mor veya soluk kırmızıyken bu, dokunun kan dolaşımının mevcut olduğunu göstermektedir. Bu safhada doku kollajen ve elastin üretebilecek kabiliyettedir. Bu safhada yapılacak olan her türlü sağlıklı müdahale, iyileşme süreci için katkıda bulunur. Daha sonra beyazlayınca yapılan tedaviler daha uzun sürede yanıt verecektir. Ama yine de tedaviye her safhada başlamakta yarar vardır.

Çatlakları iyileştirmek için hangi yöntemler kullanılıyor?

Özel cilt masajları, mikrodermabrazyon, kimyasal peelingler, karboksiterapi, mezoterapik tedaviler, çeşitli dermo kozmetik kremler, ilaç (tretnoin) tedavileri, tedavileri günümüzde vücut çatlakları için kullanılan yöntemlerdir. Tedavilerde cildin tipine, çatlağın safhasına, genişliğine, bölgesine, mevsime göre gibi çeşitli faktörler göz önüne alınarak kombine programlar uygulanır.

Kış Öncesi Cilt Bakımı Rehberiniz

Yaz sıcağından korunmak için kozmetikçilerin yolu tutulur; toniklere, losyonlara birçok paralar akıtılır. Peki ya kış için de cildimizin bakıma ihtiyacı olduğunu biliyor muyuz? Kışa girmemize çok az bir zaman kala cildimizi kışa hazırlamak için yapmamız gerekenler bu yazımızda…
Soğuk havalar cildinizi kurutabilir, dudak ve ellerinizde çatlaklar meydana gelebilir. İşte tüm bunları önlemek için cildinize bakım uygulamaya ihtiyacınız olacak.

Çarşı-pazardan aldığınız sebze ve meyvelerle cildinizi soğuk günlere hazırlayabilirsiniz. Hem doğal ürünlerden faydalanarak hem de kozmetik ürünlere çok fazla para harcamadan…

Limon, brokoli, havuç, salatalık, lahana ve daha neler neler… ‘Osmanlı Sultanlarının Güzellik Sırları’ adlı kitabın yazarı Ayten Altınbaş da kış ayları için birçok kür öneriyor.

Evinizde kolayca yapabileceğiniz bu kürleri uygulamayı ihmal etmeyin.

Limon ile ellerinizi nemlendirin

Bir limonu ikiye bölün. Yarısını elinizin arkasına sürün. Limon yüksek oranda sitrik asit ve C vitamini içerir. Bu da doku üretiminin harekete geçmesini sağlar.

Ellerinizde birkaç saniye yanma hissedebilirsiniz; ama ellerinizi nemlendirerek iyi bir sonuç almış olacaksınız.

Ayva çekirdeği ile çatlaklara veda

İki ayvanın çekirdeklerini ayırın ve bir su bardağı doğal gül suyu ile karıştırın. 24 saat oda sıcaklığında bekletin. Kıvamlı bir jöle haline geldikten sonra çekirdekleri bu jöleden ayırın ve buzluğa koyun.

Bu karışımı cildinize sürün. Çatlak ve kırışıklıklarınız için bu kür iyi gelecek.

Cildinizin kurtarıcısı brokoli

Brokoliyi parçalayın. Tülbentle süzün. Yeşil bir su çıkacak. Bu su ile yoğurt ya da kaymağı karıştırın ve yüzünüze sürün. Elde ettiğiniz bu kür cildinizi beslemekle kalmayıp canlandıracak.

Türk kahvesinin telvesi ile ölü derilerden kurtulun

Türk kahvesinin telvesi ile Bepanthene’i karıştırarak yüzünüze uygulayın. Cildinizdeki ölü derilerden kurtulmak için bu kür ideal.

Bu karışım saçınıza hacim veriyor

Yarım litre suya iki çay kaşığı toz şeker atıp karıştırın. Saç spreyleri yerine elde ettiğiniz bu karışımı sürdükten sonra saçınıza kolayca hacim verebilirsiniz.

Havuç suyu ile saçlarınızı canlandırın

Havucu blendırdan geçirin. Zeytinyağı ile havuç suyunu karıştırın. Yıpranan saçlarınızı yıkamadan önce bu bakım kürünü sürün. Bir gün saçınızı bu şekilde bekletin. Yıpranan ve mahvolan saçlarınıza iyi gelecek. Bu kürü ayda bir kere uygulayabilirsiniz.

Kuruyan dudaklara bal

Bir çay kaşığı bal ile bir çay kaşığı şekeri karıştırarak dudaklarınıza sürün. Elde ettiğiniz karışım, kurumuş ve çatlamış dudaklarınızı canlandıracak.

Siyah çay ile cildinizdeki yağı azaltın

Cildinizdeki yağı azaltmak istiyorsanız, yüzünüzü siyah çayla yıkayın. Ancak yıkadıktan sonra durulamayın. Çay doğal bir matlaştırıcıdır. Bu yüzden, cildinizdeki yağ sorununu gidermenize yardımcı olacak.

Pırasa ile cildinizi tazeleyin

İki pırasanın beyaz kısmını ince ince doğrayın. Bir bardak sütle beraber on dakika pişirin. Lapa olan pırasayı, ılık halde cildinize sürün. 20 dakika sonra cildinizi gül suyu ile temizleyin. Kısa bir süre sonra yüzünüz canlı ve parlak görünüme kavuşacak.

Gözaltı morluklarına salatalık birebir

Bir salatalığı rendeleyip, buz kalıplarının içine koyun. Dondurulmuş olan salatalık küplerini, gözünüzün mor kısımlarında yaklaşık 5 dakika bekletin. Gözaltındaki morluklarınız azalacak.

Gliserinli gül suyu sürün, elleriniz çatlamasın

Doğal gül suyu ile gliserini karıştırın. Çatlak dudak ve elleriniz bu kür ile yeniden canlanacak.

Havuç suyu kışlık kreminiz olsun

Havucu katı meyve sıkacağı ile sıkın. Yarım bardak havuç suyu ile bir çay bardağı zeytinyağını cezveye koyun. Hafif ateşte pişirin. Üstteki yağlı kısmı cildinize sürün. Kışın besleyici krem olarak bu kürü rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Keten tohumu ile cildiniz çatlamasın

Keten tohumu ile gül suyunu karıştırın. Hafif jöle kıvamına gelene kadar oda sıcaklığında bekletin. İçerisindeki antioksidanlar çatlayan cildiniz için iyi gelecek.

Deriyi beslemek için lahana kürü

Katı meyve sıkacağı ile lahanayı sıkın ya da blendırdan geçirin. Zeytinyağı ya da Hindistancevizi yağı ile karıştırıp cildinize uygulayın. Elde ettiğiniz bu kürü besleyici krem olarak kullanabilirsiniz.

Zona Hastalığının Tedavisi ve Belirtileri

Uzmanlar, Herpes Zoster suçiçeği virüsünün yaptığı bir enfeksiyon olan Zona hastalığına, suçiçeği geçiren insanların yakalanma oranının % 20 olduğunu belirtiyor.
Herpes Zoster suçiçeği virüsü, sinir köklerinde aktif olmayan bir şekilde yaşamını sürdürür ve yeniden aktifleştiğinde Zona hastalığı gelişir. Suçiçeği geçiren kimselerin % 20’si Zona hastalığı geçirir.

Virüsü uyandırıp aktifleştiren neden bilinmemektedir. Vücudun enfeksiyonlarla baş etmesini sağlayan bağışıklık sistemindeki bir güçsüzlük virüsün çoğalmasına ve sinir boyunca deride yayılmasına neden olur. Çocuklar bile Zona hastalığı geliştirebilmesine rağmen, genellikle 50 yaşın üzerinde rastlanır. Hastalık, travma, stres gibi faktörler Zona hastalığı geçirilmesine neden olabilir.

Herhangi bir nedenle bağışıklık sistemi zayıflayan kişi Zona hastalığı geçirebilir. Bu kişilerde hastalık ciddi seyretmeye eğilimlidir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı lösemi, lenf oma gibi kanserler ve de AIDS’de Zona hastalığı sık görülür. Kanser kemoterapisi ve radyoterapi, organ naklinde kullanılan ilaçlar, uzun süreli kortizon kullanımı bağışıklık sistemini baskılayabilir.

Zona hastalığının belirtileri nelerdir ?

Zona hastalığının ilk bulgusu derinin belirli bir bölgesinde yanma batma tarzında ağrı ve duyarlılık artışıdır. Bu ağrı döküntünün gelişmesinden 2-3 gün önce döküntü alanında başlar. Bu arada baş ağrısı ve ateş olabilir. Bu alanda daha sonra kızarıklık ve şeffaf su kabarcıkları gruplar halinde oluşur. Bu kabarcıklar 2-3 hafta kadar sürer. Bu kabarcıklar koyu renkli kan ile dolar, sonra kabuklanır ve iyileşmeye başlar. Ağrı daha uzun süre sürebilir. Nadir olarak döküntü hiç görülmemeksizin de ağrı olabilir.

Ağrının şiddeti nasıldır?

Ağrı sıklıkla ağrı kesici ilaçlar kullanmayı gerektirecek kadar şiddetlidir

Zona hastalığı genellikle vücudun hangi bölgesinde görülür?

Zona hastalığı genellikle gövdede ve kalçalarda görülür. Fakat yüz, kol ve bacaklarda da görülebilir. Gözde kalıcı hasar bırakabildiği için göz de hastalık görüldüğünde dikkatli bir bakım gerekir. Burun ucunda su kabarcığı oluşmuşsa bu göz tutulumunun olduğunu gösterir. Bu durumda muhakkak Göz Hastalıkları uzmanı tarafından muayene yapılmalıdır.

Zona hastalığının komplikasyonları nelerdir?

Deri döküntüleri geriledikten sonra Zona hastalığına ait ağrı kalabilir. Özellikle yaşlı hastalarda ağrı aylar ve yıllar boyu kalır. Zona hastalığının erken evrelerinde tedaviye başlamak ağrı gelişimini engelleyebilir.

Su kabarcıklarında bakteri enfeksiyonu gelişebilir ve bu yaraların iyileşmesini engeller. Döküntüde ağrı ve kızarıklık artarsa muhakkak doktorunuza başvurun. Bu durumda antibiyotik tedavisi gerekebilir.

Diğer bir durum Zona hastalığının tüm vücuda ve diğer organlara yayılmasıdır. Nadir olarak görülen bu durumda bağışıklık sistemi baskılanmıştır.

Kadın Sağlığını Tehdit Eden Kimyasallar

Yapılan bir araştırma, günde periyodik olarak abartmadan ortalama makyaj yapan bir kadının 515 kimyasalı üzerinde taşıdığını ortaya koydu. Uzmanlar ise bu kadar kimyasalın zamanla insan vücudunu yıpratacağını belirtiyor.
Ruj, oje, parfüm, deodorant, vücut losyonu, saç spreyi, fondöten gibi ürünlerin kimyasal analizini yapan yeni bir araştırma tüyler ürperten sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre bu malzemeler birçok kadın için günlük hayatın bir parçası olsa da sağlık açısından büyük bir riski de beraberinde getiriyor.

Deodorant üreticisi Bionsen tarafından yapılan araştırmaya göre, bu kozmetik ürünlerini kullanan bir kadının vücudu her gün 515 kimyasal maddeye maruz kalıyor. Bu kimyasal maddeler alerjiden, hormon bozukluğuna, doğurganlık sorunlarından kansere kadar birçok rahatsızlığa neden olabiliyor.

Hangi üründe ne kadar kimyasal var?

Şampuan
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 15
En tehlikelileri: Sodyum lauril sülfat, tetrasodyum, propilen glikol
Yan etkileri: Tahriş, kaşıntı, göz hasarı.

Far
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 26
En tehlikelileri: Polietilen tereftalat
Olası yan etkileri: Kanser, kısırlık, hormonal bozukluk, organlarda tahribat.

Ruj
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 33
En tehlikelisi: Polimetilmetakrilat
Olası yan etkileri: Alerji, kanser.

Oje
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 31
En tehlikelileri: Ftalat
Olası yan etkileri: Doğuranlığı azaltabilir, hamilelikte bebek gelişimini etkileyebilir.

Parfüm
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 250
En tehlikelileri: Benzaldehit
Olası yan etkileri: Ağız, boğaz ve gözlerde tahriş, mide bulantısı, böbrek sorunları.

Bronzlaştırıcı krem
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 22
En tehlikelileri: Etil-metil paraben, propil paraben
Olası yan etkileri: Kurdeşen, tahriş, hormonal bozukluk.

Saç spreyi
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 11
En tehlikelileri: Oktinoksat, isophthalate
Olası yan etkileri: Alerji, gözler, burunda tahriş, hücre yapısında bozulma.

Allık
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 16
En tehlikelileri: Etil paraben, metil paraben, propil paraben
Olası yan etkileri: Kurdeşen, tahriş, hormonal bozukluk.

Fondöten
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 24
En tehlikelileri: Polimetil metakrilat
Olası yan etkileri: Alerji, kanser.

Deodorant
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 15
En tehlikelileri: İzopropil, myristat,
Olası yan etkileri: Ciltte ve akciğerlerde tahriş, baş ağrısı, solunum problemleri.

Vücut losyonu
İçerdiği kimyasal madde sayısı: 32
En tehlikelileri: Etil paraben, metil paraben, propil paraben, polietilen glikol
Olası yan etkileri: Kurdeşen, tahriş, hormonal bozukluk.

Görme İşlevinin ve Görme Alanının İncelenmesi

Görme İşlevinin ve Görme Alanının İncelenmesi

Görme işlevinin, iki gözle görmenin, gözyaşı salgılamasının ve ağ tabakanın kan dolaşımının incelenmesini, gözün saydam ortamlarının bulanık ya da saydamsız olduğu durumlarda gözün görmesinin incelenmesini ve glokom (karasu) bulunup bulunmadığının araştırılmasını sağlarlar.

Görme işlevinin incelenmesi Görme alanının incelenmesi

Görme alanı, hareketsiz gözün hareketsiz bir nokta çevresinde görebildiği uzay yayılımıdır.

Ağ tabaka duyarlığı merkezden çevreye doğru azaldığından, görme alanının eşit duyarlıktaki bütün noktalarını birleştiren çizgiye izopter adı verilir. Çoğunlukla Goldmann perimetresi (görme alanı ölçer) ile yapılan görme alanı incelemesi, bir ışık noktasının büyüklüğünün ve gücünün belirlediği belirli sayıda izopterin bir çizime geçirilmesine dayanır. Görme alanında tesbit noktasının dışında yerleşmiş küçük bir kör nokta (Mariotte lekesi) bulunur; görme alanının incelenmesi, ağ tabakayı ve artkafa lobu korteksine kadar görme yollarını incelemeyi sağlar.

Renk görmenin incelenmesi

Doğuştan ya da sonradan edinilme renk görme anormallikleri birçok yöntemle araştırılır:

Adlandırma yöntemi: Renk görmesi incelenen kişiye, gösterilen renklerin adlarını söyletme-ye dayanır;

İsihara tabloları yöntemi: Renkli noktalardan oluşmuş bir mozayik göstermeye dayanır; bu Karışık renkli noktalardan ayrı renkli olanlar, bir sayı ya da resim oluştururlar. Renk görmesi normal olmayan kişi, yanlış bir sayı söyler ya da normal gören kişinin hiçbir şey ayırdedemediği yerde bir sayı okur;

sınıflandırma yöntemi: Giderek koyulaşan tonlarda bir dizi renkli düğmeyi düzenli olarak sınıflandırtmaya dayanır; en çok kullanılanı 15 ya da 85 düğmeli Farnsworth testidir;

renkli karışımlar yöntemi: Seçilmiş bir 3. rengi oluşturmak için 2 rengi karıştırmağa dayanır; yararlanılan aygıt Nagel analoskopu’dur.

Göz içi basıncının düzleştirici tonometre ile ölçülmesi.

Elektroretinogram

Ağ tabakanın ışık parıltısı tarafından uyarılan elektriksel etkinliğinin, saydam tabaka yüzeyindeki elektrotlarla alınarak kaydedilmesiyle elde edilen eğridir. Yerel (erişkinde) ya da genel (çocukta) anesteziden sonra elektrotlardan biri gözyuvarının önüne, öteki kafatasma yerleştirilir; bir kaydedici aygıta bağlıdırlar. Elektroretinogram, ışık geçiren ortamların saydamsızlaşması, kalıtımsal ağ tabaka yozlaşması ya da damar hastalıkları durumlarında çok yararlıdır.

İki gözle görmenin incelenmesi

Göz hekimi tarafından başlatılır ve gerektiğinde şaşılık uzmanlarınca tamamlanır. İki gözle görmenin 3 derecesi ayırdedilir: Eşzamanlı algılama; birleştirme; üç boyutlu görüntüyü değerlendirme.

Gözyaşı salgılanmasının incelenmesi

Gözyaşı salgılanması Schirmer testi ile değerlendirilir. Derecelenmiş kurutma kağıdı, sümüksel zar alt çıkmazına yerleştirilir. Normalde gözyaşları, kağıdın belli sayıda bölümlerini 5 dakikada ıslatmalıdırlar. Bu test aracılığıyla gözyaşının az salgılandığı saptanırsa, saydam tabaka ya da sümüksü zar yaralarını araştırmak için bir damla, boyalı göz damlası damlatılır (genellikle flüoresein).

Glokomun araştırılması

Glokom (karasu) tedavi edilmezse yavaş yavaş körlüğe götüren süreğen bir hastalıktır. 3 öğesi vardır: Gözün aşırı gerilimi; göz siniri diskinin (papilla) çukurlaşması; görme alanının bozulması. Bazı tam olmayan biçimlerde kişinin normal mi, glokom kuşkulu mu, yoksa gerçekten glokomlu mu olduğunu öğrenmek için bazı testler uygulamak gerekir.

Göz içi basıncı eğrisi

Göz içi basıncı 24 saat boyunca önemli değisiklikler gösterir. Dolayısıyle, değişik saatlerde birçok kez (genellikle 4 kez) basınç ölçülebilir.

Basınç eğrisi

Bir ağırlık yardımıyla göz üstüne 4 dakika süreyle değişmez bir basınç uygulanırsa, saydam sıvı (ön oda sıvısı) doğal akış yollarıyla göz dışına kaçar. Başlangıç basıncı, bitirme basıncından azdır. Bu iki basınçtan «dışa akış kolaylığı» diye adlandırılan katsayı elde edilir. Glokomlularda bu katsayı düşüktür.

Su testi

Normal kişide hızlı ve bol miktarda su içme

(5 dakikada 1 litre), göz basıncında anlamlı bir artışa yolaçmaz. Bu testten önce ve test sırasında ölçülen göz içi basınçları arasındaki fark 10 mm civadan yüksekse, kişide büyük olasılıkla glokom vardır.
Deksametazon den«ftfltıesi

Normal kişide, 1 ay boyunca, günde 3 kez yüzde 0,1′lik deksametazonlu göz damlası damlatılması, göz içi basıncında 6 mm’den fazla bir yükselme yapmaz. Glokomluda ise, bu artış 16 mm’nin üstündedir.

Ekografi

Ekografi, sesüstü dalgalarının organın normal ya da hastalıklı iç yüzlerinden yansımasına dayanır (yöntem denizcilikteki radar ya da sonarlar tarafından uygulanana benzer).

Acısız ve ağrısız olan bu muayene, görme ortamlarının bulanık ya da saydamsız olduğu durumlarda (sözgelimi katarakt ya da camsı cisim içi kanama) ya da göz çukuru hastalıklarının teşhisinde son derece yararlıdır.

Flüoresein anjiyografisi

Yoğun bir boya eriyiğinin (flüoresein) toplardamar içine iğneyle verilmesi, ağ tabakadaki ve damar tabakadaki damar ağacının seçici olarak fotoğrafını çekmeyi ve boyanın damar tabaka düzeyindeki dağılımını incelemeyi sağlar. Eriyiğin iğneyle verilmesinden sonra değişik zamanlarda alınan fotoğraflar, dolaşım dinamiğinin incelenmesini sağlar. Bu muayene bazı göz siniri diski ödemlerinde, damar tabaka urlarında, damar tabaka iltihaplarında, ağ tabaka yozlaşmalarında son derece yararlıdır.

Kırma Anormalliklerinin Ölçüm Yöntemleri

Başlıca iki yöntem vardır: Skiaskopi; Javal oftalmometresi ile saydam tabaka astigmatlığının ölçülmesi.

Skiaskopi

Bu muayenenin yöntemi şöyledir: Kişiden 1 m uzaklıkta duran muayene edici, delikli bir düz ayna yardımıyla gözü aydınlatarak ışığın gözbebeğinde yansımasını inceler. (Çocukta, atropin gibi uyum yapmayı felç edici damlalarla gözbebeğinin genişletilmesi gerekir.) Aynanın hareket ettirilmesi

gözbebeğinde ard arda ışık ve gölge belirmesine neden olur. O zaman 3 olası durum değerlendirilir:

* gözbebeği bir kerede aydınlandığında ya da gölgelendiğinde, «hep birden gölge» denen olay gözlenir; bu durumda kişi 1 diyoptrilik miyoptur;

* ışık ve gölge, ayna ile aynı doğrultuda yer değiştiriyorlarsa, kişi bir diyoptriden az miyoptur-, normal görüyordur ya da hipermetroptur;

* ışık ve gölge aynanın doğrultusuna ters yönde yer değiştirirlerse, kişi 1 diyoptriden çok miyoptur.

O zaman, «hep birden gölge» denilen olayı elde edinceye kadar, gözönüne değişik değerde düzeltici camlar yerleştirmek yeterlidir. Hep birden gölge olayından kırma derecesi çıkarılabilir. Bu işlemlerin iki temel meridyende tekrarlanması, toplam astigmatlığın ölçümünü de sağlar.

Saydam tabaka astigmatlığının ölçülmesi

Javal oftalmometresi, saydam tabakanın ön yüzünün astigmatlığını ölçmeyi sağlar.

Saydam tabakanın ön yüzü bir dışbükey ayna rolü oynar. Muayene edici, bu aynada, yarım daire biçiminde bir yay üstüne yerleştirilmiş ışıklı kutuları izler.

Birinci kutu kırmızı ve dikdörtgen, ikincisi yeşildir ve merdiven basamağı biçiminde derecelenmiş bir yüzü vardır. Her basamak, astigmatlığın 1 diyoptrisine uyar. Kutuların ortası eksen çizgisi denen siyah bir çizgi ile işaretlenmiştir.

Kutular net olarak görüldüğü zaman, dereceli yayın görme ekseni çevresinde döndürülmesi, eksen çizgilerini birbirlerinin uzantılarına koymayı sağlar. Böylece, astigmat sistemin temel düzlemlerinden biri belirlenir. Bir düğme yardımıyla, kutuları taşıyan dereceli yay 90° döndürülür. Bu durumda 3 olasılık vardır:

* kutuların görüntüleri temas durumunda kalırsa, temel iki düzlemin eğilimlilik eksenleri aynıdır ve dolayısıyle astigmatlık yoktur;

* kutuların görüntüleri birbiri üstüne binerse, bu binişmenin basamak sayısı, astigmatlığın mutlak sayısını belirtir;

* görüntüler birbirlerinden ayrılırsa, bir düğme yardımıyla temas durumuna getirilir; sonra, dereceli yayın yeniden döndürülmesiyle, görüntülerin birbiri üstüne binmesi sağlanır.

Bu muayene bir yandan astigmatlığın eksenini ve mutlak değerini tanımayı, öte yandan saydam tabakanın eğikliğinin yarıçaplarının değerini dereceli yay üstünde doğrudan ölçmeyi sağlar. Temas camlarının verilmesinde çok önemlidir.

Ölçüm yöntemlerinin yorumlanması

Bu iki ölçüm yönteminin birleşmesi, kişinin ışığı kırmasının mutlak değerini öğrenmeyi sağlar. Bu değerden yola çıkılarak bir deneme aygıtı ile yapılan denemeler, gerçek düzeltici değeri bulmayı sağlar; deneme aygıtında her göz için ayrı ayrı değişik camlar denenir.

PRESBİTLİK

Presbitlik değişik yaşlarda ortaya çıkabilir. Genellikle 40-45 yaşlarına doğru belirir. Normal okuma uzaklığında (33 sm) tutulan bir cismi net olarak görme güçlüğüyle nitelenir. Billur cismin uyum yapma gücündeki azalmaya bağlıdır ve okumada ya da iğneye iplik geçirmek gibi işlerin gerçekleştirilmesinde güçlük çekmeyle ortaya çıkar. Tedavisi yalındır. Uyum yapma yitimini ödünle-yen dışbükey camlar kullanmak yeterlidir. Bu dışbükey camlar, uzağı görmek için yapılan düzeltmeye eklenecektir. Toplam yakın düzeltme bu yüzden, kişilere göre değişiktir. Genel olarak 40 yaşında 1 diyoptri, 50 yaşında 2 diyoptri, 60 yaşında 3 diyoptri eklemek gerekir. Böylece, sözgelimi 50 yaşındaki 2 diyoptrilik bir hipermetrop, yakından görmek için 4 diyoptrilik bir düzeltme camı taşımalıdır; 2 diyoptrilik bir miyop gözlüklerini çıkarmalı, normal gören (emeotrop) bir kişi ise 2 diyoptrilik cam taşımalıdır.

Görme Bozuklukları

Işığı kırma anormallikleri görme bozukluklarının tek nedeni değildir. Gerçekten başka hastalıklar, görme işlevinin tümünü ya da bir bölümünü bozabilirler.

Körlük

Görmenin tümüyle yitirilmesi ya da kullanılabilen görsel işlevin yitirifeıesidir.

Göz tembelliği (ambliyopi)

Bu terim, düzeltilmiş görme keskinliği 3/10′dan az kişiler için kullanılır. Göz tembelliğinin nedeni yapısal olabilir: Saydam ortamların (saydam tabaka, billur cisim, camsı cisim) bozunlari; ağ tabaka ya da görme yolu hastalıkları. 2 göz arasında önemli bir kırma farkına (anizometropi) bağlı

ya da bir şaşılıkla ilgili tek yanlı kötü görme durumunda, işlevsel göz tembelliğinden söz edilir. İki gözün kırma güçlerinin farklı olmasına bağlı göz tembelliği ve şaşılığa bağlı göz tembelliği bazen görme egzersiziyle düzeltilebilir.

Görme alanı anormallikleri

Görme alanında görmeyen bir nokta ya da alan bulunmasına skotom denir. Skotom, kişi tarafından farkedilmez de ancak Goldmann aygıtı tarafından ortaya çıkarılırsa negatif skotom diye nitelenir. Tersine hasta tarafından farkedilen sko-toma da pozitif skotomlar denir. Pozitif skotomlar genellikle gözyuvarmdaki bir bozuna, özellikle bir ağ tabaka bozununa, negatif skotomlar ise görme yolundaki bir hastalığa bağlıdırlar. Bu hastalıklar yerlerine göre sınıflandırılırlar:

*merkezi görsel işlevin tek başına yitimi durumunda, tesbit noktasına uyan merkezi skotom;

* merkezi skotomun bir kör bölge şeridi ile kör noktaya bağlandığı çekosantral skotom;

* görme alanı yitiminin tesbit noktası çevresinde bir alt ya da üst yay biçiminde olduğu yay biçimi skotom (bu skotom tipine özellikle glokom hastalığında raslanır);

* görme alanının üst ya da alt dış, ya da üst ya da alt iç dörtte birinin yitimi biçimi skotom;

* görme alanının yansının yitimine uyan yarım görmemeler (dış, iç, üst ya da alt yarı) ya da iki yan dış (her 2 gözün görme alanının dış bölümünün yitmesi, genellikle görme siniri çaprazındaki bir bozuna uyar) yarım görmemeler. Yan aynı yanlı yarım görmeme bir yandan görme alanının dış bölümünün, öte yandan gözde görme alanının iç bölümünün yitimiyle nitelenir; çoğunlukla görme siniri çaprazının arkasında yerleşmiş görme yolu bozukluğunu belirler.

Renk görme bozuklukları

Renk görme bozuklukları genellikle ikiye ayrılırlar.

(diskromatopsiler),

Doğuştan renk görme bozuklukları

Bütün renklerin tanınmasını sağlayan 3 ağ tabaka algılayıcısından birinin (ya da bir den çoğunun) çalışmaması ya da kötü çalışmasıyla belirlenirler:

* bir tek algılayıcı sistemleri olan tam renk körleri (çok ender raslanırlar);

* 2 algılayıcı sistemleri olan iki renk adamları (daha sıktırlar); bunlarda ya kırmızı, ya yeşil ya da mavi algılayıcı eksiktir;

* 3 algılayıcı sistemleri de bulunan, ama bunlardan biri kötü çalışan anormal üç renk adamları.

Sonradan edinilen renk görme bozuklukları

Gözde ya da görme yolunda bir anormalliğin sonucu olarak ortaya çıkarlar:

* normal kişiler tarafından beyaz olarak görülen cisimlerin renkli olarak algılandığı renkli görme bozuklukları;

* genellikle renklerin birbirlerine karıştırılmasına göre sınıflandırılan gerçek renk görme bozuklukları: Mavi ve sarı renklerin birbirine karıştırılması, kötücül miyopluk, şeker hastalığı kökenli ağ tabaka hastalığı, ya da ağ tabakanın renkli maddesinin (pigment) yozlaşması gibi ağ tabaka hastalıkları sırasında ortaya çıkar; kırmızı ve yeşil renklerin birbirine karıştırılması, san benek bozunlarınm ya da görme yolları bozunlannın (görme siniri iltihabı; görme siniri körelmesi) sonucudur.

merhem yeterlidir. İkinci durumda ise ağızdan ya da kas içi yoluyla genel antibiyotik tedavisine başvurmak gerekir. Bazı arpacıkların kesin bir tekrarlama eğilimi vardır. Bu durumda uzun süre yerel antibiyotik kullanılması, bazen de sorumlu mikroba karşı aşılanma gereklidir.

Gözkapağı apsesi

Çoğunlukla üst gözkapağına yerleşir. Kırmızı, ağrılı ve sıcaktır. îrin hızla bir boşluk içinde toplanırken, genel beden ısısı yükselir ve uykusuzluk belirir. O zaman, irini boşaltmak için apseyi yarmak gerekir. İrin incelenir ve sorumlu mikroba göre genel antibiyotik tedavisi uygulanır. Göz kapağı apselerinin nedeni çoğunlukla bir travmadır (göz kapağında ya da kirpik yayında küçük yara; kirpiklerin mikroplu bir gereçle alınması).